Erotizm

Eski Yunan Aşk Tanrısı Eros'un adından türeyen "erotik" kavramı, geniş anlamda, hem iki cinsin birbiriyle olan ilişkisinde, hem de insanlar arası dostluk ifadesinde ortaya çıktığı şekliyle aşkın çeşitli görünümlerini içerir. Ancak bugün dar anlamda "erotik" dendiğinde akla gelen, bir yandan cinselliğin zihinsel ve ruhsal gelişimi, bir yandan da cinsellik coşkusuyla yapılan oyunlar ve bunun sosyalleşme, moda, sanat, ve reklamcılık gibi alanlara yaptığı etkilerdir. Bu bağlamda toplumun veya kişinin erotikleşmesinden veya erotizminden söz edilebilir. Bu şekilde kullanıldığında erotizm, cinsellik kavramının sınırlarını aşmaktadır.

Erotizmin temelinde bir sevgi ve aşk tutkusu yatar. Dolayısıyla çeşitli resim, heykel, edebiyat, tiyatro, dans, film ve müzik yapıtlarında bu tutkunun izlerini bulmak şaşırtıcı olmamalıdır. İnsanın ruhsal ve bedensel varlığının ayrılmaz bir boyutu olan bu duygunun, çağlar boyunca çeşitli sanat ürünlerine ilham vermiş olması doğaldır. Tüm insan yaşamının kökeninde bulunan erotizmin, değişik sanat dallarınca işlenmesi elbette kaçınılmazdır.

Esas olarak aşk yapmakta ve üremede ifadesini bulan insan cinselliği, daha başka alanlara da uzanır. Tüm eski ve "ilkel" kültürlerde insanlar, duygularını ve eylemlerini, doğayı denetlediklerini düşündükleri doğaüstü güçlere mal ederek, yaşadıkları evreni insanlaştırmaya ve cinselleştirmeye çalışmışlardır. İlkel çağlarda çoğu dinlerin başlıca kaygısı, insan doğurganlığını ve bunların yiyecek ihtiyacını sağlamak ve artırmaktı. Kötü güçlere karşı korunmak için de cinsel büyülere başvurulurdu. Toplumda kabul görmeyen erotik güdüler, cinsel cinlere mal edilip, onlarda canlandırılırdı. Her kültür şu ya da bu şekilde erkek ve kadının cinsel rollerini tanımlamaktadır. Güçlünün zayıfı egemenliği altına alması, birçok kültürün davranış kalıplarındaki cinsel saldırganlığın varlığına da işaret eder. Doğum, cinsel olgunlaşma, evlilik, çocuk büyütme, ölüm ve ölümden sonraki yaşam ya da yeniden doğuş edimlerinden oluşan çembere olan inanç ve bununla bağlantılı töreler yine cinsellik aracılığıyla sürdürülür. Avlanma, kafatası avcılığı, ateş yakma, sulama, çömlekçilik, madencilik gibi çok çeşitli kültürel eylemler de genellikle cinsel bir simgesellik içerir. Tüm bunlar dolayısıyla, eski ve "ilkel" kültürlerin mitleri, dinsel törenleri ve sanatları cinsel temalar açısından çok geniş bir çeşitlilik göstermektedir.

Eski Yunan din ve mitolojisinde, hem güçlü bir erotik ilham kaynağı olarak, hem de doğudaki doğurganlığın sembolik bir ifadesi olarak, tanrılara ilişkin aşk öyküleri can alıcı bir önem taşır. Cinsellik, din ve büyü iç içe girmiş durumdadır. Lamba ve vazolardan resim ve heykellere kadar çeşitli sanat ürünleri herhangi bir mahcupluk ya da suçluluk izi taşımadan, tamamen açık bir şekilde cinsel eylemleri sergilemektedir. Cinsellikle utanç arasında yapay bağ henüz kurulmamıştır. Tanrıların tanrısı Zeus'un aşk serüvenleri bir çok vazoyu ve başka eşyaları süslediği gibi Rönesans'tan başlayarak çeşitli çağların sanatçılarına da önemli bir ilham kaynağı ve bizzat konu olmuştur. "Leda ile Kuğu" öyküsü günümüze kadar defalarca resmedilmiştir. Eski Yunan'da din, tüm cinsel aşkı gerekçelemekte, Dionysos tarikatıyla olan ilişkisinden dolayı, erotik coşkulanmaya kutsal bir nitelik yakıştırmaktadır. Büyü, Dionysos'a tapınmada önemli bir boyut olmuştur; bu özellik en belirgin. olarak "fallus" töresinde ortaya çıkar: Fallusa (erkeklik organına) tapma, çok eski zamanlardan beri bir çok dinin bir parçası olagelmiştir. Yunanlılar da bunu, büyük olasılıkla Mısır fallus tanrısı Min'den almışlardır. Eski Roma kültürü, Yunan düşünce ve göreneklerinden çokça etkilendiği halde, Yunanlıların sanatta ve yaşamda cinselliğe karşı benimsedikleri son derece uygar tutumun benzerini Roma'da bulmak mümkün değildir. Yunanlıların edebiyattaki etkisi daha büyük olmuş, Roma erotik edebiyatı, neşeli ve eğlendirici bir eğilim taşımıştır. Roma sanatındaki erotik anlatım temelinde Eski Yunandakine benzer düzeyde bir felsefe yatmamaktadır. Ama yine de, Romalıların da erotik sanat konusunda kendilerine özgü ürünler verdiği belirtilmelidir.

