Hırka-i Şerif, Muhammed'e ait olduğuna inanılan ve Hırka-i Şerif Camii'nde bulunan hırka.

Hırka-ı Şerif

düzenle|Nisan 2008

Muhammed`in hırkası. İstanbul`da iki tane hırka vardır. Biri Topkapı Sarayı`nda Hırka-ı Saadet Dairesi`ndedir. Hırka-i Saadet veya Bürde-i Saadet adıyla anılır ve halifelik alametlerinden sayılır. Diğeri ise Veysel Karani`ye verilen ve miras yoluyla günümüze kadar gelerek Fatih`teki Hırka-i Şerif Camii`nde korunan Hırka-i Şerif`tir.



Hırka-i Saadet(Bürde-i Saadet):



Muhammed`in şair Ka`b Bin Züheyr`e hediye ettiği hırka. Kutsal emanetler arasında sayılır. Erkek kardeşi Büceyr`in Müslüman olmasından hoşnut kalmayan Ka`b Bin Züheyr, Muhammed`i ve İslam`ı hicveden şiirler yazdı. Mekke`nin Müslümanlar tarafından fethinin ardından, Ka`b Bin Züheyr için idam kararı alındı. Müslüman olan Ka`b Bin Züheyr, daha önce yaptıklarından pişmanlık duyarak gizlice Medine`ye gitti, kendisini tanıtmadan Muhammed`in huzuruna çıktı. Muhammed tarafından affedileceğini öğrenince kendini tanıttı ve peygamberi öven ünlü şiiri Kaside-i Bürde`yi yazdı. Kaside`yi çok beğenen Muhammed, sırtından hırkasını çıkararak Ka`b Bin Züheyr`e hediye etti. Bu hırkayı Muaviye b. Ebi Süfyan satın almak istedi ve on bin dirhem teklif etti ama Ka`b Bin Züheyr onu satmaya razı olmadı. Ancak ölümünden sonra Muaviye yirmi bin dirhem karşılığında hırkayı satın aldı. Sırayla Emeviler`e ve Abbasiler`e geçen hırka bir süre Mısır`da korundu ve Abbasi halifeleri tarafından bazı törenlerde giyildi.

``Fiziksel Özellikleri:`` 1.24 m. boyunda geniş kollu ve siyaha çalan yünlü kumaştan yapılmıştır. İç kısmı, krem renkli yünden kaba bir kumaşla kaplıdır. Önünde sağ tarafında 23x30 cm. ebadında bir parçası noksandır. Sağ kolunda da eksiklikler olan hırka 57x45x21 cm. ebadında üsten açılan çifte kapaklı altın bir çekmece içinde, bohçalara sarılmış olarak muhafaza edilmektedir. 1962`den beri Topkapı Sarayı`nda halkın ziyaretine açıktır.

Veysel Karani`ye verilen Hırka-i Şerif:



Muhammed`in miraca çıkarken üzerinde bulunan bu hırka, Muhammed`in vasiyeti üzerine Ali ve Ömer tarafından Veysel Karani`ye verilmiştir. Veysel Karani evlenmediği ve evladı da olmadığı için bu hırka, ölümünden sonra kardeşi Şihabeddin el-Üveysi`ye geçmiştir. 1500 yıllık bu kutsal emanet, bugün Karani`nin torunları tarafından korunmaktadır.

Kutsal emanete sahip olan Üveys ailesi, Irak ve Güneydoğu Anadolu`da ikamet ettikten sonra burada sık sık meydana gelen çarpışmalar nedeniyle Ziver el-Üveysi zamanında Kuşadası`na göç ederek burada Hacı Lolo mahalline yerleşmişlerdir. Aile uzun müddet ziraatla meşgul olmuş ve aşiret halinde yaşamıştır. Sahip oldukları emanet nedeniyle bu aileye saygı gösterilmiş ve kendilerine "hırka-i şerif şeyhleri" adı verilmiştir. Aile, 1600`lü yılların başlarında Sultan I. Ahmed`in isteği üzerine İstanbul`a gelmiş ve reisleri olan Şükrullah el-Üveysi`nin Fatih civarında kiraladığı evde Hırka-i Şerif halkın ziyaretine açılmıştır. Bu evin yetersiz kalması sebebiyle I. Abdülhamid, günümüzde Hırka-i Şerif Camii avlusunda kalan mekana bir oda inşa ettirmiştir ve Hırka-i Şerif, söz konusu odada 1780`den itibaren sergilenmeye başlanmıştır. Ziyaretlerin yoğunlaşması sebebiyle bu oda da yetersiz kalınca, 1811 yılında, zamanın padişahı Sultan Mahmudu Adli tarafından oda yeniden düzenlenmiştir. Daha sonra bu oda da yetersiz kalmış, Sultan Abdülmecid, 1847 yılında Hırka-i Şerif Camii`ni yaptırmıştır. Günümüzde halen Hırka-i Şerif Camii`nde sergilenmektedir ve 1500 yıllık bu kutsal emanetin sorumluluğu, Karani soyundan gelen şahıslara aittir. 1980`lerde, Fatih Müftüsünün emri ile hırka alınmak istenmiş fakat uzun uğraşlardan sonra aile tekrar Hırka-ı Şerife sahip olmuştur. Veysel Karani`nin 57. kuşaktan torunu Nuriye Köprülü`nün 2005 yılı Kasım ayındaki vefatından sonra, kızı Gülay Köprülü bu görevi üstlenmiştir. Hırka-i Şerif, her yıl Ramazan ayının on beşinden Kadir gecesine kadar öğlen ve ikindi namazları arasında ziyarete açılır.

``Fiziksel Özellkleri:`` Genç develerin boğazlarının altındaki tüylerden dokunmuştur. Sekiz parçadan oluşur. 1.20 cm uzunluğundadır. Bej renktedir. Cam kapaklı gümüş bir sandık içerisinde saklanmaktadır. Hırkanın yanındaki küçük şişeden çevreye hoş bir amber kokusu yayılır. Bu kokunun dünyada bir eşinin olmadığını rivayet edilir.

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar