halk edebiyatı

Türklerin XI. yy'dan başlayarak yurt edindikleri Anadolu'da sözlü geleneğin bir devamı olarak günümüze kadar sürdürülen sözlü edebiyata, "halk edebiyatı" adı verilir. Halk edebiyatı, kendi içinde üç bölümde incelenir:Anonim halk edebiyatı: Anonim halk edebiyatı, yazanı ya da söyleyeni bilinmeyen bütün sözlü ve yazılı ürünleri kapsar. Halk öyküleri (destansı öyküler, destanlar, tarihler, menkıbeler, âşık Öyküleri, masallar, efsaneler, fıkralar), türküler, maniler, atasözleri, bilmeceler,

Halk edebiyatı

Türklerin XI. yy'dan başlayarak yurt edindikleri Anadolu'da sözlü geleneğin bir devamı olarak günümüze kadar sürdürülen sözlü edebiyata, "halk edebiyatı" adı verilir. Halk edebiyatı, kendi içinde üç bölümde incelenir:

Anonim halk edebiyatı

: Anonim halk edebiyatı, yazanı ya da söyleyeni bilinmeyen bütün sözlü ve yazılı ürünleri kapsar. Halk öyküleri (destansı öyküler, destanlar, tarihler, menkıbeler, aşık Öyküleri, masallar, efsaneler, fıkralar), türküler, maniler, atasözleri, bilmeceler, seyirlik halk oyunları (karagöz, ortaoyunu, meddah), anonim halk edebiyatı kapsamına girer. Bütün halk ozanları, bu tür anonim ürünlerin bir türs aklayıcısı,taşıyıcısı, ileticisi gibi görev yapmışlar, meraklı kimseler de, bu ürünleri "cönk" adı verilen uzun defterlere yazmışlardır.

Tekke edebiyatı

(XIII.-XVI. yy'lar arası): Anadolu'da XIII. yy'daki iktisadi, siyasal ve toplumsal çalkantılar, Anadolu insanını tasavvuf ilkelerini yaymaya çalışan tarikatlara yöneltti; medreseye karşıt tutumları, geniş hoşgörüleri, insan sevgisine verdikleri yüce değerle tarikatlar (mevlevilik, bektaşilik, bayramilik, vb,), birer çekim merkezi haline geldi. Tarikatlar, ilkelerini yaymak için çeşitli sanat kollarından oldukça geniş biçimde yararlandılar; bu arada zengin bir tekke edebiyatı da doğdu, din ve tasavvuf konularını dinin kesin yasakları biçiminde değil de "gönül işi, gönül yolu" biçiminde yorumlayan, halkın diliyle ve sözlü geleneğin biçimsel özellikleriyle dile getiren tekke ozanları, büyük bir etki alanı oluşturdular. Şiirler tekke toplantılarında ilahi, nefes gibi özel bestelerle okunuyordu.

Tekke edebiyatının ünlü temsilcileri arasında, XIII.-XIV. yy'larda Yunus Emre, XIV. yy'da Nebimi, XV. yy'da Kaygusuz Abdal, Eşreioğlu Kum i, Hacı Bayram Veli, XVI. yy'da Hatayi (Şah İsmail Safevi), Pir Sultan Abdal,Kul Himmet, Aziz Hudai, XVII. yy'da Niyazi-i Mısri anılabilir.

Âşık edebiyatı

(XIV. yy'dan günümüze): "Âşık" adı verilen ozanların geleneksel ürünlerinin oluşturulduğu edebiyata, "aşık edebiyatı" denir. Aşıklar, ürünlerini saz eşliğinde söylemelerinden ötürü, "saz şairi" diye de adlandırılır. Âşıklar, başlangıçta halka yakın olan tekke edebiyatının vakıflar düzeniyle güçlenerek yüksek sınıfa yaklaşması sonucu ortaya çıktılar; eski destan geleneğini sürdürüyor, aşk ve doğaya ilişkin şiirler söylüyor, sözlerine sazlarıyla eşlik ediyor, ustalarının geleneğini sürdürüyor, yaşadıkları çağın ve çevrenin bazı yönlerini şiirlerine yansıtıyorlardı. Şiirlerini doğaçtan (irticalen) söyleyen aşıklar, geleneksel yolu izledikleri, yaşamdan ve toplumdan kopmadıkları için, etkilerini bir ölçüde yitirmiş olsalar da, günümüzde de sanatlarını sürdürmektedirler. Âşık edebiyatının temsilcileri arasında da XVII. yy'da Karacaoğlan, Âşık Ömer, Gevheri, Gazi Âşık Hasan, XVIII. yy'da Âşık Nuri, Âşık Dertli, XIX. yy'da Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni,ÂşıkSeyrani, Tokatlı Nuri, Ruhsati, Sümmani, XX. yy'da Kağızmanlı Hıfzı, Huzuri, Âşık Veysel Şatıroğlu, Aii İzzet Özkan, vb. sayılabilir.

halk edebiyatı

Adı belli olan veya olmayan kimselerin, halk ozanlarının yarattıkları şiir, destan, hikâye vb. edebiyat türleri.

Yanıtlar