Kızıl Ordu Fraksiyonu

Kızıl Ordu Fraksiyonu, Baader-Meinhof Grubu [ya da Alman basınında Çetesi] olarak da bilinen ve RAF olarak kısaltılan bir örgüttür. (Almanca Rote Armee Fraktion). II. Dünya Savaşı sonrasında Batı Almanya'nın en etkin ve bilinen örgütüydü ve kendini şehir gerillası olarak tanımlıyordu. RAF 1970'lerden 1998'e kadar faaliyetteydi ve özellikle 1977 yılında Alman Sonbaharı olarak bilinen ulusal krize yol açan eylem dahil pek çok sarsıcı eylem yaptı. 30 yıllık varlığı boyunca örgüt pek çoğu şoför, bad

Kızıl Ordu Fraksiyonu

Kızıl Ordu Fraksiyonu, Baader-Meinhof Grubu da Alman basınında Çetesi olarak da bilinen ve 'RAF' olarak kısaltılan bir örgüttür. (Almanca Rote Armee Fraktion). II. Dünya Savaşı sonrasında Batı Almanya'nın en etkin ve bilinen örgütüydü ve kendini şehir gerillası olarak tanımlıyordu. RAF 1970'lerden 1998'e kadar faaliyetteydi ve özellikle 1977 yılında Alman Sonbaharı olarak bilinen ulusal krize yol açan eylem dahil pek çok sarsıcı eylem yaptı. 30 yıllık varlığı boyunca örgüt pek çoğu şoför, badigard gibi ikincil hedeflerden oluşan 34 kişinin ölümüne, pek çok kişinin de yaralanmasına yol açtı. J2M ve SHK gibi diğer Alman militan gruplarıyla bağlantı içindeydi ve seksenli yıllarda İtalyan solcu grubu Kızıl Tugaylar, Belçikalı solcu grup Savaşan Komünist Hücreler, Filistinli solcu grup Filistin Kurtuluş Örgütü, Fransız solcu grup Action Directe ve İrlandalı örgütler PİRA ve PLO ile de bağlantılar kurdular.

Arka plan

Grubun kökeni 1960'ların sonlarında Batı Almanya'daki öğrenci protestolarına dayanır. 2 Haziran 1967'de İran Şahı Muhammet Rıza Pehlevi'nin Batı Almanya'yı ziyareti sırasında, yumuşak başlı protestolar ayaklanmaya dönüştü. Sürgündeki İranlıların şiddetli protestolarının ardından Alman öğrencilerden geniş destek gören bir grup Şah'ın ziyaret ettiği Berlin Operası'nın etrafına toplandı. Gösteriler sırasında, ilk kez bir gösteriye katılan Benno Ohnesorg adlı öğrenci Batı Almanya polisinin açtığı ateşle ölümcül bir yara aldı.

Devlet ve polis şiddeti gören ve Vietnam Savaşı'na öfkeli kalabalık, Ohnesborg'un ölümüyle iyice hareketlendi ve o gün Alman solu için tarihi bir dönüm noktası oldu. İsmini Ohnesborg'un öldüğü günden alan ve militan anarşist bir grup olan 2 Haziran Hareketi doğdu. Bu olay ayrıca, Thorwald Proll, Horst Söhnlein, Gudrun Ensslin ve Andreas Baader'i Alman alışveriş merkezlerini yakmayı planlayan gevşek bir yapıda bir araya getirdi. Grup elemanları, 2 Nisan 1968 tarihinde Frankfurt'ta tutuklandı ve dört sanık yargılanırken Ulrike Meinhof adlı gazeteci Konkret adlı politik dergide onlar hakkında pek çok sempatizan yazı yazdı.

11 Nisan 1968'de öğrenci hareketlerinin öncüsü ve sözcüsü Rudi Dutschke başından vuruldu. Ağır yaralı olmasına rağmen 1979 yılında, yaralanmasının geç bir sonucu olarak son nefesini verinceye kadar siyasi eylemciliğe devam etti. Saldırgan Josef Bachmann adında muhafazakar bir işçiydi.

Yeni Sol öğrenci hareketi, Bild-Zeitung gazetesinin Dutschke'yi artık durdurun! gibi manşetlerini dikkate alıyordu. Gazeteye göre başından vurulan Dutschke bu cinayetin azmettiricisiydi. Bu nedenle Bild Zeitung'un yayımcısı Axel Springer'in şirketi de, tüm muhafazakar basın da solcu protestocuların yeni hedefi haline geldi. Meinhof, "eğer biri bir araba yakarsa bu suçtur, eğer biri yüzlerce araba yakarsa, bu politik bir eylemdir" diye yorum yaptı.

