Granada, İspanya'nın Endülüs eyaletinde bulunan bir şehirdir. Endülüs Emevileri'nden kalan El Hamra Sarayı ile ünlüdür. Şehir, Türkçede Gırnata adı ile de bilinir.

Granada

Granada, İspanya'nın Endülüs eyaletinde bulunan bir şehirdir. Endülüs Emevileri'nden kalan El Hamra Sarayı ile ünlüdür. Şehir, Türkçede Gırnata adı ile de bilinir.

2004 itibarı ile şehir merkezinde nüfus yaklaşık 250.000, tüm ilde ise 500.000'dir. 250.000 civarında bir nüfusa sahip olan Granada şehri, Avrupa'nın yüksek dağları arasında sayılan Sierra Nevada'nın eteklerindeki bir vadide kurulmuştur. Albaicin ve Alhambra adlı iki tepe kenarında gelişen şehrin denizden yüksekliği ortalama 650 m.dir. Bu iki tepenin arasından Darro nehri geçer ve ilerde Genil ırmağıyla birleşir. Granada'nın arkasında gökyüzüne uzanan yüksek dağlar ise, tepeleri Akdeniz kıyısına kadar uzanan ünlü Sierra Nevada'dır (En yüksek tepesi 3481 m. rakımlı Mulhacen).

Şehrin güneybatı tarafında uzanan büyük düzlük Granada Ovasıdır (Vega Granada). O vadinin sonunda görülen dağlar Gırnata Sultanlığının topraklarının bittiği yer olduğu için, Gırnata’ya saldıran haçlı orduları hep o taraftan gelmişlerdir. Vega ovası, Genil ırmağı ve Vega nehri tarafından bolca sulandığı için, verimli tarımsal topraklara sahip büyük bir düzlüktür. Yüksek Dağlarla (Sierra Nevada) çevrili olması sebebiyle rüzgardan korunan, ılıman bir iklime sahip olan ve mümbit toprakları bulunan bölge, bu sebeple eski çağlardan beri çeşitli toplulukların yerleşim yeri olmuştur.

Granada şehri en parlak çağını, Müslümanların (Beni Ahmer) yönetiminde olduğu 13-15. asırlar arasında yaşamıştır. Tarık bin Ziyad'ın 711'deki çıkarmasından kısa bir süre sonra İslam ordusu buralara ulaşmış, ama Gırnata şehri uzun süre Kurtuba'daki halifeye bağlı, özelliksiz kentlerden biri olmuştur. Bölgede tarımın gelişmesi ve nüfusun artması üzerine, ancak 10. yy.da Alhambra tepesine bir kale inşa etme ihtiyacı duyulmuştur. Endülüs tarihinde 3 kere cereyan eden Küçük Sultanlıklar döneminde Gırnata'da da kısa süreli bağımsızlıklar yaşanmıştır. Muvahhitlerin 1212'de Kastilya kralı 3. Ferdinant'a yenilmesinden sonra ülkede merkezi otoritenin kaybolması üzerine 1232'de 1.Muhammed (Muhammed bin Ahmer) Granada'da Nasiri Sultanlığı'nı kurmuştur. Kurtuba ve İşbiliyye gibi şehirlerin düşmesinden sonra oradan göç eden Müslüman halkın da katılımıyla giderek güçlenen bu sultanlık, İberya yarımadasında kalan son İslam devleti olarak tam 260 yıl hüküm sürer. Bugün Granada'ya gelen ziyaretçilerin hayranlıkla seyrettiği Elhamra Sarayı da bu dönemde yapılmıştır.

