Can

Üzüt – Türk ve Altay halk inanışında can.

CAN

CAN ile ilgili bilgilerin yer aldığı sayfamız: Kampus ağı

Can

(Farsça) Erkek ismi 1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Can

f. ebilmek, yapabilmek, edebilmek, olabilmek; konservesini yapmak, konservelemek; kasede kaydetmek, kayıt yapmak (ses ya da görüntü), uzaklaştırmak (okul), kovmak
i. konserve kutusu, kutu, teneke kutu, teneke kutudaki içecek, kodes; hapishane; hela; popo, kaba et

Can

1 anlamı. İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık:"Can çıkmayınca huy çıkmaz."- Atasözü. Yaşama, hayat:"Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım."- R. N. Güntekin. Güç, dirilik:"Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu."- M. Ş. Esendal. Kişi, birey:"Benimle beraber dört canız ."- F. R. Atay. İnsanın kendi varlığı, özü:"Ne denir, canımız ne mertebe insan olsa mayamız, maddemiz hayvan..."- R. N. Güntekin. Gönül:"Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade."- Karacaoğlan. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Yakınlık duygusu belirten bir seslenme sözü:"Canlar, dedi Gamsız Reis, açık olsun bahtınız."- E. B. Koryürek. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin:"Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi."- T. Buğra.
2 anlamı. ebil(mek). kap, kutu; teneke kutu, konserve kutusu; konserve; kodes; buat, kutu konserve yapmak, konservelemek; (müzik) kaydetmek. . kova. metal kap. yapabilme. konserve kutusu, kutu, teneke kutu, teneke kutudaki içecek, kodes; hapishane; hela; popo, kaba et. ebilmek, yapabilmek, edebilmek, olabilmek; konservesini yapmak, konservelemek; kasede kaydetmek, kayıt yapmak (ses ya da görüntü), uzaklaştırmak (okul), kovmak.
3 anlamı. teneke kutu, konserve kutusu; argo kaba et; Can it, argo filime veya teybe almak; kutulara doldurmak; argo yüznümara; konserve yapmak; argo kovmak, ABD, slang sepetlemek, işine son vermek; çöp tenekesi; argo hapishane, ABD; kaba et, konservesini yapmak, k.
4 anlamı. f. Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun kendisi değil, bunların tezahürleri yani olay haline gelen tesirleridir. Deney ilimlerinin vazifesi bu olaylar arasındaki ilişkinin değişmeyen tarafını bulmaktır. Bunun ötesinde ilmin söyleyeceği bir sözü yoktur. Buna rağmen bazı kendini bilmez cahiller, ilim adını kötüye kullanarak ilmin sustuğu yerde k.
5 anlamı. konserve kutusu. kutu. teneke kutu. teneke kutudaki içecek. kodes. hapishane. hela. kıç. popo. kaba et. -ebilmek. yapabilmek. edebilmek. konservesini yapmak. olabilmek. konservelemek. kasede kaydetmek. kayıt yapmak (ses ya da görüntü). uzaklaştırmak. -abi.
6 anlamı. konserve kutusu. teneke kutu. güğüm. maşrapa. çöp tenekesi. hapishane. tuvalet. kaba et. konserve yapmak. kutulara doldurmak. kovmak. işine son vermek. sepetlemek. filme ya da teybe çekmek. yapmak olanağı olmak. depo. kap.

Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

cana gelecek mala gelsin cana kıymak can alacak nokta (veya yer) can alıp can vermek cana minnet saymak (veya bilmek) can atmak cana (veya canına) can katmak can başına sıçramak can baş üstüne can beslemek can boğazdan gelir (veya geçer) can borcunu ödemek can bostanda bitmez can bulmak can cana, baş başa can candan şirindir can canın yoldaşıdır can cümleden aziz can çekişmek can çekişmektense ölmek yeğdir can çıkmayınca (veya çıkmadan) huy çıkmaz candan geçmek (bir şeye) can dayanmamak can derdinde olmak can derdine düşmek (bir şeye) can gelmek canı acımak canı ağzına (veya boğazına) gelmek canı bayılmak canı burnuna (veya burnundan) gelmek canı burnundan çıkmak canı cana ölçmek canı canına (veya içine) sığmamak canı cehenneme canı çekilmek canı çekmek canı çıkasıca! canı çıkmak canı çıksın! canı gelip gitmek canı gelmek canı gibi sevmek canı gitmek canı ile oynamak canı ile uğraşmak canı istemek canı isterse canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır canım canım ciğerim canım dese canın çıksın diyor sanmak canımın içi canımı sokakta bulmadım canına acımamak canına değmek canına ezan okumak canına geçmek (veya işlemek veya kâr etmek) canına kastetmek canına kıymak canına minnet (olmak) canına okumak canına rahmet (birinin) canına susamak canına susamak canına tak demek (veya etmek) canına tükürdüğümün (veya üfürdüğümün) canına yandığım (veya yandığımın) canına yetmek canından bezmek (veya bıkmak veya usanmak) canından geçmek (birinin) canını acıtmak canını almak canını bağışlamak canını (bir yere) dar atmak canını burnundan getirmek canını cehenneme göndermek (veya yollamak) canını çıkarmak canını dişine almak (veya takmak) canının derdine düşmek canının içine sokacağı gelmek canını sıkmak canını sokakta bulmak canını vermek canını yakmak canın isterse! canı sağ olsun! canı sıkılmak canı yanan eşek attan yüğrük olur canı yanmak canı yerine gelmek (birinin) canı yok mu? can kalmamak can kaygısına düşmek can olmak can sıkmak can vermek can yakmak

Birleşik Sözler

can acısı can alıcı can arkadaşı can beraber can bunaltısı canciğer can çabası can damarı can direği can dostu can düşmanı can eriği canevi can feda canfes can gözdesi can havli can korkusu cankulağı can kurban cankurtaran can kuşu can noktası can pahasına can pazarı can sağlığı can sıkıcı can sıkıntısı can simidi cansiparane can sohbeti can suyu can tahtası can yeleği can yoldaşı cana yakın canı burnunda canı cebinde canıgönülden canı pek canı sıkkın canı tatlı canı tez canıyürekten canına düşkün canla başla babacan

Can

İspanyolca Can kelimesinin İngilizce karşılığı.
[can (m)] n. dog, canine

Can

Türkçe Can kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. tin, aluminum container; (Slang) jail, prison; (Slang used in Canada and the USA) toilet, bathroom; dismissal, firing from a position (or job, etc.)
v. be able; be capable; be entitled
v. preserve in jars, preserve in cans (of food); dismiss, fire from a position (or job, etc.)

Can

n. tin, aluminum container; (Slang) jail, prison; (Slang used in Canada and the USA) toilet, bathroom; dismissal, firing from a position (or job, etc.)
v. be able; be capable; be entitled
v. preserve in jars, preserve in cans (of food); dismiss, fire from a position (or job, etc.)

Can

İngilizce Can kelimesinin İspanyolca karşılığı.
s. lata, bidón, pote
v. poder, poderse; enlatar, conservar, conservar en lata, conservar en tarros, poner en conserva
v. conservar, poner en conserva, enlatar

Can

İngilizce Can kelimesinin Fransızca karşılığı.
n. boîte (de conserve); boîte métallique; cannette; cabane, taule, prison (Argot-Familier)
v. pouvoir; être capable de; être habilité à
v. mettre en conserves, conserver en boîte (nourriture)

Can

İngilizce Can kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Dose; Schachtel; Gefängnis
v. können; dürfen; fähig sein
v. aufbewahren


Yanıtlar