Fransa Seferi

II. Dünya Savaşı sırasında Alman ordularının Fransa’yı istilasıyla sonuçlanan askeri harekat. Fransa Seferi, Alman ordularının Belçika topraklarına saldırdığı tarih olan 10 Mayıs 1940 tarihinde başlamış, 23 Haziran 1940 tarihinde Fransa – Almanya arasında imzalanan ateşkes sözleşmesiyle sonlanmıştır.

Fransa Seferi

II. Dünya Savaşı sırasında Alman ordularının Fransa’yı istilasıyla sonuçlanan askeri harekat. Fransa Seferi, Alman ordularının Belçika topraklarına saldırdığı tarih olan 10 Mayıs 1940 tarihinde başlamış, 23 Haziran 1940 tarihinde Fransa – Almanya arasında imzalanan ateşkes sözleşmesiyle sonlanmıştır.

Almanya’nın Savaş Planı

I. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın Fransa’yı istila planı, Majino Hattı'nın kuzeyini dolaşarak Belçika ve Hollanda topraklarından geniş bir yay çizerek Fransa topraklarında ilerlemek şeklindeki Schlieffen Planı’dır.

1891’de Genel Kurmay Başkanı olan Prusyalı general Kont Alfred Von Schlieffen, I. Dünya Savaşının Alman stratejistlerinin başında gelmekteydi.

Schlieffen Planı’na göre Fransa topraklarında ilerleyen asıl saldırı güçleri, Manş Kanalı boyunca hızla güneye ilerlenmeli ve böylece Fransızların ana güçleri, geniş bir kıskaç içine alınmalıydı. Diğer bir anlatımla, Fransa’nın istilasına ayrılan Alman kuvvetlerinin bir bölümü, Fransız mevzilerinin karşısında, Majino Hattı önünde pozisyon alacak, sabit çeneyi, deyim yerindeyse örs’ü oluşturacaktır. İkinci bölüm, çenenin hareketli parçası, çekiç işlevini üstlenecek, Hollanda ve Belçika üzerinden ilerleyerek Fransız birliklerini batıdan çevirecektir.

Ancak Hitler, artık herkes tarafından bilinen bu planı uygulamanın bir baskın niteliği taşımayacağını düşünecek kadar iyi bir stratejisttir.

Zaten Alman istihbaratı da, Fransız ordularının önemli bir bölümünün ve İngiliz Yurtdışı Sefer Kuvvetinin, Fransa’nın kuzey topraklarında, Majino Hattı'nın bittiği nokta ile Manş denizi arasında yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Bundan anlaşılacak olan şudur ki, Müttefikler tam da Schlieffen Planına dayanan bir saldırı beklemektedirler ve savunma düzenlerini buna göre kurmuşlardır.

Majino Hattı, Fransa-Lüksemburg sınırında keskin bir dönüş yapmakta, Lüksemburg sınırı boyunca devam etmekte ve Lüksemburg, Belçika ve Fransa sınırında sona ermektedir. Hemen üstünde, Belçika sınırları içinde Arden Ormanları yer alır. Engebeli ve ormanlık bir arazi. Piyade birliklerinin ilerlemesi için bile hiç de uygun olmayan bir arazi olarak kabul edilir askeri çevrelerde. Yani, kimse buradan bir saldırı beklemez.

Daha sonraları “Sedan Planı” kod adını alacak olan plan, general Von Manstein tarafından formüle edildi. Von Manstein, güney Belçika ve Lüksemburg’dan Arden'lerden geçilerek batıya, Sedan yönüne zırhlı birliklerle saldırarak, -Maginot hattının sıyrılarak- geçilmesini ve müttefik güçlerinin ikiye ayrılmasını içeren bir savaş planı hakkında Guderian’ın görüşünü öğrenmek ister. Guderian anılarında bu görüşmeden söz eder ve yeterince güçlü bir zırhlı harekatla bunun başarılabileceğine inandığını belirtir Von Manstein’e.

Von Manstein bu planı general Von Rundstendt’in olumlu görüşü ile 4 Aralık 1939 günü Kara Kuvvetleri Yüksek Komutanlığı’na sunar.

