Fransa-Prusya Savaşı

'Fransa Prusya Savaşı' (Almanca: Deutsch-Französischer Krieg, Fransızca: Guerre franco-allemande de 1870), 19 Temmuz 1870 - 10 Mayıs 1871 tarihleri arasında Fransız İkinci İmparatorluğu ile Prusya Krallığı arasında yapılan savaş. Fransa'da genellikle 1870 Savaşı olarak adlandırılır.

Fransa-Prusya Savaşı

düzenle|Haziran 2007 taraflı

Fransa Prusya Savaşı Marx`a göre bu savaş bir komplodur. Bu savaş Bismark`ın Fransa elçisi ile kral arasındaki konuşmayı basın bildirisinde yayınlamasıyla ve Fransa`nın 19 Temmuz 1870`de Prusya`ya savaş ilan etmesiyle başlamıştır. 12 Temmuz`da Enternasyonal`in Parisli üyeleri tüm ülkelerin emekçilerine adlı bildirilerinde: Birkez daha Avrupa dengesi, ulusal onur bahanesiyle siyasal emelleri dünya barışını tehdit etmektedir. Halkların başına gelen felaketlerde yeni spekülasyon kaynağı bulanların savaş çığlıklarını, barış, iş ve özgürlük isteyen bizler protesto ediyoruz! Almanyadaki kardeşler! Bölünmemiz Ren`in iki kıyısında da despotizmin zaferi olacaktır. Fransız işçilerin sesi Almanya işçi sınıfından da destek buluyordu. Bu Paris Bildirisine Enternasyonal`in Berlin seksiyonu şöyle cevap veriyordu: Protestonuza bizlerde destek vermekteyiz. Ne top sesinin ne zaferin yada yenilginin bizleri, bütün ülkelerin işçilerinin ortak emeli için çalışmaktan vazgeçiremeyeceğini tüm benliğimizle söz veriyoruz. Fransa-Prusya savaşı: Tüm bu çağrılara rağmen savaşa engel olunamamış ve savaş başlamıştır. Askeri açıdan üstün olan Almanya kısa sürede Alsace ve Lorraine` ele geçirmeyi başardı. Cephede imparatorluk ordularının aldığı ard arda yenilgilerin sonucunda Fransız İmparatoru 2 Eylül 1870 `de Prusya`ya teslim olmak zorunda kaldı. Daha 2 gün geçmişti ki 4 Eylül`de boşalan imparator koltuğuna burjuvazi oturdu. Belediye Sarayında cumhuriyet ilan edildi ve Parisli milletvekillerinden oluşan burjuva hükümeti Ulusal Savunma Hükümetini kurdu. Hükümetin başına Adolphe Thiers geçti.İşçi sınıfının emektarları ise Bonapart zindanlarına mahkum edilmişlerdi. Silahsız işçi sınıfına karşı Prusya ordusu Paris`e doğru ilerliyordu. Ulusal Savunma Hükümeti ise Prusya`yla antlaşma yapmaya çabalıyordu. Ancak teslim olmak isteyen hükümete zıt olarak paris halkı teslimiyeti hazmedemiyordu. Paris`te açlık hat safhadaydı ve kuşatma süresince Paris halkı silahlandırılıyordu. Her ilçede işçi taburları ve güvenlik komiteleri kuruklmuş başlarına da bir merkez komite getirilmişti. 5 Ekim`de ``Ulusal Muhafız İşçi taburları``, USH`den komün seçimlerinin yapılarak cumhuriyeti güçlendirici önlemlerin biran evvel alınmasını ve düşmana karşı top yekün savaşılması gerektiğini söylemişlerdi. Ancak hükümet bu önerileri geri çevirerek Ulusal Muhafız`ın protesto ve gösteri yapmalarını yasaklamıştır. Böylece Ulusal Muhafız`ın hükümet aleyhtarı yapacağı tüm çabalarının karşısına geçilmiş oldu.Paris`te bulunan tüm devrimci kulüplerle cumhuriyetçi gazateler kapatıldı. Hükümet sürekli antlaşma imzalayabilmenin yollarını aramaktaydı nitekim 28 Ocak`ta imzalanan Versailles Antlaşması ile Fransa teslim olmuştu ve koşullarda son derece ağır şartlar içeriyordu. 12.000`lik tümen haricindeki tüm ordu teslim olması, Prusyalıların pekçok kaleyi fethetmesi ve 15 gün içinde 200 milyonluk savaş tazminatının ödenmesi gerekmekteydi. Bu denli ağır şartlara boyun eyen teslimiyetçi hükümete karşı Fransız halkı çok büyük rahatsızlık duymaktaydılar. Ulusal Muhafız ise gizliden gizliye çabalarına devam ediyor ve faaliyetlerini sürdürüyordu. Paris halkından para toplanarak toplar alınde ve bu toplar Paris`in yüksek yerlerine yerleştirildi. Ulusal Muhafızlar kendi başlarına hükümetten bağımsız olarak Paris`i yönetmeye başladılar. Hükümet onlara karşı halkın dikkatli olmasını ve söylediklerine kulak asmamaları gerektiğine dair bildiriler dağıtmaya başladıysa da halk bunu dikkate almıyordu. Ulusal Muhafız taburu delegeleri, Federasyon tüzüğünü prusyalıların Paris`e girmelerinden 2 gün sonra kabul ettiler. 18 Mart gecesi Parislilerin toplarına el konulmasına dair emir çıkarıldı.Bunu haber alan Parisli kadınlar,çocuklar,tüm halk topyekün Montmartre tepesine gittiler. Bundan sonra 1848 haziranında katliamcı olarak bilinen Clement Thomas kurşuna dizildi. Askerlerle Paris halkı arasında sıcak temaslar oluşmaya başlamış askerler bunun üzerine ateş emrine uymayı reddetmete başlamışlar. Thiers Paristeki askerlerini geri çekerek Versailles`e sığındı. 18 Mart sabahında, Paris`te herkes Vive la Commune yani (Yaşasın Komün) diye bağırıyordu.İşçi sınıfı yönetime el koyarak işçi sınıfının Kızıl Bayrağını Paris semalarında dalgalandırmaya başladılar. Ulusal Muhafız Merkez Komutesi 19 Mart`ta Belediye Sarayında toplanarak olabildiğince kısa bir süre zarfında seçimin yapılmasına karar verdiler. Sıkıyönetimi kaldırdılar,tüm siyasi tutuklular özgürlüklerine kavuşturuldu. 23 Mart`ta Merkez Komite programını gösteren bir bildiri dağıtarak bu bildiride; yeni bir düzen kurarak sınıf farklılığını ortadan kaldırarak eşitliği sağlayan yeni temeller üzerine yeniden örgütlenmenin elzem olduğunu bildiriyorlardı. Böylece Kapitalist karı ortadan kaldırıp ticaretin, kredinin, ortaklığın örgütlenmesi; herkes için parasız, laik, eşit şartlarda eğitim; basın özgürlüğü özgürce toplantı yapabilmek,dernek kurmak; polis ve ordunun komünal düzeyde yapılanmasını öngören şartlar ileri sürülüyordu. Komün;geleneksel toplum ve yönetimin yerine artık şeylerin değil insanların şeyleri yönetmesini amaç ediniyordu.

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar