Karakoyunlular

Karakoyunlu (Türkmence: Qaraqoyunlu; Farsça: قرة قویونلي)Başkenti Erciş olan bu Türk devleti Erbil ile Nahçıvan arasındaki bölgeye (Erciş, Erzurum, Musul) 1380-1469 yılları arasında egemen olmuş bir Türk devletidir.

Karakoyunlular



Karakoyunlu Devleti
Karakoyunlu Devleti
On dördüncü asrın ikinci yarısında, Doğu Anadolu'da devlet kuranbir Türkmen hanedanı. Karakoyunlu oymağı, Karakoyunlu devletinin çekirdeğini teşkil etmiştir. Sa'dlu, Baharlu, Duharlu, Karamanlu, Alpagut, Çakırlu, ayunlu, Bayramlu, Ağaç-eri, Düğer ve Hacılu oymakları halkları da Karakoyunlu Devletinin ahalisiydi. Yaklaşık otuz bin çadırdan oluşan Karakoyunlular, Cengiz Han'ın hücumu üzerine, Töre Bey idaresinde, Türkistan'dan Maveraünnehir'e, oradan da İran yoluyla doğu Anadolu'ya göç etmişlerdi. Töre Bey, Kara Yusuf'un yedinci atası olup, Oğuz Han'ın torunlarındandı.

Kösedağ Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya hakim olmaya başlayan İlhanlılar'ın etkisinin azalmaya başladığı dönemlerde Bayram Hoca Celayiriler'e bağlı kalarak yöresel yönetimini kurmuştu. Başkenti Erciş olan devlet yükselişe üçüncü hükümdarı Kara Yusuf döneminde geçti. Kara Yusuf 1400'de Celayiriler ile birlikte Timur İmparatorluğu tarafından yenilgiye uğrayarak Mısır'a Memluk sığınmıştı. Ancak Timur'un ölümünden sonra 1404'de Timur İmparatorluğundan Tebriz'i geri almış ve Celayirileri de yıkmıştı. 1420'de Timur İmparatorluğunun Şah Ruh tarafından yenilmişti. Şah Ruh döndükten sonra İskender Bey tekrar güçlenmişti ve Akkoyunlulardan Kara Osman'ı yerenek Doğu Anadolu'nun hakimiyetini elde etmişti. Fakat Şah Ruh'un ikinci seferinin sonucu tahttan indirilmişti. Yerine Şah Ruh'a sadık olan Cihan Şah getirilmiş ve Cihan Şah Tebriz valiliğine tayin edilmişti.

1447'de Şah Ruh ölüp 1449'da Uluğ Bey suikast sonucu öldürülünce Timur İmparatorluğunda kargaşa yaşanmıştı. Cihan Şah bu durumundan istifade ederek isyan etmişti. 1458'da Horasan bölgesinin kapısına dayanmış ve Herat'ı işgal etmişti.

Devlet bir başka Türkmen devleti olan Akkoyunlular tarafından 1467 yılında yıkılmıştır.

Van'daki Ulu Cami, İsfahan'daki Cuma Camisi ve Tebriz'de Gök Mescid ile medresesi Karakoyunlularin dini mimarisinin örnekleridir.

Karakoyunluların Tarihi



Karakoyunlu Devleti bayrağı
Karakoyunlu Devleti bayrağı
Karakoyunluların siyasi bakımdan ehemmiyet kazanması, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ölümü ve içeride Moğol noyanlarının bir mücadeleye girişmeleri ile başlar. Karakoyunlular, ilk zamanlarda, Trak'taki Celayir ailesinin ve Çobanoğulları'nın hizmetindeydiler. On dördüncü yüzyılın başlarında, Karakoyunluların reisleri, Bayram Hoca idi. Bayram Hoca, Sincar hakimi Pir Muhammed'i öldürerek emirliği ele geçiren Hüseyin Bey'in maiyetinde bulunuyordu. Daha sonra Hüseyin Bey'i ortadan kaldırarak yerine geçti (1351). Hüseyin Bey'in ölümünden sonra, Türkmenlerin büyük bir kısmı, Bayram Hoca'nın emirliğini tanıdılar.

1370 yılından itibaren fetih hareketine girişen Bayram Hoca; Sürmelü, Alakilise, Hoy ve Nahcivan havalilerine hakim oldu. 1374'te Musul'u zaptetti ve şehir, devletin yıkılışına kadar Karakoyunlu hanedanının elinde kaldı.

