Kore Savaşı

1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Bu savaş, Soğuk Savaş'ın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve Müttefiklerinin, daha sonra da Çin Halk Cumhuriyeti'nin müdahelesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır. Kore Savaşı'na aktif olarak katılan Türkiye'nin, bu savaşta 741 askeri şehit düşmüştür.

Kore Savaşı

<b>Kore Savaşı</b>

Kore Yarımadasında savaşın gelişimi ve cepheler
Kore Savaşı Kore Yarımadasında savaşın gelişimi ve cepheler
25 Haziran 1950 tarihinde, Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye saldırması ile başlayan savaş. İkinci Dünya Savaşı sonunda Japonya tamamen teslim olunca, Kore Yarımadasının aşağı yukarı tam ortasından geçen 38’inci paralelin güneyini ABD, kuzeyini de Rusya işgal etti. Ruslar, kuzeyde komünist bir idare kurup çekilince, orada Kuzey Kore, güneyde de Güney Kore olmak üzere iki devlet ortaya çıktı. Rusya’nın gayreti ile, bu iki devletin birleşmesi önlendi ve 1948’de yapılan seçimlere Kuzey Kore katılmadı. Seçimlerin sonunda Güney Kore’de normal bir hükumet kurulunca burada bulunan elli bin civarındaki Amerikan askeri yurtlarına döndü.

Daha önce başlayan sınır çatışmaları sonunda, 25 Haziran 1950’de Kuzey Kore ordusu, 38’inci paraleli geçerek Güney Kore topraklarını istilaya başladı. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler Teşkilatı toplanarak, üye devletlerin katılmaları ile meydana gelecek bir ordunun, derhal Güney Kore’nin yardımına gönderilmesine karar verdiler. ABD başta olmak üzere on beş devlet asker, beş devlet de para ve sağlık malzemesi yardımında bulundular. Kore’ye ABD, İngiltere, Türkiye, Yeni Zelanda, Belçika, Filipinler, Kanada, Yunanistan, Lüksemburg, Habeşistan, Avustralya, Fransa, Güney Afrika Birliği, Hollanda ile Kolombiya asker gönderdi. Kuzey Kore’ye Çinliler yardım edince savaş büyüdü. Üç seneden fazla süren savaş, çok sayıda insanın hayatına mal oldu ve dünya ekonomisine menfi yönden tesirli oldu. Temmuz 1953’te 38’inci paralel civarında mütareke imzalanarak savaşa son verildi. Bu barış antlaşmasına göre, 38’inci paralel sınır oluyor, arada 4 km’lik silahtan arınmış bir tampon bölge bırakılıyordu. Bu savaşta Birleşmiş Milletler ordusu, ölü, kayıp, yaralı esir olarak 450.000 kişi kaybetti. Komünistlerin kaybı ise 1.500.000’in üzerindeydi.

Türkiye, Kore Savaşına 17 Ekim 1950 tarihinde General Tahsin Yazıcı komutasında 5090 kişilik bir tugay gönderdi. Katıldığı savaşlarda muhtelif vazifeler alan Türk tugayı, büyük başarılar kazanarak, dünyanın takdirini topladı. Türk tugayı, Kore’de 900’den fazla şehit vermiş, 2000 kişi de yaralanmıştı. Şehitlerin defnedildiği önemli bir şehitlik Güney Kore’de bulunmaktadır. Değiştirme birliği halinde Kore’ye gönderilen subay, astsubay ve erlerimizin genel toplamı, 50.000 kişi civarındadır.

Kore yarımadası 1945 Ağustos'unda, Rusya'nın Japonya'ya savaş ilan etmesiyle kuzeyde Rus istilasına uğramış ve 38'inci paralelden itibaren Rusya ile ABD tarafından geçici olarak ikiye bölünerek Kuzey Kore yaratılmıştır. Ruslar kuzeyde komünist bir idare kurup çekilmişler ve 1948'de Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti adını alan devlet ortaya çıkmıştır. Böylece, ilerde iki ülkenin birleştirilmesi kararı da askıda kalmıştır. İki ülke arasında 38. paralel boyunca çeşitli sınır çatışmaları başlamış ve 25 Haziran 1950 tarihinde Kuzey Kore, Güney Kore'ye saldırıya geçmiştir.

