Hacı Muhammed Sami Efendi büyük İslam alimi ve evliya. 1851 (H. 1268) senesinde Erzincan’ın Selüke köyünde dünyaya geldi. Babası, Kırtıloğullarından İbrahim Efendidir.

İlk tahsilini köyünde yaptı ve köy hocasından Kur’an-ı kerim öğrendi. Erzincan’ın Eski Hükumet tabir edilen medresesinde Arapça ve Farsça tahsil etti. Fatih Medresesinde diğer dini ilimleri de öğrenmek üzere İstanbul’a gitti. Burada Medrese tahsilini tamamlayan Hacı Sami Efendi, müderrislik icazetnamesini (diplomasını) a

Hacı Muhammed Sami Efendi

Hacı Muhammed Sami Efendi büyük İslam alimi ve evliya. 1851 (H. 1268) senesinde Erzincan’ın Selüke köyünde dünyaya geldi. Babası, Kırtıloğullarından İbrahim Efendidir.

İlk tahsilini köyünde yaptı ve köy hocasından Kur’an-ı kerim öğrendi. Erzincan’ın Eski Hükumet tabir edilen medresesinde Arapça ve Farsça tahsil etti. Fatih Medresesinde diğer dini ilimleri de öğrenmek üzere İstanbul’a gitti. Burada Medrese tahsilini tamamlayan Hacı Sami Efendi, müderrislik icazetnamesini (diplomasını) alarak Erzincan’a döndü. Burada Keleriç (bugünkü adıyla Karakaya) Köyü Camiinde imamlık ve hitabet vazifesine başladı. Zaman zaman Erzincan Cami-i Kebirde vaizlik yaptı. Birkaç yıl sonra, Erzurum Rüşdiyesine muallim-i evvel olarak tayin edildi ve burada dört yıl kadar hizmet yaptı.

Muhammed Sami Efendi, Erzurum’da bulunduğu sırada, PTT müdürlerinden İsmail Efendi adında birisiyle tanıştı. İsmail Efendi, o zamanlar Bitlis’in Hınıs ilçesine bağlı Nurşin köyünde bulunan hocası Hacı Şeyh Abdurrahman Tahi (Taği)nin ilminden, büyüklüğünden ve yüksek ahlakından bahsetti. Bunun üzerine bir tatil günü ikisi birlikte Şeyh Abdurrahman Efendiyi ziyarete gittiler. Hacı Sami Efendi, birkaç gün bu zatın sohbetinde bulunduktan sonra, büyük bir evliya olduğunu görerek ona bağlandı. Bir gün sohbetten sonra, o zatın elini öperek; “Efendim, kabul buyurursanız memuriyetten istifa edip, hizmetinizde bulunmak istiyorum.” dedi. Şeyh Abdurrahman Efendi, onun ailevi durumunu ve borcu olup olmadığını sorduktan sonra; “Senin biraz borcun varmış. Bir yıl daha çalışarak borçlarını öde; anne ve babandan müsade aldıktan sonra da buraya gel.” diye emretti.

Bunun üzerine, Erzurum’daki vazifesine geri döndü ve bir yıl daha çalışarak borçlarını ödedi. Erzincan’da bulunan babası, annesi ve ailesinden izin alarak, vazifesinden istifa edip, Şeyh Abdurrahman Efendinin hizmetinde bulunmak üzere Nurşin’e gitti. O zaman Şeyh Abdurrahman Efendinin tekkesindeki talebelerle birlikte iki yıl kadar tasavvuf ilmini tahsil etti. Abdurrahman Efendi, sohbetlerini Arapça ve Kürtçe yapıyordu. Hacı Sami Efendi, hocasının ilminden istifade etmek, sohbetlerinden bereketlenmek için orada bulunduğu sırada Kürtçe öğrendi. Türkçe, Arapça ve Farsça’nın yanında, Kürtçeyi de ana dili gibi konuşur oldu. İki yıl sonunda kendisine icazet (diploma) verilerek; insanlara İslamiyeti öğretmek, doğru yolu göstermek için memleketi Erzincan’a gönderildi.

Hacı Sami Efendinin iki yıl gibi kısa bir zamanda icazet alıp halife oluşu, tekke içinde hizmette bulunan diğer talebeler arasında bir takım dedikodulara sebeb oldu. Uzun zamandır orada bulunup, icazet alamayan talebeler vardı. Bu durum hocalarına bildirilince; “Hacı Sami Efendinin hocaları, lambasının şişesine gazını koymuş, fitilini takmış, bize yalnızca bir kibrit çakmak vazifesi kalmıştı. Biz de onu yaptık.” buyurdu.

Hocasının elini öpüp, duasını aldıktan sonra Erzincan’a gelen Hacı Sami Efendi, önceden imamlık yaptığı Keleriç köyüne gitti. Orada eski talebesi Beşir Efendi ile birlikte on kişi hizmetine girdi. Bir müddet kendi köyü Selüke’ye gelerek altı ay kadar kaldı ve kışı orada geçirdi. Daha sonra babasından izin alarak Erzincan’a gitti. Erzincan şehir kıyısında daha sonra Mecidiye-yi Kebir adı verilen bir mahallede, Keçioğullarından altmış dönümlük bir tarla satın aldı. Bu tarla üzerine kendisi için bir mesken ve bitişiğine de gelen misafirlerin kalması için iki katlı bir bina, evlerin yanına bir de cami yaptırdı. Hacı Sami Efendi, işte bu binada hocasının emir buyurduğu şekilde insanları terbiye etmeye başladı. Allahü tealanın dinini insanlara öğretti. Yanlış yollara gitmelerine mani oldu.

Az zaman içinde, sözünden, sohbetinden, hal ve hareketlerinden lezzet alan halk, akın akın gelerek ona bağlanıp kendisinden istifade ettiler.

Hacı Sami Efendi geriye Nusreddin, Fahreddin, Şeyhaddin, Selahaddin, Eşref ve Hacı Bayram adında altı erkek; Halise ve Muhlise adında iki kız bırakarak 1914 (H. 1330) tarihinde kurban bayramı akşamı vefat etti. Kabri Erzincan’da camisinin bulunduğu yerdedir. Geride bıraktığı üç bine yakın kitap zelzelede zayi oldu. Talebelerinin bazıları Hahlı Hacı Abdurrahman, Kelkitli Hacı Ali, Refahiyeli Hacı HasanEfendi, Hacı Mehmed Efendi ve Beşir Efendidir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Yanıtlar