Allah-Alem İlişkisi, felsefenin en çetrefilli meselelerinden biridir. Allah-alem ilişkisi ister deist, ister teist, ister ateist veya agnostik olsun her filozofu yakından ilgilendiren bir konudur.

Allah-Alem İlişkisi

Allah-Alem İlişkisi, felsefenin en çetrefilli meselelerinden biridir. Allah-alem ilişkisi ister deist, ister teist, ister ateist veya agnostik olsun her filozofu yakından ilgilendiren bir konudur.

Alemin ezeliliği

Alemin ezeliliği ve yaratılmışlığı hakkında İlkçağdan bu yana Allah-alem konusu üzerinde yapılan tartışmalarda Eflatun başta olmak üzere antik filozoflar ile üç semavi dinin teologları ve bazı serbert düşünürler alemin yaratılmış olduğunu savunurken Aristo, Proclus, Dehriler ve bazı Meşşailer ise onun ezeli olduğunu iddia etmişlerdir. Farabi ve İbn Sina gibi Meşşailer Allah-alem ilişkisinin yorumunda semavi dinleri alemin Allah'ın hür ve mutlak iradesiyle yoktan ve hiçten yaratıldığı şeklindeki görüşlerine karşın, yoktan bir şeyin meydana gelmesini açıklamanın imkansızlığını gerekçe göstererek Plotinus'tan gelen sudur teorisinden hareketle din ile felsefi görüşleri bir ortak paydada uzlaştırmaya çalışmışlardır. Kelamcılar, Allah'ın varlığını hudus deliliyle kanıtlamayı temel bir yöntem olarak kabul ederler. Kelamcıların yöntemi, alemin ezeliliği fikri, kelamcılara göre delilinin geçerliliğini tamamen ortadan kaldırmakta ve Allah'ın varlığını ispatlamayı güçleştirmektedir.Gazali ise bir taraftan felsefenin verilerinden yararlanırken, bir yandan da alemin ezeliliğini eleştiren Yahya en-Nahvi gibi Hıristiyan teologların birikiminden faydalanmıştır.

Kaynaklar

Vikipedi

Yanıtlar