1856 Islahat Fermanı ve Paris Kongresi

Kısaca: Kırım Savaşı'ndan sonra imzalanan Paris Barış Kongresi'nde (30 Mart 1856) Eflak ve Boğdan'ın özerkliği kararlaştırılmakla beraber; Avrupa devletleri, sözde Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü güvence altına alıyorlardı. ...devamı ☟

Kırım Savaşı'ndan sonra imzalanan Paris Barış Kongresi'nde (30 Mart 1856) Eflak ve Boğdan'ın özerkliği kararlaştırılmakla beraber; Avrupa devletleri, sözde Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü güvence altına alıyorlardı. Ayrıca, İmparatorluğun Avrupa camiasına girmesi ve Avrupa genel hukukundan, yani Devletler Umumi Hukukundan yararlanmasını sağlıyorlar ve Padişah'a Osmanlı Devleti'nin Avrupa'nın dengesi için gerekli olduğunu, bu sebeple ülkesinde reform yolunda sağlam adımlar atmasını tavsiye ediyorlardı. Ancak, devletin egemenlik haklarına zarar vermemek için reformu dolaylı yandan önermeyi uygun gördüler. Padişah da Paris Kongresi'nden önce 18 Şubat 1856'da Islahat Fermanı'nı ilan etti ve bunu Avrupa devletlerine iletti. Islahat Fermanı, Gülhane hümayununun esas hükümlerini teyid ve tekrar etmekle beraber, bunları daha da genişletmiş bulunuyordu. Fermanda en çok göze çarpan hükümler şunlardı:

- Gayrimüslimlerin askeri ve sivil bütün okullara girme hakkını elde etmeleri ve kendi okullarını açarak devlet memuru olabileceklerdi.

- Müslümanlarla gayrimüslimler veya gayrimüslimlerin kendi aralarındaki ceza ve ticaret davalarının "muhtelif divanlarda" (ki bunlar laik mahkeme olacaktır) görülmesi ve bunlar için ceza, ticaret ve usul kanunlarının hazırlanması,

- Müslüman olmayanların da askerlik hizmetiyle yükümlü olması; fakat "bedel" vererek askerlikten kaçınmak imkanının tanınması,

- Yerli mevzuata uymak şartıyla yabancılara gayrimenkul edinme hakkının tanınmasıydı.

- Islahat Fermanı'nda iltizam usulünün son bulması, maaşların muntazam ödenmesi, rüşvetle mücadele gibi Tanzimat Fermanı'nda bulunan hükümler teyit olduğu gibi, devletin bütçe yapmasını öngören yasanın da özenle uygulanmasını; Müslüman olmayanların cemaat kurumlarında da laikleşme ve demokratikleşme yönünde değişiklikleri öngörüyordu.

Batı devletlerinin müdahaleleri sonucu ilan edilen ve Osmanlı topraklarındaki gayrimüslimleri Batı medeniyetine kazanmayı öngören bu ferman esasen reformlara muhtaç olan Müslüman cemaat tarafından çok ciddi bir şekilde tenkit edilip artık "gavura gavur denmeyecek" tarzında acı olaylara konu oldu. Hıristiyanlara Cidde, Lübnan, Şam gibi büyük merkezlerde yapılan saldırılar, İngiltere ve Fransa'nın olaylara müdahelesi sonucunu doğurdu. Dolayısıyla, Islahat Fermanı da önemli ölçüde kağıt üstünde kaldı. Islahatın yürürlüğe konmasında karşılaşılan güçlüğü Enver Ziya Karal şu veciz ifade ile ortaya koymaktadır: "Ortada bir hasta, kendilerini bu hastanın varisi telakki eden dört doktor ve hastalığı tedavi için tanzim ettikleri birbirinden farklı pek çok reçete vardı. Hasta bu reçetelerin hepsini tatbik ederek sıhhatını kazanacaktı, durum buna benzemekteydi".

Bu konuda henüz görüş yok.
Görüş/mesaj gerekli.
Markdown kullanılabilir.