Uygur devletinin 840'ta yıkılması üzerine Karluk yabgusu, kendisini bozkırlar hakiminin kanuni halefi ilan ederek Karahanlılar Devleti'ni kurdu. Karahanlılar devri, Türk tarihinde önemli bir dönüm noktası sayılır çünkü Karahanlı hükümdarı Saltuk Buğra Han zamanında İslamiyet resmi din olarak kabul edilmiştir.

İslami Dönem Türk Tarihi

Uygur devletinin 840'ta yıkılması üzerine Karluk yabgusu, kendisini bozkırlar hakiminin kanuni halefi ilan ederek Karahanlılar Devleti'ni kurdu. Karahanlılar devri, Türk tarihinde önemli bir dönüm noktası sayılır çünkü Karahanlı hükümdarı Saltuk Buğra Han zamanında İslamiyet resmi din olarak kabul edilmiştir. Türk-İslam kültür ve uygarlığı denilen tarihi gelişmenin temelleri de bu dönemde atılmıştır.

Gazneliler, Karahanlılar'ın hüküm sürdüğü dönemde başkenti Afganistan'daki Gazne şehri olan ikinci bir devlet kurdular (969-1187). İlk kez "sultan" unvanını kullanan Gazneli Mahmud, Hindistan'a birçok sefer düzenledi ve buraları İslamlaştırarak bugünkü Pakistan'ın temellerini attı. Gazneliler, Sultan Mahmud'dan sonra Selçuklular'la yaptıkları Dandanakan Savaşı'nı (1040) kaybederek Hindistan'a çekilmek, sonra da Selçuklu egemenliğine girmek zorunda kaldılar.

Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157) ise Oğuzlar'ın Kınık boyuna mensup Selçuk Bey tarafından kuruldu. Devletin sınırları Marmara Denizi'nden Asya'da Balkaş Gölü'ne; Kafkaslar, Hazar Denizi ve Aral Gölü'nden, Hindistan sınırları ve Yemen'e kadar uzanıyordu. Selçuklular, Karahanlı ve Gazneliler'e üstünlük sağlayarak Türk birliğini kurmayı başardılar. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, 1055 yılında Abbasi Hilafet Merkezi Bağdat'a girerek Şii Büveyhi Devleti'ne son verdiği için halife tarafından kendisine "Dünya Sultanı" unvanı verildi. Onun yerine geçen oğlu Sultan Alparslan zamanında ülkenin sınırları daha da genişledi.



Alparslan, Bizans İmparator'u Romanos Diogones'i 1071'de Malazgirt'te ağır bir yenilgiye uğratarak Türkler'e Anadolu'nun kapılarını açtı. Sultan Melikşah zamanında ise Selçuklu Devleti, tarihinin en parlak dönemini yaşadı. Batı üniversitelerinin mimarisine temel olan Nizamiye Medreseleri de bu dönemde yaptırıldı.

Melikşah'ın ölümünden sonra Büyük Selçuklu Devleti, Suriye Selçukluları (1092-1117), Irak ve Horasan Selçukluları (1092-1194), Kirman Selçukluları (1092-1187) ve Anadolu Selçukluları (1092-1194) gibi küçük devletlere ayrıldı. Büyük Selçuklular'ın toprakları üzerinde ayrıca, Sultan Melikşah'ın saray hizmetinde bulunan Anuş-Tegin'in oğlu Muhammed Harzemşah tarafından, Aral Gölü'nün Ceyhun Irmağı'na döküldüğü güney sahasında Harzemşahlar Devleti (1097-1231) kuruldu.

Büyük Selçuklu Devleti'nin yerine kurulan en önemli devlet, Anadolu Selçuklu Devleti'ydi. Kutalmışoğlu Süleyman Bey tarafından kurulan devletin merkezi İznik'ti. Oğlu I. Kılıçarslan zamanında Haçlı Seferleri'nin başlaması ve İznik'in Bizans'a verilmesi üzerine başkent, Konya'ya taşındı. I. Kılıçarslan'ın oğlu I. Mesud zamanında Konya'ya yönelen Haçlılar, Ceyhun yakınlarında yenilgiye uğratıldı. I. Mesud'dan sonra yerine geçen oğlu II. Kılıçarslan ise, Denizli yakınlarındaki Myriokephalon'da Bizans ordusunu bozguna uğratarak, Bizans'ın Anadolu'daki etkisini tamamen ortadan kaldırdı. Sultan I. Aleaddin Keykubat zamanında ise Anadolu Selçukluları en parlak dönemini yaşadı. Ancak hükümdarın zehirlenerek öldürülmesi ülkede karışıklıklara neden oldu. Babailer isyanını Moğol istilası izledi. 1243'teki Kösedağ savaşından sonra Anadolu, Moğollar tarafından yakılıp yıkılarak istila edildi. 13. yüzyılın sonlarına doğru Moğol egemenliğinin zayıflamasıyla, sınırlarda yerleşmiş olan Türkmenler, Anadolu topraklarında Karaman, Germiyan, Eşref, Hamid, Alaiye, Ramazan, Dulkadir, Taceddin, Menteşe, Candar, Pervane, Sahib Ata, Karesi, Saruhan, Aydın, İnanç ve Osmanoğulları beyliklerini kurdular. "Beylikler Dönemi" denilen bu devrede Anadolu tamamıyla Türk yurdu haline geldi ve Moğol tahribatına uğramış olan ülkede yeni bir refah dönemi başladı.