7 Şubat 1940 da haritalar üzerinde yapılan bir harp oyununda Guderian, aynen Manstein Planına uyan bir harekat önerir, Meuse nehrini Sedan bölgesinde zırhlı birliklerle geçmek, fakat nehir geçişinde bir köprübaşı oluşturunca piyadeyi beklemeyerek geniş ve derin bir kama halinde düşman mevzilerine dalmak... General Halder karşı çıkar ama Guderian önerisinin değerini şiddetle savunur. Bölge hakkındaki detaylı istihbarat raporları da Guderian’ın görüşünü destekler tarzda olunca, öneri ister istemez dikkate alınır.

14 Şubat 1940 da yapılan diğer bir savaş oyununun ardından yoğun tartışmalar yaşanır ve Guderian görüşlerini kabul ettirmekle kalmaz, Arden Ormanlarından yapılacak bir zırhlı birlik harekatı için görevlendirilmesini de sağlar. Guderian, Sedan Planında 1., 2. ve 10. Zırhlı Tümenlerden, bir piyade alayından ve bir havan taburundan oluşan kolorduya komuta edecektir. Fakat halen bu plana Guderian, Von Manstein ve Hitler’den başka başarı şansı veren yoktur. Ama Schlieffen Planını artık uygulamaya olanak da yoktur. Bir uçak kazası sonucu Schieffen Planı’nın dökümleri müttefiklerin elinde geçmiştir.

Müttefikler de zaten Shiliffen Planı’na hazırlıklıdırlar. 17 Kasım 1939 da Paris’te toplanan Müttefik Yüksek Savaş Kurulu, Belçika üzerinden bir Alman saldırısına karşı bir planı kabul etmişlerdi. D Planı olarak kayıtlara geçen bu plana göre, iki Fransız ordusu ile İngiliz Yurtdışı Sefer Kuvveti, kuzeye hareket ederek Belçika’daki ana savunma hattını tutacaktır. Bu da demektir ki, Belçika’ya bir saldırı başladığında, Fransa’nın kuzeyindeki kuvvetler hızla daha kuzeye kayacak ve o bölge boşalacaktır. Tam da Sedan Planı’yla vurulacak bölgedir bu.

Burada hafiften bir risk de yok değil. Schlieffen Planı’yla karşı karşıya olmadıklarını kısa sürede anlayan Fransız-İngiliz kuvvetleri, Alman kamasının sağ kanatlarına saldırabilir ve gerisiyle irtibatlarını kesebilir. Demek ki, bu kuvvetleri bulundukları yere bağlamak gerekecektir. Bunun için de vazgeçilmez Schlieffen Planı yeniden gündeme gelir. “Schlieffen Planı’na göre saldırmak, bunun gölgesinde Sedan Planını uygulamak”. Gerçekte aynı anda iki savaş planı birlikte uygulamaya konulmuştu.

Savaş tarihinin belki de en kusursuz savaş planlarından biridir bu. Hitler, sol gösterip sağ vurmayı bile aşmış, sağ gösterip sol vurmuştur. Alman ordusu sağ gösterip, Belçika’ya saldıracak, Fransız-İngiliz güçleri bunu önlemek üzere Belçika’ya akarken sol yumruk, bir kama gibi girecek, müttefikler torbaya düşeceklerdir.

Almanların saldırmayı düşündükleri Müttefik kara gücü, asker sayısı bakımından kendilerinden neredeyse 1,5 kat fazladır. İki tarafın tank sayıları neredeyse birbirine yakınsa da, Fransız tanklarının daha üstün nitelikte olduğu kabul edilir. Almanların tek üstün durumda olduğu unsur hava kuvvetleridir.

Bu şekliyle Sedan Planı, 24 şubat 1940 da resmen kabul edildi. Sedan Planına göre sağ kanattaki B Ordu Grubu, mareşal Von Bock’un komutasında, 4 zırhlı tümen ve 30 piyade tümeninden oluşuyor. Sol kanat ise mareşal Von Rundstendt komutasında A Ordular Grubudur. 40 piyade tümeninden ve üç panzer kolordusunda 7 zırhlı tümenden oluşuyor. Bu kanattaki asıl vurucu güç, general Kleist’in ordusunda toplanmıştı, Arden’lerden taarruz edecek olan işte bu panzer kolordularıdır. Guderian’ın 19. Panzer Kolordusu da Von Kleist’in emrindedir.

