Kevin Spacey

Clint Eastwood’un “ Midnight in the Garden of Good and Evil ” ( İyi ve Kötünün Bahçesinde Geceyarısı ) adlı filminde zengin ve güçlü bir eşcinsel karakteri unutulmaz bir derinlikle canlandırması, Kevin Spacey’e oyunculuk anlamında büyük bir ün kazandırmasının yanı sıra aktörün eşcinsel olduğu söylentilerinin de güçlenmesine sebep oldu. İlk başlarda bu haberleri “ kötü ruhlu ve homofobik bir saldırı olarak değerlendiren Spacey, “ Bu McCarthy döneminin sürdüğünün açık bir göstergesidir.” gibi sert

Kevin Spacey

Clint Eastwood’un “ Midnight in the Garden of Good and Evil ” ( İyi ve Kötünün Bahçesinde Geceyarısı ) adlı filminde zengin ve güçlü bir eşcinsel karakteri unutulmaz bir derinlikle canlandırması, Kevin Spacey’e oyunculuk anlamında büyük bir ün kazandırmasının yanı sıra aktörün eşcinsel olduğu söylentilerinin de güçlenmesine sebep oldu. İlk başlarda bu haberleri “ kötü ruhlu ve homofobik bir saldırı olarak değerlendiren Spacey, “ Bu McCarthy döneminin sürdüğünün açık bir göstergesidir.” gibi sert demeçlerde bulunmuştu.

Eşcinsel olduğu iddialarını yalanlamayarak kafalardaki soru işaretlerinin daha da güçlenmesine neden olan Spacey, bu konu hakkında şunları söylüyor: “ Gazetecinin biri bana ‘ Gay misin değil misin ? Hakkında söylentiler var.’ dedi. Ben de ‘ Bu soru incitici ve yanlış. Kimseyi böyle sınava tabi tutamazsınız. Seni hiç ilgilendirmez ve bir önemi de olmamalı ’ dedim. Keşke ‘ hayır ’deseydim. Ama o zaman da kendimi savunur gibi olacaktım. ”

Filmografisi içerisinde, yeteneksiz oyuncuların altında küçük roller aldığı birçok film yer alan Kevin Spacey, son beş yıl içerisinde gösterdiği istikrarlı yükselişini, Sam Mendes’in 5 Oscarlı filmi “ American Beauty ” ( Amerikan Güzeli ) de canlandırdığı mutsuz aile babası Lester rolüyle En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülünü kazanarak pekiştirdi. Bu filmle birlikte Hollywood’un tartışmasız en büyük ve karizmatik aktörleri arasına giren Spacey, doğup büyüdüğü yerlerin filmin geçtiği banliyölerden çok da farklı olmadığını söylüyor.

New Jersey’de doğan ve daha sonraki yaşamının büyük bir çoğunluğunu Güney California’da geçiren Kevin Spacey, sekreter bir anne ve yazar bir babanın üçüncü ve en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesinin isteği üzerine Northridge Asker Akademisi’ne yazılan aktör, buradaki sıkı disipline daha fazla tahammül edemeyerek kendini attırmayı başarır. Chatsworth Lisesi’ndeki yılları boyunca drama derslerini dikkatle takip eden Spacey, ileride kendi gibi oyuncu olacak olan sınıf arkadaşı Mare Winningham ile birlikte “ The Sound of Music ” adlı bir oyunda rol aldı. Oyunda Kaptan Von Trapp adlı bir karakteri canlandıran aktör, mezun olduktan sonra bir yandan Los Angeles Koleji’nde eğitimine devam ederken bir yandan da sahne şovları yaparak oyunculuk kariyerine ilk adımını attı. Okuldaki drama programını başarıyla tamamlayan aktörün sınıf arkadaşları arasında Hollywood’un tanınmış simalarından Val Kilmer da yer alıyordu.

İlk sahne deneyimini New York Shakespeare Festivali’nde “ Henry VI ” adlı oyunda haberci rolüyle gerçekleştiren aktör, ilk Broadway deneyimini de Ibsen’in “ Ghosts ” ( Hortlaklar ) adlı oyunda rol alarak yaşadı. Oyunda, dünyaca ünlü yönetmen Ingmar Bergman’ın vazgeçemediği aktris Liv Ullman ile birlikte oynayan aktör, 1984 yılında yönetmenliğini Mike Nichols’ın üstlendiği “ Hurlybury ” adlı oyunda sergilediği üstün performansıyla dikkatleri üzerine çekti.