Bu durumda, Birleşmiş Milletler bir karar alarak çok büyük kısmı ABD Kuvvetlerinden oluşan bir B.M. Kuvvetini Güney Kore'nin yardımına göndermiş, bu kuvvetler kuzeye doğru ilerleyerek Mançura'daki Çin sınırına yaklaşmışlardı. Çinliler de gönüllü kendi kuvvetleriyle Kuzey Kore'ye yardıma girişmişler, böylece savaş genişlemiş ve uzamıştır. B.M. Başkumandanı olan General Mac Arthur savaşın durması için bir ara Mançurya'ya atom bombası atılmasını önermiş ve bu yüzden görevinden alınmıştır. Daha sonra Temmuz 1953'de iki taraf arasında 38. paralel civarında mütareke imzalanmıştır.

Kore savaşı çok sayıda insan hayatına mal olmuş, dünya ekonomisine birçok maddenin fiyatını yükselterek önemli etkiler yapmıştır.

Türkiye'de 17 Ekim 1950 tarihinde Kore'ye General Tahsin Yazıcı komutasında 5090 kişilik bir Tugay çıkarmıştır. Çeşitli görevler alan Türk Tugayı Kore'de büyük başarı göstererek, dünyanın takdirini kazanmıştır (bkz. Kunuri Savaşı). Türk Tugayı Kore'de 900'den fazla şehit vermiş, 200 kişi de yara almıştır. Zamanla Türk Tugayının mevcudu indirilmiştir. Kore'de önemli bir Türk şehitliği vardır ve Ankara'da da 1973'de şehitlerin hatırasına bir anıt yapılmıştır.

Kore savaşından tarafların kayıplarının durumu ise şöyledir: Güney Kore ordusu 141 bin ölü ve 43 bin kayıp, Birleşmiş Milletler kuvvetleri 36 bin ölü vermiş, karşı taraftan Kuzey Kore ordusu 295 bin ölü, komünist Çin ordusu da 184 bin ölü vermiştir. (Kore'de sivil halktan da her iki kesimde 3 milyon kişi kadar ölmüştür.)

İkinci Dünya Savaşından sonra Kore'nin bağımsız bir devlet olarak kurulmasını kabul eden Müttefik Devletler, Japonları Kore'den çıkarmak için 8 Eylül 1945'de Kore'ye asker çıkardılar. Fakat işe müdahale eden Sovyet Rusya 38. Enlem dairesini tabii sınır olarak kabul edince Kuzey ve Güney Kore Devletleri teşekkül etti.

25 Haziran 1950'de Kuzey Koreliler, Güney Kore'ye hücum ederek işgale başladılar. Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi, Kızıl Kore'nin bu saldırısını güvenliğin bozulması olarak vasıflandırdı. Ve üye devletleri saldırıyı püskürtmek üzere yardıma çağırdı. Elli üç millet prensip itibariyle Kore'ye yardımı kabul etti. Fakat yalnız on altı üye devletin kuvvetleri Kore Cumhuriyeti ordularıyla birlikte, Birleşmiş Milletlerin komutası altında saldıranlar ile çarpışmak üzere asker gönderdiler.

Aradan birkaç ay geçmeden Çin askeri birliklerinin Birleşmiş Milletler kuvvetlerine karşı savaşa girdiği görüldü.

1950'de başlayan Kore savaşı 1953'e kadar devam etti. 1953 yılında yapılan mütareke ile Kore'de silahlı çarpışma sona erdi.

Birleşmiş Milletler üyelerinden olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti barışın devamına yardım için 4500 kişilik, 141. Alaydan teşekkül eden Tugayı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında Kore'ye gönderdi. Kore savaş alanında diğer on beş ulusun erleriyle omuz omuza savaşan Türk askeri, kahraman bir ulusun, kahraman evlatları olduklarını cihana bir daha gösterdiler.

Kore Savaşı'nda Türk askeri

Kore Savaşı'na aktif olarak katılan Türkiye'nin, bu savaşta 741 askeri şehit düşmüştür.

