Helenistik

Helenistik medeniyet Makedonya kralı İskender'in kumandanları (Mısır, Suriye) ve bazı yunanlı serüvenciler tarafından (Bergama, Baktriane) kurdukları devletlerde ortaya çıktı ve bazı barbar ülkelerini (Pontos, Kappadokia, Paphlagonia, Bithynia) etkiledi.

Bu dönemde asıl Yunanistan iç savaşla yıkılmış mutsuz bir ülkeydi ve klasik site bağımsızlığını koruyamayacak duruma gelmişti. Demokrasi fikri hükümdarlık ideolojisi karşısında geriliyor, bazı kişilerde olağanüstü yetenekler bulunduğu vehmedi

Helenistik

Helenistik medeniyet Makedonya kralı İskender'in kumandanları (Mısır, Suriye) ve bazı yunanlı serüvenciler tarafından (Bergama, Baktriane) kurdukları devletlerde ortaya çıktı ve bazı barbar ülkelerini (Pontos, Kappadokia, Paphlagonia, Bithynia) etkiledi.

Bu dönemde asıl Yunanistan iç savaşla yıkılmış mutsuz bir ülkeydi ve klasik site bağımsızlığını koruyamayacak duruma gelmişti. Demokrasi fikri hükümdarlık ideolojisi karşısında geriliyor, bazı kişilerde olağanüstü yetenekler bulunduğu vehmediliyor, dolayısıyla de hanedanlara büyük bir saygı gösteriliyordu.

Kral, otoritesini sağlamlaştırmak için, güçlü ve sürekli ordunun masraflarını karşılamaya yetecek bir servete sahip olmak zorundaydı. Bu yüzden, ordusunun gücünü arttıracak olan Makedonyalıları, çağın zanaatını ve tekniklerini iyi bilen Yunanlıları çevresinde topladı. Yurt zenginliklerinin düzenli olarak işletilmesini, kralı tanrı buyruğuyla başa geçmiş yüce bir kişi sayan yerli halkın çalıştırılmasını onlarla sağladı. Yunanlıların tekniği, toprağın ve işyerlerinin verimini büyük ölçüde artırdı. Mesela, Lagos'lar döneminde Mısır'da iktisadi hayatın yönetimi çok başarılıydı. Ayrıca ticaret hayatı da canlanmış, para ekonomisi bütün Doğuya yayılmıştı.

Zenginliklerin artması yerli seçkinlerin işine yaradı. Bunlar, fatihler tarafından oralara celbedilen Yunanlılar için kurulan şehirlerde helenleşmeye çalışıyorlardı. Bazıları (Lagos'lar gibi) yunan şehirlerinin sayısını sınırladılar ve yerli halkın üstün yurttaş durumuna gelmesini önlemeye çalıştılar. Bazıları da (Selefki'ler) iktidarlarını bir ölçüde kaybetmeyi göze alarak, daha etkin ve daha yararlı duruma gelecek olan Doğuluları helenleştirmek için sistemli olarak şehirler kurdular.

Sonunda, Karia'lılar, Lykia'lılar, Kilikya'lılar, Frigya'lılar asıl Yunanlılardan farkedilmez oldu. öte yandan, helenizmin etkisinde kalmamış olan şehir dışı bölgeler, daha sonra Kiptiler ve Suriyelilerle tekrar ortaya çıkacak olan geleneklerine bağlı kaldılar. Küçük bir azınlığın dışında bütün Yahudiler, kendilerini helenleştirmek isteyen Selefki'lerden uzak durdular.

Yunan ruhunu etkileyen ve klasik medeniyeti biçimleyen, doğulularla olan ilişkilerden çok, yeni toplumsal ve siyasi çevredir. Şehir tanrılarına tapmak, tedirginliğin ne olduğunu öğrenen ve bir kurtuluş yolu arayan insanoğluna yetmemeye başlayınca, gizemli kült'ler (İsis, Attis, Kybele, Dionysos), müneccimlik ve büyücülük önem kazandı. Duygululuktaki bu gelişmenin izleri helenistik sanatta görünmeye başlayınca, heykeller de artık heyecanları, tutkulun, boğuntuları dile getirmeye yöneldi ve din kurallarının doğruluğu tek hedef olmaktan çıktı.

Kralların debdebesi mimarlık alanında yenilikler yarattı, büyük binalar yapılmaya başlandı, şehirciliğe önem verildi, büyüklük ve zenginlik duygusu uyandırmak amacıyla süslemede aşırılığa gidildi. Gösterişli bir lüks ve konfor merakiyle evler değiştirildi, freskler, mozaikler, mermer süslemeler, süslü mobilyalar, biblolar kullanılmaya başlandı. Hükümdarların bilim ve sanat koruyuculuğu (İskenderiye ve Bergama kütüphaneleri) bilginin değerini artırdı.

Bu kitabi havanın etkisi şiir alanında pek olumlu sonuçlar vermedi, buna karşılık bilim, ancak XVII. yy.da aşılabilen bir seviyeye ulaştı. Ne var ki, Eratosthenes'in, Arkhimedes'in, Hipparkhos'un, Sisamlı Aristakhos'un, Eukleides'in, Perge'li Apollonios'un çalışmaları teknik uygulamalara tesadüfen uygulandı. Öte yandan, Fenikeli Zenon ile Kilikyalı Khrysippos'un stoa'cılığı ve Epikuros'un öğretisi, yunan felsefesinin eski canlılığını kaybetmediğini gösteriyordu.

Helenistik medeniyet Doğuda sınırlı kalmadı. Mesela Syrakusai tiranları helenistik krallara benzer, yunanlı tacirlerin veya yarı yarıya helenleşmiş Etrüsklerin medeniyetini benimseyen Roma, M.Ö. II. yy. başlarında doğu hükümdarlarıyla kurduğu ilişkiler sonucunda gördüğü zenginlik ve lüksün etkisinde kalmıştı. Onların siyasi başarısızlıkları yanında, üstün bir medeniyete sahip olduklarını kabul ediyor, böylece de helenistik dünya kendi fatihini dize getirmiş oluyordu.

Helenistik

Büyük İskender'den sonraki Yunan sanatı, tarihi, kültürü ile ilgili olan.

Yanıtlar