Kâğıthane, İstanbul

Bu makalenin ilgili olduğu konu başlıkları: kâğıthane, i̇stanbul, kağıthane, i̇stanbul, 1. mahmut, 1481, 1512, 1530, 17. yüzyıl, 1717, 18. yüzyıl, 1935, 1940
Koor başlık dm|41|04|19|28|57|59 TR-ilçe |Resim=Kagithane Istanbul highlight.png |Başlık=Kağıthane`nin İstanbul`daki konumu |İlçe adı =Kağıthane |İl =İstanbul |Yüzölçümü =14 |Nüfus =345,239 |Nüfus yoğunluğu=24,660 |Mahalle sayısı =19 |Köy sayısı = |Koordinatlar =Koor dm|41|04|19|28|57|59 |Başkan = Fazlı Kılıç |adresi= kagithane.bel.tr |Kaymakam= Ahmet Narinoğlu |adresi2= kagithane.gov.tr

Kağıthane, İstanbul`un bir ilçesidir. Doğusunda Beşiktaş ilçesine bağlı Levent sırtları, batısında Eyüp ilçesine bağlı Alibeyköy semti, kuzeyinde Şişli ilçesine bağlı Ayazağa köyü, güneyinde Silahtarağa semtleri ile çevrilidir.

Arazi yapısı engebeli olup, derelerden ve vadilerden oluşmuştur. Bu bölgeler ise yerleşim alanı olarak kullanılmaktadır.

Resim: örbh.bmp Kağıthane siyasi haritası

Tarihi

Kağıthane, İstanbul`da Haliç körfezine dökülen bir dere ile, bunun vadisinde eski kağıt imalathanelerinin bulunması nedeni ile bu adı almıştır. Zamanında bu imalathaneler dışında; Un değirmenleri ve Baruthanelerin bulunduğu, Düzlük kesimlerde ise Cirit oyunları ve ok atışı için talim sahaları bulunduğu bilinmektedir.

1530 Haziran ayında Kanuni Sultan Süleyman`ın oğulları Şehzade Mustafa ve Şehzade Mehmet ile Şehzade Selim`in sünnet düğünleri At Meydanı`nda başlamış ve üç hafta devam ettikten sonra Kağıthane sahrasında bir koşu ile sona ermiştir.

Kağıthane 18. yüzyıldan önce de laleleri ile meşhurdu. Evliya Çelebi buradaki (Lalezar Mesiresi`nde) "Kağıthane Lalesi" ismiyle meşhur "Lale-i Günegün"den bahsederek, "Lale vakti buraya gelenlerin aklı perişan olur" diye yazmıştır. Kağıthane 18. yüzyılda III. Ahmet`in veziri Damat Nevşehirli İbrahim Paşa`nın zamanında Lale Devri ile dillere destan olmuştur.

28. Çelebi Mehmet Efendi`nin Paris`ten getirdiği Versay bahçe ve köşklerinin planlarına göre, Kağıthane deresi etrafında padişaha ile vezirlere özgü 60 kadar kasr ve köşk yapılmış ve kıyılar Karaağaç düzenlenmiştir. Dere kenarları kavak ve çınar ağaçları ile süslenmiştir. En meşhur Kasr, "Sadabad" olarak anılmaktadır. Derede çağlayanlar yapılmış, geceleri kaplumbağalar üzerine mumluk dikilerek Lale bahçeleri arasında çırağanlar düzenlenmeye başlanmıştır. O yıllarda Kağıthane`yi; lale tarlaları, havuzlar, fıskiyeler ve renk renk görünen köşkler birbirini tamamlayan unsurlardı.

Kağıthane bahçe ve Kasr`larının öyküleri, halk arasında türlü dedikodulara yol açmış, bilhassa eğlencelerin alıp yürümesi hoşnutsuzluklara, eleştirilere neden olmuştur. Edebiyata da konu olan bu görünüm ve yapıtlar Patrona Halil İsyanı`nda yıkılarak düz bir alan haline getirilmiştir.

Kağıthane eğlence merasiminin zamanı İlkbahardı. Hıdırellezden itibaren halk kayıklarla, arabalarla tatil günlerinde bu yöreyi doldururdu. Kağıthane, birçok toplantıların yapıldığı, resmi ziyaretlerin, düğünlerin düzenlendiği bir yerdi. 1808 yılında Alemdar Mustafa Paşa`nın davet ettiği İmparatorluk Ayanhane`den ve eşrafı, Kağıthanede toplanarak meşhur "Sened-i İttifak"ı düzenlemişlerdir.

