Darülfünun

Fen ilimleri evi, üniversite. Osmanli Devleti'nde medrese disinda bir darülfünun açilmasi fikri, ilk defa Abdülmecîd Han zamaninda 1845'de Geçici egitim meclisi (Meclis-i muvakkat-i maâ-rif) tarafindan tanzim edilen egitim programinda yer aldi. Böyle müessesenin çalismaya baslamasi için; bina, ögrenci, ögretmen ve kitap gibi dört ana unsurun saglanmasi gerekliydi. Bina için taninmis italyan mîmâr Fossati getirilip projeler yaptirildi. 1846 yili Ekim ayinda Ayasofya Camii yakinindaki bir ar

Fen ilimleri evi, üniversite. Osmanlı Devleti'nde medrese dışında bir darülfünun açilmasi fikri, ilk defa Abdülmecid zamanında 1845'de Geçici eğitim meclisi (Meclis-i muvakkat-i maa-rif) tarafından tanzim edilen eğitim programında yer aldı.

Böyle müessesenin çalışmaya başlaması için; bina, öğrenci, öğretmen ve kitap gibi dört ana unsurun sağlanması gerekliydi.

Bina için tanınmış İtalyan mimar Fossati getirilip projeler yaptirildi. 1846 yili Ekim ayinda Ayasofya Camii yakinindaki bir arsada temel atildi. Darülfünun ögretimini takib edebilecek seviyede ögrenci yetistirmek maksadiyle lise seviyesinde darülmaarif adiyla bir okul kuruldu (1849). Bundan baska darülfünuna ögretim üyesi yetistirmek maksadiyla Avrupa'ya ögrenciler gönderildi. Okutulacak derslerin kitaplarinin seçimi, tercüme ve te'lif suretiyle hazirlanmasi için de Encümen-i danis kuruldu.

Bu hazirliklar sürdürülürken, memleketin tanınmış bilim adamlari tarafindan umuma açık konferans seklinde serbest halde ögretime baslanmasina karar verildi. 12 Ocak 1863'de Dervis Pasa'nin verdigi fizik dersiyle baslayan seri konferanslar, Hekimbasi Salih Efendi'nin biyoloji, Ahmed Vefik Efendi'nin tarih ve muhtelif hocalarin cografya, astronomi ve deneysel fizik dersleriyle devam etti. 1864'den sonra Divanyolu'nda kiralanan bir konakta devam eden bu çalismalar, 1865'de Avrupa'dan getirilmis teknik edevat, laboratuvar gereçleri ve kütüphaneyle beraber konagin yanip kül olmasiyla sona erdi.

Bu yangindan sonra bir süre duran çalismalar, 1 Eylül 1869'da yayinlanan Maarif-i umumiye nizamnamesiyle tekrar basladi. Bu nizamnamenin yüksek okullara ayrilmis bölümünde belirtildigine göre, Darülfünun-i Osmani adiyla kurulacak üniversite, Hikmet-i edebiyat, ilm-i hukuk ve Ulum-i tabiiyye ve riya-ziyye adlariyla üç fakülteden meydana gelecekti. Üniversitenin basinda nazir unvanli bir emin bulunacakti. Yine bu bölümde, kurulacak üniversitenin, muhtariyete (özerklige) sahib oldugu belirtilmis, darülfünun kurulusuna ve organlarina, programlarinin ana çizgilerine, ögretim üye ve yardimcilarinin hak ve görevleriyle tayin ve terfi sartlarina, ögrencilerin kayit islerinden baslayarak devamin siki kontrolü dahil olmak üzere doktora imtihanlarina kadar bütün esaslari düsünülmüs ve tesbit edilmistir.

Sultan Mahmud türbesi yanında yaptırılan binada öğretime başlayan okulun müdürlüğüne, Avrupa'ya evvelce darülfünun hocasi olarak yetistirilmek üzere gönderilmis ve tahsilini tamamlayip dönmüs bulunan Yanyalı Hoca Tahsin Efendi tayin edildi. Okul, 20 Subat 1870'de büyük bir törenle açilarak derslere baslandi. Fakat daha okulun açilisinda, hocalardan Cemaleddin-i Efgani'nin sapik fikirlerini yaymaya çalismasi, nizamnamedeki bir çok hükümlerin tatbikatinin istenilen sekilde uygulamaya konulamamasi sebebiyle 1871 ortalarinda kapatildi.

1874'de Galatasaray mekteb-i sultanisi içinde, bu okulun adeta bir üst okulu seklinde Darülfünun-i sultani adiyla üçüncü darülfünun açildi. Hukuk, Mühendislik ve Edebiyat fakültelerinden meydana gelen bu okulun müdürlügüne de Sava Pasa getirildi. Bu okula sadece Galatasaray mekteb-i sultanisinden me' zun olanlar alinabilecek, bu seviyede agitim için henüz yeterince Türkçe eser hazirlanmamis oldugundan, bir kisim 'dersler Fransizca olacak ve Fransa'dan getirilecek profesörlerle ögretim kadrosu tamamlanacakti. Pakat bu okul da uzun süre ögrenime devam edemedi ve 1882'de kapandi.

Bugünkü İstanbul Üniversitesi'nin çekirdegini meydana getiren Darülfünun-i sahane, dördüncü darülfünun olarak 15 Agustos 1900'de ikinci Abdülhamid Han zamaninda kuruldu. Ulum-i aliye-i diniye, Ulum-i riyaziye ve tabi-iyye ve Edebiyat fakültelerinden meydana gelecekti.