Granada şehrinin ilk yerleşim bölgesi, bir tepe üstüne kurulu olan Albaicin semtidir. Vega ovasının mümbit topraklarını gören İberler ve Romalılar bu tepeye yerleşmişler; İslam ordularının öncüleri de kısa sürede buraya ulaşarak, aynı tepeyi merkez edinmişlerdir. Müslümanlar zamanında El- Bayezin diye adlandırılan tepenin etrafı surlarla çevrilmiş; 11. yy.daki ilk Müluk'ut-Tavaif (Küçük Sultanlıklar) Dönemi'nde yaşanan kısa süreli bağımsızlıkta (Ziri Emirliği) bu tepeye küçük sultan kasrları inşa edilmiştir. 13. yy.da Nasiriler bölgede bağımsızlıklarını ilan edince Albaicin yerine Alhambra tepesini ikamet merkezi olarak seçmişlerdir. Ancak halkın yaşadığı bu bölgedeki surları da düşman saldırılarına karşı tamir ettirmişler, hatta ikinci sıra surlarla takviye etmişlerdir. Şüphesiz Alhambra tepesi girişinin Albaicin semtinden olması da alınan bu ek güvenlik çemberinde önemli rol oynamıştır.

Hıristiyanlar Granada'yı işgal ettikten sonra şehrin ova tarafında kalan engebesiz kısmına (La Plataforma) kendileri yerleşmişler; Endülüslüleri ise (resmi kontrolün daha kolay oluşu sebebiyle) Albaicin ve Alhambra tepelerinde yaşamaya zorlamışlardır. Bu sebeple Albaicin'deki evlerin özelliklerini ve eski mimari tarzlarını, diğer yerlere göre daha çok koruduğu görülür. İki-üç katlı, teraslı veya çatılı beyaz evler, dar sokaklar, yaz sıcağını serinliğe dönüştüren palmiye ağaçları ve atmosfere hakim olan üç renk (beyaz, yeşil ve kiremit rengi) bu semtin özelliğidir. Evlerin içinde küçük birer bahçeyi andıran avlular (Patios) da Endülüs döneminden miras kalan mimari güzelliklerdendir. Albaicin semtinin belli noktalarında Granada'nın ve Elhambra Sarayı'nın görülebildiği, güzel manzaralı alanlar (Mirador de San Nicolás ve Mirador de San Cristóbal gibi) bulunur. Buraya gelenlerin, özellikle grup vakti şehrin ve sarayın görünümünü izlemeleri gerekir. Mirador de San Nicolás kilisesinin kuzeyinde, Granada'da yaşayan Müslümanların inşa edip Temmuz 2003’de ibadete açtıkları La Mezquita de Granada adlı cami vardır. Avrupa'nın diğer ülkelerinde olduğu gibi, İspanya'da da yerli halktan İslamiyeti kabul edenlerin sayısı giderek artmaktadır.

Endülüs döneminde bu semtte ibadet edilen cami ve mescitlerin tamamı Hıristiyanların işgalinden sonra ya yıkılmış veya kiliseye çevrilmiştir. Bu sebeple sadece bu semtte 17-18 tane kilise mevcuttur. Sevilla ve Cordoba merkez camilerinde olduğu gibi, bu camilerden bazılarının sadece minareleri korunarak (San Juan de los Reyes, San Cristóbal, Santa Ana ve San José kiliselerinde olduğu gibi) çan kulesine çevrilmiştir. Albaicin'in tarihi evlerinin en önemlilerinden biri olan ve Sultan Mulay Hasan'ın (Ebu Hasan Ali) boşadığı ilk eşi Ayşe için yaptırdığı Dar al-Horra adlı köşk de işgal sonrası aynı kaderi paylaşmıştır. Köşkün bahçesine Kraliçe İsabella'nın isteğiyle Convento de Santa Isabel la Católica adlı manastır yapılmış, köşkün önemli bir kısmı da bu inşa sırasında yıkılmıştır. Albaicin tepesi ile Alhambra arasından geçen Darro nehri bugün "El Bañuelo" diye adlandırılan bir semt hamamı vardır. İşgalden sonra Kastilyalılar şehirdeki bütün hamamları yıkmışlar (muhtemelen zorla Hıristiyanlaştırdıkları kişilerin gusül abdesti almalarını önlemek için); özel mülkler (evler) arasında kaldığı için bu hamama dokunmamışlardır.