Erzurum'dan Musul'a kadar uzanan sahayı hakimiyeti altına alarak, Karakoyunlu kabilesini tarih sahnesine çıkaran Bayram Hoca, 1380 senesinde ölünce, yerine kardeşi Türemişin oğlu Kara Mehmed geçti. Kara Mehmed, Celayirlilere bağlı kalmak şartıyla, babasından kalan yerleri elinde tutmayı başardı ve kızını Celayirli sultanı Ahmed'e vererek, bu bağlılığını kuvvetlendirdi. Kara Mehmed Bey, 1383 yılında Musul hacılarının yolunu kesip mallarını yağmalayan Caber hakimi Salim Bey'in üzerine yürüdü. Onu büyük bir bozguna uğrattı ve arazisini yağmaladı. 1387 senesinde, Erzincan emiri Mutahharten ile Akkoyunlular arasında başlayan mücadele, Mutahharten'in mağlubiyetiyle sonuçlanınca; Erzincan emiri, Kara Mehmed'den yardım istedi. Akkoyunlular ile öteden beri mücadele içinde olan Kara Mehmed, Mutahharten'in yardımına koştu ve Akkoyunluları ağır bir yenilgiye uğrattı. Akkoyunlu Ahmed ve kardeşi Hüseyin beyler, Kadı Burhaneddin'e sığındılar.

Kara Mehmed Bey, 1307'de Karabağ üzerinden Anadolu'yu istilaya teşebbüs eden Timurlu kuvvetlerini bozguna uğrattı. Bir çok Timurlu emiri, bu çarpışmada öldürüldü. 1388 yılında Tebriz şehri için, Kara Mehmed Bey ile Celayirli emirlerinden Şebli ve Şah Ali arasında büyük bir mücadele başladı. Şebli komutasındaki Celayir ordusuyla, Heştrud'da karşılaşan Karakoyunlular, bu orduyu büyük bir bozguna uğratırken, Şebli'yi de öldürdüler. Bu hadisenin akabinde Kara Mehmed Bey, Kara Hasan adındaki bir Türkmen emiriyle giriştiği mücadele sırasında 1389 yılında öldürüldü.

Kara Mehmed Bey'in ölümünden sonra yerine Kara Yusuf geçti (1389). Hükümdarlığının ilk yılları iç karışıklıklarla geçen Kara Yusuf Bey, 13922de Timur Han'ın (1370-1405) tabiiyet teklifini kabul etmeyip mücadeleye girişti. Timur Han'ın Anadolu'dan ayrılmasını fırsat bilerek, Erciş'i ele geçirdi. Timur Han'ın Van ve çevresinin idaresine tayin ettiği Emir İzzeddin Şir, yanındaki Çağatay askerleri ile birlikte, Kara Yusuf'un üzerine yürüdü. Yapılan küçük çapta çarpışmanın ardından iki taraf arasında barış sağlandı. Kara Yusuf, geri çekilirken Avnik emiri Atlamış'ın dört yüz atlı ile İzzeddin Şir ve Çağatayların yardımına gittiğini gördü ve Erciş Ovasında bir gece baskını ile Atlamış'ı esir alarak, askerlerinin büyük bir bölümünü öldürdü. Kara Yusuf daha sonra, Atlamış'ı, Memluk Sultanı Berkuk'a gönderdi ve orada hapsedildi.

