Altın Elbiseli Adam

Altın elbiseli adam, 1969'da dönemin Kazakistan SSC'nin Almaata şehrinin 50 km. ve Salagar Alüvyonlu toprağının 20 kilometre doğusunda,Garaj yapmak ve yolu düzlemek için yapılan çalışmalar sırasında tesadüfen bulundu.

Altın Elbiseli Adam

Türk tarihinin en eski yazılı belgesi olduğu kabul edilmektedir. Karbon testlerinin sonucuna göre ele geçen hazinenin geçmişi M.Ö.4-5. yüzyıllara dayanmaktadır. Hazinenin en değerli parçası şüphesiz ki dibinde Göktürk abecesi ile yazılı iki satırlık metin bulunan gümüş tastır.

Keşif

1970 yılında, Kazakistan'da Almatı'nın 70 km. kuzeyinde Esik kasabasında, garaj yapmak ve yol açmak için alçak bir tepenin düzeltilmesine çalışılırken tesadüfen bulunan bir Türk Tegin'ine ait kurganda Altın pullarla kaplı elbise ve 4800 parçadan fazla eşyalar bulundu.

Höyüğü açan arkeologlar muhteşem bir mezarla karşılaştılar. Bu, bir lahid değil, Mısır piramidlerindeki firavun odasını andıran, her tarafı kapalı, süslü kayalarla yapılmış bir oda idi. Bu odayı itina ile açtılar ve asıl şaşkınlık o zaman oldu. Çünkü, bu ölü odasının içi pırıl pırıl altın eşya ile doluydu. Altın olmayan eşyalar da çoktu.

Altın Elbise

En göz alıcı ve harika nitelikteki eşya, altından yapılmış bir elbise idi. Çizmesinden başlığına, kemerinden kılıçlarına kadar her şeyi saf altın olan bir elbise.

Altın elbisenin başlığı ok ve tuğlarla süslü. Alın hizasında koç, geyik ve at kabartmaları var. Bu kabartmalara, kama kılıfında ve öteki eşyalarda da rastlanıyor. Belindeki kemerin solunda bir kılıç, sağında ise bir kama asılı. Ceketin altındaki düz pantolonun paçaları çizmenin içine giriyor. Ceket, yüzlerce üçgen altının birleştirilmesinden meydana gelmiş, çorabın çizme ile diz kemiği arasında kalan kısmında yine üçgen parçalar, çizmede ise dörtgen parçalar var.

Tarihçiler bu elbisenin bir Tigine (prense) ait olduğunu söylüyor, fakat tiginin kimliğini henüz bilemiyorlar. Onun için yazılarda adı "Altın Elbiseli Adam" olarak geçiyor.

Kazakistan'da Alma-Ata'nın yakınındaki Esik höyüğünden çıkarılan ve M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış bir Türk tiginine ait altın elbise. Halen Alma-Ata müzesinde bulunan bu elbise ve diğer eşyalar, 25 asırlık geçmişten Türk tarihine ışık tutan belgelerdir. Saf altından yapılan böyle bir elbise dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur.

Saka Türklerine Ait

frame|right|Esik höyüğünden altın bir elbise ve yüzlerce değerli eşya çıktı. Bu eşyalar arasında tarih bakımından en değerli olanı, yarısı kararmış bir gümüş tabaktır. Bu tabağın üzerinde bulunan iki satır yazı, en eski Türk yazısı sayılıyor., 4.800 parça altından başka, tabakları, vazoları, kepçeleri, ayna ve tarak kılıflarını, gümüş kaşıkları inceleyen tarihçiler,bunların, M.Ö. 5. yüzyıla ait yüksek bir medeniyetin ürünleri veya belgeleri olduğunu oybirliği ile kabul ediyorlar. Yine bu tarihçilerin kanaatlerine göre, bu yüksek medeniyetin kurucuları, Çin baskısı ile Altaylar kalkıp bugünkü Kazakistan bölgesine gelerek yerleşen ve Sakalar olarak anılan bir Türk kavmidir.

