Babil kenti, Mezopotamya'ya can veren iki nehrin, Dicle ile Fırat'ın birbirlerine en fazla yaklaştıkları yerde, Fırat Nehri'nin ve Sardis'ten Susa'ya giden ünlü Kral Yolu'nun üzerinde, bugünkü Bağdat

Babil (Kent)

Babil kenti, Mezopotamya'ya can veren iki nehrin, Dicle ile Fırat'ın birbirlerine en fazla yaklaştıkları yerde, Fırat Nehri'nin ve Sardis'ten Susa'ya giden ünlü Kral Yolu'nun üzerinde, bugünkü Bağdat'ın 90 km kadar güneyinde, Hile kasabasının yakınında kurulmuştur. Herodot, kendi adıyla anılan ve Antik Çağ'dan kalma çok önemli, çok değerli bir belge niteliğindeki tarih kitabında bu kentten uzun uzun söz eder: "Asurlular'ın elinde pek çok kent vardı. Bunların en ünlüsü ve en güçlüsü Babil'dir ve Ninive düştükten sonra, kralları da buraya taşınmıştır; kuruluşu ve tahkimatı bakımından biz buna benzer bir kent bilmiyoruz". Gerçekten de, Babil'in surları son derece sağlamdır. O kadar ki, Strabon "uzaktan bile ezici bir görünüm" sunan bu surların, dünyanın yedi harikası arasında yer alması gerektiğini düşünmüştür. Strabon'un bu düşüncesi kabul görmemiştir ama o yedi harikadan biri, Semiramis'in Asma Bahçeleri Babil'dedir. Babil, zamanının metropollerinden, megapollerinden biridir. Bu kent o kadar büyüktür ki, merkezde oturanlar, sınır mahallelerinin düşman saldırısına uğradığını ancak uzun bir zaman sonra öğrenirler Çok önemli bir politik, kültürel merkez olmasının yanısıra çok önemli bir dinsel merkez de olan Babil'de çok sayıda tapınak ve zigurat bulunmaktadır. Altay Gündüz'e göre bu kentte "elli üç büyük ve altıyüz küçük" tapınak vardır. Babil dinsel mimarisinin en önde gelen öğelerinden ziguratlar, yaklaşık M.Ö. 2200 ile M.Ö. 500 yılları arasında, o yörede yapılmış olan, genellikle kare, kimi zaman da dikdörtgen bir alana oturan ve minareleri andıran, basamaklı piramit biçimindeki kulelerdir.

İlgili konuları ara

Yanıtlar