Andıç skandalı, 1998’de yakalanan PKK'nın üst düzey yöneticilerinden Şemdin Sakık'ın soruşturma zabtına, yalan ifadeler eklenerek basına sızdırılmasıdır. Bu ifadeler, 25 Nisan 1998 tarihinde Hürriyet ve Sabah gazetelerinde iki gün boyunca yayımlandı.

Andıç olayı

Düzenle-tarih|Mart 2007 Andıç , ülkemizin gazetecilik tarihinde önemli bir dönemi anlatmak için kullanılan simge bir kelime. Tamamen bize özgü. Kelimenin anlamını bilmek bile çok zor. Ancak yaşadığımız olayı ayrıntılarıyla anlatırsak bu kelimenin içeriğini ifade edebiliyoruz. Geçenlerde yayımlanan ve o dönemi anlatan ``12 Eylül ve Andıçlanan Gazetecilik`` (Güncel Yayıncılık) kitabımın adındaki andıç kelimesinin ne olduğunu soranlar oldu.

İngiliz gazetecilik tarihinde ``Profumo Skandalı`` , Amerikan gazetecilik tarihinde ``Watergate skandalı`` nasıl çok özel bir durumu ifade ediyorsa, ``Andıç`` da ülkemiz gazetecilik tarihinde bir dönüm noktasını anlatıyor.

Neydi ``Andıç`` olayı ve bugün neden konuşuyoruz? Sabah gazetesinin eski sahibi Dinç Bilgin, Nazlı Ilıcak `ın yönettiği bir TV programında, 28 Şubat 1997 tarihinden sonra medyaya yapılan müdahaleleri anlattı. Dinç Bilgin, gazetelerin Ankara bürolarının Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ``devşirildiği`` ni öne sürdü. Sabah gazetesinin o dönemdeki yazarları Mehmet Ali Birand `ın ve Cengiz Çandar `ın andıçlanma sürecini aktardı.

PKK şeflerinden Şemdin Sakık` ın yakalanmasının ardından, onun olduğu iddia edilen bir ifade, önce Kanal D`de Uğur Dündar `ın programında gündeme gelmişti. Ertesi gün ise bu ifade Hürriyet ve Sabah gazetelerinde yayımlanmıştı. Sabah gazetesinde yaşananları, Dinç Bilgin, Can Ataklı ve Ergun Babahan `dan öğrendik. Bu haber yayımlanmazsa Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand`ın yaşamının tehlikeye gireceği de Sabah yöneticilerine söylenmişti.



Mehmet Ali Birand`ın yönettiği 32. Gün programında ``Andıç`` günlerini yeniden yaşadık. Şemdin Sakık`ın ifadesi diye yayımlanan belgelerde bazı gazetecilerin Abdullah Öcalan` dan para aldıkları öne sürülüyordu. İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal da, bu ifadede PKK elamanı olarak gösteriliyordu. Aradan bir süre geçtikten sonra Şemdin Sakık`ın ifadesi diye sunulan ifadenin tamamen düzmece olduğu ortaya çıktı. Şemdin Sakık böyle bir ifade vermemişti.

Bu olaylar patlak verdiğinde bizler andıç kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorduk. 2 yıl sonra bazı gazetecilere ve sivil toplum kuruluşlarına bir belge yollandı. Bu belge, resmi bir belgeydi ve altında bazı üst düzey komutanların adı vardı. Nazlı Ilıcak, bu belgeyi kamuoyuna açıklayan bir basın toplantısı yaptı. Genelkurmay`a sorular yöneltti. Ardından Genelkurmay Başkanlığı belgeyi doğrulayan bir açıklama yaptı. Bu belge işte meşhur "Andıç" belgesiydi.

Belgenin içinden anladığımız kadarıyla, bazı gazeteciler, bazı kurumlar (bunlar içinde o dönemde Altan Öymen `in genel başkanı olduğu CHP de vardı) düzmece ifadelerle suçlanacaklardı ve bu suçlamalar bazı etkili gazeteler ve gazeteciler yoluyla kamuoyuna ulaştırılacak, suçlanan isimler etkisiz hale getirileceklerdi.

"Andıç" belgesi gazetelerde yayımlanınca her şey yerli yerine oturdu. Yalnız Şemdin Sakık ifadeleri değil, bazı yalan dolan haberlerin nasıl imal edildiği ve gazetecilerin bu amaçla nasıl kullanılabileceği iyice gözler önüne serildi.

Dinç Bilgin, "Andıç" ın kendilerine nasıl dikte ettirildiğini kamuoyunun bilgisine sundu. Sundu da ne oldu, diyeceksiniz. Bu tezgahı kuranlar, yasadışı yollarla insanları haksız yere suçlayıp, onların ölümle yüz yüze gelmesine, işsiz kalmalarına, günlerce ölüm tehdidi altında yaşamalarına sebep olanlar bunun hesabını mı verdi?

Amerika`da Watergate skandalının tezgahçıları ağır yaptırımlarla yüz yüze gelmişlerdi. Hatta bu sürecin sonunda ABD Başkanı Richard Nixon istifa etmek zorunda kalmıştı. İngiltere`de de ``Profumo skandalı`` önemli istifalara neden olmuştu. Bizler ise aradan 8 yıl geçtikten sonra bu konuyu konuşabilmenin büyük bir cesaret olduğunu söyleyip kendimizi teselli ediyoruz.



Şemdinli olaylarının bazı sanıklarının bu düzmece "Andıç" ifadesi işinde rol aldığı iddiasını duyunca, her şey o kadar ürkütücü geliyor ki! Biz neden düzelemiyoruz, neden bombalarla ve tehditler altında yaşıyoruz, sorusunun cevabını da "Andıç" ı dikkatle incelediğimiz zaman daha iyi anlıyoruz.

Yalnız unutmayalım ki, "Andıç" ın ortaya çıkmasını da devlet içindeki güçler sağladılar. Onlar da bu durumun ortaya çıkmasını istedikleri için böyle davranmışlardı. Bu nedenle tamamen umutsuz olacak bir noktada da değiliz.

Kaynaklar

Vikipedi

Yanıtlar