Sedan’dan Manş’a

10 mayıs 1940 sabahı Alman hava indirme birlikleri Lahey ve Rotterdam’daki ulaşım tesislerine bir baskın düzenledi. Aynı anda Alman birlikleri de Hollanda sınırını geçtiler. İki noktadan gelen bu şok darbe, Luftwaffe’nin yoğun saldırılarıyla da pekiştiriliyordu.

Sıradan bir gözlemci o gün Hollanda’da hemen her yere yağmur gibi Alman paraşütçülerinin yağdığına yeminler edebilirdi. 4.000 paraşütçü dışında diğerleri maketti oysa. Sadece 180 kayıp veren bu paraşütçüler, önemli köprüleri ele geçirmeyi başardılar.

Paraşütçülerin hedefi olan köprüler son anda Alman paraşütçüler tarafından kontrol altına alınabilmişti. Hatta bir tanesinin ateşlenmiş olan fitilinin, henüz inmiş paraşütçüler tarafından söndürüldüğü bilinir. Birkaç saniyelik bir olaydır bu ama Fransa Seferi’nin gidişatını belirgin biçimde etkilemiştir. Bu köprüler Belçikalılar tarafından atılabilmiş olsaydı, Alman panzerlerinin Belçika ovalarında ilerleyişi birkaç gün gecikirdi.

Dört bin Alman paraşütçü, nakliye uçaklarıyla sevk edilen 12 bin mevcutlu bir hafif piyade tümeniyle desteklenmişti. Yine de Almanlar bu köprüleri elde tutabilmek için epeyce terlemek zorunda kalacaklardır. Hollandalıların sert saldırılarına dayanmışlar, iki gün sonra ulaşan general Von Kuechier komutasındaki 18. ordunun bu köprülerden akmasına olanak sağlamışlardır.

Köprüleri kontrol altına alan panzer birlikleri hızla Belçika savunmasına yükleniyorlar. Öyle ki harekatın ikinci günü Belçika kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldılar. Tam da İngiliz ve Fransız birliklerinin yardım için Belçika ovalarına ulaştıkları anda.

Müttefik kuvvetlerinin ilk tepkisi kuzeye, Belçika ve Hollanda topraklarına doğru ilerlemek olmuştu. Burada, bu tampon bölgede Alman ilerlemesi durdurulmalıdır. İlk iki gün Luftwaffe, kayda değer bir akın düzenlemez Müttefik kuvvetlere. Rahatça ve olabildiğince hızlı ilerlemelerine izin verirler, Sedan Planı gereği olarak. 12 mayıs günü ise hava akınları başlar.

12 mayısta Guderian’ın zırhlı birlikleri Sedan kentini ve kalesini ele geçirirler. Meuse nehrinin doğu kıyılarına dayanmışlardır. O sırada Müttefikler savaşın gidişatından memnundurlar. Fransız ordusunun büyük bir bölümü, 1., 7. ve 9. ordular ile İngiliz Yurtdışı Sefer Kuvveti, Belçikalıların cephe hattının güney ucundan Sedan’a kadar olan hattı tutmuşlardır.

Aynı gün Guderian, Meuse nehrini, piyade tümenlerini beklemeden, panzerleriyle geçmeyi öneriyor. General Von Kleist de buna onay veriyor. Piyade birlikleri olmadan zırhlı birliklerle girişilecek böyle bir harekatın, yoğun hava desteğine ihtiyacı olacaktır.

13 mayıs 1940 da Alman öncü birliklerine bağlı piyadeleri şişme botlarla Meuse nehrini geçmeye başladığında, o ana kadar sakin olan göklerden ateş yağmaya başlar. Luftwaffe’nin bin kadar taktik bombardıman uçağı bu bölgede de Fransız mevzilerini, özellikle topçu bataryalarını yoğun biçimde bombalamaya başlar. Alman tanksavar ve uçaksavar silahları da, Meuse nehrinin karşı kıyısındaki Fransız beton koruganlarını ve silah yuvalarını hedef alırlar. Neredeyse 70 km.lik bir cepheyi dört Fransız tümeni tutmaktadır. Bunlar, yaşı ileri askerlerden oluşan ihtiyat tümenleridir ve hemen hemen hiç tanksavar ve uçaksavar silahları yoktur. Daha önce de belirtildiği gibi kimse bu bölgeden bir saldırı beklemiyor.

