İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi

İstanbul Üniversitesi, yapısında 17 adet Fakülteyi barındırmaktadır; bunlardan bir tanesi de İktisat Fakültesi’dir. Türkiye’nin en eski ve en büyük öğretim kurumu olan İstanbul Üniversitesi’nin bünyesinde yer alan İktisat Fakültesi, 14 Aralık 1936 tarihinde kurulmuştur. 118 öğrencisi ile 4 Mart 1937 günü öğretime başlayan Fakülte, 1939 – 40 öğretim yılı sonunda ilk mezunlarını vermiştir.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi

İstanbul Üniversitesi, yapısında 17 adet Fakülteyi barındırmaktadır; bunlardan bir tanesi de İktisat Fakültesi’dir. Türkiye’nin en eski ve en büyük öğretim kurumu olan İstanbul Üniversitesi’nin bünyesinde yer alan İktisat Fakültesi, 14 Aralık 1936 tarihinde kurulmuştur. 118 öğrencisi ile 4 Mart 1937 günü öğretime başlayan Fakülte, 1939 – 40 öğretim yılı sonunda ilk mezunlarını vermiştir.

Fakültenin ilk mezunu (1 no’lu diploma) Adnan Altay Özbek ve ilk bayan mezunu (2 no’lu diploma) Fatma Zehra Bereket’dir.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakültelerinde, dersler halinde verilen iktisadi konular üzerinde araştırmalar yapmak, konferanslar tertip etmek ve bir yıllık tamamlayıcı bir iktisat tahsili vermek amacıyla, 1933 yılında Hukuk Fakültesi bünyesinde kurulan İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü, kuruluş aşamasındaki İktisat Fakültesi’ne bir çekirdek vazifesi görmüştür.

İktisat Fakültesi’nin ilk öğretim üyeleri arasında yer alan bazı yabancı bilimadamlarının kuruluşta büyük emeği vardır. Bunlardan bazıları, Ord. Prof. Umberto Ricci, Ord. Prof. J. Dobretsberger, Ord. Prof. Wilhelm Röpke, Ord. Prof. Fritz Neumarc, Ord. Prof. Alexander Rüstow, Ord. Prof. Alfred Issac, Ord. Prof. Gerhard Kessler olarak anılabilir.

Fakültemizin kurulduğu 14 Aralık günü, çalışkanlığın, rasyonel çabanın ve verimliliğin sembolü olan “İktisatçılar Bayramı” olarak kabul edilmiş ve bu özellikleri bünyesinde toplayan “KARINCA” armasıyla simgeleştirilmiştir.

Siyaset, ekonomik ve teknolojik alandaki hızlı değişimlerle, bütün dünya yeni bir konjonktüre girmiş bulunmaktadır. Özellikle küreselleşmenin önem kazandığı dünyamızda bölgesel entegrasyonlarla ticaretin bütünleştiği gözönüne alınırsa, herbir ülkenin üretim yapısını yeniden düzenlemesi gereği doğmaktadır.

Günümüz üretim yapısının yeniden düzenlenmesi, ancak bilgiyi sermaye yapan insanla mümkündür. Bilgi sosyolojisinin temel verilerinin, mikro ve makro ekonomik dengelere yansıtılması, kalite ve fiyat açısından dünya ticaretinde pazarların genişlemesi için temel unsur olacaktır. Bunun gerçekleşmesi, insan kaynaklarının optimum istihdamını hedefleyen iktisat eğitimi ile donanmış genç, dinamik, hızlı ve doğru karar verme yeteneğine sahip insan sermayesini gerekli kılar.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunları, gerek özel, gerekse kamu kuruluşlarında, fakültede kazandıkları bilgi ve geliştirdikleri yetenekleri ile üst düzey görevleri üstlenmektedirler. Başarı, üstlendiği görevlerinde açıkça görülmektedir. Bu başarının devamı, öğrencisi, öğretim kadrosu ve idarecisiyle herkesin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesiyle sürecektir.