Hapishane ve Stammheim davası

RAF üyeleri teker teker tecrit hücrelerine kapatıldı ve yalnızca akrabalarının iki haftada bir ziyaret etmesine izin verildi. Ensslin her üyeye verilen takma adla işleyen bir "bilgi sistemi" geliştirince, dört mahkum tekrar iletişime geçti ve savunma avukatları sayesinde mektuplaştı.

Tecrit edilmeye karşı pek çok açlık grevi başlattılar ama yemek yemeye zorlandılar. Holger Meins 9 Kasım 1974'te öldü. Protestolar nedeniyle mahkumların durumları biraz iyileştirildi.

İkinci kuşak RAF'çılar bu sırada ortaya çıktı, bunlar hapishanedekilerden bağımsız sempatizanlardı. Bu durum 27 Şubat 1975'te, Hıristiyan Demokratik Birliği'nin Berlin başkan adayı Peter Lorenz 2 Haziran Hareketi tarafından kaçırıldığında iyice belirginleşti. Lorenz'i kaçıranlar tutuklu arkadaşlarının bırakılmasını istediler. Hiçbiri cinayetle yargılanmadığı için serbest bırakıldılar, dolayısıyla Lorenz de serbest kaldı. Bu olay RAF'ın ikinci kuşağına cesaret verdi ve 24 Nisan 1975'te Stockholm'deki Alman büyükelçiliği RAF üyelerince basıldı; Başbakan Helmut Schmidt'in ileri sürülen istekleri yerine getirmemesi nedeniyle iki rehine öldürüldü. Rehin alanlardan ikisi militanlar tarafından yerleştirilen bombaların patlamasıyla ertesi gece öldü.

21 Mayıs 1975'te Baader, Ensslin, Meinhof ve Raspe'nin yargılanmasına başlandı. Bu, belki de o güne kadar yapılmış en gergin ve çekişmeli Alman ağır ceza davası oldu. Bundestag (Alman Parlamentosu) önceden suçlu prosedür kodunu değiştirmişti, öyle ki tutuklu RAF'çılar ile ikinci kuşak arasında bağlantı kurmakla suçlanan savunma avukatlarının çoğu dışarıda bırakılmıştı.

9 Mayıs 1976'da Ulrike Meinhof hücresinde hapishane havlularından yapılmış bir halatla asılmış halde "ölü bulundu". Yapılan soruşturmada, komplo teorilerinin aksine kendini astığı sonucuna varıldı. Diğer teoriler ise gruptan dışlandığı için intihar ettiği yönündeydi.

RAF'ın eylemleri dava sırasında da devam etti; 7 Nisan 1977'de Federal Savcı Siegried Buback, şoförü ve badigardı kırmızı ışıkta beklerken iki RAF üyesi tarafından öldürüldü.

28 Nisan 1977'de davanın 192. gününde, kalan üç sanık, birçok cinayet, cinayete teşebbüs ve terörist örgüt oluşturmak suçundan ömür boyu hapse mahkum edildi.

1977 sonbaharı (Alman Sonbaharı)

thumb|right|200px|RAF tarafından kaçırılan Hanns Martin Schleyer

30 Haziran 1977'de, Dresdner Bank müdürü Jürgen Ponto, başarısız kaçırma girişiminin ardından, Oberurse'deki evinin önünde vurularak öldürüldü. Kaçırma olayına karışan RAF'çılar Brigitte Mohnhaupt, Christian Klar ve Ponto'nun vaftiz kızı Susanne Albrecht'ti.

Mahkumiyet kararını izleyen günlerde eski SS subayı ve Almanya Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi'nin eski üyesi olan ve Alman İşçileri Cemiyeti'nin başkanı ve Batı Almanya'nın en güçlü sanayicilerinden olan Hanns Martin Schleyer kaçırıldı. 5 Eylül 1977'de şoförü sokağın ortasında karşısına çıkan bebek arabası yüzünden durmak zorunda kaldı. Arkalarındaki polis eskortu, zamanında duramadığı için Schleyer'in arabasına arkadan çarptı. Maskeli beş saldırgan, üç polisi ve şoförü öldürdü ve Schleyer'i rehin aldı.

Daha sonra federal hükümete, Staamheim'dakiler dahil on bir suçlunun salıverilmesini talep eden bir mektup gönderildi. Bonn şehrinde, Helmut Schmidt'in başkanlığında bir kriz komitesi oluşturuldu. Komite anlaşma yapmak yerine Schleyer'in yerini tespit etmesi için polise zaman kazandırmak amacıyla oyalama taktiğine başvurdu. Aynı zamanda, hapishanedekilere iletişim yasağı konularak yalnızca hükümet memurlarının ve hapishane papazlarının ziyaretine izin verildi.