Eski Kağıthane`den bugün hemen hemen hatıra yoktur. II. Dünya Savaşı sırasında Çağlayan ve İmrahor Kasr`ları yıktırılmış, hatta dere içindeki çağlayanı sağlayan oyma mermer kaideler ve eski nişan taşları da sökülmüş, bugün bir harabe haline gelmiştir.

1481-1512 yılları arasında Osmanlı padişahlarından II. Beyazıt devrinde Candereci Muhittinzade Vakfı ile kurulan ve açıklandığı şekilde devreler geçiren Kağıthane köyü`nün ilk nüvesi, Merkez mahallesindeki yerleşmelerle başlamıştır. Halen Belediye Meydanına bakan "Daye Hatun Camii" bu devirden kalmadır. Eski tarihsel yapıyı taşıyan ahşap evlerden birçok örnek halen göze çarpmaktadır. Bugün İstihkam Okulunun yapıldığı yerde eski kasr yanında günümüze gelmiş olan "Sadabad Camii" bulunmaktadır. Sadabad bahçe ve mesireleri, Osmanlı-Türk toplumundan doğan bütünleşme özelliklerini ortaya koyan önemli örneklerden birisidir. Doğal özellikleri, nedeniyle Kağıthane daha Sadabad bahçeleri gelişmeden de İstanbulluların ve Hükümdarların doğa ile bir araya geldikleri yerlerin önde gelenlerindendir. Hükümdarlardan ilk defa Kanuni Sultan Süleyman`ın ilgisini çekmiş olan Kağıthane, 3. Ahmet devrinde yaptırılan Sadabad Kasrı ile imar edilmeye başlandı.

Nitekim Halic`e doğru Kağıthane ve Alibey dereleri kıyılarında devletçe parsellenerek, devrin ileri gelenlerine verilen arazide yaptırılan ve sayıları 170`i aşan birbirinden zarif Köşk ve güzel bahçelerle Kağıthane bir yazlık dinlenme sitesi haline gelmişti. Halkın kullandığı geniş mesire çayırlıklarıyla kuşatılan bu kasırlar topluluğu, Sadabad Sarayı ve bahçesiyle birleşerek Haliç`ten Kağıthane köyüne kadar birbirinden güzel bir dizi peyzajı içerenSübyan Mektebi bir bahçe ve su şehri oldu. Böylece Osmanlı tarihi içinde peyzaj mimarlığı yönünden kentin belli bir kesimi planlı bir biçimde ve kısa bir zaman süresinde rekreasyon amacıyla geliştirilmesi gibi bir olgu ile karşılaşmaktayız. Bu gelişmenin olduğu Lale Devri`nde doğa ve bahçe tutkusu sınırlarını aşarak halka kadar ulaştı. O devirde genel kültürümüzün çeşitleri sanat bölümlerindeki gelişmeler bahçe sanatı da önemli bir yer almıştır.

Patrona Halil isyanı ile bir enkaz haline gelen Sadabad Kasırları ve bahçelerinin küçük bir bölümü 3. Ahmet`ten sonraki Hükümdarlar ve özellikle 1. Mahmut, 3. Selim ve 2. Mahmut zamanında onarıldı. Fakat hiçbir zaman Lale devrindeki yapı ve ruh olgunluğuna erişmedi. 2. Mahmut tarafından onarılarak "Çağlayan Kasrı" olarak adlandırılan Sadabad 1940`larda yıkılarak askeri okul inşa edildi.

Bugün ünlü bahçesinin en önemli özelliklerinden biri olan mermer kaplı kanal ve çağlayanları yapan mermer kaske ve kaselerden birkaç parça kalmıştır. Doğal bir çayırlık olan Kağıthane vadi tabanı su kıyısı ve bitki örtüsünün de, bir kordon gibi dere boylarını takip etmesi ile ortaya çıkan bir görünümdeydi. Gürgen, çınar, kızılağaç, söğüt, ardıç ağaçlıklarının doğal olarak kümelenmiş vadiyi kuşatan dik sırtlar ve tepeler maki ve benzer bitki örtüsü ile kaplı idi.