Albaicin'in kuzeydoğusunda bulunan Sacromonte tepesi, çingene (gitanos) mahallesi olarak anılır. Bir zamanlar kayadan yontulma evlerin (cuevas) içinde yaşayan çingeneler, günümüzde artık beyaz boyalı küçük evlerde yaşamaktadır. Flamenco dansının en iyi örneklerini sunan çingeneler, bu sebeple turistlerin ilgi odağı halindedirler.

Granada şehrinin merkezi, Vega ovasının başlangıç yeri sayılan düzlükte (La Plataforma) kuruludur. Merkezin genel görünümde modern binalar ağırlıkta olmakla birlikte, kraliyet döneminden kalma (pek çoğu kilise olmak üzere) birçok yapı göze çarpar. Emeviler döneminden kalan eserler ise, ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmez. Tepeden şehir merkezine bakıldığında ilk göze çarpan, sivri kuleli, tarihi katedraldir. Buradaki Gırnata Ulu Camii (Cami el'Kebir), şehrin ele geçirilmesinden sonra Kraliçe İsabella'nın emriyle yıkılmış; bu geniş arazi üstüne önce Kraliyet Kilisesi (Capilla Real), daha sonra da büyük şehir katedrali (Capilla Mayor) inşa edilmiştir. 1504-1521 yılları arasında yapılan Capilla Real, İtalyan etkisiyle başlayan Rönesans tarzı öncesinde, İspanya'da gotik tarzda inşa edilmiş olan son katedraldir. Kral Ferdinand, Kraliçe İsabella, kızı Juana ile kocasının mezarları bulunan kilisenin içinde, ayrıca kraliyet ailesinin taç, kılıç, asa, sancak, ayna, çanak-çömlek gibi bazı eşyaları da sergilenmektedir. Gotik ile erken Rönesans karışımı tarzda inşa edilen Büyük Katedral (Capilla Mayor) ise, 116 x 67 metre ebadındaki iç hacmi ve 45 m. yüksekliğindeki kubbesi ile (Roma'daki St. Peters Kilisesi ile yarışan) devasa bir görünüme sahiptir. Katedralin yapımına 1523 yılında başlanıp iç dizaynı ancak 1704'de tamamlanabildiği için, bu inşa süresi içinde ibadet yeri olarak, katedralin güneydoğu ucundaki El Sagrario kilisesi kullanılmıştır. Gırnata Ulu Camii'nin önemli bir bölümünün deformasyonu ile inşa edilen bu kilisenin dıştan görünümü, ana giriş kapısı dışındaki tüm yapının gerçek kimliği hakkında önemli ipuçları verir. Katedralin yanındaki küçük binalar Müslümanlar zamanındaki çarşının dükkanları. Katedralin doğu kısmında kalan iki katlı, sıra sıra balkonlu, ince uzun bina Madraza diye anılır. Gerçek anlamda da eski bir medrese olan bina 14. yy,da Sultan I. Yusuf tarafından yaptırılmıştır. İşgalden sonra şehir kulübü (Casa de Cabildos) olarak kullanılan bu bina önceleri, kuşatma sırasında kahramanlık gösteren 24 şövalyenin (Caballeros Venticuatro) hizmetine tahsis edilmişti. 18. yy.da dış görünümü tamamen değiştirilip barok desenlerle süslenen binanın içinde, halen Endülüs tarzı zarif sütun ve kemerler, ahşap işleme tavanlar, kapı kemerinde besmele ve ayet hatlarına rastlanabilir. Medresenin mescit kısmı ise, süslemelerinin güzelliği ve Elhamra Sarayı'ndaki dekor zenginliğine benzerliği sebebiyle yıkılmadan, olduğu gibi korunmuştur.

Granada'nın merkezinde Endülüs döneminden kalan iki önemli eserden biri, Corral del Carbón diye adlandırılan kervansaray, diğeri ise Alcaicerie adlı şark usulü çarşıdır. Corral del Carbón, tüm İspanya'da yıkılmadan günümüze ulaşan tek kervansaray örneğidir. Burada, özellikle Kuzey Afrika'dan mal satmaya veya mal almaya gelen tüccarların kaldıkları sanılmaktadır. İspanya altın çağında (16. ve 17. yy.=Edad de Oro) burası bir süre tiyatro gösterileri için merkez olmuştur. Artık turizm enformasyon bürosu olarak hizmet veren binanın avlusunda, yaz geceleri flamenco gösterileri yapılmaktadır.

