Doğrudan doğruya algılamaya (bkz.) bağlı olmayan, kognitif (bkz.) bir proçes için kullanılan en genel terim "fikir-idea" dir.

Düşünce, Düşünme

Doğrudan doğruya algılamaya (bkz.) bağlı olmayan, kognitif (bkz.) bir proçes için kullanılan en genel terim "fikir-idea" dir. Bu terimin kapsamına imajlar, duyusal yaşantıların akılda yeniden oluşturulması ve daha kavramsal ve simgesel proçesleri yansıtan düşünceler girer. Düşünme terimi, en genel anlamıyla, herhangi bir fikirler silsilesi, yahut daha dar anlamda, bir sorunla harekete geçen ve bu sorunun çözümüne yönelen fikir aktivitesi için kullanılır. Düşünmenin en az kontrollü biçimi, hayal kurma ve buna benzer durumlarda olan fantazi (bkz.) denilen imajlar silsilesidir. Freud (bkz.) fantaziye önemli ölçüde bilinçdışının (bkz.) yön verdiğini ve arzuları gerçekleştirmenin yerine geçtiğini öne sürmüştü. Freud, ayrıca uyku sırasında görülen düşlerin bir tür fantazi olduğunu ve bastırılmış malzemenin gizli ve simgesel biçimde ifade bulduğunu düşünüyordu. Öte yandan, gerçekliğe yönelik düşüncede karmaşık hiyerarşik düzenli kavramsal bir sistem kullanılır. Bu sistemin araçları ise dil (bkz.) yahut matematik muhakemede kullanılan türde diğer simgesel kodlardır.

Çocuğun düşünceyle ilgili gelişim seyri, özellikle İsviçreli bir psikolog olan Piaget tarafından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Piaget'in çalışmaları öncelikle kavramsal sistemlerin edinilmesine yönelmiştir. Piaget, ayrıca birbirleriyle ilgili iki proçes olan "assimilasyon" ve "akommodasyon" üzerinde de durmuştur. "Assimilasyon", yeni bir yaşantının, daha önceden mevcut sistemlere sindirilerek bütünleşmesidir; "akommodasyon" ise eski sistemlerin değiştirilmesi ve yenilerinin formasyonudur. Piaget zekanın safha safha geliştiğini düşünmektedir. İlk sensor-motor dönemde (0-2 yaş), bebeğin davranışını doğrudan doğruya doğuştan gelen yahut şartlı refleksler (bkz.) belirler; kognitif araç azdır yahut hiç yoktur. Bu donemde, çocuk kendisini yaşadığı ortamdan ayırdetmeyi ve diğer nesnelerin kalıcı niteliğini öğrenir, ikinci, pre-operasyonel (2-7 yaş) safhanın ilk döneminde (2-4 yaş) çocuğun düşüncesi egosantriktir ve kavramları ilkeldir; ikinci sezgi döneminde (4-7 yaş)ise, nesneleri sınıflandırabilir ve sayıları çözebilir, ama yaptığı bir sınıflandırmanın temelini açıklayamaz. Bundan sonra "somut işlemler" dönemi(7-11 yaş) başlar; bu dönemde çocuk çeşitli mantıksal işlemleri çözebilir, ama çoğunlukla pratik durumlara bağımlıdır. Son olarak, biçimsel işlemler döneminde (11-15 yaş), hipotezlere kadar uzanan gerçek soyut düşünceyi başarır.

Akıl hastalığında, düşünce bozukluklarına sık rastlanır; bunlar düşüncenin ya içeriğini, ya biçimini, ya da her iki yönünü birden etkileyebilir. Bu ansiklopedinin birçok bölümünde, bu bozukluklarla ilgili, sayısız spesifik örnekler verilmiştir. Ancak, kişisel gerçeklerle veya fantazilerle yönetilen daha otistik veya dereistik (bkz.) Düşünceye doğru genel bir yatkınlık mevcuttur. Bu nitelikteki bazı bozukluklarla, küçük çocuklardaki ilkel, büyüyle ilgili ve egosantrik düşünce arasındaki benzerlik, regresyon (bkz.), yani daha erken bir döneme ait ve ilkel bir davranış ve ifade biçimine geri dönüş kavramını desteklemektedir. Bkz. Kavramsal düşünce ve somut düşünce

Yanıtlar