Açık aşağıdaki anlamlara gelebilir:

Açık

Açık aşağıdaki anlamlara gelebilir: * Açık, bir gereksinimin karşılanamaması hali;engelsiz, serbest;kapalı olmayan;rengi koyu olmayan * Açık kaynak (açık kaynaklı yazılım), kaynak kodu herkese açık olan yazılım * Açık mimari, herkese açık olan yazılım veya donanım mimarisi * Açık sistem, herkese açık, telif haklarından bağımsız sistem * Açık tohumlular, bazı bitkileri kapsayan taksonomik bir grup * Açık Radyo, bölgesel bir radyo istasyonu * Açık Alan, Açık Radyo'nun düzenlediği bir program yarışması * Açık toplum, Henri Bergson tarafından geliştirilmiş bir fikir, kavram * Açık Yapıt, Umberto Eco'nun bir kitabı * Açık oturum, bir dinleyici grubu önünde, önceden seçilmiş kişilerin belli bir konuda yaptığı tartışma, toplantı, panel * Açık diplomasi, kamuoyunun bilgi ve denetimine açık diplomasi * Bütçe açığı veya açık, bir bütçedeki giderlerin gelirlerden büyük olması durumu

açık

1 . Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı:
"Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik."- R. N. Güntekin.
2 . Engelsiz:
"Açık yol."-
3 . Örtüsüz, çıplak:
"Açık baş."-
4 . Boş:
"Kâğıtta açık yer kalmadı."-
5 . Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal:
"Açık kadro."-
6 . Aralığı çok:
"Açık adımlarla."-
7 . Çalışır durumda olan:
"Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar."- Ö. Seyfettin.
8 . Kolay anlaşılır, vazıh:
"Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim."- R. N. Güntekin.
9 . Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen:
"Bu adamın her işi açıktır."-
10 . Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen:
"... her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o."- T. Buğra.
11 . Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı:
"Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu."- Ö. Seyfettin.
12 . Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.).
13 . isimDenizin kıyıdan uzakça olan yeri:
"Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır."- B. Necatigil.
14 . zarfDoğru olarak, açıkça:
"İnsan mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi?"- M. Yesari.
15 . isimBir gereksinimin karşılanamaması durumu:
"Bütçe açığı."-
"Ülkenin doktor açığı."-
16 . isimBelli bir yerin biraz uzağı:
"Tren yolu nehrin açığından geçer."-
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
açığa çıkarılmak , (birini) açığa çıkarmak , (bir durum) açığa çıkmak , (bir durumu) açığa vurmak , (birinin) açığı çıkmak , açığını kapamak (veya kapatmak) , açık alınla , açık düşmek , açık kapamak , açık kapı bırakmak , açık konuşmak , (bir yer, birine) açık olmak , açık söylemek , açıkta bırakmak , açıkta kalmak (veya olmak) , açık tutmak , açık vermek , açık yürekle

açık

Türkçe açık kelimesinin İngilizce karşılığı.
adj. open, uncovered, wide open, visible, apparent, obvious, bare, clear, unclouded, cloudless, definite, exposed, blank, aboveground, articulate, avowed, broad, candid, categorical, clean cut, clear-cut, confessed, crystal, decided, declared
adv. expressly, in blank, explicitly
n. shortage, deficient amount, shortfall, deficiency, deficit

açık

Türkçe açık kelimesinin Fransızca karşılığı.
ouvert/e, découvert/e, décolleté/e, précis/e, net/te, béant/e, (çay\kahve) léger/ère, (görev) vacant/e, (renk) clair/e, catégorique, flagrant/e, formel/le, (hava) serein/e

açık

Türkçe açık kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Defizit, Fehlbetrag, Loch, Minus, Unterschuss
adj. anschaulich, aufgelegt, ausdrücklich, bloß, deutlich, eindeutig, einleuchtend, einwandfrei, fasslich, frank, frei, freundlich, handgreiflich, heiter, klar, manifest, offen, offenbar, offenkundig, offensichtlich, publik, rein

Yanıtlar