Ülkemizde, 1980 sonrasında yaşanan dışa açılma süreci içinde, yöneticilerin yabancı dil bilmelerinin artık zorunlu hale gelmesi nedeniyle İktisat Fakültesi, İngilizce İktisat eğitiminin yanısıra diğer bölümlerinde de yoğun bir yabancı dil programı başlatmıştır.









İKTİSAT EĞİTİMİNİN BEŞİĞİ İ.Ü. İKTİSAT FAKÜLTESİ'NİN KURULUŞU**









I.GİRİŞ





İktisat eğitimi ülkemizde geç başlamış bir eğitim dalıdır. Bu gecikme yalnızca bize mahsus değildir. Avrupa'da da diğer disiplinlere göre iktisadın bir bilim haline gelmesi ve kurumsallaşması daha sonradır.

Her ne kadar iktisat eğitiminin kaynağını teşkil eden ticaret eğitimiyle ilgili ilk örneklerin 15. yüzyıla kadar uzandığını söyleyebilirsek de bu eğitim daha ziyade pratik bir eğitimdir. Yine Yüksek Ticaret Okullarını görebilmek için 18. yüzyılı beklememiz gerekir.

Bir anlamda Avrupa'yı izleyen Osmanlı Devleti de 19. yüzyılın ikinci yarısının başından itibaren iktisat kitapları ve mecmuaları ile tanıştı. 1863'lerden itibaren iktisadi fikir hareketleri doğmaya başladı. Arkasından Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde önce Mülkiye Mektebi'nde, sonra Yüksek Ticaret Mektebi'nde, daha sonra Darülfünun Edebiyat ve Hukuk Fakülteleri'nde iktisat dersleri, giderek artan bir yoğunluk ve muhtevayla verilmeye başlandı.

Aşağıda önce bu eğitimin tarihi serencamı, sonra da İktisat Fakültesi'nin kuruluşu ele alınmaya çalışılacaktır.





II.İKTİSAT FAKÜLTESİ KURULMADAN ÖNCE TÜRKİYE'DE İKTİSAT EĞİTİMİ





Klasik dönemde, Osmanlı Devleti'nin temel eğitim kurumu olan medreselerde direkt olarak iktisada tekabül edecek bir ders veya eğitimden sözetmek mümkün değildir. Genel kabul görmüş ilim tasnifleri içinde iktisat karşılığını “İlm–i Tedbir–i Menzil” olarak bulmaktadır. Bu tasnifi böyle yapmış olan iki önemli ve meşhur ilim adamı Kınalızade ve Taşköprüzade'dir. Onlara göre; İlm–i Hikmet (Felsefe) iki ana başlığa ayrılmakta, birinci başlığı Hikmet–i Ameliye, ikincisini de Hikmet–i Nazariye oluşturmaktadır. Hikmet–i Ameliye içinde yeralan üç alt başlık ise İlm–i Ahlak, İlm–i Tedbir–i Menzil ve İlm–i Tedbir–i Medine'dir.

Tanzimat'a doğru gelindiğinde, devletin yenileşme hareketlerinin etkisinde eğitim de modernleşmeye başlamış ve mektepler medreseleri etkiler olmuştur. Bunun neticesinde medreselerde, az da olsa, İlm–i İktisat ve İlm–i Mali dersleri okutulmağa başlanmıştır.

1. Mülkiye Mektebi

1859'da kurulan Mülkiye Mektebi, iktisadi eğitim tarihimiz bakımından ilk örneği teşkil ettiği için çok önemlidir. Mektep'deki iktisat öğrenimi “Ekonomik Politik” adıyla yapılmıştır. Bunun yanında da “Usul–ı İstatistikiye” dersi yeralmaktadır. İlk iktisat derslerini Emin Efendi vermiştir. Sonra Ermeni asıllı olan Sakızlı Ohannes “İlm–i Mali” okutmuştur. Daha sonra okuttuğu derslerden oluşan kitabı “Mebadii İlm–i Servet–i Milel” ders kitabı olarak takip edilmiştir.

