Jane Campion

1990’lardaki çalışmalarıyla uluslararası alanda kendisini kanıtlama olanağı bulan Yeni Zelanda’lı yönetmen Jane Campion, günümüz sinemasının önde gelen yönetmenleri arasında yer almakta. Toplum genelinden farklı yaşamları olan kadınların hayatlarını beyaz perdeye taşıyan Campion, filmleri sebebiyle çoğunlukla ‘feminist yönetmen’ olarak tanımlansa da, bu tanım, onun karakterlerinin paradokslarını ve çalışmalarının derinliğini yansıtmakta yetersiz kalacak bir tanım olur.

Jane Campion

1990’lardaki çalışmalarıyla uluslararası alanda kendisini kanıtlama olanağı bulan Yeni Zelanda’lı yönetmen Jane Campion, günümüz sinemasının önde gelen yönetmenleri arasında yer almakta. Toplum genelinden farklı yaşamları olan kadınların hayatlarını beyaz perdeye taşıyan Campion, filmleri sebebiyle çoğunlukla ‘feminist yönetmen’ olarak tanımlansa da, bu tanım, onun karakterlerinin paradokslarını ve çalışmalarının derinliğini yansıtmakta yetersiz kalacak bir tanım olur.

30 Nisan 1954’te Yeni Zelanda’da Waikenae’de dünyaya gelen Campion, Edith Campion isimli yazar-oyuncu bir anne ile Richard Campion isimli bir tiyatro ve opera yönetmeninin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kardeşi Anna Campion ile birlikte atıldığı sinema dünyasında başarılı filmlere imza atarak birçok uluslararası alanda ödül kazanan Jane Campion aynı zamanda yazar kişiliğiyle de tanınıyor.

Filmlerinin senaryosunu kendi yazan yönetmen, Yeni Zelanda'da antropoloji üzerine sanat diploması aldıktan sonra 1979 yılında Sidney Sant Koleji'nde resim eğitimi gördü. 1980'lerle birlikte Avusturalya Film ve Televizyon Okulu'na başlayan Campion, bu yıllardan itibaren kısa metrajlı filmler çekmeye başladı.

Bir süre İngiltere'de yönetmen asistanı olarak çalışan Campion, ilk yönetmenlik deneyimini 1982 yılında " Peel " adlı kısa metrajlı filmle gerçekleştirdi. Bu filmle 1986 yılında Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Ödülü'nün sahibi olan yönetmen, diğer kısa metrajlı filmleri " A Girl's Own Story " ( 1983 ), " Passionless Moments " ( 1984 ) ve televizyon dizisi " Two Friends " ( 1986 ) ile birçok alanda ödül kazandı.

Yardımcı senaristliğini de üstlendiği ilk uzun filmi " Sweetie " ( 1989 ) ile teatral bir üslup sergileyen Jane Campion, Cannes Film Festivali'nin açılışında gösterilen bu filmiyle Georges Sadul Ödülü'nün, 1990'da LA Film Eleştirmenleri Ödülü'nün, En İyi Yabancı Film dalında Amerikan Bağımsız Ruh Ödülü'nün, En İyi Film, En İyi Yönetmen ve de En İyi Kadın Oyuncu dallarında Avustralya Eleştirmenler Ödülü'nün sahibi oldu. Bu filmin ardında Yeni Zelandalı ünlü yazar Janet Frame'in otobiyografisi niteliğindeki üç saatlik TV filmi " An Angel At My Table "ı yönetti.

Yönetmen, 1990 yılında Venedik Film Festivali'nin açılış filmi olan bu filmiyle Gümüş Aslan da dahil olmak üzere yedi tane ödül kazandı. Film, ayrıca Berlin ve Toronto Film Festivalleri'nde de çeşitli ödüllerin sahibi oldu.

Yönetmenliğinin yanı sıra senaryo yazarlığını da üstlendiği " The Piano " ( 1992 )adlı filmde Holly Hunter ve Harvey Keitel gibi usta oyuncularla birlikte çalışan Jane Campion, filmde yakaladığı muhteşem egzotik sahneler ve yalın anlatımıyla Altın Palmiye'nin yanı sıra " En İyi Senaryo " dalında Oscar Ödülü'nün sahibi oldu. Filmde aynı zamanda Holly Hunter " En İyi Kadın Oyuncu " Oscarını kazanırken Anna Paquin de " En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu " Oscarının sahibi oldu.

Henry James'in aynı adlı kitabından uyarlanan " The Portrait of A Lady " ile Venedik Film Festivali'ne tekrardan davet edilen başarılı yönetmen, bu filmle de Francesco Pasinetti Ödülü'nün yanı sıra ülkesinin Ulusal Film Gazetecileri Ödülü'nün sahibi oldu.

1997 yılında 54. Mostra Uluslararası Sanat ve Sinematografi Festivali'nin Uluslararası Jüri Başkanlığını üstlenen yönetmen, kendisi de birçok başarılı kısa metrajlı filme imza atan kardeşi Anna Campion ile birlikte senaryosunu yazdığı " Holy Smoke " adlı filmde Hindistan'a giderek ruhundaki iç huzuru yaklamaya çalışan genç bir kadın ve bu kadını geri getirmek için görevlendirilen Amerikalı ruhbilimci arasında oluşan aşkı anlatmaya çalıştı. Filmin başrollerinde daha önce de birlikte çalıştığı Harvey Keitel ile " Titanic " filmiyle yıldızı parlayan Kate Winslet yer aldı.

Campion son olarak hem senaryosunu hem yönetimini üstlendiği bir gerilim filmi olan “ In the Cut ” için kamera arkasına geçti.( 2001 )

Yanıtlar