Almanya Federal Polis Bürosu zamanının en büyük insan avını başlattı ve devlet krizi bir aydan fazla sürdü. Kriz 13 Ekim 1977'de Palma de Mallorca'dan Frankfurt'a giden Lufthansa uçağı kaçırılınca doruğa ulaştı. Dört Arap'tan oluşan grup uçağın kontrolünü ele geçirdi. Sonradan Züheyir Yusuf Akaçe olduğu anlaşılan önderleri kendisini uçaktakilere Kaptan Mahmut olarak tanıttı. Uçak yakıt almak için Roma'ya indiğinde Akaçe Schleyer'i kaçıranlar gibi kimi taleplerde bulundu: Türkiye'de tutulan Filistinlilerin serbest bırakılması ve kendilerine 15 milyon dolar ödenmesi.

Bonn kriz bürosu taleplere karşılık vermemeye karar verdi. Uçak Larnaca üzerinden önce Dubai'ye ardından Aden'e uçtu. 16 Ekim'de kaptan pilot Jürgen Schumann, işbirliğine yanaşmadığı gerekçesiyle bir devrim mahkemesinde yargılanarak öldürüldü. Uçak 2. kaptan pilot Jürgen Vietor tarafından tekrar havalandı ve Somali - Mogadişu'ya uçtu.

Federal yüksek mahkemesinin başında olan ve Bonn'dan gizlice ayrılan Hans-Jürgen Wischnewski tarafından yürütülen riskli bir operasyon hazırlandı. 18 Ekim'de Avrupa saatiyle gece yarısını beş geçe uçak Alman federal polisinin elit timi olan GSG 9 güçlerinin sekiz dakikalık baskınına uğradı. Dört uçak korsanı vuruldu, üçü olay yerinde öldü. Yolculardan ciddi şekilde yaralanan olmadı ve Wischnewski Schmidt'e ve Bonn'daki kriz ekibine telefonla operasyonun başarıyla tamamlandığını bildirdi.

Yarım saat sonra, Alman radyosu Stammheim'daki tutukluların da dinlediği kurtarma operasyonu haberlerini verdi. Gecenin ilerleyen saatlerinde Baader başının arkasından vurulmuş, Ensslin de asılmış olarak hücrelerinde bulundu; Raspe ertesi gün öldü. Yaralanan Irmgard Möller yaşadı ve 1994 yılında salıverildi.

Resmi soruşturmalar bunun planlanmış bir intihar serisi olduğunu iddia etti ama iddiayı kabul etmeyen komplo teorileri öne sürüldü. Örneğin Baader'in özellikle birinci kuşak RAF üyeleri için yapılmış yüksek güvenlikli bir hapishaneye silah sokmayı başarabildiği belli değildir. Ayrıca kalbinin üzerinde dört bıçak yarasıyla bulunan Möller'in kendine bunu yapması imkansız değilse bile çok zordu. Bununla birlikte bağımsız soruşturmalar tutuklu avukatlarının yüksek güvenliğe rağmen içeriye silah ve ekipman sokabilme ihtimali olduğunu göstermiştir.

19 Ekim 1977'de Schleyer'i kaçıranlar idam edildiğini açıkladılar. 1977 sonbaharındaki olaylar II. Dünya Savaşından bu yana Almanya'nın deneyimlediği en büyük kanunsuz, politik vakalardı ve bu nedenle Alman Sonbaharı (Der Deutsche Herbst) olarak adlandırıldı. Heinrich Breloer'in 1997 yılında yayımlanan Ölüm Oyunu adlı iki bölümlük belgeseli Alman Sonbaharını anlatır.

1980ler ve 1990larda RAF

Sovyetler Birliği'nin çöküşü sol kanada büyük darbe vurdu ama 1990'larda yapılan saldırıları hala "RAF" üstleniyordu. Bu saldırılar arasında Ernst Zimmermann adlı bir sanayici; üç kişinin öldüğü Kaiserslautern civarındaki Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri'nin Ramstein Hava Üssü'ne yapılan bombalı saldırı; Siemens şirketinin idarecisi Karl-Heinz Beckurts'ün otomobilinin bombalanması ve Almanya dışişleri bakanlığında önemli bir memur olan Gerald von Braunmühl'ün vurulması vardı.

