İskilip, Çorum

İskilip, Çorum ili'ne bağlı bir ilçe ve bu ilçe merkezinin adıdır. Tarihsel bir coğrafyanın adı olarak da kullanılır.

{{Bilgikutusu Türkiye şehir
|isim = İskilip
|harita2 = Gokcebelden_iskilip_gorunumu.jpg
|harita2 boyut = 250px
|harita2 açıklama = İskilip, Yivlik Tepesi
|harita1 = Çorum districts.png
|harita1 boyut = 250
|harita1 açıklama = Çorum İli Siyasi Haritası
|harita = Corum_Turkey_Provinces_locator.jpg
|harita boyut = 250
|harita açıklama = Turkiye`de yeri
|il = Çorum
|şehir nüfusu = 19.709
|ilçe nüfusu = 45.026
|nüfus_itibariyle = 2000
|nüfus_ref = [1]
|nüfus_yoğunluğu = 
|yüzölçümü = 1.187
|rakım = 720
|lat_deg = 40
|lat_min = 43
|lat_hem = N
|lon_deg = 34
|lon_min = 28
|lon_hem = E
|posta kodu = 19400
|alan kodu = 0364
|plaka = 19
|kaymakam = Birol Kurubal
|belediye başkanı = Orhan Öztürk
|websitesi = x
|ilçe = 
}}

İskilip, Çorum ili`nin ilçesidir. Tarihte verilen adları da; İskila, Andrapa / Andrapolis, Blocium / Bloacium, Neoclaudiopolis, Neopolis, İmad, Iskelib, İskelib Direklibel`dir.

Tarihçe

İskilip`te gelişen uygarlığını kavrayabilmek için özelde şu maddelerin genel insan uygarlığındaki yerini iyice görmek gerekir; tuz, sirke, şarap, pekmez. Tuz, Roma uygarlığının adına yollar inşa ettiği bir vazgeçilmez uygarlık maddesidir. Adına savaşların yapıldığı, askerlerin maaşlarının tuzla ödendiği, devletlerin gelir için tuzdan vergi aldığını görmek bir vakıadır. İskilip bağlamında Roma`ya bakarsak sırf bu nedenle Pontlar`la savaşıp onların yerine kendileri İskilip coğrafyasına egemen olmuşlar ve yollar yapıp bu yollara Mil Taşları dikmişlerdir.

Bakır çağında İskilip`te bakır izabe ocağı (dökümhane) olduğu bilinmektedir. Günümüzde elde edilen bulgu ve belgeler bağlamında Hatti döneminin kayıp olduğu sanılan İskila kenti olduğu kabul edilir.

Yazılı kaynaklar bağlamında İskilip; Paflagonlar`ın son kralının krallık merkezi, Galatlar`ın ise Ankara`dan sonraki ikinci krallık merkezidir.

Hatti - Hitit Dönemi

Bölgeye yerleşimin Hititlerin Anadolu`ya gelmesine (M.Ö. 3000) uzandığı çeşitli kaynaklarda yer almakta olup erken dönem Hatti uygarlığının İskila kent yerleşme alanı olduğu düşünülür. Başkent Hattuşa`ya iki saat yakınlıkta olması bu tahmini güçlendirmektedir.

Yivlik Kayası`ı üzerinde yer alan geometrik figür ve yivlerin bu dönemlerden kalma olabileceği iddia edilmektedir. Yine bu dönemde öne çıkan erken dönem yerleşim alanlarından Roma`lıların verdiği adla Itlus, Osmanlı`nın verdiği adla İmad - Direklibel`de tam olarak Yivlik kayası eteğinden çıkan bir akarsu yatağının oluşturduğu derenin Taybı Ovası`na karıştığı yere kurulmuştu. Elimizde olan bilgilere göre burası 15. ve 16. yüzyıla kadar önemli bir İskilip banliyösüydü. Ebu`s Suud Efendi burada doğmuştu. Terkediliş tarihi kesin olmamakla birlikte 1509, 1514 ve 1543 yıllarında bu bölgede Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde olan büyük depremlerin birinde tümüyle yıkılmış olabileceğidir. Bunu destekleyen veride Ebu`s Suud Efendinin babası adına yaptırdığı mektep ve caminin yerinin İmad`da (günümüz adı Bağözü) olmayıp Meydan Mahallesine yapılmış olmasıdır.