Sakalar, M.Ö. 8. ve 4. yüzyıllar arasında, önce Tiyanşan'da, sonra da güneybatı Asya'da yaşayan Turani kavimler topluluğuna verilen bir addır. Daha sonra bunlara İran kökenli Soğdlar da karışmıştır.

Sakalar, Fergana, Kaşgar, Aral Gölü, Hazar Denizi arasındaki alanda ve bugünkü Rusya'nın güneyinde kalan yerlerde hakimiyet kurmuşlardı. Bunların inanışları, ölü gömme törenleri ve örfleri, Altaylılarınkinin aynı idi. Hunların ve Göktürklerin adetlerine de uyuyordu.

Bir yandan İran'lıların, öte yandan Çin'lilerin sürekli baskılarına uğrayan Sakalar, M.Ö.4. yüzyılda devlet olarak ortadan kaldırıldılar. Bugün Yakut Türkleri kendilerine 'Saka' demektedirler.

En Değerli Eşya

Altın Elbiseli Adam'ın bir Türk Tigini olduğu anlaşılmaktadır. Mısır piramitlerinden sonra mezarından en çok altın çıkan, baştan başa, her şeyi ile saf altından elbisesi olan veya zamanımıza kalan yalnız odur.

Fakat, Altın Elbiseli Adam'ın mezarında bulunan en değerli şey ne bu altınlardır, ne de diğer eşyalar. Bu mezarda bulunan en değerli tarihi belge, yarısı kırık bir kabın üzerindeki 26 harflik iki satır yazıdır. Bu yazı, tarih ilmine, özellikle Türk tarihi ve medeniyetine ışık tutan, yeni boyutlar kazandıran bir belgedir.

Bugüne kadar bilinen en eski Türk yazısı, Yenisey ve Orhun anıtlarındaki yazılardı ve bunlar zamanımızdan ondört asır geriye uzanıyordu. Oysa, Esik'teki mezarda bulunan bu yazı 25 asırlık bir belge idi.

Sovyet tarihçilerinin okuduğu 26 harflik yazının anlamı şudur:

"TİGİN 23'ÜNDE ÖLDÜ. ESİK HALKININ BAŞI SAĞ OLSUN."

Kazı Devam Ediyor

Esik dolaylarında kazılar devam etmektedir. Daha büyük ve başka mezarlar da bulunmuştur. Fakat bunların soyulduğu, değerli eşyaların çalındığı, mezarların bomboş bırakıldığı görülmüştür. Bununla beraber taş lahidler, yontmalar, çeşitli buluntular, aydınlatıcı belge niteliğindedir.

Esik höyüğünde bulunan altın elbise ve diğer eşyalar halen Alma-Ata müzesindedir.

Fotoğraflar

Altın Elbiseli Adamın mezarından çıkan süs eşyaları

Kaynak

  • http://www.dilimiz.com/tarih/altinelbise.htm Dilimiz.com
Altın giysili TİGİN , yüksek Türk uygarlığının örneklerinden yalnızca biridir.
Gizlenmeye , gösterilmemeye çalışılan Türk uygarlık değerleri ,gelecekte tıpkı bir güneş gibi kendini önce kendi ulusuna ardından tüm acuna yeniden tanıtacaktır. Roma , Hint , Yunan , Mısır gibi uygarlığın beşiği bilinen yerlerde giyim yalnızca BÜRÜNME iken Türkler geliştirdikleri örgü , dikim ,dokuma bilgileri ile ilk kez Çeket , gömlek ,pantolon , çorap , ilik , düğme , halı ,kilim gibi en önemli temel uygarlık unsurlarını önce kullanmışlar sonra da çevrelerine yaymışlardır.
Yüksek Türk Uygarlığı kuşkusuz derin yapısı ile yeniden tüm evren ile yeniden kucaklaşacaktır....

İlgili konuları ara

Yanıtlar