Mülkiye Mektebi'nde, İktisat Fakültesi'nin kurulduğu tarihe kadar çok sayıda hoca iktisat ve maliye dersleri okutmuşlardır. Bunlar arasında Mikail Portakal, Mahmut Esat, Mehmed Cavit gibi ünlü isimler de mevcuttur.

2.      Maliye Mektebi


Osman Nuri Ergin'in görüşüne göre, sadece üç yıl devam edebilmiş ve tam adı Mekteb–i Fünun–ı Maliye olan bu mektepte, daha çok maliye memurlarının istifade edebilecekleri bir program düşünülmüştür. Maliye Mektebi'nde iktisat dersi “İlm–i Servet” adıyla ve Ohannes tarafından idare edilmiştir.

Maliye mektebi bilahere kapanmış, ancak II. Meşrutiyet döneminde yeniden eğitime başlamıştır. Artık iktisat dersinin adı “İlm–i Servet” değil, “İlm–i İktisat”tır. iktisadın yanında öğrencilere İhsaiyat dersleri de anlatılmaktadır. Hocalar ise Zühdü ve Kemal Beylerdir.

3. Ticaret Mektebi (Yüksek Ticaret)

Okul ilk olarak 1883 yılında orta öğretim programıyla eğitime açılmıştır. Orijinal adı “Hamidiye Ticaret Mektebi Alisi”dir. Amacı, nizamnamesinin birinci maddesinde de yeraldığı gibi, ticaret elamanı yetiştirmektir. Daha çok ticaret ve hesap derslerinin yeraldığı müfredat içinde, iktisat da önemli bir yer almıştır. 1923 yılında “Yüksek Ticaret ve İktisat Mektebi” adı altında İktisat Bakanlığı'na bağlanan Mektepde, 1924 tarihli talimatnamede belirtildiği gibi iktisat derslerine ağırlık verilmiştir.

4. Hukuk Mektebi (Fakültesi)

1880'de kurulan ve ilk dersini ünlü Ahmet Cevdet Paşa'nın anlattığı Hukuk Mektebi'nde iktisatla ilgili bir dersin olduğu konusu net değildir. Bir aralık “İlm–i Servet” diye bir dersin konduğu, ancak bunun daha sonra kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Fakat, 1884 yılında programda seçmeli ders olarak “Ekonomik Politik” ve “Fenn–i İstatistik” mevcuttur.

Darülfünun'un 1912 tarihli talimatnamesi gereğince iktisat dersleri iki şubede verilmeye başladı: Edebiyat Şubesi ve Hukuk Şubesi. Hukuk şubesinde iki takım ders yeralmaktadır. Ulum–ı Fıkhıye Takımı ve Ulum–ı İdariye ve İktisadiye Takımı. İkinci guruptaki derslerden biri de İlm–i İktisat'tır ve İktisat adıyla üniversitede ilk ders bu programda yeralmıştır. Bu takımın başında görevli Abdulhalik Midhat Bey, iktisat dersinin hukukçular için faydalı olduğuna inananlardandır. 1924'lerde Darülfünun Hukuk Şubesi'nde iktisat derslerinin iyice zenginleştiği farkedilmektedir. Alman hocaların da etkisinin büyük olduğu bu dönemde, iktisat gurubu dersleri veren hocaların isimleri arasında şu simalar yeralmaktadır. Almanya'dan iktisat dersi vermek üzere getirilen Prof. Flek, Prof. Hoffman, Fazıl Bey, Zühtü Bey, Hamit Bey, Aynizade Hasan Tahsin ve Münir Bey.

