Doğal seçilim

Doğal seçilim, (Doğal Ayıklama ya da Doğal Seleksiyon) canlı gruplarının nüfus oranlarının, o canlı grubunun kalıtsal özelliklerinin canlının hayatta kalması veya üremesine elverişli olup olmamasına bağlı olarak, değişmesi sürecidir.

Doğal seçilim

Doğal seçilim, (Doğal Ayıklama ya da Doğal Seleksiyon) canlı gruplarının nüfus oranlarının, o canlı grubunun kalıtsal özelliklerinin canlının hayatta kalması veya üremesine elverişli olup olmamasına bağlı olarak, değişmesi sürecidir.

Kalıtsal özellikleri (genleri) dolayısıyla ortama uyum konusunda daha başarılı olan bireylerin, hayatta kalabilme, ergenlik yaşına ulaşabilme ve üreme olanakları yönünden daha avantajlı olmaları dolayısıyla, kalıtsal özelliklerini bir sonraki kuşağa aktarabilmeleriyle işleyen mekanizmadır. Ortama uyum sağlamada başarılı olamayan bireyler ise hayatta kalmayı ya da üreme yaşına ulaşmayı başaramayacak, dolayısıyla kalıtsal özelliklerini sonraki kuşaklara aktaramayacaklardır.

Doğal seçilim mekanizması bu şekilde işleyerek uyum sağlamada başarılı olamayan bireylerin kalıtsal özelliklerinin popülasyondan ayıklanarak sonraki kuşaklara aktarılmasını önlemiş olur. Öte yandan uyum konusunda daha başarılı olan bireylerin kalıtsal özelliklerinin gelecek kuşaklara daha etkin olarak aktarılmasını sağlar. Sonuçta popülasyon, uyum sağlamada başarılı olan bireylerden oluşmuş olacaktır.

Yaşama savaşında.daha az yetenekli bireylerin elenerek, daha iyi uyum sağlayanların, daha yetenekli olanların hayatta kalması durumu. Evrimi doğadaki koşullara daha iyi uyum sağlaya­bilmenin sonucu olarak gören ve akraba tür­lerde bulunmayan özel uyum mekanizmala­rıyla donatılmış türlerin çevre koşullarına daha iyi uyum sağlayacağını, ve dolayısıyla yaşamlarını sürdürme şansının daha yüksek olacağını savunan Darwin’in, doğada hüküm süren ve yaşama savaşında en başa­rılı olanların, varoluş koşullarına en iyi şekilde uyum sağlayanların ayakta kalmasını sağlayan sürece verdiği ad.

Darwinizmin temelini oluşturan doğal ayıklanma şu temel ilkeye dayanır: Canlıla­rın büyük bir bölümü çok fazla sayıda döl, yumurta, tohum ya da yavru verdiği halde, türlerin çoğunda birey sayısı aşağı yukarı sabittir. Bu, bireylerin çoğunun embriyon-, dan yetişkin duruma gelinceye kadar, yaşamın bir aşamasında yok olup gittikleri anla­mına gelir. öyleyse, içinde bulunduğu varoluş şartlarında, yaşadığı çevresel koşul­lara en iyi şekilde uyum sağlayan bireyler daha uzun yaşar, daha çok ve daha sağlıklı döller verir. Ana babalarının kalıtsal özel­likleriyle donatılmış olan gelecek kuşaklar da, kendilerinden önceki kuşağın uyum ye­teneğini korur ya da geliştirir.

Ayrıca Bakınız

*Evrim

Yanıtlar