Açılmak

Kısaca: Coming out, kişinin cinsel yönelimini veya cinsi kimliğini, uygun gördüğü kişilere, "kendi isteğiyle" beyan etmesi. İngilizce coming out of closet (dolaptan [saklandığı yerden] çıkmak) kavramının kısaltması olan bu terim Türkçede de kullanılmaya başlanmıştır. ...devamı ☟

açılmak
Açılmak

Açılmak ile ilgili bilgilerin yer aldığı sayfamız: Coming out

açılmak


1 .
Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak:
"Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- N. Cumalı.
2 .
(-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak:
"Çocuğu okuldan aldı."- .
3 .
Birlikte götürmek.
4 .
(nsz) Satın almak:
"Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.
5 .
(nsz) Ele geçirmek, fethetmek:
"Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.
6 .
(nsz) İçine sığmak:
"Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."- .
7 .
(-e, nsz) Kabul etmek:
"Evine kiracı almak."- .
8 .
(nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek:
"Mektup almak. Haber almak."- .
9 .
(nsz) İçeri sızmak, içine çekmek:
"Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- .
10 .
(nsz) Erkek, kadınla evlenmek:
"O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. ޞ. Esendal.
11 .
(-i, nsz) Sürükleyip götürmek:
"Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- .
12 .
(nsz) Kazanmak, elde etmek.
13 .
(nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak:
"Soğuk almak. Ceza almak."- .
14 .
(-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak.
15 .
(-den) Kısaltmak, eksiltmek:
"Ceketin boyundan almak."- .
16 .
(nsz) Yolmak, koparmak:
"Kaş almak."- .
17 .
Yerini değiştirmek, çekmek.
18 .
Temizlemek:
"Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- .
19 .
(-i, -e) İçeri girmesini sağlamak:
"Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.
20 .
(nsz) Tat veya koku duymak:
"Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır."- .
21 .
(-i, -e) Örtmek, koymak:
"Paltosunu sırtına aldı."- .
22 .
(-i, -e) ... gibi anlamak:
"Bir sözü şakaya almak."- .
23 .
(-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek:
"O yolu bir saatte alırsınız."- .
24 .
(-i, -den) Çalmak:
"Cebimden saatimi almışlar."- .
25 .
Soldurmak:
"Güneş perdelerin rengini aldı."- .
26 .
Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak:
"Dalağını aldılar."- .
27 .
(nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek:
"Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner.
28 .
(nsz) Göreve, işe başlatmak:
"Yeni bir kapıcı aldı."- .
29 .
(nsz) Başlamak:
"Ãœsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.
30 .
(-den) Davranış veya makam değiştirmek:
"Aşağıdan almak. Tizden almak."- .
31 .
(nsz) İçecek veya sigara içmek:
"Tadına bakmak için bir yudum aldım."- .
32 .
(nsz) Yutmak, kullanmak:
"İlaç almak."- .
33 .
(-den) Görevden, işten çekmek.
34 .
(-den, nsz) Kazanç sağlamak:
"Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- .
35 .
Gidermek, yok etmek:
"İçine biraz su koy, tuzunu alır."- .

açılmak

Türkçe açılmak kelimesinin İngilizce karşılığı.
v. open, be opened, come open, open out, open in, open up; disperse, admit smb. into one's confidence, disclose one's secret, become relaxed, air, bare, disentangle, diverge, effuse, expand, fine, flower, gape, come loose, get loose, work loose

açılmak

açmak eylemi yapılmak; açmak eylemine konu olmak; (gemi) gitmek, uzaklaşmak. (renk için) koyuluğunu yitirmek; sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak; (kuruluşlar için) ılk kez ya da yeniden işe başlamak.

açılmak

Türkçe açılmak kelimesinin Fransızca karşılığı.
s'ouvrir, se défaire; (birine) s'épancher; (çiçek) éclore, s'épanouir; (gemi) prendre le large; se développer

açılmak

Türkçe açılmak kelimesinin Almanca karşılığı.
v. aufblühen, aufgehen, aufklaren, aufschnappen, auftauen, bessern: sich bessern, entfalten: sich entfalten, erblühen, führen, öffnen: sich öffnen, platzen, weiten: sich weiten

Bu konuda henüz görüş yok.
Görüş/mesaj gerekli.
Markdown kullanılabilir.