ETA

Bask Vatanı ve Özgürlük ya da ETA (Baskça: Euskadi Ta Askatasuna), İspanya ve Fransa sınırları içinde yaşayan Bask kökenli topluluğa ait bağımsız bir devlet kurma amacı güden Marksist-Leninist örgütün adıdır. 20 Ekim 2011'de silahlı mücadeleye son verdiklerini açıklamışlardır.

ETA (Euskadı Ta Askatasuna) (İspanya)

Bask Ayrımcı Harekatı (ETA) 1962'de EKİN grubundan ayrılan militanlar tarafından kurulmuştur. İspanya'nın Bask Bölgesinin bağımsızlığı için, mücadele ettiklerini iddia etmektedirler. Bu tarihten itibaren, Madrid Üniversitesi'nde, hepsi solcu öğrenciler tarafından gerilla üniteleride teşkil edilmiştir. Bu üniteler ortalama olarak her biri 200'er öğrenciden oluşmuştur. Vur-kaç taktiği uygulayıp polislerle çatışmalara girmektedirler. Bu terörist hareketlerinin ardında ise; Franko rejimini devirip yerine Marksist-Leninist doğrultuda solcu bir rejimi kurmak, Bask bölgesini İspanya'dan ayırıp, bağımsız bir devlet teşkil etmek ve doğrudan Avrupa Federasyonu'na entegre edilmesi amacı yatmaktadır.

İspanya'nın Bask Bölgesi'nde bölgesel hareketi savunan ETA'nın yapmış olduğu şiddet olayları karşısında İspanya Hükümeti Olağanüstü hal ilan etmiş ve askeri mahkemelerde, yakaladığı teröristleri ağır cezalara mahkum etmiştir.

Hedefleri ve Yöntemleri;

Bask Bölgesi'nin bağımsızlığı için mücadele eden ETA örgütünün hedefleri arasında polis, güvenlik görevlileri, adalet hizmetlerinde çalışan yüksek görevliler vardır.Yukarı

1986 yılı sonlarında Fransa Hükümeti'nin ETA üyelerini sınırdışı etme kararı üzerine eylemleri İspanya'da bulunan Fransızlara da yönelmiştir.

Uluslararası Bağlantıları;

Bask Bölgesi'nin bağımsızlığı için mücadele eden ETA örgütü, Kuzey İrlanda' da terör faaliyetini sürdüren IRA'nın en çok ilişkide olduğu sol örgütlerden biridir. Aralarında işbirliği olan bu iki örgüt Nisan 1972'de Fransa'da, BRETON Kurtuluş Cephesinin de katılımı ile siyasi bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşma bölgesel hareketli 3 örgütün politik görüşlerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. ETA'nın bölünerek ılımlılar, politik kanat ve askeri kanat olarak ayrılmasından sonra, geçici Sinn Fein (IRA'nın siyasi kanadı) ETA'nın politik kanadı ile, geçici IRA (Askeri Kanat) ise ETA'nın askeri kanadı ile işbirliğini sürdürmüştür. IRA ve ETA üyeleri, düzenledikleri gezilerle karşılıklı olarak sık sık bir araya gelmektedirler.Yukarı

Soğuk savaş döneminde ETA, Güney Yemen, Cezayir, Libya, Lübnan ve Nikaragua gibi ülkelerden eğitim desteği almış, IRA, İtalya'daki Kızıl Tugaylar ve Filistinli gruplar ile yakın ilişki içerisinde olmuştur. Ancak, ETA'ya en büyük desteği Fraensa'da yaşayan Basklar vermiştir.

ETA'nın Suriye ile bağlantısı mevcut olup, bu ülkeden destek arayışı içerisinde girmiştir. Bu amaçla, Temmuz 2000 içerisinde Suriye'nin başkenti ŞAM'a gelen bazı ETA mensupları Suriye yetkilileri ile görüşmelerde bulunmuşlardır.

1983 Ağustos ayında çeşitli örgütlere mensup temsilcilerin biraya gelerek düzenlediği toplantıya; KATALONYA TIERRA LIBRA ayrımcı örgütü ile BASK, ETA, KORSİKA BAĞIMSIZLIK HAREKETİ, IRA ve KÜRT örgüt temsilcilerinin katılması, ETA teröristlerinin 1970 yıllarında Filistin'deki El Fetih Kamplarında eğitilmeleri, aynı tarihte THKO/THKP-C örgüt mensuplarının da eğitim görmeleri, 2 Ocak 1984 Tarihinde Hamburg' da çeşitli iş yerlerine ait arabalara yapıştırılan ve posta şeklinde dağıtılan bildirilerde "DEV-SOL, TKP/ML ve ETA" imzalarının bulunması şeklinde, bölücü ve yıkıcı örgütlerle işbirliği nedeni ile dolaylı olarak Türkiye'deki yasadışı örgütler ile ilişki içerisinde olduğu değerlendirilebilir.

Aralık 2000 içerisinde İtalya/MİLAN Katedrali'nde ortaya çıkartılan başarısız bombalı saldırı girişimini "Uluslar Arası Dayanışma" adında, daha önce fazla tanınmayan terörist bir grup üstlenmiştir. Bu grup, İspanya'da ceza evlerinde bulunan ETA teröristleri ile dayanışma içerisinde olduğunu göstermek amacıyla söz konusu saldırıyı planladığını açıklamıştır.

1968 yılından beri sürdürdüğü silahlı mücadelede 800'den fazla kişinin ölümünden sorumlu tutulan ETA'nın son dönemde üstlendiği önemli eylemler arasında; - 06 Mayıs 2001 tarihinde Aragon Bölge Başkanı ve Senatör Manuel GIMENEZ'in öldürülmesi, - 06 Kasım 2001 tarihinde MADRİD'de patlayıcı yüklü bir aracın infilakı sonucu 95 kişinin yaralanması, - 07 Kasım 2001'de bir yargıcın öldürülmesi, bulunmaktadır. ETA, Avrupa Birliği tarafından 28 Aralık 2001 tarihinde kabul edilen "Ortak Terör Örgütleri Listesi"nde yer almaktadır.

KADEK Terör Örgütü ile Benzerlikleri;



1987 yılına ait terör olaylarında, ETA örgütü tarafından, bomba yüklü arabaların patlatılması yönteminin uygulanması, silahlı soygunlar ve zenginlerden baskı yoluyla toplanan "Devrim Vergileri" adı altındaki gelir kaynakları, 30 Ocak 1988 tarihinde hükümete ateşkes önererek, sorunlara karşılıklı görüşmelerle çözüm bulunmasını istemeleri ve yeniden şiddet eylemlerine yönelmeleri, halkın gözü önünde, çoluk-çocuğu ayırmadan öldüren cinayet şebekesine dönüşmesi, ülkemizdeki bölücü ve yıkıcı örgütler ile benzerliklerini ortaya koymaktadır.

Kaynak: http://www.teror.gen.tr/

Dünden bugüne ETA

Bask bölgesinin bağımsızlığı için 40 yıldır mücadele eden ETA, 24 Mart 2006 tarihinde “sürekli ateşkes” ilan etti. ETA'nın bu kararı ülkede sevinçle karşılandı. Peki, ETA'yı silah bırakma kararına getiren süreç neydi? Bunu anlamak için Bask sorunun başlangıcına inmemiz gerekir. Bask milliyetçiliğinin kökleri çok eskilere dayanmaktadır. Bu bölgede yaşayan insanlar, Roma İmparatorluğu döneminden beri kendi dilleriyle, Katolik köylü kültürleriyle, anavatanlarında eşitlikçi bir yapı içersinde yaşamışlar, diğer bütün bölgelerden çok daha eskiye dayanan ayrı bir siyasal varlık olarak XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar kendi parlamentoları, mahkemeleri, askeri güçleriyle, idari, mali, yasal yapılarıyla özerkliklerini muhafaza etmişlerdir.

XIX. yüzyılda sanayileşme ve merkeziyetçiliğin hakim olmasıyla Bask bölgesinde kırsal alanla kentlerin çıkarlarının çatıştığı Karlist savaşları başlamış ve sonuçta Madrid hükümetinin galip gelmesiyle “Fuero” denilen bölgesel yönetim ve kurumlaşma sona erdirilmiştir. Kamu alanlarında Euskera'nın ( Bask lisanı ) kullanılması yasaklanmış, bütün bunların sonunda Bask milliyetçiliği baş göstermeye başlamıştır.