Frigler, Paflagonlar Dönemi

İskilip`in tarihi geçmişi yazılı kaynaklar bakımından M.Ö.700`e Paphlagonya devletine dayandırılmakla birlikte günümüzde tam olarak çözümlenememiş bir Hatti uygarlığınında merkezi olduğu kabul edilir. Ancak bölgeye yerleşimin Hititlerin Anadolu`ya gelmesine (M.Ö. 3000) uzandığı çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Hattuşa`ya iki saat yakınlıkta olması bu tahmini güçlendirmektedir. İlçede yaşadığı, bıraktıkları kalıntılarla resmen ispatlanan en eski millet Paphlogonlardır. Paphlagonlar Anadolu`ya M.Ö.1000`den sonra gelmiş, Hitit imparatorluğunun yıkılışından sonra bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmışlardır. Paphloganya - Demir Atlılar Ülkesi; Kastamonu,Çankırı,Amasya,Samsun hattına hakim olmuş ve bu dönemde ilçemiz Andrapa adıyla anılmıştır.

Eski çağda İskilip, Paflagonya adı verilen bir bölgenin ismi olarak M.Ö. 900-700`lerde anılmaya ve tanınmaya başladı, Homeros`un İlyada destanında ilk defa anılan ve eski Yunanca`da "Askilepiyon - Sağlık Tanrısı" ismiyle de antik çağda önemli bir yer olarak bilinen İskilip; ünlü gezginlerden Herodot ve Skymonos`un da ziyaret ettiği bir bölge olarak bilinir. Yine bu bölgenin eski haritalardaki sınırları kuzeyde Karadeniz, güneyde Aydos dağları, doğuda Kızılırmak ve batıda da Bartın çayı ile sınırlanmıştır`".

Paflagonya`nın coğrafi alanında, Karadeniz`e dökülen akarsuları takip eden benzer ve başka antik yerleşme yerleri de bulunmaktadır. Eski Yunan`dan Bizanslılar`a kadar uzanan tarihi dönem içerisinde büyük ticaret yollarının karadenize ulaşmak için Çorum havalisinden geçmesi, geçerkende dört yol kavşağı olarak bilenen Sinop ve Alaca`nın arasındaki Boyabat ve İskilip`ten geçen önemli bir yol güzergahı üzerinde bulunduğu sanılmaktadır

M.S 2.yüzyılın sonlarında bölge Pont hakimiyetine girmiş, ancak bu egemenlik uzun sürmemiştir. Paphlagonia prenslerinin yardım talebi üzerine Roma 72.Lüks Ordusunu göndererek bölgeyi Pontlardan geri almıştır. Daha sonra bölgeyi esas sahiplerine geri vermemiş kendi topraklarına katmıştır. Roma döneminde İskilip önemini korumuş Justinian tarafından Helenepontus eyaletine katılmış ve eyaletin üç önemli yerleşimden biri olmuş, Andrapa ve Neoclaudiopolis adlarıyla anılmıştır. O dönemin en önemli ticaret yollarından biri olan Ankyra-Gangra yolunun önemli bir durağı olup; bu yol 2.Trajan tarafından yaptırılmıştır. İskilip ile birlikte Amasya ve Kalecik`tende geçmektedir.

Roma ve Bizans Dönemi

Roma döneminde de İskilip, jeostratejik ve jeoekonomik önemini korumuş, Roma döneminin de seçkin yerleşim birimlerinden biri olarak bu medeniyet ile de kültür alışverişinde bulunarak 1000 yıla yakın ev sahipliği yapmıştır. İskilip`te Roma dönemine ait üç eser dikkati çekmektedir. Dördüncüsü mermer bir kitabe olup çarşıda özel bir alanda sergilenirken 1970`lerin sonunda çalınmıştır.

İskilip`in Bizans İmparatoru Justinian döneminde Kızılırmak`ın batısında bulunan üç önemli şehirden birisi olduğu da eski çağ tarihçileri tarafından belirtilmiştir.