Akşama doğru Guderian’ın öncü birlikleri Meuse nehrinde bir geçiş yeri elde ediyorlar. Gün bitmeden Rommel’in 7. Zırhlı Tümeni de 70 km. batıda, Dinant’ta bir geçiş elde ediyor.

Aynı gece Alman istihkamcılar, zırhlı ve motorize araçların geçebilmesi için Meuse nehri üzerinde köprüler inşaa etmektedirler. Ertesi sabah Guderian’ın zırhlı birlikleri karşı kıyıya geçmeye başlayacaktır.

14 mayıs 1940, Fransa Seferinde bir dönüm noktasıdır. Kuzeyde, Hollanda teslim olur. Hükümet üyeleri ve kraliçe, İngiltere’ye çekilirlerken, Ardenler’de de Guderian’ın 19. Zırhlı Kolordusuna bağlı iki zırhlı tümen Sedan’da Meuse nehrini öğleden sonra geçerek kuzey Fransa’nın düzlüklerine çıkmışlardır. Zamanla yapılan bir yarıştır bu, Fransızlar, “yumuşak karına” yönelen bu kamayı fark edip yedekleri bölgeye sürmeden önce panzerlerin nehri geçip bir köprü başı tesis etmeleri gerekmektedir.

Bu arada Rommel’in 7. Panzer Tümeni, kısa bir süre için kayıplara karışıyor. Ne Rommel’le ne de kurmay heyetiyle temas kurulamıyor. Koskoca bir panzer tümeni, kuşatılıp imha mı edilmiştir, yardım istemeye bile zaman bulamadan. Gerçek neden sonra anlaşılır, Rommel öylesine hızlı ilerlemiştir ki, telsiz menzilinin dışına çıkmıştır. Rommel’in 7. Panzer Tümeni’nin adı Hayalet Tümene çıkıyor böylece. Rommel aynı şeyi Fransa Seferi’nin ikinci ayağında da yapacaktır, Güney Fransa’ya doğru zikzaglar çizerek ilerlerken koskoca bir tümen bir süre için kayıplara karışacaktır.

17 mayıs 1940 sabahın erken saatlerinde, Kara Kuvvetleri Yüksek Komutanlığı’nın –dolayısıyla Hitler'in-, ileri harekatın durdurulması yönündeki emri ile ordu komutanı Von Kleist çıkagelir. Emirlere uymadığı gerekçesiyle –ileri harekatını başına buyruk sürdürmektedir- sıkı bir zılgıt yiyen general Guderian, görevden alınmasını ister. Önce bu öneriye şaşıran Von Kleist, hemen kendini toparlayıp kabul eder. Neyse ki aynı gün A Ordular Grubu komutanı mareşal Von Rundstendt devreye girer. Guderian görevde kalmıştır, üstüne üstlük bir cebr’i keşif emri almıştır. Guderian bu emri biraz esnek yorumlar ve üst komutanlık da sessiz kalır bu yorumlayışa. Böylece harekatın tüm sorumluluğu Guderian’ın üzerine yıkılmış olmaktadır. Eğer başarısız olursa, ondan başka kimse sorumlu tutulamayacaktır. Guderian’ın buna bir itirazı olmaz. Zırhlı savaşı kuramına ve kendine, sarsılmaz bir güveni vardır.

Fransız cephesinde tam bir bozgun yaşanmaktadır. Ardı arkası kesilmeyen hava saldırıları öncelikle topçu bataryalarını hedef alırken, saatte 50 km. hızla ilerleyen çok sayıdaki panzerin karşısında direnmek olanaksızdır. Böylece canını kurtarmak için panik halinde kaçışan askerler, aynı durumdaki sivillerle birlikte ulaşım hatlarını tıkarlar. Sivil halkın büyük bir kısmı kendi korkuları dolayısıyla kaçmaktadırlar ama, birkaç kentin halkı da, Fransız radyolarıyla aynı frekansta yayın yapan Alman radyolarından Fransızca olarak verilen “kenti boşaltın” alarmının kurbanıdırlar.

