Dart

Dart, iç içe renkli halkalardan ve bunları kesen üçgen dilimlerden oluşan bir hedefe, ufak okların (dartların) elle atılarak saplanması suretiyle oynanan bir spor. Dünyada en yaygın oynanan türünde belirli bir skordan başlanarak geriye gidilir ve tam olarak sıfır puana ilk ulaşan taraf o eli kazanır.

Dart

right|thumb|Dart

Dart (TDK önerisi oklama)<ref> TDK Sözlüğü</ref> içiçe ve farklı renklerde halkalardan oluşan bir hedefe, belirlenmiş bir uzaklıktan ufak okların atılarak, en yüksek puanı almak amaçlı bir oyun, spor. Dart, Ortaçağda okçular için bir eğitim oyunu olarak başlamıştır. İlk kez İngiltere`de ortaya çıkmıştır.

Hedefe daha iyi gitmesi için arkasına tüy ya da aparey (flight) takılan dart oku yaklaşık 16 cm. uzunluğunda olup, nişan tahtasının çapı da yaklaşık 45 cm` dir. Nişan tahtası, 1`den 20`ye kadar değerlerin yazılı olduğu 20 puan dilimine bölünmüştür.

Alınacak puanı belirleyen iç içe altı halka bu dilimleri kesmektedir. En içte 50 puanlık merkez (BullEye), hemen dışında 25 puanlık bir halka, geniş bir tekli atış halkası, dar bir üçlü atış halkası, diğer bir geniş tekli atış halkası ve en dışta dar bir çiftli atış halkası bulunmaktadır.

Çoğunlukla hedef skorlara göre isimlendirilen Dart`ın 301 / 501 / 701 , Cricket, High Score, Shangai, 301 Elinination, Split Score, Rapid Score olarak anılan oyun çeşitleri vardır.

Cricket Oyun Kuralları

  • Oyunun amacı belirtilen alanlara 3 isabetli atış yapılarak skor tahtasındaki alanları kapatmaktır.
  • Triple için skor tahtasında yer alan puanlardan (Örnk: 20a€²den 10a€²a) birisinin triple alanına isabet ettirmek gerekir. İlk *isabette 1 çizgi içincisinde 2 çizgi ve 3. isabette yuvarlak içine alınarak kapatılır.
  • Skor tahtasında yazmayan rakamların triple alanına yapılan atışlar geçersiz sayılır.
  • Yukarıdaki örnek skor tahtasında işaretleme şeklini görebilirsiniz.
  • House için yine skor tahtasında yazan rakamlardan birisini 3 okun tek atışta isabet etmesi ile House atışı yapılmış olur. 20 ouanlık dilim için örnek House atış alanı kırmızı ile işaretlenmiştir.
  • Skor tabelasında yazmayan rakamlara yapılan house atışları geçersiz sayılır.
  • Oyuncu Double alanına yapılan atış sonrasında skor tahtası üzerine atış yaptığı rakama 2 çizgi işaretleyebilir. Bunun yerine *D alanına tek çizgide atabilir.
  • Bull içinde kırmızı alan(Inner Circle Bull) a€˜a yapılan atışlar B değerine iki çizgi ya da Double (D) alanına bir çizgi atımı olarak işlenebilir.
  • 20a€² nin triple alanına yapılan bir atışta skor tahtası üzerindeki T ye bir çizgi atılır. Bunun yerine oyuncu 20 a€˜ye 3 çizgi atıp kapatmayıda tercih edebilir.
  • Skor tahtasındaki tüm değerleri kapatan takım/oyuncu oyunu kazanmış olur.


