Büyük Ortadoğu Projesi

Büyük Ortadoğu Projesi ABD'nin Kuzey Afrika'dan Pakistan'a kadar 22 ülkeyi kapsayan coğrafyada siyasal, askeri ve ekonomik yapıyı kendi çıkarları doğrultusunda yeniden tanımlaması. Proje, Kuzey Afrika’daki Fas’tan başlamakta, sırayla Cezayir’i, Tunus’u, Libya’yı, Mısır’ı, Türkiye dahil Güney Kafkasları, Afganistan dahil Orta Asya’nın bazı devletlerini, Güney Asya’yı ve Ortadoğu’nun tamamını kapsamı içine almaktadır.

Büyük Ortadoğu Projesi

Büyük Ortadoğu Projesi ABD'nin Kuzey Afrika'dan Pakistan'a kadar 22 ülkeyi kapsayan coğrafyada siyasal, askeri ve ekonomik yapıyı kendi çıkarları doğrultusunda yeniden tanımlaması. Proje, Kuzey Afrika’daki Fas’tan başlamakta, sırayla Cezayir’i, Tunus’u, Libya’yı, Mısır’ı, Türkiye dahil Güney Kafkasları, Afganistan dahil Orta Asya’nın bazı devletlerini, Güney Asya’yı ve Ortadoğu’nun tamamını kapsamı içine almaktadır.

Büyük Ortadoğu Projesi, resmi adıyla Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi, ABD'nin batıda Fas, doğuda Moğolistan, kuzeyde Çeçenistan, güneyde Yemen'e kadar uzanan bir coğrafyada yer alan ülkelere yönelik siyasi, hukuki, bilgi/eğitim, ekonomi, sosyal ve güvenlik boyutlarını içeren kapsamlı bir "islam coğrafyası" dönüşüm stratejisi olup, bu alanlarda uzun vadeli bir değişimi hedeflemektedir.

ABD Büyük Orta Doğu Projesini, desteğini almak istediği G-8’i oluşturan Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Kanada, İngiltere ve Rusya’ya iletmiştir. Bu ülkelerde mercek altına alınan proje, Haziran 2004’te Amerika’da, G-8 zirvesinde ele alınmıştır.

Bu Projeyi ilk olarak Washington Post Gazetesi gündeme getirmiştir. Arap dünyasının prestijli gazetelerinden El-Hayat ise taslağı ele geçirdiğini belirtmiştir.

Büyük Ortadoğu Projesi ile ABD'nin Amacı

11 Eylül saldırılarından sonra Orta Doğu’da siyasi ve iktisadi haklarından mahrum kalanların sayısının artmasıyla bölgede aşırı uçların, terörizmin ve organize suçun güçlendiği görüşü ABD’de hakim olmuştur.

ABD başkanı Bush, potansiyel olarak tarihsel bir kapsamı olan Büyük Orta Doğu için bir plan önermiştir. Söz konusu planda bu bölgenin Amerika'nın dış politikasındaki önemi vurgulanmaktadır

Bu amaçların gerçekleştirilmesi için George W. Bush’un güvenlik danışmanı Rice’nin de söylediği gibi bölgedeki 22 ülkenin sınırlarının değişmesi gerekmektedir. Bunun ilk adımları da Afganistan ve Irak’ın işgalleri ile atılmıştır.

Bu geniş coğrafya, dünya enerji kaynaklarının çok büyük bir bölümüne sahiptir. Bu anılan geniş bölgede farklı uluslar, kültürler, diller ve dinler yaşamaktadır. Bu alanlarda ABD ekseninde bir “düzen ve istikrarı” kurmak ve egemen kılmak demek, bir bakıma dünya egemenliğini büyük bir dayanağa ve güvenceye kavuşturmak anlamına gelmektedir. Başta petrol olmak üzere doğalgaz, su gibi temel maddelerin denetim altına alınması, nakil yollarının denetlenmesi demek, aynı zamanda, olası rakip devlet veya devlet gruplarının önünün kesilmesi anlamına gelmektedir.

İkinci hedef enerji kaynaklarının ele geçirilmesidir. Daha şimdiden bolge petrollerinin %40’ı olan Irak petrolleri, Afganistan’daki zengin uranyum kaynakları fiilen olmak üzere el değiştirdi. Bu durum dünya bor tuzlarının %75 ine sahip bulunan ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir.

Bir başka hedef ise küresel sömürü aracı olan doların mevcut hegemonyasının sürdürülmesidir.

