Avrupa'nın bugünkü durumunu eriştiren oluşmalar, yer tarihinde hemen bir hamlede meydana gelmemiştir. Diğer tüm kıvrım hareketlerinin süresinden daha uzun zamanı içeren Birinci zaman öncesi dönem içinde oluşan Huron kıvrımlarına, kıtanın kuzey ve doğusunda rastlanır. Bütün Doğu Avrupa'yı, Kuzey Buz Denizi, Baltık ve Beyaz Denizin altında da devam eden bu eski kütleye Fenno-Sarmatya adı verilir.

Avrupa kıtası yer şekilleri

Avrupa'nın bugünkü durumunu eriştiren oluşmalar, yer tarihinde hemen bir hamlede meydana gelmemiştir. Diğer tüm kıvrım hareketlerinin süresinden daha uzun zamanı içeren Birinci zaman öncesi dönem içinde oluşan Huron kıvrımlarına, kıtanın kuzey ve doğusunda rastlanır. Bütün Doğu Avrupa'yı, Kuzey Buz Denizi, Baltık ve Beyaz Denizin altında da devam eden bu eski kütleye Fenno-Sarmatya adı verilir. Bu eski kütle, daha sonraki yer hareketlerinde hiçbir zaman kıvrılmamış, sadece yer yer çukurlaşmış ve hafifçe kubbeleşmiştir. Baltık denizi bölgesi hafifçe çukurlaşırken, Podolya bölgesi kubbeleşmiştir.

Birinci Zaman ortalarında (Siluriyen sonu Devoniyen başı) meydana gelen Kaledonya kıvrım hareketlerinde, kıtanın kuzeybatısında yükselmeler olmuştur. Birinci Zaman sonlarında (Karbon sonu) meydana gelen Hersinya kıvrım hareketlerinde, Fenno-Sarmatya ve Kaledonya kütlesinin güneyinde yükselmeler olmuştur. Bugün Orta Avrupa dağları olarak bilinen bu dağlık alanlar, aynı zamanda zengin maden kömürü rezervlerine sahiptirler.

Üçüncü Zaman ortalarında meydana gelen Alp Kıvrım hareketlerinde, bugünkü Avrupa kıtasının güneyindeki Alp kıvrım dağları ve güneydeki denizler meydana gelmiştir. Dördüncü Zaman'da aşınma ve taşınma hareketleri devam etmiş ve kıta bugünkü görünümünü kazanmıştır.

Avrupa kıtası, yukarıda belirtildiği gibi farklı jeolojik dönemlerde oluşmuş arazilere sahiptir. Özellikle orojenik hareketler ve Kuvaterner'deki buzullaşmalar, Avrupa'nın şekillenmesinde çok etkili olmuştur.

Fiziki yönden Avrupa, üç yapısal ana kuşağa ayrılmaktadır. Kuzeyde İskandinavya yarımadasını ve Finlandiya'yı kapsayan kesiminde granit ve gnayslardan oluşan İskandinavya kalkanı yer almaktadır. Kıtanın İber yarımadasındaki Kantabriya, orta kesimdeki dağlar, Fransa'daki Massif Central, Vojlar, Ardenler, Karaorman dağları ve Büyük Britanya adasındaki Güney Galler ve Güneybatı İrlanda'da Paleozoyik kütleler yer almaktadır. Alp sistemine ait kütlelerin büyük bölümü, denizel ortamlarda çökelmiş olan tortulların kıvrılmasıyla oluşmuştur.

Avrupa'nın batısında Belçika ve Hollanda'dan başlayarak doğuda Ural dağlarına kadar devam eden ova ve plato sahaları yer alır.

Kıtanın kuzeybatı bölümü ve Alp dağları, Kuvaterner'de buzullaşmaya uğramıştır. Buzulların yapmış olduğu aşındırma ve biriktirme faaliyetleri topografyanın şekillenmesinde etkili rol oynamıştır. Nitekim İskandinavya yarımadasını kaplayan buzulların, denizlere doğru hareket etmesi sonucu dar ve derin "U" biçiminde vadiler oluşmuştur. Daha sonra bu vadilere denizin girmesiyle fiyortlar oluşmuştur. Günümüzde İzlanda ve Svalbard adaları buzullarla kaplıdır.
 DAĞLAR 


Kuzeyde İskandinavya yarımadasında yüksekliği fazla olmayan basık dağlar yer alır. Güneyde, Alp dağ kuşakları uzanır.