Bask sorunu, kültürel ve etnik yönden farklı kimliklerin var olduğu bir ülkede, milliyetçiliğin ulus kavramını tam olarak tanımlayamadığı bir politikanın, ülkenin siyasi merkezileşme politikası olmasıyla başladı. Bask milliyetçiliğinin ilk uygulamaları şiddet şeklinde olmadı. 1895'te kurulan ilk siyasi örgüt Partido Nacional Vasco (PNV)'nun amacı Bask halkını tek bayrak altında toplamaktı. İspanya'da kanlı bir iç savaşın ardından 1936'dan itibaren Franco iktidarı ile Bask kimliği inkar edildi. Franco yönetiminin amacı Bask milliyetçiliğini büyümeden bastırmaktı. Basklıların tarihsel haklarını, özerk statülerini ve kurumlarını kaldırdı, Bask dilini yasakladı. Franco yönetimi Bask bölgesi üzerindeki baskılarını arttırdığı oranda Basklılar arasında milliyetçi - ayrılıkçı isteklerin körüklenmesine yol açmıştır.

1959'a geldiğimizde, PNV' den ayrılan bir grup genç Euskadi ta Azkatasuno (ETA)'yı kurdu. ETA 1968'e kadar ölümcül eylemler gerçekleştirmedi. Bu tarihten sonra ETA saldırılarına hedef olarak genellikle yüksek düzeyde görev yapan asker ve sivil bürokratları seçti. Franco'nun ölümünün ardından başa Juan Carlos geçti. Carlos Bask sorununu demokratik yöntemlerle çözmek istiyordu. Hükümeti kurmakla görevli Adolfo Suarez, ilk demokratik adımı atarak 1978' de toplumun tümünün katıldığı bir anayasa yaptı. Bu anayasa İspanya'yı otonom bölgelerden oluşan bir devlet haline getirdi. Fakat ETA'da örselenmiş bir etnik kimlik ve güven sorunu vardı. Ve özellikle 1970'den sonra eylemlerini artırdı.

ETA'nın kırılma noktalarından bir diğer etken 11 Mart saldırılarıdır. 11 Mart 2004 tarihinde Madrid'de 3 ayrı tren istasyonunda bombalı saldırı düzenlenmiş ve 192 kişinin ölümüne ve binlerce kişinin yaralanmasına neden olan bu saldırıyı El-Kaide'den Ebu Hafs el Masri Tugayı üstlenmiştir. “Amerika'nın 11 Eylül'ü İspanya'nın 11 Mart'ı mı?” söylemleri ortaya atılmıştır. 11 Mart olayından 3 gün sonra yapılan seçimlerde, Halk Partisinin (PP) olay üzerindeki tutumu etkili olmuştur. Bu saldırılarda olayı El-Kaide'nin üstlenmesine rağmen ETA'yı suçlayan PP, 8 yıllık iktidardan sonra seçimlerden mağlup ayrılmıştır. Bu gelişmeleri göz ardı etmeyen halk, 14 Mart seçimlerinde Sosyalist İşçi Partisi (PSOE)'ni seçti.

ETA'nın silah bırakmasında PSOE lideri Zapatero'nun Katalonya ile yaptığı yeni özerklik yasası da etkili olmuştur. Bu anlaşmaya göre “siyasi bir varlık” olarak ulusal kimliği ve Katalonya ekonomisi üzerindeki kontrolü Katalonya meclisine teslim edilecek. Katalanların herhangi bir azınlık değil, ayrı bir ulus olduğu resmen kabul edilirken, bu durumun hukuki değil, bölgeye has bir özellik olduğu da kayıtlara geçirileceği bildiriliyor. Katalonya ilk kez “millet” olarak nitelendirilirken Katalonya bölgesi içinde toplanan vergilerin dağıtım oranının, otonom yönetimden yana artırıldığı yeni statü gereği, adli, sosyal ve eğitim konularında da Katalonya Özerk Yönetimi'nin yetkileri arttırıldı. “İspanya bölünüyor” iddiasında bulunan ana muhalefetteki Halk Partisi tarafından sert bir şekilde eleştirilen statü, aynı zamanda İspanyol ordusu içinde de tartışmalar yarattı. Zapatero ise İspanya'nın daha demokratik ve daha dinamik olması için tüm bölgelerin statülerinde değişiklik zamanının geldiğini savunuyordu. Katalonya ile yapılan bu yeni özerklik anlaşmasının ertesi günü ETA'nın ateşkes ilan etmesi, silahlı terörü artık siyasi mücadele aracı olarak görmeyeceğinin sinyallerini vermiştir.

