Gaziantep Kalesi

Gaziantep Kalesi, Gaziantep'te Alleben deresinin kenarında, kısmen doğal kayalık, kısmen de höyük üstüne kurulmuştur. Kente hakim bir konumdadır. İç ve dış kaleden oluşmakta olup, yaklaşık dairevi planlıdır.

Gaziantep Kalesi

Gaziantep Kalesi, Gaziantep'te Alleben deresinin kenarında, kısmen doğal kayalık, kısmen de höyük üstüne kurulmuştur. Kente hakim bir konumdadır. İç ve dış kaleden oluşmakta olup, yaklaşık dairevi planlıdır. Anıtsal giriş kapısından dış kaleye girince, kalenin iç kesimlerine ve üstüne doğru açılan iki yol vardır. Sola açılan yoldan, demir kaplamalı anıtsal ikinci bir kapıyla ve buradan asma köprüyle geçilen yolla iç kaleye ulaşılır. İç kale kapısının doğrultusunda 150m. uzunluğunda ışıklandırılmış bir galeri yer almaktadır. Aralıklarla mazgal pencerelerinin yerleştirildiği bu galeriden burçlara çıkılmaktadır. Bedeninde on iki burcun olduğu iç kalede 13. Yüzyıla ait bir hamam ve mescit kalıntısı mevcuttur. Kale çevresinde, eni 30 m ., derinliği ise 10 m . olan bir hendek bulunmaktaydı. Buradan kaleye geçiş köprü ile sağlanmaktaydı. Bu özellikleriyle Antep kalesi; çevresinde kentsel sit dokusunun korunduğu eski Antep evlerini, hanları, hamamları ve camileri v.b. mimarinin oluşturduğu eski şehrin bütünlüğünün, en güzel ve anlamlı izlendiği seyringah özelliği taşımaktadır.

Gaziantep kalesinin yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, höyük olduğu sanılan yükseltinin üzerinde Roma döneminde bir veya birkaç gözetleme kulesi bulunduğu düşünülmekte olup. M.S. VI. yy' da, Bizans imparatoru Jüstinianus tarafından Sasanilere karşı büyütülerek bir kale haline getirilmiştir. Bu haliyle yaklaşık 100m çapında ve çevresi 1200 m dir. Bizanslılardan sonra sırasıyla, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Moğollar, Dulkadiroğulları, Memlukler ve Osmanlılar'ın yönetimine girmiştir.

Gaziantep kalesi 1481' de Mısır Sultanı Kayıtbay tarafından ikinci defa onarılmıştır. Ana kapı üzerinde yer alan kitabeden ise, Osmanlı imparatorluğu döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1557' de tamir edildiği anlaşılmaktadır. Melik Salih Ahmet bin Melik Süleyman, kaleye yeni burçlar ilave ettirmiş cami ve köşkler yaptırmıştır. Kale bedenleri üzerinde 12 adet kule yer almakta olup, dördü değişik padişah ve emirler tarafından yaptırılmıştır. 17. yüzyılda Evliya Çelebi kalede cami, hamam, Gazalinin makamı ve evler olduğundan bahsetmiştir.

Tarihçesi

M.S. 2.-4. yy'larda Roma egemenliğinde kaldı.

M.S. 4. yy-782 arası Bizans egemenliğinde kalır.

782 yılında Harunreşid Bizanslılardan geri alır.

1067 yılında Afşin Bey komutasındaki Türk ordusu Antep, Dülük ve Raban'ı almıştır.

1084 yılında Selçuklu ordusu başındaki Süleyman Şah Antakya'yı fethedince Halep ve Antep çevresine de hakim olmuştur.

1095-1270 (Birinci Haçlı Seferi) öncesinde, Bizans ile Ermeniler arasında el değiştirmiş ve bu sırada Philaterus'un toprakları arasında sayılmıştır.

Antep Kalesi hakkında bilgi veren yazılı kaynaklarda, Haçlı seferleri döneminden başlayarak söz edildiği görülmektedir.

1150 yılında Antep, Bizans imparatoru Manuel Kommenos'a verilmiş.

1151 yılında, Anadolu Selçuklularının eline geçmiştir.

1155 yılında, Sultan Mesud'un ölümü üzerine Antep, Zengi Hükümdarı Nureddin'in eline geçmiş, kale surları lağımlanıp yakılmıştır.