Alp dağları, batıda İspanya’dan başlar, doğuda ülkemizde de devam eder. Alp dağları kuzeydeki dağlara göre, daha yüksek, daha yeni ve aşınımla daha çok işlenmiştir. Alpin dağ sıraları İspanya'da Pirene dağları ile başlar Anadolu'da Karadeniz ve Toros dağları ile aralıksız, iki büyük sıra halinde uzanırlar. Kuzey sıralarına Alpidler, güney sıralarına Dinaridler adı verilir. Alpidler, Dinaridlere göre fazla kıvrılmışlar. İtalya'nın kuzeyinde kesim Alp dağlarının en sarp ve yüksek sahasıdır; yükseklik yer yer 4500 m'yi aşar (Mont Blanc 4807 m). Alp dağlarında, oldukça çok sayıda geçitlerin bulunması ve dolaysıyla ulaşım kolaylığından ötürü, dünyanın yerleşmeye en uygun olan dağları durumundadır.

Kıtanın kuzeyinde yer alan dağ sıraları pek fazla yükseltiye sahip değildirler. Çünkü bu dağlar çok eski zamanlarda oluşmuşlardır. İskandinav ve İskoçya dağları en belirgin olanlarıdır. İskandinav dağlarının en yüksek noktasını, Jotunheim tepesi (2468 m.) teşkil eder. Bu dağlar hafif dalgalı, plato görünümündedirler. Buzul aşınmamın taze ve kuvvetli izlerine taşırlar. Bu izler; İskandinav dağlarında, plato yüzeyleri , denizin örttüğü derin vadiler (fiyord) ve nihayet iç kısımlarda ise göllerdir. Bu dağlar, iklimin sertliği, çıplak yaylaların soğuk rüzgarlara açık olması, fiyord yamaçlarının dik inmesinden ötürü, yerleşmeye elverişli olmayıp, oldukça ıssızdırlar.

Alp dağlarının kuzeyinde, yükseltisi 2000 m.yi geçmeyen Orta dağlar yer alır. Bu dağların sırtları plato düzlükleri biçimindedir. Tarıma elverişli ovaların, gür ormanların ve bol maden yataklarının varlığı yüzünden bu dağlar, yoğun yerleşmeye sahne olmuşlardır. Kısacası Avrupa'nın dağları çok çeşitlidir ve genelde girilmesi kolay dağlardır.

PLATOLAR

Ural dağları ile Karpatlar arasında özellikle Karadeniz'e akan nehirlerin yardığı Podolya, Orta Rusya ve Volga platoları yer alır. Ayrıca İspanya ve Fransa'nın orta kesimlerinde de geniş platolar bulunur.

OVALAR

Batıda Hollanda-Belçika'dan başlayıp Rusya Federasyonu'na doğru devam eden geniş ovalar bulunur, Batıdaki ovaların yüksekliği fazla değildir. Hatta Hollanda'nın büyük bir bölümü deniz seviyesinin altında dır. Almanya içlerine doğru az da olsa yükselir; ancak yükseklik 150 m'ye ulaşır. Almanya'daki ovalar daha önce buzullarla kaplı olduğu için buzulların getirdiği çeşitli boyutta malzemeler (moren) bulunur. Büyük akarsular boyunca ve dağ kuşaklan arasında da yer yer geniş ovalar bulunur. Bunlar, Tuna nehri boyunca uzanan Macar ve Eflak ovalan ile İtalya'daki Po ovasıdır.

DENİZLER VE KIYILAR

Denizler, Avrupa'yı üç taraftan kuşatmakta ve karalar içine oldukça fazla sokulmaktadırlar. Avrupa'da 1000 km2 toprağa 4,1 km. uzunluğunda deniz kıyısı düşer. (Kuzey Amerika'da 3,1, Asya 1,7 km.). Bunun sonucunda çok sayıda koy ve körfezler bulunmaktadır. Bu durum, iklime etki ettiği gibi, aynı zamanda kıtanın dışarıya açılan bir penceresi rolü oynamaktadır.

Akdeniz kıyıları, Atlantik kıyılarına göre bazı farklılıklar arz eder. Bunlar;

1. Med-cezir genliği, Atlantik kıyılarına göre daha azdır.

2. Nehir ağızları haliç değil deltalar meydana getirmişlerdir.

3. Koylar ve körfezler oldukça fazla sayıdadır ve gelişmişlerdir.

4. İlk çağlardan beri insanların faydalandığı önemli limanlar bulunmaktadır.

Sonuç olarak Avrupa kıtasının yeryüzü şekillerinin ana çizgilerinde, doğuda ve kuzeyde yeknesaklık, batı ve güneyde çeşitlilik göze çarpmaktadır.

Yanıtlar