Üniversite reformuyla beraber Hukuk Fakültesi'nde iktisat derslerinin ağırlığı giderek artmaya başlamıştır. Önce iki saat İktisadi Doktrinler Tarihi, iki saat Sosyoloji eklenmiş, arkasından bir yıl sonra, iktisadi bilgilerini artırmak isteyenlere imkan sağlayacak şekilde “İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü” açılmıştır.

5. Edebiyat Fakültesi

Darülfünun'da Hukuk Şubesi'nin yanında yeralan ikinci şube Edebiyat Şubesi idi. Bu şubede dersler iki takım halinde programlanmıştı. İlki Felsefe Takımı, ikincisi Ulum–ı İçtimaiye Takımı idi. Bu takım altında yeralan derslerden birisi de İlm–i İktisat'tı. Fakat bu ders 1914 yılında müfredattan çıkarıldı. Daha sonraları Edebiyat Fakültesi'nin kurulmasıyla birlikte Fakültenin coğrafya kolunda “İktisadi Coğrafya” önemli bir yer tuttu. Ancak İktisat Fakültesi kurulduktan sonra bu ders yeni fakülteye devredildi.

6. Yüksek Mühendis Mektebi

İlk iktisat dersi 1909 senesinde programda yeralmıştır. Bu dersin adı “İktisat”tır ve Ohannes'in takipçilerinden Tevfik Bey tarafından okutulmuştur. Tevfik Bey bu görevi otuz beş yılı aşkın bir süre yürütmüş ve dört ciltlik bir iktisat kitabı hazırlamıştır.

7. Ankara Hukuk Fakültesi

1925 yılında kurulan Ankara Hukuk Fakültesinde iktisat eğitimi önce İstanbul Hukuk örnek alınarak gerçekleştirildi. Ancak kısa bir süre sonra “Milli İktisat” ve “İktisadi Doktrinler” isimli iki ders programa dahil edildi. Daha sonra İktisadi Doktrinler dersi kaldırılarak muhtevası genel iktisat dersleri içinde işlendi. Bu okulun iktisat programı sorumlusu Prof. Yusuf Kemal Tengirşek'tir ve uzun yıllar bu görevi sürdürmüştür.

8. Ankara Yüksek Ziraat Fakültesi

İlk Ziraat Mektebleri 1847'de kurulmuş, 1858'de Orman Maadin Mektepleri teşekkül etmiştir. Daha sonra Halkalı Ziraat Mektebi'ni ortaya çıkaran bu gelişmeler, Ankara'da bir Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün tesisiyle devam etmiştir. Halkalı Ziraat Mektebi'nin ders programında “İlm–i Servet” dersi mevcuttur ve Baytar Mektebi'nin iktisat hocası Aram Efendi tarafından okutulmaktadır. Enstitüye gelince; programında özellikle tarım ekonomisi ile ilgili derslere ciddi ağırlık vermiştir.











III. İKTİSAT FAKÜLTESİNİN KURULUŞU





1. İktisat Fakültesine Duyulan İhtiyaç

Muhtelif kurumlarda verilse bile, Cumhuriyet döneminin başında, var olan iktisat eğitiminin yetersizliği açıkça ortadaydı. Oysa yeni Cumhuriyet, modern iktisat ve ticaret eğitimi almış insan kaynağına ihtiyaç duymaktaydı. Hatta bazı ilim adamları, iktisadi hayatımızın geri kalmışlığını iktisat eğitiminin yetersizliğine bağlamaktaydı.

Yine aynı yıllarda, bir başka ilim adamı İsmail Hüsrev Tökin, yazılarında iktisat derslerinin Hukuk Fakültesi bünyesinde yeralmasını eleştirerek, iktisadi meselelerle karşılaşıldığında bu meseleleri halledecek iktisatçılara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, ayrı bir fakülte açılarak iktisat eğitimi verilmesinin gereği üzerinde durmuştur.