21 mayıs 1940 da da kuzeye dönerek torbanın içindeki müttefik birliklerinin deniz bağlantısını kesme yolundadır. Boulogne ve Pas-de-Calais birbiri ardına düşer. Guderian, elindeki 3. Zırhlı Tümenini doğrudan Dunkerque’e sürmeyi planlamıştır ama bu tümen emrinden alınmıştır aynı gün.

22 mayıs 1940 da Guderian’ın öncü birlikleri Manş kıyısındaki son liman olan Dunkerque’e 16 km. kadar yaklaşmış durumdadır. Dunkerque Almanların eline geçtiğinde İngiliz Yurtdışı Sefer Kuvveti’nin deniz bağlantısı kesilecek, ikmalsiz, takviyesiz olarak Alman panzerleri tarafından kuşatılmış olacaklardır.

Guderian’ın 19. Zırhlı Kolordusu, gerçekten de bir kama gibi Fransa topraklarına dalmış, Müttefik güçlerini ikiye ayırmıştır. Kuzeydeki birlikler bir yandan general Von Bock’un orduları tarafından cepheden sıkıştırılmakta, diğer yandan da güneyden çevrilmişlerdir. Tam anlamıyla kuşatılmış durumdadırlar.

Bütün bunlar, 12 gün gibi inanılmaz derecede kısa bir sürede olup bitmiştir. Ne var ki Alman Üst Komutanlığı’nın işi değildir bu. Sedan Planı uygulamaya konulmuş, ama daha Mouse’u geçiş anında orijinal planın uygulanmasından vazgeçilmiştir. Sedan Planı, zırhlı birliklerin hızla Manş Kanalına ilerlemesine dayanıyordu. Oysa 15 mayıs 1940 da general Von Kleist, Guderian’ın 19. Kolordusu’nu durdurmaya kalkacaktır. 17 mayısta da bu kez Hitler’in dur emri geliyor. Hemen ardından da Guderian’ı biraz serbest bırakıp, onun cüretkarlıklarına göz yumuyorlar. Görünen o ki, Fransa Seferinin, en azından ilk ayağında Alman ordularının sağlamış oldukları başarıyı, Hitler’e ya da Alman Yüksek Komutanlığına atfetmek pek doğru olmayacaktır. Guderian, onları ve savaşı sürüklemiş görünmektedir. Pek çok tarihçi de bu kanıdadır.

Bu noktaya gelindiğinde Müttefikler açısından durumun en vahim yanı da, Dunkerque de Almanların eline geçecek olursa, denizden tahliye olanaklarını da yitirecek olmalarıdır. İki ateş arasında kaçınılmaz olarak imha edileceklerdir. Ancak bir mucize onları kurtarabilir. O mucize de gerçekleşiverir.

22 mayıs 1940 da, tam da Guderian’ın önünde Dunkerque’e 16 km. kalmışken, Hitler'in emriyle Guderian olduğu yerde çakılır kalır. Hitler'in bu kararı niçin aldığı bugün bile bilinmiyor. Bu konuda sadece spekülasyonlar var.

Her şey bir yana o tarihte hiç kimse, Müttefiklerin Dunkerque’den tahliyesinin kısa sürede sağlanabileceğini düşünmüyordu. Ama İngilizler denizden tahliyeyi umulmadık derecede kısa bir süre içinde tamamlayacaklardır.

Kuzeyde kuşatılan Müttefik kuvvetleri için ilk yapılacak şey, Dunkerque limanını mutlaka elde tutmaktır. Eğer Fransa topraklarında kalınacaksa Dunkerque, ikmal ve takviye için tek şanslarıdır. Eğer kalınmayacaksa, denizden tahliyenin yapılabileceği tek liman. Ohalde hiç zaman kaybedilmeden öncelikle Dunkerque’e çekilinmelidir. Ve öyle yaparlar. Kısa bir durum değerlendirmesi ardından, Dunkerque’de direnme olanağı olmadığına karar verilecek ve denizden tahliye edilecektir. 25 mayıs 1940 akşamı general Gort, birliklerine Dunkerque’e çekilme emri verecektir.