Dart Federasyonları

Günümüzde bir spor olarak kabul edilen ve uluslararası turnuvaları düzenlenen dartın pek çok ülkede milli federasyonu bulunmaktadır:

flagicon|USA ABD Dart Birliği


Kaynaklar

<div class="references-small">
<references/>
</div>


Linkler



Spor Portalı

Kaynaklar

Vikipedi

Dart

f. fırlatmak, atmak, atılmak, fırlamak, çıkıvermek, çıkarıvermek, vın diye geçip gitmek
i. dart oku, dart oyunu; cirit; mızrak; iğneleme; hamle; pens (elbisede)

Dart

1. anlamı (i)., (f). küçük ok; kargı, cirit; ani ve hızlı hareket; böceğin iğnesi; (terz) pens; fırlatma; (f). atmak, fırlatmak, ok gibi atmak veya atılmak; hela birkaç adım koşmak, etrafına bakmadan koşmak. dartboard (i). elle atllan küçük ok oyununda kulla.
2. anlamı dart oku. cirit. mızrak. iğneleme. hamle. dart oyunu. pens (elbisede). fırlatmak. atmak. atılmak. fırlamak. çıkıvermek. çıkarıvermek. vın diye geçip gitmek. küçük ok. ani hareket. (dikiş) pens. (across/out/towards.vb. ile) ani ve hızlı ha...
3. anlamı küçük ok. ani hareket. (dikis) pens. (across. out. towards. vb. ile) ani ve hizli hareket etmek. firlatmak. atmak.

Dart

Türkçe Dart kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. springing forward; sudden forward movement; small pointed missile (used in dart games and as a weapon); small tapered fold which is sewn on one end (Sewing); cigarette (Slang)
v. bolt, spring forward; run swiftly
n. darts

Dart

n. springing forward; sudden forward movement; small pointed missile (used in dart games and as a weapon); small tapered fold which is sewn on one end (Sewing); cigarette (Slang)
v. bolt, spring forward; run swiftly
n. darts

Dart

Dart tanım:

Kelime: dart
Söyleniş: 'därt
İşlev: noun
Kökeni: Middle English, from Middle French, of Germanic origin; akin to Old High German tart dart, Old English daroth
1 a archaic : a light spear b (1) : a small missile usually with a pointed shaft at one end and feathers at the other (2) plural but singular in construction : a game in which darts are thrown at a target
2 a : something projected with sudden speed; especially : a sharp glance b : something causing sudden pain or distress darts of sarcasm
3 : something with a slender pointed shaft or outline; specifically : a stitched tapering fold in a garment
4 : a quick movement made a dart for the door

Dart

İngilizce Dart kelimesinin İspanyolca karşılığı.
s. dardo, rehilete, saeta pequeña, saetilla; arranconazo, movimiento rápido
v. lanzar, arrojar, lanzar rápidamente, tirar; salir rápidamente, pasar velozmente; lanzarse, esprintar; volar

Dart

İngilizce Dart kelimesinin Fransızca karşılığı.
n. bond, saut; flèche; flèche en plume
v. bondir, s'élancer; lancer, jeter; agiter fébrilement

Dart

İngilizce Dart kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Wurfpfeil, Pfeil; Stachel
v. sausen; schnellen; werfen

Dart

İngilizce Dart kelimesinin İtalyanca karşılığı.
s. dardo; giavellotto; piccola freccia; (fig) balzo, guizzo; strale; (sartoria) pince, pieghina chiusa alla fine
v. lanciarsi, balzare, guizzare

Dart

İngilizce Dart kelimesinin Portekizce karşılığı.
s. dardo; flecha; movimento rápido
v. lançar-se; arremessar-se; lançar; arremessar flechas

Dart

İngilizce Dart kelimesinin Flemenkçe karşılığı.
zn. pijl(tje); steek, sprong
ww. (toe/weg)snellen/schieten/stuiven; (toe)werpen, plotseling richten op

Dart

Türkçe Dart kelimesinin Fransızca karşılığı.
jeu de flèchettes
İlk Olarak Atatürkün En Çok Dinlediği Müzikler Şarkılar Hangileri Öğrenelim:

1 Alişimin Kaşları Kare
2 Atladım Bahçene Girdim
3 Cana Rakibi Handan Edersin
4 Çanakkale İçinde
5 Daylar Dayler Viran Eder
6 Habgahi Yare
7 Kırmızı Gül
8. Köşküm Var Deryaya Karşı
9 Mani Oluyor Halimi
10 Şahane Gözler Şahane
11 Vardar Ovası
12 Yanık Ömer