Bölgede 1000 yıla yakın süren Bizans hakimiyeti Danişmentliler tarafından sona erdirilmiş, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra 1075`te Anadolu Selçuklu Devleti`nin egemenliği altına girmiş, daha sonrada Osmanlı İmparatorluğu`nun en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak tarihsel sürecini devam ettirmiştir.

Eski Romalılar`dan Bizanslılar`a kadar gelen İslamiyet öncesi dönem Selçuklular`ın Anadolu`ya yerleşmeleri ile son bulmuş ve tekrar İskilip adıyla anılmaya başlanmış ve müslümanlaşmıştır.

Danişmend, Selçuklu ve Erken Osmanlı Dönemi

Sultan Alparslan`ın 1071`deki Malazgirt zaferinden sonra Anadolu`ya adım adım yerleşenlerce; Çorum, Tokat ve Osmancık Emir Danişmend Ahmet Gazi tarafından 1074`de fethedilmiş ve müslüman Türk hakimiyetine girmiştir. Zamanla diğer Türk boyları da bu bölgeye yerleşerek bugünkü İskiliplilerin ataları olmuşlardır.

Öte yandan bazı eserlerde İskilip`in Kıpçak - Tatar beyleri idaresinde Osmanlı dönemine kadar bulunduğunu kaydetmekle birlikte 13. yüzyılın başlarında zayıflayan Anadolu Selçukluları`nın idaresinden çıkarak Moğollar`ın hakimiyetine geçmiş ve rivayete göre bir kısım Tatar aşiretleri İskilip`e yerleşmişlerdir. Neticede İskilip her dönemde Türk milletine mensup çeşitli boyların yaşamış olduğu bir beldedir.

Bölgelerde kalan gayri müslüm yerli halkın bir kısmı bu suretle yerlerine bırakarak Batı Anadolu`ya çekilmiş kalanlarda kayda değer bir siyasi ve kültürel varlık gösterememişlerdir. Bu sebeplerle İskilip`te Anadolu Selçukluları döneminden kalma eserlere rastlanamamakta buna bir diğer sebepte henüz yerleşik şehirleşmeye geçilememiş olması düşünülmektedir.

İskilip Halk Kütüphanesindeki 1149 sayılı Tac-üt Tevarih isimli el yazmasının 152. sayfasında Selçuklular`ın Anadolu`da ki yönetimlerinin son bulmasıyla İskilip Osmanlı idaresine geçmiş Ankara, Yozgat, Çankırı ve Kastamonu bölgeleri için Çorum ve İskilip`te Anadolu`ya ilk gelen Türkmenler`ce yurt ve mekan edinilmiştir.

1390 yılı sonlarında Yıldırım Bayezid Han tarafından Anadolu`da Kadı Burhanettin Beyliği`nin bir tehlike haline gelmesi, bir Anadolu harekatına girişilmesine sebep olmuş 1391`de alınan Kastamonu ile birlikte Çandaroğulları Beyliği`nin bölgedeki hakimiyetine son verilmiştir. Osmancık ve Amasya`nın Osmanlı himayesine katılmasından sonra Kırkdilim`de yapılan bir çatışmada Şehzade Ertuğrul öldürülmüş.

Savaş sonrasında Kadı Burhaneddin`in Moğollar`a Ankara, Kalecik, Sivrihisar ve İskilip`i yağma ettirmesinden sonra toparlanan Osmanlı kuvvetleri bu isyankar beyliğin hükümranlığına son vermiş; Kastamonu, Osmancık, Çorum, Amasya ve İskilip`te tamamen Osmanlı`ya bağlanmışlardır.

Bu dönemin İskilip ve Anadolu tarihi açısından önemi oldukça fazladır. Kent tarihi açısından en büyük zorunlu dış göçler bu dönemde olmuştur. Kadı Burhaneddin`in baskınlarından yılan İskilip`lilerin çoğunluğu dağlara ve daha sonra geride dönemeyerek batıya, doğuya ve güneye doğru daha güvenli yerlişim alanlarına kadar göç etmişlerdir. Yapılan araştırmalarda günümüzde Ankara, Kayseri, Kastamonu, Kütahya, Balıkesir, Afyon, Aydın,Isparta taraflarına kadar gidilip yerleşilmiştir.