“Bugün maarif sistemimizde iktisat tedrisatı daha hakkiyle yerini bulmamıştır. Bir iktisat fakültemiz yoktur. Darülfünun'da iktisat dersleri hukuka yamanmıştır. Herşeyden evvel, Darülfünun'da iktisat derslerini hukuktan kopararak bir iktisat fakültesine vermek lazımdır.”

Darülfünun'un ıslahı çalışmalarında bulunmak üzere Türkiye'ye çağırılan Cenevre Üniversitesi profesörlerinden Albert Malche bir rapor hazırlayarak, yapılacak işleri sıralamıştır. Bunlar arasında bir iktisat fakültesi kurulması da vardır.

Netice itibariyle söylemek gerekirse, İktisat Fakültesi'nin kurulmasını zaruri kılan nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

· İktisatla ilgili dersler hukuk fakültelerinde kesinlikle ikinci derecede bir ağırlıkta ele alınmaktadır. Bunların bir kısmı da zorunlu değil, seçmelidir. Dolayısıyla iktisat profesörleri de bu derslerde detaya girememekte, sadece temel noktalar üzerinde durabilme imkanı bulmaktadırlar.

· İktisat ile hukukun ayrı okutulmasının bir gereği de, bu iki disiplinin metodolojilerindeki ayrılıktır. Hukuk normatiftir, oysa iktisat araştırdığı mevzular arasında illiyet bağı arar.

· Türkiye artık eski Türkiye değildir. Ülkenin iktisadi bünyesi oldukça değişmiştir. Devletin ihtiyacı olan elemanların iktisadi bilgilerle donatılarak yetiştirilmesi gereği ortadadır.

· İktisatla ilgili malzemeler oldukça artmıştır. Bu artış çeşitli iktisadi müesseseleri gerekli kılmaktadır.

2. İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü

İlk İçtimaiyat Enstitüsü, Edebiyat Fakültesi'nde Ziya Gökalp ve arkadaşları tarafından 1916 yılında kurulmuştur. 1933 – 34 öğretim yılında İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü adıyla Hukuk Fakültesi'ne bağlanmıştır. Bundan önce Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde “Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi Enstitüsü” kurulmuştu.

İlk müdürü Ord. Prof. W. Röpke'dir. İlk müdür muavini ise Prof. Muhlis Ete olmuştur. Çalışma sahası, isminden de anlaşılacağı gibi iktisat ve içtimaiyatla ilgili araştırmalar yapmak ve yayınlamaktır. Enstitünün ilk yayını Röpke'nin “Ekonominin Bugünkü Meseleleri” isimli çalışmasıdır. Ayrıca eğitim faaliyeti de yapan Enstitü, Hukuk Fakültesi'nin bazı derslerini okutmuştur. Kessler “İçtimaiyat”, Rüstow “İktisadi Coğrafya”, Ete “İşletme Ekonomisi”, A. Ali Özeken “Ticaret İşletmesi” derslerini Enstitü'nün birer mensubu olarak anlatmışlardır. Prof. Ömer Celal Sarc, Enstitü'nün yirminci kuruluş yıldönümü nedeniyle hazırlanan rapora gönderdiği mektubunda Enstitü'nün kuruluşunu şöyle özetlemektedir;

“1933 senesi yazında İstanbul Darülfünunu ilga edilerek yerine Üniversite kurulduğu zaman, Hukuk Fakültesi'nin Maliye ve İstatistik muallimliğine tayin edilmiş bulunuyordum.

Fakülte programındaki iktisadi mevzuların sayısı pek az olduğu halde fakülteye müteaddit iktisat hocaları alınmıştı. Biraz sonra bunlara ilaveten Almanya'dan da yeni iktisat profesörleri gelmeğe başladı. O zaman bu kadar tedris elemanına nasıl ders bulunabileceği bizleri düşündüren bir mesele olmuştu. Bunun üzerine Hukuk Fakültesine bağlı olarak bir İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü'nün kurulması kararlaştırıldı.”