ATATÜRK güzel sanatlara vE müziğe özel bir önem veriRDİ.
Müziği toplumun temel kültür değerlerinden biri olarak görüyordu. Türk ulusunun yücelmesinde başlıca hareket unsuru olarak ele alıyordu.ATATÜRK'ÜN bu konudaki görüşleri ve sözleri :
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından birisi kopmuş demektir"
"Biz Batı musikisini saygıyla dinlediğimiz gibi , bizim musikimiz de bütün dünyada saygıyla
dinlenilecek bir halde olmalıdır."
"Efendiler! Hepiniz milletvekili olabilirsiniz! Bakan olabilirsiniz! Hatta Cumhurbaşkanı ola-
bilirsiniz!Fakat sanatkar olamazsınız!"
"Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü , müzikte değişikliği alabilmesi , kavrayabilmesidir"
Hayatta müzik gerekli değildir.Çünkü hayat müziktir.Müzikle ilgisi olmayan varlıklar insan
değildir.Eğer söz konusu olan hayat insan hayatı ise müzik mutlaka vardır.Müziksiz hayat zaten var olamaz.Müzik hayatın neşesi , ruhu , sevinci ve her şeyidir.Yalnız , müziğin türü üzerinde düşünmeye değer.

"Bir millet sanat ve sanatkardan yoksunsa , tam bir hayata sahip olamaz."
Atatürk'ün müzile ilgili söylediği sözler
Mustafa Kemal Atatürk, milli kültürün önemli bir parçası olan sanata çok değer verilmesi gerektiğini bildiği için, sanatkârı temelli teşvik ve takdir etmiştir.

"Türk milletinin yücelmesinde, başlıca hareket unsuru olan milli kültür ve sanatın gelişmesi" Atatürk'ün başlıca isteğiydi.

Atatürk bu konudaki çeşitli konuşmalarında, hep Türk milletinin ve dolayısıyla Türk sanatının, milletin hayatındaki önemine işaret etmiş, Türk sanatının ileri hamlelerle, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşması gerektiğini vurgulamıştır.

Atatürk, Türk milletinin varlığına yönelik bütün değişikliklerin milli ve medenî temellere dayanmasını istiyordu.

Sanatta ve kültürde köklü bir geçmişe sahip olan Türk milletinin lâyık olduğu seviyeye ulaşması, onun temel emeli ve ideali olmuştur.

Atatürk, milletin hayatında gerçekleştirilmesi gereken bütün değişikliklerin zorlama ile olmayacağını, alıştırıcı ve inandırıcı bir tutumla oluşturulması gerektiğine inandığı için, özellikle Türk musıkisinde bu sistemin uygulanmasını gerekli görmüştür.

Atatürk'ün emirleriyle kurulan Cumhurbaşkanlığı orkestrasının bir konserinden sonra, Atatürk şöyle söylemiştir:

"Halkın da musıki ihtiyacını düşünmek gerekir. Halkın musıki zevkinin gelişmesi için bu musıkiye (batı musıkisine) alışması ve bu musıkiden hoşlanması için, köklü bir musıki eğitimine ihtiyaç vardır."

Nitekim, Devlet konservatuarının temeli olan musıki muallim mektebinin (1925) büyük Atatürk'ün bu işareti üzerine gerçekleştirilmiştir. Musıki muallim mekteplerinin amacı sanatçıdan çok orta öğretim için öğretmen yetiştirmekti. İkinci adım, bir milli musıki ve temsil akademisinin kurulmasıydı. Atatürk, musıkinin sadece nazarî (didaktik) bir uğraşı olarak değil, pratik ve uygulayıcı bir sistemle geliştirilmesini vurgulamış oluyordu.