Katedralin yanındaki küçük binalar, Endülüs Müslümanları zamanından kalma çarşının dükkanlarıdır ki "Alcaisería" diye anılır. Özel giriş kapısı olan bu çarşı, dar sokakları ve küçük dükkanları ile bildiğimiz klasik şark usulü bir eski çarşıdır. Ancak ismi Romalılar zamanından kalmadır. Roma imparatoru (Arapça adıyla Kayzer) Justinian Arap tüccarlara ülkedeki pazarlarda ipek satma izni verdiği için, bu tür pazarlara el-kayzeriyye (Kayzer'in mekanı) denilmiştir ki bu isim İspanyolca'da Alcaicerie'ya çevrilmiştir. 19. yy.daki büyük yangında pazarın bir bölümü yandığı için, tamirat sırasında dış görünümde bazı değişiklikler olmuştur. ("diriklik.com" adresinden alınan bu bilgiye ek olarak bahsi geçen yerlerle ilgili pek çok fotoğrafa aynı adreste yer verilmektedir.)

Kaynaklar

* Vikipedi

Granada

Portekizce Granada kelimesinin İngilizce karşılığı.
(f) n. bomb, grenade; garnet; shell

Granada

İspanyolca Granada kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. Grenada, island state in the eastern West Indies; city in Spain

Granada

n. city of southern Spain; province in south Spain; kingdom the Middle Ages on the Mediterranean coast of south Spain; city in Nicaragua; town in Colorado (USA); city in Minnesota (USA); family name; type of twill fabric made of a cotton warp and alpaca or mohair filling n. pomegranate, type of red fruit that has a tough skin and many seeds; grenade, small missile containing an explosive (thrown by hand or fired from a mounted launcher) adj. select, choice, superior, prime; full-grown, totally developed or grown; tall

Granada

İngilizce Granada kelimesinin Fransızca karşılığı.
n. Grenade, ville d'Espagne; province du Sud de l'Espagne; commune française de la Haute-Garonne; Granada, ville du Nicaragua; ville du Colorado (USA); ville du Minnesota (USA): nom de famille; catégorie de tissu issu d'un mélange de coton et d'alpaga (mohair)

Granada

İngilizce Granada kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Granada, Stadt im Süden Spaniens; Provinz im Süden Spaniens; Königreich im Mittelalter an der mediterranen Küste von Spanien; Stadt in Nikaragua; Stadt in Colorado (USA); Nachname; Textilie aus Baumwolle Kettfaden und Alpaca oder Mohair hergestellt

Granada

İngilizce Granada kelimesinin İtalyanca karşılığı.
s. Granada, città e provincia della Spagna meridionale; regno medievale sulla costa mediterranea meridionale spagnola; città del Nicaragua; città del Colorado e del Minnesota (USA); cognome; tipo di tessuto spigato fatto di filo di cotone o alpaca o mohair

Granada

İngilizce Granada kelimesinin Portekizce karşılığı.
s. Granada, cidade no sul da Espanha; província no sul da Espanha; reino da Idade Média no sul da Espanha; cidade na Nicarágua; cidade no Colorado (E.U.A.); cidade em Minnesota (E.U.A.); sobrenome; tipo de tecido feito de algodão torcido e pelo de cabra angorá

Granada

İngilizce Granada kelimesinin Flemenkçe karşılığı.
zn. Granada, stad in zuiden van Spanje; provincie in zuiden van Spanje; koninkrijk gedurende de Middeleeuwen in Zuid-Spanje; stad in Nicaragua; stad in Colorado (V.S.); stad in Minnesota (V.S.); familienaam

Granada

Portekizce Granada kelimesinin Fransızca karşılığı.
1. (mineralogia) grenat (m) 2. (militar) grenade (f)