Hıristiyanlığın ilk dönemlerine ve orta çağa özgü sanat ürünlerinde erotizm, seyrek olarak ortaya çıkar. Hıristiyan sanatı fiziksel aşkı kınamış, ruhsal yücelmeye ağırlık vermiştir. Bu gelişmede, bizzat İsa'nın değil, havarilerinden St. Paul'ün etkisi belirleyici olmuştur. 8. yüzyıla gelindiğinde Hıristiyan kilisesi, tüm Ortaçağ'a egemen olan ve uzantıları günümüze kadar gelen katı bir yasa benimseyerek cinsel davranışa ilişkin kuralları tespit etmiştir. Bu yasa, seks konusundaki yoğun endişe duygusundan kaynaklanmaktadır. Adem ile Havva'nın ilk günahından dolayı herkesin günahkar doğduğu kabul edilmekte ve bu nedenle cinsel eylemlerin hepsi suç kavramı ile bağdaştırılmaktadır. Cinsel birleşmeyle günahın arttığı düşünülür; onun için cinsellik tamamen günah sayılır. Ortaçağ'da erotik görüntüler, temel olarak, zengin tabakalarca sahiplenilebilen değerli nesnelerle sınırlı kalmıştır: mücevherler, süslemeli mobilyalar ve el yazması kitaplar bunların başında gelir.Antik Çağ'a olan ilgiyi yeniden canlandıran Rönesans Hümanizması, 15. yüzyıl İtalya'sının sanat anlayışında çok büyük değişikliklere yol açtı: çıplaklığa yakıştırılan utanç çağrışımları kaybolmaya başladı ve aydın kafalı laik hamilerin çoğalmasıyla birlikte kilisenin sanat üzerindeki etkisi gevşedi.

Klasik Yunan Kültürü'nün yeniden doğuşu, Venüs ya da Afrodit'in de yeniden doğmasıydı. Aşk tanrıçalarının çıplak görüntüleri Rönesans sanatının belirgin özelliği oldu. Bu erotizm, çeşitli dinsel kişiliklere de yansıdı. Bazı yorumlara göre, Mikelanj'ın ünlü Piieta'ları bile Meryem'i, Hz. İsa'nın annesi değil gelini olarak göstermekteydi. 16. yüzyılla birlikte Havva ve Venüslerde genellikle idealizm yerini, natüralizme bırakmaya başladı. İncil'den ya da mitoloji öykülerinden birinin arkasına saklanmadan, sevdiği kadının erotik bir resmini yapmaya kalkan ressam Rubens' di. 18. yüzyılda özellikle Fransız resminin ahlak dışı ve zevke düşkün bir saray yaşamını dile getirdiği söylenebilir. Zarif bir şıklık ve ince bir şehvet düşkünlüğü her alana hakimdir. Bu gelişmeyle tutarlı olarak, Venüs ve Diana o zamana kadar olduklarından çok daha kolay erişilebilir, seks sembolleri haline gelirler. Goya'nın "Çıplak Maya"sı bunun en iyi örneklerinden biridir. 19. yüzyıl, kendisinden önceki tüm çağların daha yoğun bir şekilde cinsellik endişesi ve tutkusu içindedir. Bu dönemin sanat ürünlerinin ve hatta özellikle resmi Akademi tarafından, onay görenlerinin ardında, cinsellik yatmaktadır. 19. yüzyıl, erotik basmaların son derece moda olduğu bir dönemdir. Çoğunlukla bu basma resimler ya da çizimler, kralların ve soyluların cinsel yaşantılarını konu almaktaydı. Bu yüzyıl , aynı zamanda Neoklasizmin, Romantizm akımı tarafından aşılmasına da tanık olmuştur. Mitolojik aşk öykülerinden yola çıkan Neoklasik yapıtlar gerçi her türlü tutkudan yoksun değildir, ancak Romantizmin erotik anlayışı, Delacroix'da özellikle ifadesini bulduğu üzere, şiddet boyutunun kaçınılmaz olduğunu öne sürer. Baudelaire' in, Delacroix'nın yapıtlarında belirli bir sadizim teması yakalamış olması rastlantısal değildir.