Kurulan musıki muallim mektebinin sanatkârdan çok, öğretmen yetiştirmek amacına yönelik olması, genç öğretmenler mârifetiyle, memleket sathında bir musıki eğitiminin gerçekleştirilmesini sağlamaktı. Büyük Atatürk: "Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir niteliğinin de, güzel sanatları sevmek ve bu sahada yükselmek olduğunu" söylerken, Türk milletinin yüksek karakterine ve çalışkanlığına, milli birlik ve parlak zekâsına bilgiye bağlılığına ve yürek bütünlüğüne güvenini belirtiyor, milletin bu niteliğini her çeşit vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirilmesinin milli ülkümüz olduğunu ve bugünkü dünya içinde, tam anlamıyla medeni bir toplum içinde, yer alması gerektiğine önemle işaret etmiş oluyordu.

Atatürk, her konudaki düşüncelerini berrak bir akışla ifade etmiştir. Atatürk, elbette bir musıkici değildi, fakat derin bir musıki anlayışına ve zevk üstünlüğüne sahipti. Şu sözleri bunu anlatmaktadır:

"Bir çok defa bu musıkinin (Türk musıkisinin) tam haysiyetini bulamıyoruz. İşte bu dinlediğimiz musıki hakiki bir Türk musıkisidir ve hiç şüphesiz yüksek bir medeniyetin musıkisidir. Bu musıkiyi dünyanın anlaması lâzımdır. Onu bütün dünyaya anlatabilmek için, bizim milletçe bugünkü medeni dünyanın seviyesine yükselmemiz gerekir."

Atatürk, musıkimizi bütün dünyaya anlatabilmek için, milletçe medeni dünyanın seviyesine yükselmemiz gerektiğine işaret ederken, bizim için, tarihin karanlıklarında ve derinliklerinde kalmış, zengin bir musıki kültürünün gerçek değerlerini meydana çıkarmak, özellikle musıki şuuru, duygusu ve bilgisini, aynı kuvvet ve heyecanla, yeni nesillere aktarmanın gereğine işaret etmek istemişlerdir. Eski ve köklü bir geçmişe sahip millet olarak, kültürde olduğu kadar milli ve toplumsal hayatımız için de, önemli olan musıkinin, bizde alaturka- alafranga meselesi, olmakta devam etmesindeki kısır çekişmeleri de Atatürk; 1 Kasım 1934 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, meclis kürsüsünden söylediği şu sözlerle ülküleştirmiştir.

"Arkadaşlar! Güzel sanatların hepsinde ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi biliyorum. Bu yapılmaktadır. Ancak bana kalırsa bunda çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk musıkisidir. Bir ulusun yeni değişikliğine ölçü, musıkide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir. Bugün dinletilmeğe yeltenilen musıki, yüz ağartacak değerde olmaktan uzaktır, bunu açıkça bilmeliyiz. Ulusun ince duygularını düşüncelerini anlatan, yüksek deyişlerini, söyleyişlerini toplamak, onları genel musıki kurallarına göre işlemek gerekir, ancak Türk ulusal musıkisi böyle yükselebilir, evrensel musıki de yerini alabilir. Kültür işleri bakanlığının buna değerince önem vermesini, kanunun ona yardımcı olmasını dilerim."

Büyük Atatürk, yıllar önce söylediği bu sözleriyle, Türk musıkisi politikasının sağlam temeller üstünde geliştirilmesinde, temel ilkeyi tespit ediyor, Türk milletinin güçlü bir musıki potansiyeline sahip olduğunu bilerek, bu musıkinin layık olduğu biçimde, çağdaş medeniyet kurallarına göre geliştirilmesini istiyor, Türk gençliğine ve sanatına yeni ve ışıklı ufuklar açıyordu.
Atatürk, bütün memleket işlerinde olduğu gibi, kültür ve sanat varlığımızda da, dünya ölçüsünde bir yeniliğe ve başarıya ulaşmanın böyle mümkün olabileceğini, musıkide milli olabilmenin dayandığı temel unsurlardan biri olan folklor değerlerinden faydalanmanın önemini de belirtmiş oluyordu. Nitekim bir başka zaman da şöyle söylemiştir:" Bizim musıkimiz Anadolu halkından işlenebilir."