Bodur, yaprağını dökmeyen meşe, yabani sakız, funda, defne, ladin, kocayemiş, katır tırnağı, ateş dikeni, erguvan, çeti vb. çoğunluğunu her dem yeşil makiler teşkil ettiği bu gümrah dokuya yer yer Belgrad ormanlarının uzantısını oluşturan yapraklı orman ağaçları hatırlatılırdı. Kağıthane ve Alibeyköy mesireleri 3. Ahmet devrine kadar halkın ilgi gösterdiği birer dinlenme ve eğlence arenalarıydı. 1717`de Sadrazam İbrahim paşa tarafından verilen bir kır şöleninden sonra, bir harikulade güzel vadi, 3. Ahmet`in özel ilgisini çekmiştir.

17. yüzyıl ortalarında yaşamış Evliya Çelebi`nin kaydettiğine nazaran, Kağıthane mesiresi Arap, Acem, Hint, Yemen ve Habeş yani Afrika ve Asya seyyahları arasında emsalsiz bir mesire yeriydi. Hatta bazı kimseler Kağıthane deresine giderek yüzerler idi. Tarihsel perspektif içinde Kağıthane bahçe ve mesirelerindeki regrasyon türleri, devrin toplumsal ve kültürel özelliklerini yansıtır.

Kağıthane, Sadabad ve diğer Kasr`ların yapılması ve buranın gözde bir dinlenme yeri olmasından sonra Hükümdar ve Devlet büyüklerinin yeni saray` da başladıkları (Çırağan eğlenceleri), buraya aktarılmış oldu.

Kağıthane`deki Baruthane ise çok daha eskilere 2. Beyazıt döneminde kurulmuş; Kanuni döneminde Kağgir`e çevrilmiş ve üzeri kurşunla kaplanmıştır. Baruthane, 1. İbrahim dönemine kadar üretimini sürdürmüştür.

1955 Nüfus sayımı ile nüfusu 3.084 olan Kağıthane`de gelişme 1955 yılından sonra başlamıştır. 1 Mart 1963 tarihine kadar köy muhtarlığı ile yönetilmiş, mezbahanın Kuzey Batısındaki Pırnala semtinde (Kemerburgaz yolu) üzerinde gelişmeler başlamıştır. 1953`te bir dernek kararıyla Çağlayan ve Hürriyet mahalleleri kurularak, 1934 yılında oluşan yangında evi yananlara dağıtılmıştır. Önce 45 haneyle başlayan yerleşme zamanla çoğalmış ve 1960 yılından önce İstanbul`da girişilen geniş çaptaki, imar hareketlerinden çeşitli yol kamulaştırılmaları nedeni ile Gültepe, Harmantepe, Çeliktepe ve Ortabayır semtlerinde İstanbul mesken ve planlama Genel Müdürlüğü tarafından halka yer verilmiş ve böylece bu mahallelerin nüvesi atılmıştır.

Kağıthane Belediye sınırları içinde yerleşme merkezde başlamışsa da burada fazla gelişme göstermeden Çağlayan, Çeliktepe ve devamı olan Sanayi Mahallesi sırtlarında yoğun bir şekilde yerleşmeler başlamıştır. Kağıthane ilçesi bugün 19 mahalleden ibarettir.

Mahalleler

  • Çağlayan Mahallesi
  • Çeliktepe Mahallesi
  • Emniyetevler Mahallesi
  • Sanayi Mahallesi
  • Gültepe Mahallesi
  • Gürsel Mahallesi
  • Harmantepe Mahallesi
  • Hürriyet Mahallesi
  • Seyrantepe Mahallesi
  • Şirintepe Mahallesi
  • Ortabayır Mahallesi
  • Telsizler Mahallesi
  • Talatpaşa Mahallesi
  • Yahya Kemal Mahallesi
  • Hamidiye Mahallesi
  • Nurtepe Mahallesi
  • Mehmet Akif Ersoy Mahallesi
  • Yeşilce Mahallesi


Nüfus

Nüfusun çoğunluğu Anadolu`dan gelenlerden oluşmaktadır. Kağıthane nüfus kütüklerinde, kayıtlı kişi sayısı 100.000 kişidir. İlçe nüfusunun büyük bir kısmını çalışmaya gelen insanlarlardan (daha çok Anadolu, Orta Anadolu ve Güney Anadolu`dan gelen insanlardan) oluşmaktadır. İlçede hızlı bir yapılaşma görülmektedir. Nüfus yoğunluğu 24.660 kişi/km²`dir.