Granada

İspanyolca Granada kelimesinin Fransızca karşılığı.
1. (botánica - fruta) grenade (f) 2. (militar) grenade (f)

Granada

İspanyolca Granada kelimesinin Almanca karşılığı.
n. granatapfel, granate

Granada (La Caja De Pandora) sözleri

La Caja De Pandora tarafından albümünde söylenen Granada adlı şarkının sözleri.

por fin respiro aire
por fin soy libre como ayer antes de comenzar
no debo nada a nadie no tengo nada que pagar ya he derribado el muro que me hizo parar acuerdate bien de mi cara que no sera la ultima vez nos veremos en el infierno te juro que alli estare
acuerdate bien de mi cara seguro que me vas a ver en algun rincon del infierno te juro que esperare ahora todo es de otro color
ya puedo ver con claridad toda la realidad me he repetido a veces nada vale la pena como el pequeño mundo que siempre me dio fuerzas acuerdate bien de mi cara que no sera la ultima vez nos veremos en el infierno te juro que alli estare
acuerdate bien de mi cara seguro que me vas a ver ahora sostengo yo el mango ya no soy el niño aquel durante meses tuve que aguantar el lastre aquel que me arrastraba y he conseguido caminar un dia y otro mas hasta llegar
acuerdate bien de mi cara que no sera la ultima vez nos veremos en el infierno te juro que alli estare acuerdate bien de esta cara seguro que la vas a ver en algun rincon del infierno te juro que esperare
acuertate

Granada (Frank Sinatra) sözleri

Frank Sinatra tarafından albümünde söylenen Granada adlı şarkının sözleri.

Granada, I’m falling under your spell,
And if you could speak, what a fascinating tale you would tell.
Of an age the world has long forgotten,
Of an age that weaves a silent magic in granada today.
The dawn in the sky greets the day with a sigh for granada.
For she can remember the splendor that once was granada.
It still can be found in the hills all around as I wander along,
Entranced by the beauty before me,
Entranced by a land full of flowers and song.
When day is done and the sun touch the sea in granada,
I envy the blush of the snow-clad tierra novada,
Soon it will welcome the stars
While a thousand guitars play a soft carbinera.
Then moonlit granada will live again,
The glory of yesterday, romantic and gay.
(musical interlude)
And soon it will welcome the stars
While a thousand guitars play a soft carbinera.
Then moonlit granada will live again,
The glory of yesterday, romantic, gay granada.

And these are the spanish lyrics as sung by placido domingo:

Granada tierra soniada por mi.
Mi cantarse vuelve hitana cuando es para ti.
Mi cantar hecho de fantasia.
Mi cantar flor de melancholia que yo te vengo adar.
Granada tierra ensangrentada de sangre de toros.
Mi bello conserva el embrujo de los ojos moros.
Resuello rebelde hita0no y lleno de flores, y beso tu boca de grana,
Tu blanco manzana que habla de amores.
Granada manola hitana de coplas preciosas.
No tengo otra cosa que darte que un rama de rosas.
De rosas de suave fragancia que alleje amargo la virgen morena.
Granada tu tierra esta llena de lindas mujeres de sangre del sol..

Granada (Frankie Laine) sözleri

Frankie Laine tarafından Frankie Laines Greatest Hits albümünde söylenen Granada adlı şarkının sözleri.

Granada, I'm falling under your spell,
And if you could speak, what a fascinating tale you would tell.
Of an age the world has long forgotten.
Of an age that weaves a silent magic in Granada today.

The dawn in the sky greets the day with a sigh for Granada,
For she can remember the splendor that once was Granada.
It still can be found in the hills all around as I wanderr along.
Entranced by the beauty before me,
Entranced by a land full of sunshine and flowers and song.

And when day is done and the sun starts to set in Granada,
I envy the blush of the snow-clad Sierra Nevada.
For soon it will welcome the stars while a thousand guitars,
Play a soft habanera.
Then moonlit Granada will live again the glory of yesterday,
Romantic and gay.

İlgili konuları ara

Yanıtlar