1395`ten sonra bir süre huzurun tesis edildiği İskilip ve havalisi. Yıldırım Bayezid Han ile Timur`un yaptığı 1402 Ankara Savaşı`nda Osmanlılar`ın yenilmesinden sonra Anadolu`da bozulan siyasi düzenden etkilenmiş ve bazı Tatar beylerinin Timur orduları tarafına geçmesinden sonra Yıldırım Bayezid Han`ın oğullarından Mehmet Çelebi`nin "eski düzeni" kurma çabaları küçüklü büyüklü birçok muharebenin de bu bölgede cereyan etmesine sebep teşkil etmiştir. Nihayet kesinleşen Osmanlı zaferlerinden sonra yapılan bazı yasal düzenlemelerle Timur ordularına destek verdikleri gerekçesiyle bazı Tatar beyleri ve aşiret mensuplarının Rumeli`ye nakledilmek suretiyle mecburi tehcire tabi tutuldukları rivayet edilmekte; Filibe`nin batısında bulunan Koniş bölgesindeki Tatar`larla mübadele edildiği sanılmaktadır. (Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Cilt: 3, Sayfa 241-Cilt: 2. Sayfa 188 ve Tacüt Tevarih`ten)

Osmanlı Dönemi

"Küçük Kıyamet" adı verilen 1509 tarihinde meydana gelen depremle yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde idari olarak önceleri Kastamonu ilinin merkez liva` sına, 1890`da Amasya sancağı na, daha sonra Yozgat sancağı na, Ankara sancağı na ve şuan başlı bulunduğu Çorum sancağı na bağlanmıştır.

Fatih`in Trabzon`u fethinden sonra oraya gönderilen müslüman aileler içerisinde İskilip`in de adı geçer ` 4- Cemaat-i İskilip 10 hane`... Evliya Çelebi, 17. yüzyıl ortalarında İskilip`e uğramış olup İskilip`in 150 akçelik Şerif kaza olduğunu, şehir teşkilatında Sipahi Kethüda yeri, yeniçeri serdarı, şehir subaşısı ve şehir kethüdası bulunduğunu ifade etmektedir. Kalesinin azametli ve muntazam, şehrin girişinin bağ ve bahçeli olduğu ve güzel evleri bulunduğunu yazmaktadır. Bilginleri ve ziyaret yerlerinin çok olduğu belirtilerek İskilip`li Muhittin Yavsi, Şeyhulislam Ebussuud Efendi ve Şeyh Musluhiddin-i Attar gibi alimleri övmektedir.

1849 yılında İskilip`e gelen ünlü seyyah Fransız V. Cuniet`in Paris`te 1894 yılında basılan La Turquie d`Asie isimli kitabında İskilip`ten şöyle bahseder: “Şehrin genel nüfusu 43.442 kişidir.Kent içinde 48 ortodoks ve 10.563 müslüman yaşamaktadır. Şehirde 108 cami, 6 tekke, 6 medrese, 1 konk belediye sarayı, 5 kütüphane, 1 pazar, 510 dükkan, 2 han, 4 hamam, 18 çeşme, 3 fıskiye, 18 tabakhane, 63 un değirmeni, 6 fırın, 10 kahve, yaklaşık 2000 konut, 1 mahkeme, 1 vergi dairesi, iç hizmetler telgraf istasyonu, posta şubesi, sayım bürosu bulunmaktadır.”

Çağımız kimya sanayisi bağlamında yapay boya üretimi gelişmeden önceki dönemlerde İskilip`i Cehri üreticisi olarak görmekteyiz. Öyleki kentte 20. yüzyılın başına kadar olan dönemde Cehriliği olmayana kız verilmediği vakıadır. Yapılan Osmanlı dönem tapu incelemelerinde de bu görülmüştür. Hemen her ailenin kendine ait bir cehriliği vardır. Diğer kökboya üretim malzemeleri açısından da oldukça zengin bir bitki örtüsü vardır.

Cumhuriyet Dönemi ve Sosyo-Ekonomik Yapısı

İskilip kenti açısından bu dönemi ana hatlarıyla; Atatürk, İnönü, Demokrat Parti, Özal Dönemi ve sonrası olarak incelemek yararlı olacaktır.