Hitler'in, Guderian’ı durduran emrinin hemen ertesi günü, İngiltere limanlarından yüzlerce tekne Dunkerque’e hareket ediyor. İrili ufaklı 900 dolayında tekne. Küçük motorlar ve yatlardan, balıkçı teknelerinden şileplere kadar çeşitli tonajda tekne. Teknesi olan her İngiliz vatandaşı, kurtarabileceği kadar vatandaşını alabilmek için denize açılıyor. İngiliz birlikleri tahliye edilirken, 1. ve 7. Fransız orduları umutsuzca savaşmaya devam ediyorlar.

27 Mayıs 1940 günü, Belçika cephesi general Bock’un saldırısı altında çöküyor ve Belçika hükümeti ateşkes istemek zorunda kalıyor. Böylece Müttefiklerin bir kanadı çökmüştür. Müttefiklerin, bu boşluğu dolduracak yedekleri de yoktur.

Luftwaffe’nin ilk yoğun hava akını 29 Mayıs 1940 da oluyor. Dar liman şeridinde İngilizler cesaretle savaşıyorlar, yoğun Luftwaffe bombardımanına, Alman topçusunun ateşine ve iki günlük molanın ardından üzerlerine çullanan panzerlere karşı. Alman avcı uçakları, çevrede İngiliz uçağı göremediklerinde ki bu sıklıkla olan bir şeydir pike yapıp makineli tüfekleriyle kumsaldaki askerleri tarıyorlar.

İzleyen dört gün boyunca Luftwaffe’nin sürekli akınları nedeniyle tahliye çok yavaş ilerliyor. RAF’ın savunma çabaları da Alman uçaklarının sayı üstünlüğü ve üslerinin görece daha yakın olması dolayısıyla daha uzun süre havada kalabilmeleri sonucu yeterince koruma sağlayamıyor.

Karada bu can pazarı sürerken deniz de çok sakin değildir. Alman uçakları, kıyıya yanaşmaya çalışan ya da askerleri İngiltere’ye götürmek için denize yeniden açılan teknelere saldırmaktadırlar. Stukalar büyükçe teknelere bomba bırakmaktadırlar. Avcı uçakları dişlerine kestirdikleri motorlara, yatlara, diğer gemilerin güvertelerine makineli tüfekleriyle, 20 mm.lik toplarıyla saldırmaktadırlar. Altı İngiliz destroyerinin de aralarında olduğu irili ufaklı 230 dolayında tekne sulara gömülür. Sahile yanaşan ya da ayrılan tekneler, yüzen cesetlerin arasında geçmektedirler.

Bu kurtarma operasyonu tarihe “dinamo planı” kod adıyla geçecektir.

2 Haziran 1940 gecesi İngilizler kıtadan ayrılır. Fransa’nın kuzeyinde direnmeye devam eden Fransız ordularının “kılıç artığı” da 4 haziran 1940 günü teslim olurlar.

Fransa Seferi’nin birinci ayağının sonudur bu. Fransa’ya intikal eden İngiliz ordusu, Belçika ve Hollanda orduları ve 3 Fransız ordusu saf dışı bırakılmıştır. Almanya’nın insan kayıpları 10 bin ölü ve 50 bin yaralı ya da kayıptır.

Dunkerque tahliyesi sonunda 225 bin İngiliz ve Kanadalı, 120 bin Fransız askeri olmak üzere 345 bin asker, ölüm çemberinden kurtarılmıştır. Dunkerque’de kuşatılan Müttefik askerlerinin yaklaşık olarak yüzde 80 idir bu sayı. Altı yüze yakın tank ve bine yakın top da Dunkerque kumsallarında ya harap olmuştur ya da Almanlara terk edilmiştir.

