Kaynayan Kurbağa

Kısaca: Kaynayan kurbağa, yaşarken kaynayan bir kurbağayı anlatan yaygın bir anekdottur. Anekdotun temel dayanağı olan iddia, kurbağanın kaynayan suya atıldığında dışarı zıplayacağı; fakat soğuk suya konulup yavaşça ısıtıldığında neler olduğunu farkedemeyip yavaşça kaynayarak öleceğidir. Bu anekdot, genellikle insanların yavaşça gerçekleşen değişikliklere nasıl tepkisiz kaldığını göstermek için mecazi anlamda kullanılır. Günümüz biyologlarına göre bu dayanak aslında doğru değildir, zira suya batmı ...devamı ☟

Kaynayan kurbağa, yaşarken kaynayan bir kurbağayı anlatan yaygın bir anekdottur. Anekdotun temel dayanağı olan iddia, kurbağanın kaynayan suya atıldığında dışarı zıplayacağı; fakat soğuk suya konulup yavaşça ısıtıldığında neler olduğunu farkedemeyip yavaşça kaynayarak öleceğidir. Bu anekdot, genellikle insanların yavaşça gerçekleşen değişikliklere nasıl tepkisiz kaldığını göstermek için mecazi anlamda kullanılır. Günümüz biyologına göre bu dayanak aslında doğru değildir, zira suya batmış ve yavaşça ısıtılmış olan bir kurbağa, dışarı sıçrayacaktır. Bunun aksine, 19. yüzyılda yapılan pek çok araştırmada bu dayanağın gerçek olduğu söylenmiş, su yeterince yavaş ısıtılırsa kurbağanın fark etmeyeceği öne sürülmüştür. Kültürel kullanım Kaynayan kurbağa hikayesi, genellikle mecazi bağlamda ve insanların aşamalı değişikliklere karşı uyanık olması gerektiği, aksi halde nihayetinde istenmeyen bazı sonuçlarla karşılaşabilecekleri mesajıyla anlatılır. Hikaye küçük bir adımın tetikleyeceği durumların en sonunda önemli sonuçlara yol açabileceğine ilişkin tartışmaları (kaygan zemin tartışmaları) desteklemek için anlatılabilir. Aynı zamanda, ekonomi ve iş alanındaki değişikliklerin kabul edilebilmesi için yavaşça gerçekleşmesi gerektiğini belirtmek için de kullanılır. "Kaynayan kurbağa sendromu" ifadesi, bazen bu mecazi anlamları kısaca ifade etmek için kullanılır. Bu hikaye pek çok defa anlatılmış ve pek çok defa değişik konulara işaret etmek için kullanılmıştır. 1960'larda Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'ne gösterilen sempatiye, 1980'lerde hayatta kalmacı tarafından yakın olduğu düşünülen uygarlığın çöküşüne ve 1990'larda iklim değişikliği ve şiddete maruz kalınan ilişki sürdürmek gibi konulara olan duyarsızlığa dikkat çekmek için kullanılmıştır. Ayrıca, libarteryen tarafından sivil hakların yavaşça yok oluşununa dikkat çekme amaçlı kullanıldı. Çevreci yazar Daniel Quinn, 1996 yılında yazdığı The Story of B adlı eserinde, insanlık tarihi, nüfus artışı ve gıda artıklarını anlatmak için kaynayan kurbağa hikayesine bir bölüm ayırdı. Hikayenin değiştirilmiş bir şekli, Al Gore tarafından sunumlarında ve 2006 yılında çekilen filmi Uygunsuz Gerçekte küresel ısınmaya karşı duyarsızlığı anlatmak amacıyla kullanılmıştır. Gore'un kullandığı hikayede, kurbağa zarar görmeden önce kurtarılmaktadır. Felsefede, kaynayan kurbağa hikayesi, sorites paradoksunu açıklamanın bir yolu olarak kullanılır. Bu paradoks, her bir defada içinden tek bir kum tanesi alınan bir kum yığınını konu alır ve belli bir noktadan sonra kalan miktarın bir kum yığını olarak tanımlanıp tanımlanamayacağını sorar. Bilimsel arka plan 19. yüzyılda suda yavaşça ısıtılan kurbağalar üzerine pek çok deney yapıldı. 1869 yılında, ruhun yerine dair deneyler sırasında, Alman psikolog Friedrich Goltz, beyni alınmış bir kurbağanın yavaşça ısıtılan suda kaldığını; fakat, sağlıklı kurbağaların kaçmayı denediklerini gözlemledi. Diğer deneylerde ise kurbağaların yavaşça ısıtılan sudan kaçmaya çalışmadıkları sonucuna varıldı. Heinzmann, 1872 yılında yaptığı deneyde suyun yeterince yavaş ısıtılması halinde normal bir kurbağanın kaçmaya çalışmayacağını gözlemledi, 1875 yılında Fratscher de aynı sonuca vardı. Goltz suyun sıcaklığını on dakikada 17,5°C'den 56°C'ye, yani dakika başına 3,8°C'lik bir hızla ısıttı ve deneyinde normal kurbağalar kaçmak istedi; Heinzmann ise suyu 90 dakikadan fazla bir sürede 21°C'den 37,5°C'ye çıkarttı, ki bu dakika başına 0,2°C'den az bir artış anlamına gelmektedir. 1888'de William Thompson Sedgwick bu deneylerin sonuçları arasındaki açık çelişkiyi, deneylerde kullanılan farklı ısıtma derecelerinin bir sonucu olarak açıkladı: "Gerçek şu gibi görünüyor, eğer ısıtma yeterince kademeliyse, normal kurbağalarda bile refleks söz konusu olmaz; eğer ısıtma daha hızlıysa, ama yine de kademeli denilebilecek şekildeyse, hiçbir şart altında normal kurbağanın ölmesini garanti altına almaz." Yorum Hukuk profesörü ve hukuk yorumcusu Eugene Volokh 2003'te, gerçek kurbağaların davranışı ne olursa olsun, kaynayan kurbağa hikayesinin mecaz olarak kullanışlı olduğunu belirtti ve bunu deve kuşunun kafasını kuma gömmesi mecazına benzetti. Gazeteci James Fallows 2006'dan itibaren bunu "aptal bir uydurma" ve bir "mit" olarak tanımlayarak, insanların bu hikayeyi anlatmaya bir son vermelerini gerektiğini savundu. Ancak Krugman'ın köşe yazısından sonra, "kaynayan kurbağa cephesinde barış" ilan etti ve hikayenin aslında doğru olmadığını belirttikten sonra onu kullanmanın sorun yaratmayacağını ifade etti. * *

Kaynaklar

Vikipedi

Bu konuda henüz görüş yok.
Görüş/mesaj gerekli.
Markdown kullanılabilir.