19. yüzyılın ikinci yarısında cinselliği mitolojik kahramanların arkasına saklama iki yüzlülüğünü gösterdikleri için hem resmi akademi tarafından, hem de sarayca alkışlanan ve desteklenen sanatçılarla, çıplaklığı ve cinselliği Manet veya Courbet gibi bir fahişe ya da gerçek yaşamdan alınan bir kadınla sergileyen ressamlar arasında kesin bir ayırım ortaya çıktı. Ancak her şeye rağmen akademik ressamların, cinsellikten korkmaya koşullanmış erkek ve kadınların bastırılmış duygularına bir boşalım yolu sağladığı belirtilmelidir. Bunu yaparken, bol miktarda Klasizme ve mitolojiye dayandıkları için, yansıttıkları,erotizm, zararsız ve güvenilir sayılmıştır. Oysa bu dönemde Toulouse Lautrec ve Degas, fahişelerin evrenini keşfetmektedirler. Gözlemlediklerini olduğu gibi yapıtlarına aktarırlar. Bu dürüstlük Gaugin ve Van Gogh'da görülür. Çıplak kadın vücutları, ne bir cinsel nesne olarak sömürülmekte, ne de mitolojik bir peçe arkasına saklanmaktadır. Bir güzellik kaynağı olarak sunulmakta ve yüceltilmektedir.

19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında Rodin'den Klimt'e kadar uzanan bir grup sanatçı, duyarlılığın daha karanlık olan yanıyla uğraşmışlardır. Klimt'in başlıca tutkusu, "femme fatale" imajıdır; erkeğin başına çeşitli dertler açan, dayanılmaz güzellikte ve cinsellikte kadın imajları onu etkiler. Yüzyılın ortalarına doğru, Grosz ve Beckmann'ın resimlerinde erotizm bizzat erotizmin temel felsefesinden bağımsız bir takım düşünceleri ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Özellikle Grosz'un yapıtlarında erotizm aracılığıyla verdiği mesajlar, siyasal niteliktedir. Rus Devrimi, Alman Nazizmi ve II. Dünya Savaşı'nın yaşandığı bir çağda sanatçıların yapıtlarında sosyal içerikli konulara yer vermesi ve bir ifade biçimi olarak erotik motiflerden yararlanması olağandır.

Aynı yüzyılda ayrı bir akım olarak Sürrealizm, ağırlıkla düşler dünyasından esinleniyordu. Düşlerin cinsel içeriği, bu okulun temel dayanağı olmuştur. Başlıbaşına bir akım sayılabilecek olan Picasso'nun tüm sanat yaşamı boyunca erotizm, vazgeçilmez tutkusu olmuştur. Çeşitli dönemlerinde verdiği ürünlerde yalnızca erotik çağrışımlar değil, bizzat erotik konular bulmak mümkündür. Sanatçı erotizm ve sanatın ayrı şeyler olmadığını kendi sözleriyle de ifade etmiştir.İnsanlar arası iletişimin en önemli kanallarından biri olan cinselliğin etkisi, Ruhbilimciler tarafından araştırılıp açıklığa kavuştukça, erotizm, daha yoğun bir şekilde güncel yaşama girmektedir. Bugün erotizm, ağırlıkla görsel ve işitsel yollardan toplu olarak yaşamımızda etkili olmaktadır. Baleden , Modern Dans'a, Folklor oyunlarından "show"lara, modadan reklamcılığa kadar birbirinden son derece farklı bin bir konuda erotizmin açık ya da örtülü izlerini bulmak kaçınılmazdır. Reklam filmlerinde kullanılan ses tonlamaları, moda defilelerinde en kapalı giysilerin sunuluşunda bile başvurulan hareket kalıpları, ambalaj kağıtlarının desenleri veya biçimleri, gözlük modelleri erotik motiflerden bağışık değildir. Bütün bunlar günümüzde erotizmin ikinci boyutunun cinsellik coşkusuyla yapılan oyunlar ve bunların çeşitli toplumsal olaylara ve alanlara yaptığı etkilerin büyük ağırlık kazandığına işaret etmektedir. Kuşkusuz, erotizmin günlük yaşama girmesi, cinselliğin insan yaşantısındaki öneminin keşfedilerek reklam,müzik, sinema, tiyatro ve edebiyat gibi alanlarda yoğun işlenişiyle paraleldir.

Erotizm

erosçuluk.
kösnüllük, şehvaniyet.

Erotizm

1 . Erosçuluk.
2 . Kösnüllük, şehvaniyet.

Erotizm

Türkçe Erotizm kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. eroticism

Erotizm

Türkçe Erotizm kelimesinin Fransızca karşılığı.
érotisme [le]

Erotizm

Türkçe Erotizm kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Erotik

Yanıtlar