“ Yalnızca beni ürküten ve de sıkı çalışmaya zorlayan oyunlarda oynamak istiyorum ” diyerek zor rolleri bilinçli olarak tercih ettiğini belirten Spacey, aynı zamanda uygun yerde uygun zamanda olmayı başararak ünlü aktör Al Pacino’nun rolünü kapmayı başardı. Pacino’nun oyundan çıkarılması ile bir anda oynaması için fırsat doğan aktör, fırsatı iyi değerlendirdi ve “ National Anthems ” adlı oyunda rol aldı. O zamanki şansını her defasında şükranla andığını belirten aktör, “ Şimdi, Al Pacino’dan sonra ilk aklıma gelen kişi kendim değilim ama, birlikte aynı işi yaptığımız için kendimi şanslı görüyorum.”

1986 yılında, daha 12 yaşındayken tanımış olduğu büyüğü Jack Lemon ile aynı sahneyi paylaşma fırsatını bulan aktör, bir Broadway klasiği olan “ Long Day’s Journey Into Night ” adlı oyunda Lemmon ile birlikte oynadı. Tyrone ailesinin en yaşlı oğlu rolüyle sahneye çıkan Spacey, gösterdiği başarılu oyunculuk sayesinde Katharine Hepburn gibi birçok üstattan övgüler aldı. İlk olarak 1986 yılında “ Heartburn ” adlı filmle kamera karşısına çıkan aktör, daha sonraları “ Wiseguy ” adlı bir televizyon dizisinde rol aldı.

1988 yılında “ Working Girl ” adlı filmde rol alarak sinemaya iyice ısınmaya başlayan Kevin Spacey, daha sonraları sırasıyla “ Henry and June ” ( 1990 ), “ Darrow ” ( 1991 ), “ Glengarry Glenn Ross ” ( 1992 ) ve “ The Ref ” ( 1994 ) gibi filmlerde ikinci derecede rollerde görev aldı. İlk göz ağrı olan tiyatroyu tamamıyla bir kenara atamayan aktör, 1991 yılında rol aldığı Neil Simon’ın “ Lost in Yonkers ” adlı oyunuyla Tony ödülünün sahibi oldu.

1995 yılı itibariyle kendini gerçekten zorlayan ve seyirci tarafından kolayca özümsenemeyen rollere soyunan Spacey, sırasıyla “ Outbreak ”, “ Swimming With Sharks ”, “ The Usual Suspects ” ve “ Seven ” gibi başarılı filmlerde rol aldı. Aktör, yönetmenliğini Bryan Singer’ın üstlendiği “ The Usual Suspects ” ( Olağan Şüpheliler ) de canlandırdığı Verbal karakteriyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülünün sahibi oldu. Nitelikli yapımlarda oynamaya devam eden Spacey, bu seriye Joel Schumacher’in bir John Grisham uyarlaması olan “ A Time To Kill ” adlı filmi ekledi. Bu filmin ardından da Al Pacino’nun beğeni toplayan belgeseli “ Looking for Richard ”da rol aldı.

1997 yılında polis teşkilatındaki ahlaki çöküntüyü ve politik entrikaları konu alan “ L.A.Confidential ” filminde kendi çıkarından başka bir şeyi düşünmeyen bencil bir polisi canlandıran aktör, aynı yıl içerisinde yönetmenliğini Clint Eastwood’un yaptığı “ Midnight in the Garden of Good and Evil ” adlı filmde sevgilisini öldürmekle suçlanan bir eşcinseli canlandırdı. Ertesi yıl Samuel L. Jackson ile birlikte “ The Negotiator ” adlı aksiyon filminde oynayan Spacey, 1999 yılında kendisine En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını getiren “ American Beauty ”de rol aldı. Aktör, aynı yıl içerisinde yönetmenliğini Thaddeus O’Sullivan’ın üstlendiği ve başrollerinde Linda Fiorentino ile Peter Mullans’ın da yer aldığı “ Ordinary Decent Criminal ” ( Sevimli Haydut ) adlı filmde Dublin sokaklarında yaşayan azılı bir suçluyu canlandırdı.

Spacey 2000 yılında, Mimi Leder'in yönettiği " İyilik Yap, İyilik Bul " ( Pay It Forward ) isimli filmde Helen Hunt, Jim Caviezel, Haley Joel Osment gibi isimlerle birlikte kamera karşısına geçti.

Filmografi 2002 The United States of Leland 2002 Austin Powers 3 2002 The Life of David Gale 2001 The Shipping News 2001 K-PAX 2000 Pay It Forward 1999 Ordinary Decent Criminal 1999 American Beauty 1998 A Bug's Life 1998 The Negotiator 1998 Hurlyburly 1997 L.A. Confidential 1997 Midnight in the Garden of Good and Evil 1996 A Time to Kill 1995 Seven 1995 Outbreak 1995 The Usual Suspects 1994 Iron Will 1994 The Ref 1992 Swimming with Sharks 1992 Glengarry Glen Ross 1990 Henry & June 1990 A Show of Force 1989 See No Evil, Hear No Evil 1989 Dad 1988 Working Girl 1988 Rocket Gibraltar 1986 Heartburn

Yanıtlar