3. İktisat Fakültesi

Yukarıda değinilen A. Malche'nin üniversiteyle ilgili raporu hükümet tarafından değerlendirilmiş ve 31 Temmuz 1933'de İstanbul Darülfünun'u ilga edilmiştir. Maarif vekaletine l Mart 1934 tarihine kadar “İstanbul Üniversitesi” adıyla yeni bir kurumun açılması görevi verilmiştir. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan Komisyon, çalışmalarını 1934 Mayısı'nda tamamlamış, 31 Mayıs 1934 tarihinde çıkarılan bir kanun ile İstanbul Üniversitesi son şeklini almıştır.

İstanbul Üniversitesi için hazırlanan 11 Ekim 1934 tarihli talimatnamenin birinci maddesinde, Üniversiteye bağlı olarak Tıp, Hukuk, Edebiyat ve Fen Fakülteleri mevcuttur. Bu tarihte İktisat Fakültesi, fakülteler arasında yeralmamıştır. Ancak Hukuk Fakültesi'ne bağlı İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsü tarafından iktisat eğitimi verilmeye çalışılmıştır. Ancak, Enstitü'nün verdiği iktisat eğitiminin ileri sınıflara gelmiş talebe ve mezunlar için bir senelik kurs niteliğinde olması, ders ve seminerleri takip eden öğrencilerin alt yapısı oluşturulmadığından, dersleri kavrayamaması ve başka işlerle meşgul olmaları, iktisat eğitimini ikinci plana itmiş olması gerçeği iktisat fakültesi kurulması sürecini hızlandırmıştır.

İktisat Fakültesi, İstanbul Üniversitesi'ni oluşturan fakülteler arasına, Maarif vekilliği'nin 2 Aralık 1936 tarih ve 10592 sayılı tezkeresiyle yapılan teklifi üzerine, 14 Aralık 1936 tarihinde Bakanlar Kurulu'nca görüşülüp onanarak girmiştir. Bu karar, 26 Ocak 1936 tarih ve 3492 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak İktisat Fakültesi'nin kurulması resmen kesinleşmiştir.

İktisat Fakültesi 4 Şubat 1937 tarihinde eğitim – öğretime başlamıştır. Hukuk Fakültesi birinci sınıf dershanesinde yapılan törene, yerli ve yabancı çok sayıda akademisyenin yanında hükümeti temsilen Yüksek Tedrisat Umum Müdürü katılmış, tören saat 17.00'de Rektör'ün açılış nutkuyla başlamıştır. İstanbul Üniversitesi Rektörü Ord. Prof. Dr. Cemil Bilsel, yaptığı açılış konuşmasında iktisadın önemini aşağıdaki satırlarda dile getirmiştir.

“...Görmekteyiz ki, milletlerin yükselişi de, düşüşü de iktisata bağlıdır... Büyük harp birçok iktisadi meselelerden doğmuştur. İktisat, harp sonu dünyasının bütün gidiş istikametini çizen en kuvvetli faktör oldu... Devlet müesseseleri de hususi müesseseler de iktisat bilir eleman istiyorlar.”

İktisat Fakültesi'nin amacı, talimatnamesinde yeraldığı şekliyle; “Devletin ekonomik işletmelerinde ve genel idaresindeki mühim ödevleri hakkıyle başarabilecek bilgili ve metotlu, rasyonel düşünür genç iktisatçıları hazırlayacaktır. Şüphesiz, fakültenin ileriki mezunları yalnız Türk iktisadının devlet sektöründe değil, aynı zamanda hususi sektöründe dahi çalışabilecekler, bu sahalarda da kendileri için birçok imkanlar bulabileceklerdir.”

İktisat Fakültesi'nin öğretim kadrosunun bir kısmını da başta Almanya olmak üzere Avrupa'dan gelen yabancı hocalar teşkil etmiştir.

Kaynak

http://www.istanbul.edu.tr/iktisat/tarihce.htm

Yanıtlar