Geçtiğimiz yıl terör örgütü IRA'nın da silah bırakmasının ETA gibi birçok terör örgütüne örnek teşkil etmesi umuluyor. Üyelerine silahlarını bırakmaları talimatı veren IRA'nın lider kadrosu, mücadelelerini siyasi ve demokratik yollardan sürdüreceklerini duyurmuştu. IRA'nın bu tutumu hedeflere ulaşmak için hukuki yolların kullanılması bakımından örnek teşkil etmektedir.

İspanya hükümeti, artık ETA'yı klasik bir terör örgütü olarak görmeyip stratejisini değiştirmiş ve ETA ile mücadelede, Bask sorununu birlikte tutmuş ve bu sorunları genel bir demokratikleşme sürecinde çözmeye başlamıştır. ETA'nın 24 Mart'ta silah bırakıp sürekli ateşkes ilan etmesi, bir günde ortaya çıkan bir olay değildir. Bu sonuç, uzun bir sürecin meyvesidir. Özellikle ETA'nın kurucularından Ternera silah bırakma sürecinde çok etkili olmuştur. Ternera birçok ülkeyle görüşmeler yapıyor, ETA'yı sürekli ateşkese çağıracak tarihi liderlerle görüşüyordu. Şöyle bir durum var ki, çoğu hapiste olmasından dolayı, liderleri ikna etmek pek de güç değil.

Bu sürecin ardından ETA ateşkes ilan etti. Halkın bir kısmı yüzlerce masum insanı öldüren ETA ile masaya oturulmasına karşı iken bir kısım ise hükümeti bu yönde destekliyor. Bazı şartların yerine getirilmesi koşulu ile bağımsız sol, görüşmelerin hemen olmasını isterken, AVT (Terörizm Kurbanları Derneği) ve PP müzakerelere karşı gösteriler düzenliyor. Bu konuda İspanyada yapılan bir anketin sonuçları ise şöyle:

%61 silah bırakma şartıyla masaya oturalım derken, %36 hiçbir şekilde müzakere istemiyor. Diğer bir soruda ise %54.9 kısa veya orta vadede ETA'nın saldırılara son vereceğine inanıyor

Sonuçlardan da görüldüğü gibi çoğunluk görüşmelerden yana. Görüşmeleri isteyen halk şiddetin ancak silahlar bırakılarak, şiddete son vererek, karşılıklı konuşarak, sorunları dinleyerek, eşit koşullarda uzlaşmacı yol izleyerek çözüleceğine inanıyor. Bugüne gelindiğinde ETA'nın yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı silah bırakması ise tüm bu mücadelelerin boşa gitmediğini gösteriyor. Fakat tüm bu olumlu sonuçlara rağmen, terör kurbanlarının aileleri ve muhalefet partiler müzakerelerin olmaması yönünde tepkiler gösteriyorlar. ETA onlar için bir katil ve “asla bizim çocuklarımızın kanları ile pazarlık yapılamaz” düşüncesiyle tepki yürüyüşleri yapıyorlar. Fakat Bask halkının geleceği için, her iki taraf için bu görüşmelerin yapılmasının ve demokratik, adil kararlar alınmasının gerektiği düşünülmektedir. Ve olumlu olumsuz tüm tepkilere rağmen Zapatero ETA ile masaya oturuyor. İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, ayrılıkçı ETA örgütüyle görüşmelerin başlayacağı tarihi, hafta sonuna kadar açıklayacak . ETA ile 38 yıllık şiddeti sona erdirmeyi planlayan görüşmelere ana muhalefet partisi PP karşı çıkıyor. PP, bir gün iktidara gelirse, bugünkü hükümet ile ETA arasında yapılacak hiçbir anlaşmayı tanımayacağını açıkladı. Zapatero, görüşmeler öncesinde sükunet çağrısında bulunarak, "Karar aşaması henüz başlamadı" dedi.