Amerikan Barışı ve Ortadoğu

Bradley A.Thayer tarafından Bar-Ilan Üniversitesi'ne bağlı 'Begin-Sedat Stratejik Çalışmalar Merkezi' ıçın yapılan (Aralık 2003) Amerikan Barışı ve Ortadoğu başlıklı inceleme sonuçları şöyledir;

a.ABD'nin büyük stratejisi, 'egemen güç üstünlüğünü' esas alır. Egemenlik, bir devletin askeri gücüyle kalanlara hakim olduğu uluslararası politika şartlarıdır. Amerikan egemenliği, diplomatik-ekonomik-askeri çıkarlarını geliştirme, uluslararası ortamı şekillendirme ve düşünceleri yayma yeteneği kazandırır.

b. Ortadoğu küresel enerji kaynaklarının en önemli merkezi ve ihracatçısıdır

  1. Dünyanın kanıtlanmış doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 34'ü de Ortadoğu'dadır.
  2. Petrol tüketimi 2003'te günde 66 milyon varilken, 2020'de 119 milyon varil olacaktır.
  3. Ortadoğu petrolünün kalitesi bir hayli yüksek ve maliyeti de ucuzdur.
  4. Ortadoğu dünya petrol rezervlerinin yüzde 65.4 üne sahiptir. Bu rezerv 1.047 milyar varildir. Mısır, Cezayir, Libya ve Tunus rezervleri de eklenince toplam, rezerv dünya rezervlerinin yüzde 69.6 sına ulaşmaktadır.
  5. Ortadoğu'nun potansiyel rezervleri ise 252.5 milyar varildir.
  6. 2002 Yılında Ortadoğu küresel petrol ihtiyacının yüzde 41.4 ünü karşılamıştır.
  7. Geleceğin küresel petrol ihtiyacını karşılayabilecek ve bu maksatla üretimi artırabilecek bölge Ortadoğu'dur.
  8. Kuzey Amerika'nın 2025'e dek Ortadoğu'dan alacağı petrol yüzde 85 artacak, bunun büyük bir kısmı ABD'de tüketilecektir.
  9. 2025'e kadar Avrupa'nın Ortadoğu'dan petrol alımı yüzde 57, Japonya'nın yüzde 50, Pasifik'teki gelişmekte olan ülkelerin yüzde 100 ve Çin'in ise yüzde 500 artacaktır.http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=110779

BM Arap İnsani Kalkınma Raporu

ABD’nin kendi projesini hazırlarken yararlandığı BM Arap İnsani Kalkınma Raporu'nda, Arap dünyasının kalkınması önündeki en önemli engelin İsrail işgalinin olduğunu savunmakta ve İsrail’in Arap topraklarını işgal etmesini iddetli bir dille eleştirmektedir.

Büyük Orta Doğu Projesinde bu görüşe yer verilmemiştir. Arap dünyasında, daha çok sol eğilimlilerin benimsediği görüşe göre, İsrail işgali, totaliter yönetimlerin yayılmasına neden olmuŞtur. azdır.
  • Arapların %40’ı (65 milyon kişi) okuma-yazma bilmemekte, kadınlar bu sayının
üçte ikisini oluşturmaktadır.
  • 2010’da 50 milyon, 2020’de ise 100 milyon genç i hayatına girecektir. Bunun
için her yıl en az 6 milyon yeni istihdam yaratılması gerekmektedir.
  • Bölgedeki işsizlik oranı aynı hızla devam ederse 2010’da 25 milyon işsiz
olacaktır.

  • Bölge halkının sadece %6.1’i internet kullanabilmektedir.
  • Kadınların parlamentodaki temsil oranı sadece %5.3’dür.
  • Gençlerin %51’i dı arıya göç etmek istemektedir.

    Büyük Orta Doğu Projesinde NATO

    21. yüzyılın ilk yarısında NATO'nun stratejik açıdan odaklandığı konu; Büyük Orta
Doğu, Irak, Afganistan, Akdeniz ve İsrail-Filistin konuları olup mücadelede global anlamda bir mücadeledir.

Büyük Ortadoğu Projesi: Türkiye'nin Rolü

Türkiye, 24 Ocak 1980 kararları ile Liberalizme geçerken, 12 Eylül Darbesi ile sistem buna uygunlaştırılır, 1990 yılından itibaren de "küresel"leşir, ABD destekli Gülen okulları ile de (sözde) "Türk Emperyalizmi" görüntüsü yaratılmaya çalışılır.[1]

Siyasal iktidarın, BOP’ni uluslararası meşruiyet kazanma aracı olarak gördüğü ve 1980’li yıllarda Ortadoğu’ya, 1990’lı yıllarda Orta Asya ve Kafkaslara model olarak sunulan Türkiye'nin, söz konusu modelliğin ötesinde "Büyük Ortadoğu" bölgesinde doğrudan Amerikan dizaynlarının hayata geçirilmesinde rol üstlendirileceği görüşü savunulmaktadır.