25 Haziran 1950'de Kuzey Kore'nin, Güney Kore'li askerlerin sınırı geçtiğini öne sürerek başlattığı saldırı kanlı bir savaşın başlangıcı oldu. Bunun üzerine ABD'nin çağrısıyla BM Güvenlik Konseyi, Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye saldırmasıyla daha önce yapılan barışın bozulduğuna karar verdi. BM'nin saldırıyı durdurmak ve anlaşmazlığı barış yoluyla çözmek amacıyla yaptığı girişimleri hiçe sayan Kuzey Kore, Seul'e kadar ilerledi.

Gelişmeler üzerine BM tarafından üyelerine yapılan acil çağrıda, Güney Kore'ye yapılan saldırının durdurulması ve bölgedeki barış ve güvenliğin sağlanması için yardımda bulunulması istenildi.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 16 ülke BM'nin çağrısına cevap verirken, bu ülkelerin gönderdiği birliklerce “BM Kuvvetleri” oluşturuldu.

Genelkurmay Başkanlığı, Kore'ye gönderilmek üzere bir komutanlık karargahıyla, üç piyade taburundan ve gerekli yardımcı birliklerden meydana gelen bir tugay ile 241'inci Piyade Alayı'nı görevlendirdi.

İskenderun Limanı'ndan gemilerle Kore'ye uğurlanan Türk askerleri, eşlerini ve kucağında henüz 1 yaşını doldurmamış çocuklarını, babalarını, annelerini ve kardeşlerini geride bırakarak, 7 bin kilometre ötedeki yardım çığlığına ses vermek için yola çıktı.

Büyük çoğunluğu 20-25 yaşları arasında olan Türk askerleri, 21 günde Kore'nin güney doğusunda bulunan Pusan Limanı'na ulaştı. BM Kuvvetlerine katılmasıyla her gittiği bölgede kahramanca mücadele eden Türk askerleri, Kanuri'de dört bir yanını saran düşman tümenine büyük zayiat vererek, alandan çıkmayı başardı.

Ayrıca Sunchon Boğazı'nı da koruyarak BM ordusunu imha edilmekten kurtaran Türk tugayına, başarısından dolayı ABD Kongresi tarafından “Mümtaz Birlik Nişanı ve Beratı”, Güney Kore Cumhurbaşkanlığı tarafından da Türk Silahlı Kuvvetleri'ne “Birlik Nişanı” verildi. Kore Savaşı ancak 27 Temmuz 1953'te Sovyetlerin, ABD'nin önerileri kabul etmesiyle son buldu. Savaşın başından itibaren stratejik noktalarda görev alan Türk tugayı kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yerine getirdi ancak katıldığı muharebelerde 37 subay, 26 astsubay, 658 er olmak üzere toplam 721 şehit verdi.

Ayrıca savaşta 2 bin 147 asker yaralandı, 346 asker hastalandı, 234 asker esir düştü ve 175 asker de kayboldu.
50 YIL SONRA...

Yarım asır sonra Atlas Dergisinin (Sayı; 113-Ağustos 2002) yaptığı araştırmadan savaşa katılanların anlattıklarından bir bölümünü yansıtmakta yarar gördüm.

Hasan Kulluk;

"Meğer çembere girmişiz. Tahsin Yazıcı büyük adamdı. Biz onunla kaldık. Muharebe ede ede geri çekildik. Çok ölen oldu. Han nehrinin orada da çok ölen oldu. Üzerlerini çalılarla kapattık. Türkiye savaştan sonra bize toplu iğne bile vermedi. Sigortalıyız diye gazi maaşını da kestiler. Savaştan döndüm yedi sene boyunca geceleri uyuyamadım."

Haydar Demirbilek;

"Sabaha kadar savaştık, çok kayıp oldu. Beni alın diye bağırıyordu yaralı arkadaşlar. Nereye alacaksın?"

Bir Kuzey Koreli Asker;

"Karşımızdakiler çok korkusuzca savaşıyorlardı. Neden bu kadar direniş gösterdiklerini anlamadık. Ama direniş sertleşince Kunuri hattındakilerin Amerikalı olmadığını tahmin ettik. Amerikalılar kaçarken sizinkiler ölüyordu.�

"Amerikalılar kadınlarımıza kızlarımıza tecavüz ediyorlardı. İstediklerini yapmayı reddeden kadınları hiç acımadan öldürüyorlardı."