15 Agustos 1900'de çikarilan yirmi yedi maddelik darülfünun nizamnamesine göre; darülfünun-i sahanenin, Ulum-i aliye-i diniye (ilahiyat) fakültesinin her sinifina en fazla otuz kisi alinabilecek ve ögretim süresi dört yil olacakti. Ulum-i riyaziye ve tabiiyye (matematik ve fen bilimleri) fakültesi ile Edebiyat fakültelerinin siniflarina ise yirmi beser kisi alinabilecek ve ögretim süreleri üç yil olacakti. Bunlara ek olarak yine darülfünun idaresine bagli olarak Türkçe, Arabça ve Farsça'dan baska, Fransiz, İngiliz, Alman ve Rus dillerinin okutulacagi filolojiler kurulacakti.

Ögrenci sayisi sinirlandirilan ve parali olan bu okula girebilmek için, bir orta ögretim kurumunu bitirmek veya bu düzeyde bilgi sahibi oldugunu isbatlamak gerekiyordu.

O tarihlerde ayri bir bina ve idare kurulmasina lüzum görülmediginden, Cagaloglu'ndaki Mekteb-i mülkiyenin bir bölümü bu okul için ayrildi ve iki okul ortak müdürlükle yönetildi. 1909' da Vezneciler'deki Zeynep Hanim Konagi'na tasinarak kendi binasina sahib oldu. Ögrenci sayisindaki kisitlamalar kaldirilip, ücretsiz hale getirildi. Okulun ismi Darülfünun-i Osmani olarak degistirilip, programlarinda bazi degisiklikler yapildi. Okul idaresi, Mülkiye mektebinden ayrildi.

Emrullah Efendi'nin maarif nazırlığı zamaninda çikarilan 21 Nisan 1912 tarihli nizamnameyle yeni düzenlemelere gidildi. Büyük kütüphaneler, laboratuvarlar kurulmaya baslandi. Sinif usulü terk edilerek, yerine sömestr usulü getirildi. Zeyneb Hanim Konagi'nin yeterli olmamaya baslamasi üzerine, Yerebatan'da kimya, Feyzullah Efendi Konagi'nda jeoloji, İbrahim Paşa Konağı'nda dogu dilleri ve Saffet Paşa Konağı'nda cografya enstitüleri te'sis edildi.

Birinci Dünya Savaşı esnasinda Almanya ve Avusturya-Macaristan'dan Edebiyat, Fen ve Hukuk fakülteleri için davet edilen profesörler ile ögretim kadrosu güçlendirildi. Savastan sonra yeni bir yönetmelik hazirlandi. Buna göre darülfünunu, her yil seçilen bir eminin (rektör) baskanligi altinda fakülte temsilcilerinden meydana gelen bir divan (senato) idare edecekti.

Diğer anlamları

darülfünun

Türkçe darülfünun kelimesinin İngilizce karşılığı.
university.

darülfünun

üniversite.

Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.

Darülfünun ilgili konular

  • Jeoloji

    Jeoloji, YERBİLİMİ olarakta bilinir. Ana inceleme konusu Dünya olan bilim dalı. Maden yatakları, su, doğal enerji kaynakları, petrol, zemin et
  • Kabil

    Kabil, Afganistan'ın başkenti ve 3.000.000 nüfusuyla en büyük şehridir. Hindikuş dağları içinde Kabil nehri boyunca ilerleyen dar bir vadide
  • Necip Fazıl Kısakürek

    26 Mayıs 1905'da doğdu. Maraş'lı bir soydan gelen Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çember
  • Halit Ziya Uşaklıgil

    Halid Ziya Uşaklıgil, İstanbul`da doğumludur. İzmir`de halı ticareti ile tanınmış Uşak kökenli "Uşşakizadeler" ailesinden olan Hacı Hali
  • Nihat Sami Banarlı

    Nihat Sami Banarlı Edebiyat tarihçisi, şair ve yazar. İstanbul’un Fatih semtinde 1907’de doğdu. Trabzonlu Alemdârzâde âilesinden İlyas Sa
  • Reşat Nuri Güntekin

    Reşat Nuri Güntekin (d. 25 Kasım 1889 - ö. 7 Aralık 1956), Yirminci yüzyıl öykü,roman ve oyun yazarlarındandır.Yazı hayatına Birinci Dün
  • Yahya Kemal Beyatlı

    Yahya Kemal Beyatlı (2 Aralık 1884 - 1 Kasım 1958), Türk şair ve yazar. 1884 Üsküp'te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlköğreni
  • Abdullah Necati Akder

    Prof. Dr. Abdullah Necati Akder (1901 - 1986) Sosyolojik ve felsefi bilgilere dayanarak ülke sorunlarını irdelemeyi temele alan idealist sosyal
  • Hasan Ali Yücel

    Hasan Ali Yücel (1897 - 1961) Cumhûriyet dönemi eğitimci, yazar ve devlet adamlarından. 18 Aralık 1897’de İstanbul’da doğdu. İlk tahsilde
  • Türkiye'de Bilim ve Araştırma

    Bilim ve Araştırma1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne Osmanlı İmparatorluğu'ndan bir üniversite ve yedi eğitim kurumu miras kalmı
Darülfünun
darülfünun