İskilip, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunda en fazla idari anlamda toprak kaybeden yerleşimdir. Osmanlı dönemi coğrafyasında İskilip`e ait olan birçok alan bugün Çankırı, Kastamonu ve merkez ilçe (Çorum)`a dahil edilmiştir. Yine idari anlamda içinde en çok ilçe çıkaran Türkiye`nin ilk ve tek ilçesidir. 1950`lerden günümüze üç adet ilçe çıkarılmıştır İskilip`ten; 1958`de Bayat, 1987`de Uğurludağ, 1990`da Oğuzlar.

İskilipliler uzun yıllar Çorum ve Ankara`da olmak üzere hep devlet kadrolarında yer almışlardır. İskilip, modern çağın kent gereksinimlerine uymayan özel bir coğrafi konumununda etkisiyle ekonomik faaliyetlerini 19. yüzyıl sonuna kadar sürdürdüğü gibi devam ettirememiş ve kentsel ticari avantajın coğrafi anlamda Çorum kent merkezine kaymasına neden olmuştur. Bunda Çorum kent merkezinin il yapılmasının yanında Ankara - Karadeniz ana yol güzergahına alınması da etken olmuştur. Asıl temel neden, iskilip`te gelişen yerli burjuvazinin yatırımlarını bölge dışına yapmalarıdır.



Cumhuriyetin ilk 15 yılını kapsayan bir dönemde İskilip`in Kurtuluş Savaşı`nı izleyen süreçte yapılan değişimleri benimsediği görülmektedir. Atatürk ve İskilip`in bilinen tek ilişkisi Kastamonu dönüşü Çankırı`da olmuştur. Çankırı`ya Atatürk geldiği sırada bir İskilip Heyeti Atatürk`ü ille de İskilip`e götürmek istemiş. Atatürk: (Sevgili İskiliplilere teşekkürlerimi ve selamlarımı götürünüz. Gezimi uzatmaya imkan kalmadı. Başka bir zamana...) dedi.

Bu dönemde İskilip`in ülke genelinde yapılan Uçak bağışlama kampanyasına katılıp topladıkları parayla bir uçak alıp devlete verdiğini görüyoruz.

İskilip`te bu dönemde öne çıkan bir isim olarak iki kez kaymakamlık yapan Baha Koldaş vardır. İlk Kızılırmak köprüsü Çorum merkez ilçe bağlantının kurulabilmesi amacıyla bu dönemde ahşap olarak yapılır. Baha Koldaş`ın döneminde İskilip okullarının cumhuriyet dönemine uyarlanması sürecinde de öne çıktığını görmekteyiz. İskilip`te onu benimsemiş olacak ki milletvekili olarak o yıllardan 1950`li yıllara kadar seçilmesini sağlamış ve adını bir mahallesine vermiştir.

Atatürk zamanında yeni Türkçe sözlük hazırlanması faaliyetleri kapsamında TDK tarafından yapılan çalışmlara dönemin kütüphane müdürü kanalıyla İskilip`ten 2000`den fazla Türkçe kelime verilmiş. Bu sözlük 1945 yılında yayınlanabilmiştir. Bunun dışında tarama ve derleme sözlüklerine de birçok türkçe kelime katkısı olmuştur bu dönemin...

Bu dönemin İskilip odaklı kapalı ekonomik yapıya çok önemli zararları da olmuştur. Devletin yeni idari yapı oluşturulurken binlerce yıllardır İskilip`e ait coğrafi alanlar başta Çankırı, Kastamonu, Osmancık ve Merkez ilçe Çorum ile Sungurlu`ya bağlanarak bu bölge halkının pazar yönleri idari ihtiyaçları doğrultusunda yeni bağlandıkları idari birimlere yönlenmelerini de sağlamıştır. Elbette bunda merkezi devletin tasarruf gerekçeleri önemli rol oynamıştır.

Cumhuriyetin ilk ortaokulu ancak Atatürk`ün ölümüne doğru faaliyete (1935)geçebilmiştir. İskilip okuma ve okullaşma bağlamında ancak 1970`lere doğru gelişme olmuştur.