Fransa Seferi’nde İkinci Ayak

Fransa Seferi’nin ikinci ayağı 5 Haziran 1940 da Almanların Manş tarafından güneye doğru yaptıkları saldırıyla başlıyor. Esasen üç ana kol üzerinden saldırmayı planlamışlardı. Fransa’nın batı topraklarından, Paris’in hemen doğusundan ve Maginot hattının gerisini yalayarak İsviçre sınırına. Doğal olarak her ana saldırı kolu da başlangıçta güneye doğru akacaktı. Ancak, Paris’in kuzey yaklaşımında sert Fransız direnişi Almanların işlerini biraz güçleştiriyordu. Fransızlar zaman zaman zırhlı birlikleriyle karşı taarruzlara girişirlerse de pek başarılı olamazlar. General Weygand’ın tüm çabalarına karşın Fransızların cepheye sürebildikleri güçler, Alman kuvvetlerinden sayıca çok azdır.

General Weygand, doğu-batı doğrultusunda uzanan Somme ve Aisne nehirlerinin hemen gerisinde derinliği olan, Weygand Hattı olarak tarihe geçen bir savunma hattı oluşturuyor.

Almanlar, ilk iki gün ciddi bir Fransız direnişiyle karşılaşıyorlar. Ancak 7 haziran 1940 günü Fransız savunması çöktü. 9 haziranda Seine nehrini geçerken de ciddi bir sorun yaşamıyor Almanlar.

General Weygand’ın savaşla ilgili tüm umutları çökmüştür. 7 haziranda hükümete barış görüşmelerine başlanmasını önerir. Gerçekten üç koldan saldıran Almanlar, yer yer sert direnişlerle karşılaşıyor olsalar bile cephedeki duruma tümüyle hakimdirler. Birkaç gün gecikmeyle de olsa harekat planlarını sürdürüyorlar ve Fransızlar, son güçlerini de tüketirken cepheleri birbiri ardına çöküyor.

Almanlar 14 Haziran 1940 da Paris’e girdiler. 16 Haziranda başbakan Reynaud istifa ediyor. Yeni kabineyi kuran mareşal Petain, aynı gün Hitler'e mütareke talebini iletti. Hitler mütareke görüşmelerinin Compiegne ormanında, özel olarak istediği bir vagonda yapılmasında ısrar etmişti.

Bu vagon, Almanya ile Fransa arasında 11 Kasım 1918 de yapılan ateşkes anlaşmasını imzalandığı, Şark Ekspresinin 2419 numaralı vagonunda vagondur. Fransızlar, I. Dünya Savaşının ardından tarihi öneminden dolayı müzeye alınan söz konusu vagonu bulunduğu müzeden çıkarıp istenilen yere getirmişlerdir ve Hitler, mütareke görüşmelerini bu vagonda yapmıştır. Sözkonusu vagon, daha sonra Almanya'ya götürüldü. 1945 yılında Almanya'nın teslim olmasından kısa bir süre önce bu vagon bir SS birliği tarafından imha edildi. Böylece Almanya ikinci, defa bu tarihi vagonda anlaşma imzalama ihtimalinden kurtuldu.

Fransız’lar 23 haziranda Almanya'nın koşullarını kabul ederek teslim oluyorlar ve ateşkes 25 haziran günü 01:35 de yürürlüğe giriyor. Teslim şartlarına göre kuzey Fransa ve Manş denizi kıyılarını oluşturan topraklar Almanya’ya bırakılacak, geri kalan güney toprakları işgal edilmeyecektir. Fransa topraklarının yüzde altmışıdır bu. Silahlı kuvvetler dağıtılacak ve silahları Almanlara teslim edilecekti. Deniz kuvvetleri de silahtan arındırılacak, Almanya ve İtalya’nın gözetiminde tutulacak, ancak her iki ülke de bu silahları herhangi bir çatışmada kullanmayacaktı.

Kaynakça

  • İkinci Dünya Savaşı, Cilt 1 - İbrahim Artunç
  • Bir Askerin Anıları, Cilt 1 - Heinz Guderian
  • İkinci Dünya Savaşı Tarihi, Cilt 1 - Liddell Hart
  • 20. Yüzyıl Savaşları , Cilt 1- Mehmet Tanju Akad
  • Panzer Birlikleri - K.J.Macksey.MC

İlgili konuları ara

Yanıtlar