1157 yılında Selçuklu Sultanı 2. Kılıç Arslan kenti kuşatmış ve surları tahrip ederek Antep'i almıştır.

1183 yılında Selahaddin-i Eyyubi, Diyarbakır'ı fethinden sonra Fırat'ı geçerek Antep'e gitmiş ve kenti Emir Kumartekin oğlu Nasuhiddin'den almıştır.

1218 yılında, Selçuklu Sultanı 1. İzzettin Keykavus'un ordusu Antep ve Tel Başir'i Selahaddin Eyyubi'nin oğlu ve Samsat Emiri Melik Afdal'dan teslim almış, ancak Selçukluların ayrılmasından sonra Melik Eşref Antep'i ele geçirmiştir.

1277 yılında Memluk Sultanı Baybars, Moğollar'a karşı düzenlediği sefer sırasında kenti ele geçirmiş, seferi Antep'ten başlatmıştır. Bu tarihten sonra Antep, Halep'in bir ili olmuş, Eyyubiler ve Memlukler tarafından Selçuklular ve Ermeniler'e karşı tampon bölge olarak kullanılmıştır.

1281 yılında Moğollar, Memluk ordusunu alt etmek üzer Antep ve çevresini ele geçirmişlerdir.

1390 yılında Suli Bey komutasındaki bir Dulkadirli ordusu Antep'i alarak kenti yağmalamış, kardeşi Osman Bey'i iç kaleyi almakla görevlendirmiş, ancak bunu başaramamışlardır.

1400 yılında Antep, Timur tarafından alınmış, kent büyük ölçüde yağmalanmış ve yakılıp yıkılmıştır. Daha sonraları Antep, Karakoyunlulardan Kara Yusuf'un ve zaman zaman Dulkadirlilerin yönetimine girmiştir.

1516 tarihindeki Merc-i Dabık zaferinden başlayarak Antep ve çevresi Osmanlı egemenliğine girmiştir.

17. ve 18. yy'larda Antep bölgesi, ayaklanmaların yoğun olarak yaşandığı bir bölge olduğundan, kale görevlilerinin kaleden uzaklaşmaları kesin olarak yasaklanmıştır. Bu dönemde kale, hem suçluların zaptedildiği bir zindan ve hem de kentin ileri gelenlerinin korunduğu bir şato niteliğindedir.

1839 yılında Antep, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın egemenliğine geçmiş ve bir süre elinde kalmıştır.

Gaziantep Kalesi, son görevini kurtuluş savaşı sırasında yerine getirerek tarihsel gelişimini sonuçlandırmıştır. Gaziantep savunması içinde aktif olarak yer almamakla birlikte, kale ve çevresinde Fransızlara karşı cereyan eden çarpışmalarda Türk-İslam kimliğinin simgesi olarak özel ve önemli bir yeri vardır.

Kalede yapılan ve yapılmakta olan çalışmalar: Gaziantep Kalesi'nde 1989-2004 yılları arasında, Gaziantep Müzesi başkanlığında, Dr.Burhan Balcıoğlu ve Ahmet Beyazlar'ın sorumluluğunda kazı çalışmaları yapılmıştır. Bu kazılarda, hamam, kale camii ve koğuşlar ortaya çıkartılmıştır. Ayrıca restorasyon çalışmalarıyla kale çevresine koruma duvarı yapılmış, çıkış yolu islah edilerek, taş döşenmiş, yaklaşık 150 m . uzunluktaki galeri temizlenmiş, sur bedenleri onarılarak yükseltilmiş, ana kapılar aslına uygun olarak yapılmış ve diğer kapı girişleri, demir parmaklıklarla kapatılarak, kontrollü olarak ziyarete açılmıştır.

Gaziantep kalesinin güneyi bir höyük üzerine oturduğu için, Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında, Ankara Üniversitesi, Dil Tarih Fakültesinin arkeoloji ekibinin katılımıyla kazı çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalarda höyüğün en alt tabakası olan Eski Tunç Çağı (M.Ö.3 bin) katına kadar ulaşıldığından, kazı çalışmaları 2005 yılında sona ermiştir.

2006 yılında dış kalenin sur duvarında ve burçlarında restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Bu yıl ayrıca, kalenin kalan 2/3'lük kısmının rölöve, restorasyon ve restitusyon projesi de tamamlanacaktır.

Yanıtlar