Timur Han, Hindistan seferini büyük bir başarı ile tamamlayarak yeniden Doğu Anadolu'da görülünce, Kara Yusuf, Van Gölü çevresindeki atalarından kalma yurdunu boşaltarak Musul'a çekildi (1399). Timur Han'ın Bağdat'ı ele geçirmek için ordu göndermesi üzerine Sultan Ahmed Celayir, yanında bulunan az sayıda asker ile Bağdat'tan ayrılarak, Musul'da bulunan Kara Yusuf'un yanına gitti. Bu sırada Sultan Ahmed'e tabi olan kaleler, Timur Han'ın gönderdiği ordu tarafından ele geçirildi. Timur Han'ın ordusu Bağdat'tan ayrılınca, Kara Yusuf ve Sultan Ahmed, hiçbir güçlükle karşılaşmadan şehre hakim oldular. Ancak, bu sırada Bingöl yaylasında bulunan Timur Han'ın, kendilerini arkadan çevirme planını öğrenince, Sultan Ahmed ve Kara Yusuf, Memluk sultanına iltica etmeye karar verdiler. Memluk sultanına bu durumu bildirmek için elçiler gönderdiler. Elçilerin dönüşünü beklemeyen Kara Yusuf ve Sultan Ahmed, yanlarında emirleri ve kuvvetleri olduğu halde Kahire'ye doğru yola çıktılar. Memlukların Halep naibi Demirtaş'ın yollarını keserek, Suriye'ye girmelerine mani olmak istemesi üzerine iki taraf arasında şiddetli bir muharebe oldu. Demirtaş, ağır bir bozguna uğradı. Bu muharebenin neticesinde Kara Yusuf ve Sultan Ahmed'in, Memluk sultanına sığınma yolları kapandı. Bu yüzden iki hükümdar, Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid Han'ın yanına gitmeye karar verdiler. Fakat, aralarında çıkan anlaşmazlık yüzünden birbirlerinden ayrıldılar. Kara Yusuf, memleketine geri döndü. Timur Han ise, onların hareketlerinden günü gününe haber alıyordu. Gönderdiği kuvvetler, Sultan Ahmed Celayir'e ani bir baskın düzenleyerek mağlup ettiler. Sultan Ahmed, bütün ağırlıklarını kaybettikten sonra, güçlükle Osmanlı sultanına sığınabildi. Kara Yusuf Bey de, Timur'un 1400'deki Yakın Doğu seferinde, Osmanlı sultanı Yıldırım Bayezid Han'ın yanına gitti, ondan himaye ve iltifat gördü. Kendisine Aksaray havalisi, maişet ve ikamet yeri olarak verildi. Bu durum, Timur Han ile Yıldırım Bayezid Han arasında yapılan 1402'deki Ankara Savaşının sebeplerinden biri oldu.

1402 yılında Yıldırım Bayezid'le yaptığı Ankara Meydan Muharebesini kazanan Timur Han, Karakoyunlu emiri Kara Yusuf'a kesin bir darbe indirdi. Timur Han'ın ordusu karşısında bozguna uğrayarak, muharebe meydanından güçlükle kaçan Kara Yusuf, naibi Şeyhü'l-Mahmudi'ye sığındı. Dımaşk naibi, önce Kara Yusuf'a, sonra da buraya gelen Ahmed Celayir'e iyi bir kabul gösterdi. Fakat, bir süre sonra Timur Han'ın, Memluk sultanına yaptığı tehdit ve baskılar etkisini gösterdi. Memluk sultanı Ebu'l-Ferec, Dımaşk naibinden Kara Yusuf ve Ahmed Celayir'in öldürülmelerini istedi. Ancak, naib bu emri yerine getirmedi ve sadece hapsetmekle yetindi. Bir sene kadar hapiste kalan Kara Yusuf, buradan çıktıktan sonra, Van hakimi İzzeddin Şir üzerine yürüyerek Van bölgesini ele geçirdi. Onun eski ülkesine sahip olması üzerine, dört bir yana dağılan Türkmen emirleri, tekrar bayrağı altında toplandılar. Kara Yusuf'un bu faaliyetlerine Âzerbaycan ve Irak Arab hükümdarı Miran Şah oğlu Ebu Bekr karşı çıktı. İki ordu çok geçmeden Nahcivan'ın batısında karşılaştılar. Ebu Bekr'in ordusu yenildi ve kuvvetlerinin pek çoğu Aras nehrinde boğuldu. Buzaferle şöhret ve gücü bir kat daha artan Kara Yusuf, Tebriz ahalisinin isteği üzerine şehir önüne gelerek yaptığı muharebede, Ebu Bekr'in babası ve Timur'un oğlu Miran Şah'ı öldürdü ve şehri ele geçirdi. Bir süre sonra Ebu Bekr'le karşılaşan Kara Yusuf, onu tekrar mağlub etti. Bu muvaffakiyetle Kara Yusuf, Timur İmparatorluğunun önemli bir parçasını alarak, Karakoyunlu Devletini kurdu.

Kara Yusuf'un Ebu Bekr'e karşı kazandığı ikinci ve parlak zaferden sonra, başta Irak emiri Bistam Bey olmak üzere bütün emirler ona bağlılıklarını bildirdiler. Daha sonra Bistam Bey'i Irak-ı Acem'in fethine memur eden Kara Yusuf, Aladağ'a gitti. Bistam Bey, Sultaniye'yi fethedince, Kara Yusuf, onu Irak-ı Acem valiliğine tayin etti. 1409 yılında, "zaptolunmaz" olarak vasıflandırılan Alıncak Kalesi, Karakoyunluların eline geçti.