İskilip, İnönü sonrası Menderes dönemini ekonomik açıdan daha rahat geçirmeye başlamıştır. Gerçi bunda II. Dünya Savaşı sonrası şartlarında etkisi olmuştur. Esnafın daha çok kazandığı bir dönemdir de aynı zamanda.

İskilip Lisesinin eğitime başlaması (1968).

1970`lerde yaşanan büyük sel neticesinde ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır.

Halk Eğitim Merkezi`ne Metin Alkan`ın müdür olması ve ülke gündemine örnek rol model olan HEM çıkması.

Kaymakamlık ve 2 işyerinin topluca basılıp eşyaların dışarı atılıp yakılması kentin tarihinde bir kara lekedir. (Nuri Alço olayıda denilebilir. 16 genç kız ilaçlı meşrubatlarla bayıltılıp cinsel tacize yada tecavüze uğramaları olayı...)

İskilip`in güneye doğru kenti yönlendirmesi yeni konutların inşa edilmesi sonucu bağ ve bahçe kültürü yavaş yavaş yok olmaktadır.

Özal`ın ekonomik politikaları yanında Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakanın da İskilip`e ziyareti sözkonusudur. Sanayi sitesinin temeli atıldı. Günümüzde ayakkabı sanayi ve yem sanayinde faaliyet gösteren firmalar mevcuttur.

Organik gıdaların ülkemizde son yıllarda ön plana çıkması ile yıllardır doğal yollardan gıdalarını temin eden İskilip ve çevresinin önemi, büyük pazarlarada yakın olması ile gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle bölgede yetişen çeltik, yüksek kalitedeki makarnalık buğday, kapari, sumak, yarpuz,dağ eriği ve üretimi evlerde tamamen doğal olarak üretilen pekmez, sirke, Kuşburnu perverdesi, turşusu aranan ürünler olmaktadır. Yine Bölgenin en önemli üretimlerinden birisi olan kara üzüm, gerek şarap üretimi için gerekse tüketim için aran ütümdür.

Sağlık Meslek lisesi, Anadolu Lisesi, Yatılı Bölge Okulu ve yüksek okul günümüzde faaliyetlerini sürdürüyor.

Nüfus

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 45.026. Bunun 19.700`u ilçe merkezinde, 25.326`sı ise köylerde yaşamaktadır.

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı;belde yok, 64 köy ve 14 mahalleden oluşmaktadır.

Yıllara göre ilçe nüfus verileri
Yıllar Merkez Köyler Toplam
2007
2000 19.700 25.326 45.026
1997 20.117
1990 19.624
1985 17.624
1980 16.846
1975 16.589
1970 16.173
1965 12.400
1960 12.212
1849 10.563 32.879 43.442


Coğrafya, İklim ve Fauna

Anadolunun en eski yerleşim alanlarından birisidir. Çorum`a 55 km. uzaklıkta olup, Çorum-Kastamonu arasında bulunmaktadır. Yüzölçümü 1.187 km. karedir.Deniz seviyesinden 720 mt. yükseklikte bulunmaktadır.

Nüfus yoğunluğu yüzde 45 olup, 51.855 nüfusa sahiptir. Bu nüfusun 19.709 İlçe merkezinde, 32.146 sı İskilip İlçesine bağlı yerleşim alanlarında yaşamaktadır. İskilip, kent merkezinde 14 mahalle bulunmaktadır.

İskilip ilçesinin ekonomisi tarım ve ticarete dayanmaktadır. 267,5 km karesinde hububat, 90.5 km karesinde baklagiller,yem bitkileri ve sanayi bitkileri ve diğer tarım ürünleri yetiştirilir. İskilip ilçe topraklarının 460 kilometre karesini ormanlar kaplar. İskilip ilçesinin içerisinden geçen Meydan çayı diğer birkaç derenin suyunu alarak Kızılırmak`a dökülür. Kızılırmak, İskilip - Uğurludağ ve İskilip-Merkez ilçe sınırını teşkil eder.

İklim olarak ılıman karasal iklime sahiptir. kışlar soğuk ve bol yağışlıdır. Yazlar sıcak ve nisbeten kurak. Teke Dağı 1700 metre ile en yüksek dağıdır. Kayın, meşe, karaçam, sarıçam, kavak, gürgen, kestane, köknar, ıhlamur, kiraz, kızılcık, ceviz, ahlat, alıç, dut gibi ağaç türleri ilçe topraklarında yetişir.