Kunuri savaşı ile ilgili küçük bir not: Çinli birliklerin Amerikaların cephesinin arkasına sızdıkları tespit edilince geri çekilme emri verilir. Ancak her nasılsa Türk birliklerine bu geri çekilme emri biraz geç iletilir. Bu geç iletilme sonucu Amerikalı askerler en az zayiatla kaçabilirken Türk askerleri bütün kore savaşının en ağır zayiatını verirler. Bu gecikmenin kasıtlı olup olmadığı ise hiç bir zaman araştırılmamıştır.
bn anlamadım biz kim için kimin yannda savasıyoruz gny korennmı kzy korennmı yanndayıyız
kore savaşında babam ahmet topal,ın anlattıkları;amerika askerlerinin kore sivilerinden (kadınlarından )faydalanmak istedikleri ve bunlara engel olduklarını,çok korkak oldukları sürekli içki içen sarhoşlar olduğunu söylüyor .koreli çocuklara savaş sırasında çok yardımcı olduğunu söylüyor
KORE SAVAŞINDA ER HAYRETTİN YANARIN SAVAŞ ANILARI.
Develi / Kayseri
Eylülün 19 da1950 ankara terminalından yola çıktık,iskenderundan gemilere bindik,koreye varıncaya kadar komutanlarımız bizlere ellerinden geldiği kadar sıkı eğtim veriyorlardı.22 gün sonra koredeydik.17 ekimde de savaşa katıldık.en şiddetli çarpışmamız Kanuride oldu,200 üzerinde şehidimiz vardı.düşmana verdiğimiz zaiyat kat kat fazlaydı.ikinçi şiddetl çarpışma kumyangjang da oldu.Albayımız nuri bey şehid oldu.bu savaşdaki tek bildiğim gerçek amarika bizi kesinlikle yalnız bıraktı,inanın yapayalnızdık.hepimizde aslanlar gibi savaştık.M1 piyade tüfekleriyle nasıl savaş yapılır .Korkak conilere öğrettik.insanlıkdan nasibini almamış korkaklara. (Hayrettin yanarın Hatıraları)1987
babam kore savaşının bitimine denk geldi kendisini düzce depreminde kaybettik bir anısında şöyle anlatıyordu.salgın hastalık kol geziyordu komutanlar hastalık bulaşır endişesiyle karavana yemeklerini çukur açıp gömdürüyor açlıktan kırılan halka dağıttırmıyordu.bizim vidanımız dayanmıyor gizliden tel örgünün yanına gelen kadın ve çocuklara dağıtıyorduk dedi.bu yardımın unutulmadığını 2002 dünya kupasında gördüm babamı ve şehit arkadaşlarını minnetle andım.oysa orada 17 devletin askeride vardı neden türk milletine bu sevgi duyuldu bunu dost düşman iyi tahlil etmeli saygılarımla
selçuk ipek ,
türk askerleri tüm imkansız durmlara rağmen orada savaşırken amerikan askerleri onca mühimmatları olmasına rağmen kaçıyordu. buda türk ordususnun daima dünyanın en büyük ordusu olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. bütün dünyaya burdan duyuruyorum,türk ordusuyla savaşan kim olursa olsun akıbeti aynı olacaktır.
Kore Savaşı aynı zamanda canını hiçe sayan kahraman Türk askerleriyle de destanlaşmıştır. 22 Nisan 1951’de, Çin Kuvvetlerince kuşatılan piyade bölüğünde görevli topçu ileri gözetleyici Üsteğmen Mehmet Gönenç’ten şu telsiz mesajı alınmıştı. “Düşman bulunduğum tepeyi işgal etti. Çok şehit verdik. Telsizcimiz de şehit oldu. Koordinat veriyorum. Bataryalar ateş etsin”. Bunun üzerine Türk Topçu irtibat subayı da telsizle şu cevabı vermişti. “Verdiğiniz koordinatlar bulunduğunuz yerdir” Üsteğmen Gönenç’in verdiği cevap şöyleydi: ”Evet öyle. Biz düşmana teslim olmak istemiyoruz. Bizi onlara teslim etmeyin. Vasiyetimiz budur. “Bizi ateşlerimizle şehit edin” Üsteğmen Gönenç’in bu vasiyeti göz yaşlarıyla yerine getirilmişti.

İlgili konuları ara

Yanıtlar