Fıkıh

Temel kaynakları Kur’an ve sünnet olan İslam hukukuna verilen ad. Fıkıhın amacı, yasa koymaktan çok, ana kaynaklara, yani Kur’an ve sünnete uygun hükmü araştırmaktır.

Fıkıh

Fıkıh, İslam hukuku anlamına gelmektedir. Tanımı şöyledir; kişinin ameli (fiil) bakımdan kişinin lehinde ve aleyhinde olanları bilmesidir. Arapça bir kelime olan "fıkıh", birşeyi derinlemesine bilmek demektir. Temel kaynakları Kur’an ve sünnet olan İslam hukukuna verilen ad. (Fıkh) Derin ve ince anlayış. Bir şeyi, hakkı ile, künhü ile bilmek. İnsanlar arasındaki ilişkilerle ilgili olarak dini hükümleri ayrıntılı delilleriyle bilmek. Müslümanlar, müslüman olmaları itibariyle Allah'ın emirlerine tabidirler, uyarlar. Fıkıh ilmi, hangi şartlarda Allah'ın hangi emrinin nasıl uygulanacağını inceler. * Bilmek, anlamak. * Kapalı bir şeyin hakikatına nazarı infaz edebilmek. * Kendisine hüküm taalluk eden hafi bir manaya muttali' olmak. * Ist: İslam Hukuku. * İnsanın amel ciheti ile lehine ve aleyhine olan şer'i hükümleri bir meleke halinde bilmesi. Diğer bir ta'rif ile: Ameliyata; yani, ibadet, ukubat ve muamelata ait şer'i hükümleri mufassal delilleri ile bilmek. Bu ahkamı bilmeğe "Fakahet" ve bu ahkamı böylece bilen zata da "Fakih" denir. Cem'i "fukaha"dır. Fıkıh ilmini tahsil etmeğe de "tefekkuh" denir... (Ist. Fık. K. Cilt:1, sh: 20)

İslamiyetin ilk devirlerinde fıkhın içine kelami, fıkhi, ahlaki konuların hepsi girmekteydi. Daha sonra fıkıh, hicri 1. asırda (miladi 7.- 8. yüzyıllar) sadece ameli konulara münhasır kılınan İslam hukuku olarak ayrı bir ilim haline geldi. Fıkhın metodolojisi anlamına gelen Fıkıh Usulü müctehidin (yani dinde hüküm verebilecek şahsın) şer'i ameli hükümleri tafsili delillerinden çıkarmasına yarayan kurallar bütünüdür. Fıkıh usulü açısından ilk eser hicri 2. asırda İmam Şafii'nin "er-Risale" adlı eseridir.

Fıkıhın amacı, yasa koymaktan çok, ana kaynaklara, yani Kur’an ve sünnete uygun hükmü araştırmaktır. Fıkıh, ana kaynaklara! dayanarak uygun hükmü oluştururken, icma, kıyas, istihsan, mesalihi mürsüle, sedd’i zerayi, istishab gibi ikincil kaynakla­ra da yönelir. Bunlardan icma, İslam bilgin­lerinin bir konudaki görüş birliği; kıyas ise, bir hükmü, benzerliği dolayısıyla başka bir konuya uygulama anlamına gelir. İstihsan açık kıyası bırakıp, gizli kıyasa başvurma olarak ortaya çıkarken, mesalihi mürsele açık bir hükmün bulunmadığı konularda, toplum yararını gözetmek şeklinde anlaşılır. Öte yandan, sedd’i zerayi kötülüğe giden yolları kapatmak; istishab ise, bir şeyin de­ğişmiş olduğunu ortaya koyan bir kanıt sunuluncaya kadar, eski durumun geçerli olduğunu kabul etmek anlamına gelmektedir

Fıkıh

bir şeyi, gereği gibi iyice anlayıp bilme. islam hukukunda din ve dünya işleriyle ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların tümü.

Fıkıh

Türkçe Fıkıh kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. Canon law
fıkıh luğatta(sözlükte) bilmek anlamak fehmetmek anlamına gelir.genel görüşte fıkıhı şu şekilde tanımlar şergi ameli hükümleri tavsilatlı bir şekilde delilleriyle bilmektir.

Yanıtlar