," target="_blank"> Taybı Ovası] Karadeniz Teknik Üniversitesi, Ordu Ziraat Fakultesi hocalarından Prof.Dr.Turan Karadeniz`in yapıtığı çalışmalar ve tesbit ettiği veriler ışığında; “İskilip`in tarım arazisi en az 30 vadiden oluşmakta ve yaklaşık 300 bin ceviz ağacı yetişmektedir. İskilip cevizleri, kızılcıkları, elma ve armutlarının seleksiyon (mevcut popilasyon üzerinden üstün özelikte olanları öne çıkarmak) çalışmalar çok yönlü sürdürülüyor". İskilip, mikro klima iklim`` özelliği nedeni ile ceviz üretimi İçin en uygun coğrafya şartlarına Sahip. İskilip`in mevcut ceviz popilasyonunun bulunduğu yükseklik 700 ile bin 100 metre aralığında olduğu, bu aralığa uygun ceviz tiplerinin bulunduğu, dolayısıyla birbirinden farklı çok sayıda kıymetli tiplerin bu geniş alana adapte olduğu görülmüştür.

``Ceviz``, çok nemli hava iklimini sevmediği gibi çokta soğuk kış ve bahar ikliminden de hoşlanmamaktadır. Batı Karadenizin İç anadoluya geçiş kuşağında bulunan İskilip ekolojisi ne nemli, nede iç anadolunun step iklimi gibi sert iklimine sahiptir. Buda İskilip`in ceviz üretimi için son derece uygun bir ekolojiye sahip olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

İklim Verileri
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara Yıl
Ort. En Yüksek °C 2 5 10 15 20 24 27 27 23 17 10 4 15
Ort. En Düşük °C -2 -1 1 6 10 13 15 15 12 8 3 0 6
Ort.Yağış cm. 5,1 4,1 4,3 5,3 6,2 5,1 2,5 1,7 2,2 2,9 3,2 5,3 48


``Kaynak: Weatherbase``


Jeolojik Yapısı:

Jeolojik yapısında iki ana kütle (kayaç) grubu göze çarpar. Bunlardan birincisi; Metamorfik seri (başkalaşmış kayaçlar), ikincisi ise Tortul Kütleler dir. Bölge asıl jeolojik karakterini 3. jeolojik zamanın sonları ile 4. jeolojik zamanda meydana gelen oluşumlar meydana getirmektedir.

Alp-Himalaya orojenezi (dağ oluşumu) olarak bilinen sistem içerisinde yer alan Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer almaktadır.

Kültür

İskilip Konuşma Dili (İskilip Ağzı)

İskilip ağzı; özellikle Türkiye`de televizyon yayınları yaygınlaşıncaya kadar orijinalliğini korumuş eskiçağ Türkçesi olarak adlandırılan Ön Türkçe`nin yaşadığı yerel bir ağızdır. Günümüzde şehir merkezinde oturan yerli halk hala bu dili kullanmaktadır. Kelimeler uzatılarak konuşulur. Örneğin "gelcook (geliyoruz), gitcook (gideceğiz), eya (değil mi?), isiiin (hüseyin)" gibi.

İskilip Mutfağı



Yemek kültürü ve etnoloji ile yemek isimlerinin etimolojisi açısından birçok yemeğin ve yiyeceğin kökeni İskilip olarak karşımıza çıkar. İskilip`te tek bir kelime ile adlandırılan birçok yemek diğer anadolu yerleşimlerinde ve günümüzde en az iki kelimeyle adlandırılmaktadır. Anadolu uygarlıklarına ve dünyaya bu kadar yemek ve yiyecek kültürü aktaran bir yerleşim alanının elbette ki tarihsel kökenleri yazılı tarihin çok öncesi olan tarım çağına kadar gidebilmektedir. Hala günümüzde bile islami motiflerin arasında yapılışı ve sunuluşuyla kendini öne çıkaran dolma İskilip uygarlığının bir zirve ürünüdür.



İskilipli Ünlüler



Linkler



Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara


Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.

İskilip, Çorum
İskilip, Çorum