Kağıthane İlçesi Yıllara Göre Nüfus
1935 >| 1,180
1940 >| 1,210
1945 >| 3,503
1950 >| 1,431
1955 >| 3,084
1960 >| 22,818
1965 >| 56,157
1970 >| 111,427
1975 >| 164,448
1980 >| 175,540
1985 >| 220,996
1990 >| 269,042
1997 >| 317,238
2000 >| 345,239


İdari durum

Kağıthane ilçesi İstanbul`un Şişli ilçesine bağlı bir köy iken, 1 Mart 1963 tarihinde Kağıthane Belediyesi kurulmuş, Şişli ilçesi Belediyesinin bir şubesi olarak hizmet vermiştir. 8.7.987 Tarih ve I9507 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3392 sayılı Kanunla Şişli ilçesinden ayrılarak müstakil bir ilçe olarak kurulmuştur.

8 Ağustos 1988 tarihinde Kaymakamlığın ve diğer resmi dairelerin kurulması ile hizmet vermeye başlamıştır. 26 Mart 1989 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Seçimleri ile Belediye Başkanlığı oluşturulmuştur.

Linkler



İstanbul ilçeler

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

kağıthane i̇stanbul 1. mahmut 1481 1512 1530 17. yüzyıl 1717 18. yüzyıl 1935 1940
...

Okuma Önerileri

Bilmece
2 yıl önce

BİLMECE Alm. Raetsel, Fr. Devinette, İng. Riddle, puzzle, enigma. Maddi olsun manevi olsun, varlıkların belirli özellikleri söylenerek soru hali

Bilmece, Anagram, Mantık, Matematik, Rubik Küpü, Soma küpü, Sudoku, Mektup oyunu, Matematik oyunu, Bilmece başlıkları lisetesi, Whodunit
Misyonerlik
1 yıl önce

Latince missio teriminden gelmekte olan “misyon”, sözlük anlamı itibarıyla görev, yetki, bundan türetilmiş olan misyoner terimi ise “gör

Misyonerlik, Bizans İmparatorluğu, Din, Latince, Mevlana, Musevilik, Orta Çağ, Osmanlı İmparatorluğu, Pavlus, Said Nursİ®, Sihizm
Mahalle kahvesi
3 yıl önce

Mahalle Kahvesi, Türk yazar Sait Faik Abasıyanık'ın 1950'de yayınlanan beşinci hikâye kitabı. Eser ayrıca, yazarın yayınlanan altıncı ki

Tsunami
1 yıl önce

Tsunami (okunuşu: "Sunami". Japonca'da liman dalgası anlamına gelen 津波 (つなみ) sözcüğünden) okyanus ya da den

Deprem, 15 Haziran, 1896, 2004, 26 Aralık, Deniz, Deprem, Japon, Japonya, Okyanus, Sel, Endonezya, Asya, Dalga, Okyanus
Balat
2 yıl önce

İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Balat, Haliç'in güney kıyılarında Fener ve Ayvansaray arasında yer alır. Coğrafi konumu, tarihsel

Kefal
2 yıl önce

Kefal Familyası: Kefalgiller (Mugilidae). Yaşadığı yerler: Tropikal ve ılıman bölgelerin deniz ve tatlı sularında. Özellikleri: Vücudu iri

Kefal, Actinopterygii, Aldrichetta, Animalia, Balık, Bilimsel sınıflandırma, Chordata, Cins, Has kefal, Pul (balık), Tatlısu kefali
Alişan
3 yıl önce

Alişan Bingöllü bir ailenin çocuğu olarak 19 Haziran 1976'da İstanbul Kasımpaşa'da dünyaya geldi. Müzik piyasasına atılana kadar adı Serk

Alişan, Alişan
Kara kuvvetleri
2 yıl önce

Kara Kuvvetleri târihin bilinen ilk devirlerinden îtibâren Türkler, bilhassa orduya ve eğitime önem vermişler, bu ordular sâyesinde târihte d

Kara Kuvvetleri, Askeriye, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Ordu, Taslak
Check-up
3 yıl önce

Check-up hiçbir rahatsızlık olmadan ya da belirli bir hastalığı düşündürmeyecek kadar hafif önemsiz şikayetlerde yapılan genel ve kapsaml

Aşuğ
3 yıl önce

“Aşuğ” kelimesi, Arapça “tutkun/seven [kişi]” anlamındaki “âşık” sözünün Doğu Anadolu Türkçe ağızlarında kullanılan şek

Aşuğ, í–ksüz maddeler (Ekim 2006), Bağlantı tanıtmak, Edebiyat, Taslak, Bidarí® Serverí®, Asug Civan, Nâmí®, Pesendí®, Ganí®, Vartan
...

Görüşler

Bu konuda henüz görüş yok.
Görüş/mesaj gerekli.
Markdown kullanılabilir.