Hükümetin RAF'ı suçladığı pek çok saldırı oldu ama RAF'ın bu saldırılardaki sorumluluğu kanıtlanamadı. 30 Kasım 1989'da Deutsche Bank'ın müdürü Alfred Herrhausen karmaşık bir bombayla öldürüldü. 1 Nisan 1991'de, Doğu Alman devlet ekonomisinin özelleştirilmesinden sorumlu Treuhand hükümetinin başkanı Detlev Karsten Rohwedder vurularak öldürüldü.

1990 yılında Almanya'nın birleşmesinin ardından RAF'ın, Doğu Almanya'nın güvenlik ve istihbarat örgütü Stasi'den destek aldığı ortaya çıktı. Bu destekler arasında pek çok RAF üyesine yeni kimlikler verilmesi de vardı.

RAF'a karşı son büyük eylem 27 Haziran 1993'te gerçekleşti. Klaus Steinmetz adlı gizli servis ajanı RAF'ın içine sızdı. Sonuç olarak Bad Kleinen'de Birgit Hogefeld ve Wolfgang Grams adlı iki RAF üyesi tutuklandı. Grams ve bir polis operasyon sırasında öldü. Resmi soruşturma Grams'ın intihar ettiğini söylerken, diğerleri Grams'ın ölümünün polisin ölümünün intikamı olduğunu söyledi.

1992 yılında Alman hükümeti RAF'ın asıl faaliyet alanının artık eski RAF üyelerinin yakalanması olduğunu ortaya çıkardı. Örgütü zayıflatmak için, eğer RAF saldırılarını durdurursa kimi tutukluların serbest bırakılacağını söyledi. RAF "ilerlemeyi durdurma" kararı aldığını ve hedeflere yapılan saldırılara son vereceğini duyurdu. Son saldırı, görevdeki polislerin etkisiz hale getirilip bombaların yerleştirilmesiyle Weiterstadt'ta yeni yapılan bir hapishaneye gerçekleştirildi. Kimse yaralanmadı ama yaklaşık 50 milyon avronun üzerinde hasar gerçekleşti.

20 Nisan 1998'de Reuters haber ajansına Almanca yazılmış sekiz sayfalık bir mektup gönderildi. RAF'ın logosuyla imzalanmıştı ve grubun dağıldığını ilan ediyordu:

"Vor fast 28 Jahren, am 14. Mai 1970, entstand in einer Befreiungsaktion die RAF. Heute beenden wir dieses Projekt. Die Stadtguerilla in Form der RAF ist nun Geschichte."
(Yaklaşık 28 yıl önce 14 Mayıs 1970'te RAF bir kurtuluş harekei başlatmıştı. Bugün bu tasarıyı sona erdiriyoruz. RAF'ın şehir gerillası hareketi artık tarih oldu.)


Avusturalyalı/İngiliz oyun yazarı Van Badham'ın oyunu Kara Eller / Ölü Bölge (Black Hands / Dead Section) kilit önemdeki RAF üyelerinin eylemlerini ve yaşamlarını anlatan bir kurgudur. Qeensland premier'nin 2005 edebiyat ödülünü kazanmıştır.

İsmin kökeni

RAF'ın ismi Japon paramiliter grup Japon Kızıl Ordusu'undan esinlenilmişti. Genellikle İngilizceye Kızıl Ordu Grubu ya da Partizanı olarak çevrilmekle birlikte aslında fraksiyon, yani 'Komünist parti disiplini altındaki grup' anlamına gelir. Kelime bugün İngilizcede matematik dışında pek kullanılmaz ancak Türkçede özellikle politikada daha sık kullanılır, Almanca'da "Fraktion" hala parlamentoya ait altgrupları nitelemek için kullanılmaktadır. Ayrıca "Fraktion" terimi geniş, uluslararası Marksist mücadele yürüten solcu örgütleri tanımlamak için de kullanılmaktadır.

Kızıl Ordu Fraksiyonu'nun üyeleri

1960-1980 yılları arasında yüzden fazla Alman, anti-kapitalist mücadele için örgütlere girdi. Bu örgütlerin yüzlerce destekçisi ve sempatizanı vardı. J2M ve SPK gibi örgütler Baader-Meinhof çetesi ile yakından ilişkiliydi hatta kimi zaman bu örgütler beraber eylemler düzenledi. (Örn. 1975'te Batı Almanya büyükelçiliğine baskın). Baader-Meinhof çetesi etkisi arttıkça büyüdü ve örgütün ikinci ve üçüncü "kuşak" denilebilecek üyeleri oldu.

Önde gelen RAF üyeleri:

Kaynaklar

* Vikipedi

Yanıtlar