Jim Broadbent

Ocak 2002’de “ Iris ”teki rolüyle “ En iyi yardımcı erkek oyuncu ” dalında Altın Küre ödülünün sahibi olan Jim Broadbent, konuşmasında, “ Bu inanılır gibi değil! Tam anlamıyla sürpriz oldu benim için. Ne söyleyeceğimi bile düşünmemiştim. Jon Voight, James Coburn gibi çok değer verdiğim insanlar var burada. Heyecandan ölebilirim. ” diyordu.

Jim Broadbent

Ocak 2002’de “ Iris ”teki rolüyle “ En iyi yardımcı erkek oyuncu ” dalında Altın Küre ödülünün sahibi olan Jim Broadbent, konuşmasında, “ Bu inanılır gibi değil! Tam anlamıyla sürpriz oldu benim için. Ne söyleyeceğimi bile düşünmemiştim. Jon Voight, James Coburn gibi çok değer verdiğim insanlar var burada. Heyecandan ölebilirim. ” diyordu.


Ama gerçekte bu başarılı İngiliz aktörün ödül almasında çok da şaşılacak bir şey yoktu. Sinemaya uzun yıllar emek vermiş ve kariyerinde sağlam adımlarla ilerlemiş olan aktör, bu sayede Woody Allen, Baz Luhrman, Martin Scorsese ve Mike Leigh gibi yönetmenlerin favori oyuncularından biri haline gelmişti.

Broadbent’in 2002 yılı ödülleri bununla kalmadı. Yine “ Iris ”teki rolüyle 74. Akademi Ödülleri’nde Ethan Hawke, Ben Kingsley, Ian McKellen ve Jon Voight ile birlikte “ En iyi yardımcı erkek oyuncu ” dalı adayları arasına giren aktör, 24 Mart gecesi bu kez de Oscar heykelini kucaklayacaktı.

24 Mayıs 1949’da Lincolnshire’da, mobilyacı bir babayla, heykeltraş bir annenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen Jim, sahne tozuyla çok erken yaşlarda, annesinin mensubu olduğu amatör tiyatro topluluğunda tanıştı. 4 yaşındayken rol aldığı ilk oyunu “ A Doll’s House ” ismini taşıyordu.

Reading’de yatılı bir okula gönderilen Jim, burada öğretmenleri karşısındaki hazır-cevaplılığıyla kısa sürede ünlendi. Yatılı okul günleri, alkol yüzünden okuldan atılmasıyla son bulunca cesaretini yitirmeyerek bir sanat okuluna başvurdu. Ama kalbi oyunculuk için atmaktaydı. Ve sonuçta yeni okulundan Londra Müzik ve Sahne Sanatları Akademisi’ne geçiş yaptı.

1972’deki mezuniyetinin ardından ilk gittiği yer, Regent Park’taki Açık Hava Tiyatrosuydu. Burada tiyatro müdürü olarak işe başlayan aktörün bu işten geçimini sağlaması birkaç yılını aldı. Bu süreçte ayakta kalabilmek için ek işler arayan Broadbent, “ Çirkin Mankenler Ajansı ”nda işe başladı. Burada çalıştığı süre boyunca aktif olarak herhangi bir iş alamayan aktör, sonradan bu günlerden söz ederken, nükteli bir şekilde “ belki de yeterince çirkin değildim.” sözcüklerini kullanıyordu.

Broadbent, oyunculuk kariyerinin ilk çıkışını, televizyon için çekilen 12 bölümlük bilim-kurgu programı “ Illuminations ”da aldığı rolle 1977 yılında yaptı. Dizide birkaç farklı rolle seyirci karşısına çıkan aktör, bu sıralarda Mike Leigh ile başka projeler üzerinde de çalışmalarını sürdürmekteydi. Yazar/yönetmen Leigh’in “ Ecstasy ” ve “ Goosepimples ” oyunları sahnelemelerinin ardından Leigh, kısa bir filminde de Jim’e rol verdi.

Çalışmaları ilerledikçe, İngiliz yönetmenlerin dikkatini çekmeye başladı Broadbent. 1987 yılında, “ Superman IV: The Quest For Peace ”de aldığı rolle Hollywood’a adım attı. Filmde Christopher Reeve ve Gene Hackman ile birlikte rol almaktaydı. Bu dönemde, gerek “ Blackadder ” gibi komedi filmleriyle gerek de “ Silas Marner ” gibi dramlarla BBC’deki yerini de iyice sağlamlaştırmıştı artık. Hatta Woody Allen’dan “ Bullets Over Broadway ” için rol teklifi bile almıştı.

’90’larla birlikte Broadbent başarı basamaklarında daha hızlı ilerlemeye başladı. Yan rollerde de başroldeymişçesine başarılı performanslar sergileyen aktör, 2000’li yıllara yaklaşılırken, İngilizlerin en sevilen oyuncuları arasına girmişti. “ Little Voice ”, “ Smilla’s Sense of Snow ” ve “ The Avengers ” gibi filmlerdeki rolleriyle, sadece ülkesi sınırlarında değil, uluslararası alanda da aranan bir oyuncu oldu.

Ama asıl sıçrayışını 2000 yılında gerçekleştirdi. Mike Leigh’in “ Topsy Turvy ” isimli filminde aldığı başrolün ardından “ Bridget Jones’s Diary ”de Renee Zellweger’ın babası rolüyle kamera karşısına geçti. 2001 yapımı “ Moulin Rouge ”da ise, Harold Zidler karakterini canlandırmaktaydı.

Ardından yönetmenliğini Richard Eyre’ın üstlendiği, İngiliz yazar ve felsefeci Iris Murdoch’un yaşam öyküsüne dayanan “ Iris ” geldi. Filmde Murdoch’un eşi John Bayley’in ihtiyarlığını canlandıran aktör, bu performansıyla, önce Altın Kürelerde, sonra da Oscar’da “ En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ” ödülünün sahibi oldu.

2002 yılında Martin Scorsese’in “ Gangs of New York ” ve Douglas McGrath’ın “ Nicholas NickleBy ” filmlerinde rol alan aktör, 1987 yılından bu yana sanatçı Anastasia Lewis ile evli ve Lewis’in önceki eşinden olan Tom ve Paul isimli 2 çocuğunun üvey babası.

Aile vakitlerini Kuzey Londra’daki evleri ile Lincolnshire’daki kır evleri arasında geçirmekte. Broadbent, Lincolnshire’da olduğunda zamanını babası Roy tarafından tiyatroya dönüştürülen Methodist Kilisesi’nde veya ailesiyle uzun yürüyüşler yaparak geçiriyor.

Filmografi 2002 Gangs of New York 2002 Nicholas Nickleby 2001 Moulin Rouge! 2001 Bridget Jones's Diary 2001 Iris 1999 Topsy-Turvy 1998 The Avengers 1998 Little Voice 1997 The Borrowers 1997 Smilla's Sense of Snow 1996 The Secret Agent 1995 Richard III 1995 Rough Magic 1994 Bullets Over Broadway 1994 Widows' Peak 1994 Princess Caraboo 1993 Prince Cinders (seslendirme) 1992 Enchanted April 1992 The Crying Game 1990 Life Is Sweet 1989 Erik the Viking 1988 Vroom 1987 Superman IV: The Quest for Peace 1987 The Good Father 1985 Brazil 1984 The Hit 1982 Uliisses 1982 Dead On Time 1981 Time Bandits 1980 The Dogs of War 1980 Breaking Glass 1979 The Passage 1978 The Shout

Yanıtlar