Atatürk, bu sözleriyle de, memleketin Milli Kültür hazinesi olan halk musıkisini araştırılarak, ilmî esaslar ve metodlarla kültür canlılıklarıyla ortaya konulmasını vurgulamış oluyordu.

Atatürk Türk musıkisine alaturka damgasını vuranlardan değildi, hele Arap, Fars ve Bizans musıkilerinden etkilenmiş olduğu görüşünü asla tasvip etmemiştir.

Alaturka, her ne kadar, Türk'e mahsus, Türkvâri gibi bir anlama geliyorsa da, bunu tezyif yollu kullanmayı âdet edinenler vardır. Başı bozukluk, gerilik, uyuşukluk gibi anlamlarda kullanılmak istenmektedir. Gerçekde Türk musıkisinin, bu anlayışla vasıflandırılması son derece âmiyâne bir yakıştırmadır.

Atatürk'e ait olduğu söylenen bazı sözler, yanlış aktarılmış, ya da naklederler, işlerine geldiği gibi yorumlamışlardır. Bunlardan biri şudur: "Esas müzik batı müziğidir, ulusumuz için de bu müziği normal görmeliyiz."

Türk musıkisini sevmeyenler, daha doğrusu bilmeyenler, musıkimizi temelli hor görmüşlerdir. Onlara göre, alaturka musıki; Bizans, Arap ve Fars musıkilerinin etkisinde kalmıştır. Tek sesli olması dolayısıyla de iptidâidir. Daha da ileri giderek: "Kozmopolit ve egzotik, melankolik bir havası vardır, onun için bu musıkiyi kaldırıp atmalı, batı müziğini almalıdır."

Atatürk'e mal edilen bu sözler, nakledenlerin yorumladıkları şekilde ise, aynı konularda belgeleşmiş sözleri de vardır ki, tam bir çelişki meydana geliyor demektir. Atatürk, gibi bir insan, böyle bir çelişkiye düşmezdi. Şu halde bu sözler, ya noksan, ya da yanlış aksettirilmiş ya da Atatürk bunları başka maksatla söylemiştir.

Bâzı müfrit muhafazakârlar da Atatürk'ün batı musıkisini sevmediğini, dinlemekten hoşlanmadığını ileri sürmüşlerdir. Her ikisi de doğru değildir. Atatürk, hiçbir zaman Türk musıkisini tezyif yollu, yerme ve kötülemede bulunmamış, tersine; "Yüksek bir medeniyetin musıkisi olduğunu." söylemiştir.

Atatürk: "Bir ulusal eğitim programından söz ederken, yabancı düşüncelerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden arınmış, ulusal birliğimize, gelenek ve tarihimize uygun bir kültür kasdediyorum, herhangi bir yabancı kültür, şimdiye kadar takibedilen yabancı kültürlerin bozucu sonuçlarını tekrar ettirebilir. Kültür, ortamla uyumlu olmalıdır. Bu ortam ulusun öz benliğidir." diyor. (Temmuz 1924)

Böyle söyleyen Atatürk, doğrudan doğruya: "Bizim için esas müzik batı müziğidir, bu müziği ulusumuz için normal görmeliyiz." sözünü yorumlayan biçimde söylenmiş olabilir mi?

Atatürk, Türk musıkisinin en iyi şartlarla korunmasını ve geliştirilmesini istiyor, batı musıkisini de seviyor ve hoşlanarak dinliyordu.

Halkı çoksesli musıkiye alıştırmada eğitici bir yol tutulmasını, batıya yönelik çalışmalarda, çağdaş milletler seviyesine ulaşma safhalarında, musıki ürünlerinin önemli yeri olduğunu takdir ederek, milli bütünlüğümüzü belirten, kültür değerlerimizi ve geleneklerimizi göz önünde tutarak, milli ve evrensel literatürden de faydalanarak, Türk musıkisinin kudretini batı dünyasına tanıtmak ve göstermek gerektiğine inanıyordu. Bu, Türk duygusunu ve milli heyecanını batı ölçüleri ve tekniği içinde işleyerek, bütün dünyaya tanıtmak demektir.

İlgili konuları ara

Yanıtlar