Kızıl Erik

Asıl adı Erik Thorvaldson olan Kızıl Erik (Eirik Raude), 10. yüzyılın sonlarında İzlanda’dan yola çıkarak sonradan Grönland adını vereceği adayı keşfetti. Bu serüvenci Viking, aynı zamanda ’’Kızıl Erik’’ adlı İzlanda destanının da kahramanıdır. Oğlu Leif Eriksson ise Kuzey Amerika’ya ilk ayak ulaşan Avrupalılardandır.

Kızıl Erik

Asıl adı Erik Thorvaldson olan Kızıl Erik (Eirik Raude), 10. yüzyılın sonlarında İzlanda’dan yola çıkarak sonradan Grönland adını vereceği adayı keşfetti. Bu serüvenci Viking, aynı zamanda ’’Kızıl Erik’’ adlı İzlanda destanının da kahramanıdır. Oğlu Leif Eriksson ise Kuzey Amerika’ya ilk ayak ulaşan Avrupalılardandır.

Norveç Kralının uyruğu olan Kızıl Erik’in keşifleri ortaçağın başlarında, Kuzey Avrupa’daki Vikingler’in yayılma ve yerleşme hareketinin bir parçasıdır. İngiltere ve Normandiya’yı yağmaladıktan sonra bu topraklara yerleşen Vikingler, İzlanda’da da yeni yerleşim yerleri kurdular. Erik’in babası Norveç’i terk etmek zorunda kalarak İzlanda’ya yerleşmişti. Erik ise İzlandalılar’la arasında çıkan ciddi bir kavga sonucu İzlanda’dan ayrıldı. 982’de batıya doğru denize açılarak Grönland kıyılarına ulaştı. Burada üç yıl boyunca avcılık ve balıkçılık yaptı;keşiflerde bulundu. Daha sonra Grönland’da bir yerleşim bölgesi kurmak amacıyla insan toplamak için 986’da İzlanda’ya geri döndü.

Erik bu yeni adaya ‘’yeşil topraklar’’ anlamına gelen Grönland adını verirken, insanların bu adın çekiciliğine kapılarak, adaya yerleşmek isteyeceklerini ummuştu. Grönland, ’’buz ülkesi’’ anlamına gelen İzlanda’dan daha çekici bir addı. Adaya yerleşmek üzere yola çıkan 25 gemiden ancak 14’ü Grönland’a ulaşabildi. O dönemde biri batı kıyısında (Godthåb) öbürü ise güney kıyısında (Julianehåb) olmak üzere iki yerleşme kuruldu. Erik’in yaşamının geri kalan bölümünü Grönland’da geçirdiği sanılmaktadır.

Kızıl Erik’in Grönland’da kurduğu yerleşim yerleri uzunca bir süre ayakta kaldı. 1000 dolaylarında adada 1. 000 kadar insan yaşıyordu. Gene o yıllarda baş gösteren bir salgın hastalık sonucu çok sayıda insan öldü. Batıdaki yerleşme 1350’de terk edildi; güneydekiyse varlığını 16. yüzyıla kadar sürdürdü.

Yanıtlar