Bu sırada Sultan Ahmed Celayir, Karakoyunlulara ait Tebriz'e girerek şehirdeki Türkmenlerin çoğunu katletti. Durumu öğrenen Kara Yusuf, Âzerbaycan'a girerek, Tebriz yakınlarında karargah kurdu. İki ordu arasında vuku bulan savaşta, Sultan Ahmed, askerlerinin büyük bir kısmıyla, Karakoyunluların eline esir düştü. Sultan Ahmed, ordu komutanlarının ısrarıyla öldürüldü (1410). Kara Yusuf, bu zaferden sonra oğlu Pir Budak'ı hükümdar ilan etti. Irak-ı Arab üzerine sefer düzenleyip, bölgeyi ele geçirdi. Oğlu Şah Mehmed'i Bağdat'a vali tayin etti. Daha sonra Âmid (Diyarbakır), Ergani üzerine yürüdüğü sırada, önüne çıkan Akkoyunlu beyi Kara Yülük Osman'la savaşıp, omu mağlup ve barışa mecbur etti. Akkoyunluların müttefiki olan Şirvan ve Gürcistan hükümdarlarını da yendikten sonra, Irak-ı Acem'i tamamen ele geçirdi.

1420'de Ucan'da vefat eden Kara Yusuf Bey'den sonra, Karakoyunlulara bütünüyle hakim olabilecek bir şehzadenin bulunmaması, birliği sarstı. Hükümdar ilan ettiği Pir Budak, kendisinden önce vefat etmişti. Karakoyunlu beyleri, cesur bir bey olan Kara Yusuf'un ikinci oğlu İskender Mirza'yı hükümdar ilan ettiler.

İskender, başa geçer geçmez, Âzerbaycan ve doğu Anadolu'yu işgal etmekte olan Şahruh'la Eleşkird mevkiinde yaptığı savaşı kaybetti. Şahruh'un Âzerbaycan'a dönmesinden sonra, Tebriz'e gitti. Kardeşi İsfahan Mirza'nın elinde bulunan bu şehri zaptetti. Daha sonra Bitlis ve Ahlat çevresini ele geçirdi. Şemahi ve Şirvan civarına akınlar düzenledi ve Timurlu sultanı Şahruh'u uzun süre uğraştırdı. Bir süre sonra İskender'in kardeşleri, Şahruh tarafına geçtiler. Bunun üzerine Şahruh, 1434 senesinde Âzerbaycan üzerine yürüdü. İskender, üzerine gelen bu güçlü orduya karşı koyamadı. Erzurum üzerinden batıya çekildi. Bu sırada yolunu kesen Akkoyunlu beyi Kara Yülük Osman'ı Erzurum kalesi önlerinde yapılan savaşta yaraladı ve ölmesine sebep oldu. İskender, daha sonra, Osmanlılara ait Tokat kasabasına sığındı. Osmanlı Devletine sığındıktan sonra, Karakoyunlu hükümdarlığı, Şahruh'un yanında bulunan Cihanşah'a verildi. Bu yüzden Karakoyunlu devleti, Şahruh'un ölümüne kadar Timurluların himayesinde kaldı. Şahruh çekilince, İskender, kardeşi Cihanşah ile uğraşmaya başladı ise de, Sofuabad mevkiinde yapılan muharebede yenildi (1438). Nahcivan taraflarındaki Alıncak kalesine sığındı. Fakat, orada oğlu Kubad tarafından öldürüldü (1438).

İskender'in ölmesiyle rakipsiz kalan Cihanşah, Karakoyunlu hükümdarı oldu. Gürcüleri mağlub ettikten sonra, hakimiyetini tanımayan Bağdat'ı, 1444 senesinde ele geçirdi. Şahruh'un ölümüne kadar, ona bağlılığını muhafaza etti. Sonra Timur evlatları arasındaki taht mücadelelerinden faydalanarak, Kars ve Kirman eyaletlerini ele geçirdi (1457). Horasan ve Herat'ı ele geçirdiği sırada, oğullarından Hasan ve Pir Budak isyan ettiler. Cihanşah, bu isyanlarla uzun süre uğraştı.
Devlet teşkilatı: Karakoyunlular, devlet teşkilatı hususunda, tamamıyla Celayirli ve İlhanlı devlet an'ane ve müesseselerine bağlı kaldılar. Bu devlette hükümdar seçiminde, aile ve aşiret reisleri etkiliydi. Devleti teşkil eden aile efradı ve aşiret reisleri tarafından kim uygun görülürse, idare onun eline verilirdi. Devlet işlerinin mercii, Büyük Divan idi. Reisine Sahib-i Divan denilirdi. Bunun emrinde Sahib-i Âzam denilen reisler de vardı. Vilayetler, hem ikta, hem de idare olarak, hanedan ailelerinden olanlara ve emirlere verilirdi. Bunlar, iktanın gelirine göre asker beslemek zorunaydılar. En önemli vilayetlerinden olan Fars, Yezd, İsfahan ve Bağdat'tan her biri bir şehzade tarafından idare edilmekteydi. Bu şehzadelerin çok kalabalık maiyetleri ve muntazam saray teşkilatları vardı.