Mısır'ın El Ahram Gazetesi'ne göre ise ABD karşısındaki engel Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer: Türkiye, Büyük Ortadoğu Projesi'nde model rolünü üstlenmek istemiyor. Mısır'ın Ankara Büyükelçisi, kendisiyle yapilan söyleşide, Büyük Orta Doğu planı çerçevesinde, Türkiye'nin model olma rolü konusunda şunu söyledi: ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ikide bir, Türkiye'nin ılımlı bir İslam ülkesi modeli olduğunu ve diğerleri tarafından örnek alınması gerektiğini söylerken Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, her fırsatta ülkesinin böyle bir rolü üstlenmeyi arzulamadığını vurgulamaya özen göstermektedir. demiştir. http://http://www.gizlitarih.com/index.php?e=158

Büyük Ortadoğu Projesi ile İlgili Düşünceler

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye'nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek... Abdullah Gül-T.C Dışişleri Bakanı

Tekrar ana konuya dönelim ve bunun adını koyalım: BOP, GOP ne derseniz deyin. Bunun iki tarafı var, birisi haç, birisi hilal. ABD Başkanı Bush seçimlerin hemen arkasından «Biz haçlı savaşı veriyoruz» diye telaffuz etti, sonra nahoş bir manzara çıkınca dünyanın önünde, kalktı bunu tamir etti, «Yanlış anlaşıldım» dedi. Bu « Yanlış anlaşıldım » tabiri siyasetçi tarafından kullanıldığında, «Ben sizi aldattım» demektir.

Amerika’nın Büyük Ortadoğu projesinin Bush’un 2002 Birliğin Durumu konuşmasında ilan ettiği, İran, Irak ve Kuzey Kore’yi hedefleyen “şer üçlüsü” söyleminin bir uzantısı olduğu ortada. Şer üçlüsü söyleminin pratik uygulaması Irak’ın topyekün imha edilmesiydi. Anlaşılan o ki Büyük Ortadoğu projesi de öncelikle İran ve Suriye gibi ABD yörüngesinde olmayan ülkeleri hedefleyecek. Aynı oyunun ikinci perdesi sahne alıyor. [2]

Yemen nasıl bir ülke bir fikriniz var mı? Hemen söyleyeyim, bırakın demokrasiyi, modern hiçbir toplumsal-siyasal kavramın kıyısından geçilmeyen, feodal yapının dimdik ayakta durduğu bir ülke. Kağıt üzerinde laik denilebilecek bir cumhuriyet, ama kağıt üzerindeki kurallar ile toplumsal hayat arasında uçurumlar var. Kadınların örtünme mecburiyeti yok, ama ülkede toplam 15 başı açık kadın varmış...Diğer taraftan, bakın kimse, Yemen'in uyuşturucu bitki üretiminden söz etmiyor. Duymuşsunuzdur, Yemen'de üretilen ve yaygın olarak tüketilen 'gat' diye denilen uyuşturucu bir bitki var (gat),Suriye gibi maraza çıkarılmak istenen bir yer olsaydı da, 'gat' konusu nasıl bir 'narkotik' suç mevzusu olarak büyütülüyordu görürdünüz...Konu, 'Büyük Ortadoğu Projesi adı altında yürütülen ikiyüzlü emperyalist politikalar. ABD'nin peşine takılan ülke 'demoktratik', takılmayan istibdat ilan ediliyor. Radikal Gazetesi-Nuray Mert

Amerika"nın yeni projesinin, örneğin Mısır ve Suudi Arabistan"da aynı şekilde uygulanamayacağını vurgulayan Abdul Nasır, Mısır"ın daha demokratik, daha açık bir toplum olduğunu, Suudi Arabistan"ın ise farklı bir yapı arz ettiğini dile getiriyor. Mısır"daki demokratik yapının yeterli olduğunu söylemenin mümkün olmadığına da işaret eden Abdul Nasır, halkın yönetim üzerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini ifade ediyor. Büyük Ortadoğu Projesi"nde asıl hedefin Suudi Arabistan olabileceğine değinen Abdul Nasır, Irak"a atıfta bulunarak demokrasi getirmek için bir ülkenin işgal edilemeyeceğini vurguluyor.[3]

AB'nin yetkili kişilerinde, siyasilerinde ve bürokratlarında Recep Tayyip Erdoğan'ın AB konusunda samimiyetsiz olduğu şeklinde çok ciddi bir endişe değil bir fikir belirmeye başladı. Türkiye'ye tarih vermek istemelerinin önemli sebeplerinden biri de Recep Tayyip Erdoğan'a Türkiye'yi bırakmamak. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan'ın samimiyetsiz olduğu ve yavaş yavaş Büyük Ortadoğu Projesine ve Amerika'ya doğru kaydığını düşünüyorlar.http://http://www.tempodergisi.com.tr/toplum_politika/06434/ Hüseyin Özalp

Kaynaklar

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=168795 Radikal Gazetesi-Nuray Mert http://www.batitrakya-atilim.com/html/bop.html Batı Trakya- Atılım http://www.hyp.org.tr/haber.asp?hid=676 HYP http://www.yarindergisi.com/yarindergisi2/yazilar.php?id=482 Aksiyon http://66.249.93.104/search?q=cache:IYmjaDtxJC0J:www.kosgeb.gov.tr/Ekler/Dosyalar/Yayin/113%255CBOP.PDF+bop&hl=tr&ct=clnk&cd=5&lr=lang_tr KOSGEB http://www.vahdet.com.tr/filistin/dosya6/1523.html Vahdet.com http://www.kizilbayrak.de/2004/sikb15/sayfa_12.html Kızılbayrak http://www.yarindergisi.com/yarindergisi2/yazilar.php?id=482 Yarın Dergisi

Yanıtlar