Türk Kölemen (Memlük) Devleti, Mısır'da Eyyubi hükümdarı Es-Salih Necmeddin'in ölümünden sonra ordu komutanı İzzeddin Aybeg tarafından kuruldu (1250-1382). Aybeg'in sultanlığı zamanında Mansure zaferi kazanılarak, 7. Haçlı Seferi, etkisiz bırakıldı. Seyfeddin Kotuz zamanında Moğol-Ermeni-Haçlı müttefikleri ağır bir yenilgiye uğratılarak Suriye'ye sokulmadı. Memlük sultanları müslümanlığa yaptıkları hizmetlerden dolayı "Hadımü'l-Harameyn" (Mekke ve Medine'nin Hizmetkarı) unvanını kazandılar ve İslam dünyasında haklı bir şöhret edindiler. Memlük Devleti'nin varlığına Osmanlılar tarafından son verildi.

Timurlular da 14. yüzyılın önemli devletlerinden biriydi (1370-1507). Çağatay hanlıklarından birinin başında olan Timur tarafından kuruldu. Timur, otuz beş yıl gibi kısa bir sürede devletini, sınırları Volga Nehri'nden Ganj Nehri'ne, Tanrı Dağları'ndan İzmir ve Şam'a kadar uzanan bir imparatorluk haline getirdi. İmparatorluk, Timur'un ölümünden sonra, kurulduğu gibi hızla parçalandı. Timurlulardan sadece Hüseyin Baykara Horasan'da tutunabildi. Başkent Herat, Türk tarihinin önemli kültür merkezlerinden biri haline geldi. Türk şairi ve devlet adamı Ali Şir Nevai burada yetişti.

Oğuzlar'ın Yıva, Yazır, Döğer ve Avşar boylarından oluşan Karakoyunlu Türkmen grubu, Erbil-Nahçıvan arasında Karakoyunlu Devleti'ni kurdu (1380-1469). Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Timur'un baskısı karşısında Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezid'e sığınmak zorunda kaldı. Bu da Ankara Savaşı'nın nedeni sayıldı. Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden toparlanan Kara Yusuf, 1406'dan sonra eski devletini yeniden kurarak, Mardin, Erzincan, Bağdat, Azerbaycan, Tebriz, Kazvin ve Sultaniye'yi topraklarına kattı. Kara Yusuf'un ölümünden sonra ülkede karışıklıklar çıktı. Cihan Şah ülkeyi yeniden birleştirmeyi başardıysa da Akkoyunlu Uzun Hasan'a Mardin'de yenildi ve Akkoyunlular'ın egemenliğine girdi.

Akkoyunlu Türkmenleri de Moğol hakimiyetinin yıkılışı sırasında Diyarbakır-Malatya bölgesinde Akkoyunlu Devleti'ni kurmuşlardı. Asıl kurucusu Kara Yülük Osman Bey olan Akkoyunlular, en parlak yıllarını Uzun Hasan döneminde yaşadı. Sınırları Hazar Denizi'nden Suriye'ye, Azerbaycan'dan Bağdat'a kadar uzandı. Fakat Uzun Hasan'ın Fatih Sultan Mehmed'le yaptığı Otlukbeli Savaşı'nı (1473) kaybetmesi Akkoyunlu Devleti'nin sonu oldu. Bu da, dinsel bir heyecanla Ustaçlı, Rumlu, Musullu, Tekeli, Bayburtlu, Karadağlı, Dulkadirli, Karamanlı, Varsak ve Avşar gibi Türkmenleri yanına alan Şah İsmail'in Sefevi Devleti'ni kurmasına yardımcı oldu.

İran'da siyasi birliği kuran Şah İsmail, katı bir Şiilik heyecanıyla ülkenin sınırlarını genişletti. Ancak Anadolu'ya da göz dikince Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'le Çaldıran'da karşı karşıya geldi ve ağır bir yenilgiye uğradı (1514). Şah İsmail'den sonra yerine geçen bütün Sefevi hükümdarları Osmanlılarla mücadele etti fakat her savaşı kaybettiler. Sefeviler Devleti Nadir Şah döneminde sona erdi.

Türkçe yazdığı "Vekayi Babürname" adlı eseriyle ün yapan Timur hanedanından Zahirüddin Babür, Hindistan'a giderek Türk-Hint (Babür) İmparatorluğu'nu kurdu (1526-1858). O'nun ölümünden sonra hükümdar olan oğulları Humayun ve Ekber zamanlarında devlet daha da geliştirildi ve Hindistan .yarımadasının büyük bir bölümü tek yönetim altında birleştirildi. Şah Cihan adıyla hükümdar olan Hürrem devrinde, siyaset ve sanat alanlarında en parlak dönem yaşandı. Agra'da dünyanın en güzel mimari eseri sayılan Taç Mahal inşa edildi. Osmanlı Devleti'nden bu eserin inşası için mimarlar gönderildi.

I. Alemgir'in zamanında başlayan iç karışıklıklar, II. Bahadır Şah zamanına kadar sürdü. 1858'de çıkan bir isyanı bastıran İngilizler, Hindistan'ı İngiltere'ye bağladılar ve Kraliçe Victoria'yı Hindistan İmparatoriçesi ilan ettiler.

Yanıtlar