Karakoyunlu Devletinde ordu, yaya ve atlı kuvvetlerden meydana geliyordu. Beylere bağlı tımarlı askerle, ayrıca önemli bir yekun teşkil eden tımarlı sipahi ve çerik denilen aşiret kuvvetleri, devletin esas askeri gücünü oluşturuyordu. Ordu, günümüzdeki takım, bölük, tabur ve alay gibi, koşun, tip ve fevc diye bir takım gruplara bölünmüştü. Harp esnasında öncü birliklerine pişdar denilirdi. İhtiyat ordu karargahına uruğ denilmekteydi. Hükümdarın maiyetindeki kapıkulu askerleri, maaşlarını divandan alırlardı. Kara Yusuf Bey, askerlerinin maaşlarını tam zamanında almalarına çok dikkat ederdi. Bu iş için ayrıca bir teşkilat da kurmuştu.

Kültür ve medeniyet: Karakoyunlu hükümdarları, savaşların yanında, ülkenin imar ve ihyası için de çalışmışlardır. Cihanşah, adalet ve imarcılığı ile meşhur olmuştur. Saltanatı devrinde Tebriz'i mamur bir belde haline getirmiştir. Timur Han tarafından ortadan kaldırılmasına rağmen, o devirde tekrar ortaya çıkan Hurufilik adlı sapık fırkanın önüne geçen Cihanşah, Tebriz'de bulunan Hurufilerin çoğunu ortadan kaldırarak, büyük hizmette bulunmuştur. İlme ve alimlere saygılı olup, ilim adamlarını koruyup gözetmiş, medrese ve camiler yaptırmıştır. Tebriz'de muhteşem ve müzeyyen bir cami yaptıran ve memleketin çeşitli yerlerini abideler ile süsleyen Cihanşah, şairleri himaye etmiş ve kendisi de Hakiki mahlasıyla Türkçe ve Farsça şiirler yazmıştır. Onun oğlu, Bağdat valisi Pir Budak da şairdi. Meşhur alimlerden Celaleddin Devani, Akkoyunlulara intisab etmeden önce, Tebriz'de Cihanşah'ın medresesinde müderrislik yapıyordu. Devani, Farsça yazdığı Risale-i Huruf adlı eserini Cihanşah adına telif etti. Yine Şeyh Şücaeddin bin Kemaleddin Kirmani, Hadikat-ül Mearif adlı eserini Cihanşah adına kaleme aldı.

Cihanşah'ın Tebriz'de tamamen mermerden yaptırdığı ve çinilerle süslediği Gökmedrese, diğer adı ile Muzafferiye Medresesi çok ünlüdür. Medresenin özellikle kapısı, bir sanat harikasıdır. Tebriz'de, Cihanşah'ın hanımının yaptırdığı, Büyük Cami ve medresesi vardır.

Karakoyunlular, itikad bakımından Şiiliğe meyilli olduklarından, gerek Memluk Devleti, gerekse Akkoyunlular ve diğer Sünni devletler bunların aleyhinde idiler. Özellikle Akkoyunlularla olan mücadelelerinin sebeplerinden biri de aralarındaki mezhep farkıdır. Buna rağmen, Karakoyunlu paralarında, ilk dört halifenin adları ve Kelime-i Şehadet yazısı görülmektedir.

Karakoyunlular hükümdarları

  1. Bayram Hoca (1365 - 1380)
  2. Kara Muhammed (1380 - 1389)
  3. Kara Yusuf (1389 – 1400, 1406 - 1420) 1400 - 1406 arasında Timur İmparatorluğunun egemenliği
  4. Kara İskender (1420 – 1437)
  5. Cihan Şah (1437 – 1467)
  6. Hasan Ali (1467 - 1469)


Bağdat Karakoyunlular
  1. Şah Muhammed (1410 - 1434) Kara Yusuf'un oğlu
  2. İsfahan (1434 - 1445) Kara Yusuf'un oğlu
  3. Fırad (1445 - ?) İsfahan'In oğlu
  4. Hüseyin Ali (? - 1469)
  5. Şah Mansur (1469)


Kaynaklar

  • Vikipedi
  • Bosworth, Clifford. The New Islamic Dynasties, 1996.
  • Morby, John. The Oxford Dynasties of the World, 2002.

İlgili konuları ara

Yanıtlar