İspanya, Franco'dan sonra demokratik adımlarla emin olarak ilerliyor ve terörle mücadelede anlayışlı, barışçıl, uzlaşmacı ve demokratik yöntemlerle başarılı olunacağını yavaş yavaş göstermektedir. Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de iç ve dış siyasette ilişkileri ve dinamikleri zedeleyen terörün önüne geçilmesi açısından, bu tarz demokratik girişimlerin, örnek teşkil edebileceğinden dolayı dikkatli bir şekilde takip edilmesi gerekir. Bu sürecin başarıyla sonuçlanması tüm dünyada terörle mücadele açısından olumlu bir örnek teşkil edebilir ancak uluslararası dengelere baktığımız zaman bu sürecin bazı güç odakları tarafından engellenmesi olasıdır. Bu tarz hukuk çerçevesinde gerçekleşecek terörü engelleme çabalarının olası bir olumlu sonucu, teröre karşı ortak mücadele veren ülkelere yeni bir vizyon etkisi yaratabilir. ETA ve diğer terör örgütlerine karşı sert mücadelesi ABD tarafından da destek bulan Aznar'ın seçimleri kaybetmesinde, ETA ile ve diğer terör gruplarına karşı takınılan ılımlı ve uzlaşmacı politikaların etkili olduğu birçok uzman tarafından da savunulmaktadır. Günümüzdeki gelişmeler ve yorumlar terörle mücadelede sıcak savaş yerine hukuk çerçevesinde ve demokratik yollarla çözümünün gerekliliğini bir kez daha vurgulamaktadır.

İspanya'nın terörle mücadelede takındığı bu uzlaşmacı ve barışçı tavır dünyada terörle mücadelede birçok ülkeye model teşkil edebilir. Ancak burada göz ardı edilmemsi gereken bir husus da, bir ülkede uygulanan bir modeli başka bir ülkeye doğrudan alıp uygulamanın doğru ve mümkün olmayacağıdır. Bu nedenle yapılması gereken, o ülkenin ekonomik, sosyo-kültürel, siyasi alt yapısının boyutlarıyla ele alınmasıdır.

Belli bir ekonomik refaha ulaşmış, demokratik sürecini tamamlamış ve bireysel hakların varolması, o toplumdaki terör olaylarının çıkışı açısından ayrı bir platform oluşturmaktadır. Sonuçta belli bir refaha kavuşmuş, demokratik haklara sahip olan toplumlarda, tartışma platformları hukuksal alana çekilmiş olur. Türkiye'de de sorunlu bölgelerde ekonomik açıdan yatırımlar yapılıp, eğitim alanında geliştirmeler ve demokratik tüm hakların sağlanması olumlu sonuçlar doğurabilir. Yukarıda da değindiğimiz gibi Türkiye'nin ve İspanya'nın ekonomik ve siyasi yapıları, refah düzeyi birbirlerinden farklıdır. Şöyle söyleyebiliriz ki, sonuçta hukuksal yollarla hak aramak adına örnek olmasını umuyoruz.

Kaynak : TASAM

Diğer anlamları

ETA

İngilizce ETA kelimesinin İspanyolca karşılığı.
s. ETA

ETA

İngilizce ETA kelimesinin Fransızca karşılığı.
n. êta (septième lettre de l'alphabet grec)

ETA

İngilizce ETA kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Eta (griechischer Buchstabe)

ETA

İngilizce ETA kelimesinin İtalyanca karşılığı.
s. eta (lettera dell'alfabeto greco)

ETA

İngilizce ETA kelimesinin Portekizce karşılığı.
s. letra do alfabeto grego

ETA

i. yunancanın yedinci harfi

ETA

Fransızca ETA kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. eta, letter of the Greek alphabet

ETA

İtalyanca ETA kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. eta, letter of the Greek alphabet

ETA

İngilizce ETA kelimesinin Flemenkçe karşılığı.
zn. Eta (Griekse letter)

ETA

n. letter of the Greek alphabet n. eta, letter of the Greek alphabet n. eta, letter of the Greek alphabet

İlgili konuları ara


Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.

ETA
ETA