İklim değişikliğinin Avrupa’daki çevresel etkilerine gelince, dünya nüfusunun büyümediği, sosyo-ekonomik gelişimin durakladığı ve sanayileşmiş...

İklim Değişikliğinin Avrupa ve Akdenizdeki Etkisi

İklim değişikliğinin Avrupa’daki çevresel etkilerine gelince, dünya nüfusunun büyümediği, sosyo-ekonomik gelişimin durakladığı ve sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin sıfır olduğu bir varsayımsal durumda bile, atmosferdeki sera gazları artmaya devam edecektir. Gelişmekte olan ülkelerdeki yaşam koşulları da iyileşmek zorunda olduğuna ve bu onların hakkı olduğuna göre sonuç aynıdır. Şu anda dünya nüfusunun %80’i bu ülkelerde yaşıyor. Bu süreç, ancak bu gazların emisyonunu asgariye indirecek bir teknolojik devrimle durdurulabilir.

Özellikle Güney Avrupa ve Akdeniz bölgesinde sel riski kadar, su kaynaklarında kıtlık riski de artacaktır. İklim değişiklikleri Kuzey ve Güney Avrupa arasındaki farkları daha da öne çıkaracak, kuzeyde çok fazla su birikirken güneyde yeterince olmayacak.

Toprak kalitesi bütün Avrupa’da bozulmaya başlayacak. Kuzeyde bozulma büyük ölçüde yüksek yağış miktarı ve artan sel riskiyle oluşan toprak kaymalarına bağlı olacaktır. Güneyde ise bozulmaya, düşük yağış ve artan kuraklık riskine bağlı toprak kayması ve besin kaybı yol açacaktır.

Ortalama sıcaklığın yükselmesi ve atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun artması, doğal ekosistemlerin dengesini değiştirebilir, hatta gördüğümüz tüm manzarada değişikliklere yol açabilir. Muhtemelen, orta enlemlerdeki kozalaklı ağaç ormanları ve tipik kuzey ormanları şu anda yüksek Avrupa enlemlerinde bulunan tundraların yerine geçerken, Akdeniz ekosistemi ve bitki örtüsü de Orta Avrupa’da görülmeye başlayacak. Akdeniz bölgesinde, orman yangınlarında artma eğilimi gözlenirken, bugünkü ekosistemin ve canlı çeşitliliğinin bütünüyle kaybedilme riski de belirecek. Bu değişimlerin sonuçları, aynı zamanda faunayı özellikle de göçmen faunayı etkileyecek.

Tarım: Atmosferde karbondioksitin artması kuzey ve orta Avrupa’da tarımsal üretkenliğin artmasına sebep olacaktır. Diğer taraftan güney Avrupa’da, suyun ulaşılabilirliğindeki azalış ve sıcaklık artışı tam tersi bir etki yaratacak gibi görünüyor. Bütün olarak ele alındığında, Avrupa’da toplam tarımsal üretkenlik kayda değer bir değişim yaşamayacaktır, ama farklı bir dağılım gözlenecektir. Aslında bunun kuzeydeki etkisi pozitif olabilir ve Güney Avrupa’daki bütün negatif etkileri dengeleyebilir.

Olağanüstü Olaylar. Olağanüstü meteorolojik olayların sıklığındaki muhtemel artış, konutlarda, üretim tesislerinde ve altyapılarda ekonomik ve sosyal hasarın artmasına yol açacak. Sıcaklık artışı ayrıca insanların serbest zaman kullanımlarının da değişmesine neden olacak. Özellikle turistik etkinliklerin ve açık hava etkinliklerinin Kuzey Avrupa’da hareketlenmesine ve güney Avrupa’da azalmasına neden olacak. Akdeniz bölgesinde, su kaynaklarının azalmasıyla birlikte daha sık ısı dalgalanmaları ve kuraklık, şu anda yaz dönemine yoğunlaşmış olan turistik alışkanlıkları değiştirebilir. Daha az kar yağışı ve buzulların gitgide daralması Alplerin kış turizmini etkileyebilir. Eğer olaylar bugünkü tempoyla devam ederse, Alp buzulları bu yüzyıl bitmeden önce tamamen yok olabilir.

Deniz-Kıyı Çevresi. Deniz seviyesindeki yükselme Avrupa’nın Akdeniz kıyı bölgelerini tehlikeye sokacak. En büyük problem, nehir deltalarındaki sulak alanların kaybı, tarımdaki ve içilebilir suyun erişebilirliğindeki sonuçlarının yanı sıra tuzlu suyun kıyı tatlı su yataklarını istilası ve kıyı erozyonunda artış olacaktır. Kuzey Avrupa’da en fazla etkilenecek kıyı alanları, Baltık kıyıları, özellikle de Polonya’dır.

Yanıtlar