Kurttepe, Uzunköprü

Kurttepe, Edirne ilinin Uzunköprü ilçesine bağlı bir köydür.
Edirne iline 50 km, Uzunköprü ilçesine 14 km uzaklıktadır.

Kurttepe, Uzunköprü

Bilgikutusu Türkiye köy |isim = Kurttepe |harita2 = Edirne_Turkey_Provinces_locator.jpg |harita2 boyut = 250px |harita2 açıklama = Edirne |harita1 = |harita1 boyut = |harita1 açıklama =
|harita = 
|harita boyut = 
|harita açıklama = |lat_deg = |lat_min = |lat_sec = |lat_hem = K |lon_deg = |lon_min = |lon_sec = |lon_hem = D |rakım = |yüzölçümü = |nüfus = 214 |nüfus yoğunluğu = |nüfus_ref = [1] |nüfus_itibariyle = 2000 |alan kodu =0284 |posta kodu = 22200 |bölge = Marmara |il = Edirne |ilçe = Uzunköprü
|Köy Muhtarı =
|websitesi = [2]


Kurttepe, Edirne ilinin Uzunköprü ilçesine bağlı bir köydür.





Başlık yazısı

Tarihi



Kuttepe köyü kuruluşu

Kurttepe köyü1877-78 0smanlı-Rus harbi(93 harbi)sonrası bu bölgeye göç etmiş hayvancılıkla uğraşan 10 evlad-ı fatihan Yörük ailesi ve bir süre sonra bunlara katılan Rumeli`den komşu ve tanıdıkları olan 3 Çıtak aile tarafından kuruşmuştur.
  Felaketlerle sonuçlanan Osmanlı-Rus savaşı balkanlarda yaşayan Türklere göçten başka çağre bırakmamıştır.93 harbinde Rusya ve Plevne önlerinde onlara katılan Romanya tarafından Türklerin can ve mal güvenlikleri tehdit edilmiştir. Türk`lere eziyet ve tecavüzlere başlanmıştır. Bunların sonucu olarak balkanlardan Doğu Trakya(bu günkü Trakya) ve Anadolu`ya kitlesel göçler olmuştur.
Kurttepe köyününü kuran 10 evladı-fatihan Yörük aileleri liderleri Said ağa ve 3 çıtak ailesinden oluşmaktadır.
  Hayvancılıkla uğraşan Yörükler için su kaynakları ve otluk olanlar çok önemlidir.Onun için önce Uzunköpü değirmenciköy bölgesinde yer gösterilmiş ancak orman olmadığı için beğenilmemiştir ve şimdiki arazi verilmiştir. Said ağa ve diğer Yörük aileleri bugün köyün altında çok cılız akan ama o zamanlar daha gür olan dere boyuna aşağıdan yukarıya sıralanarak yerleşmişlerdir.Her biri hayvanlarına ve koyun sürülerine yetecek kadar ama hepsinin bir ucu dereye ulaşan arsalar oluşturmuşlardır.Onlardan kısa Köye yerleşen çıtak aileleri de yine dereye ulaşımı kolay bu gün yukarı mahalle olarak bilinen bölgeye yerleşmişlerdir. O zamanlar bölge sık meşe ve gürgenlerle kaplı orman alanıdır.
İlk önce o zamanlar dar ve çamurlu Olan günümüzde izzet özerin kapısından başlayıp Mustafa çakırın asa bitimde biten yol hazırlanmış, ve dereye ulaşım ise bu yola dik küçük derecik olan 4 derecikle sağlanmıştır.(1-İzzet özer------Ahmet Yörük arası derecik,2-Harun,Osman Meriç--------sami şahin arası derecik).3-Akif şahin------taşkıranlar arası derecik,4-Cevat sarı-------Yukarı mahalle arasındaki derecik)
  93 harbi zamanında padişah 2.Abdülhamit göç sorunlarına çözüm olarak göç komisyonları kurmuş,göçmenlerin iskan ve toprak sorunlarıyla ilgilenmeleri için görevlendirmiştir.Bugünkü kurttepe köyü bölgesine gelenler hayvancılıkla ilgilendikleri ve tarım ikinci planda olduğu için büyük araziye ihtiyaç duymamışlar.Otlak ve su kaynakları onlar için önemli olduğundan güney ucu Meriç ovasında batısı İstanbol derede doğusu da köy altı deresinde biten dar bir koridor şeklinde dar uzun hazine topraklarını köy arazisi olarak tescil ettirmişlerdir.Kendi yiyecekleri ve yemlik olarak buğday,arpa vb hububat ile az miktarda sebze üretmek için köyün yakın çevresinde ormanları kökleyerek bir miktar tarla oluşturmuşlardır.bu gün eski tapu denilen tarla ve arsalar onlardır.Bu gün komisyon tapusu olarak bilinen tarlalar köyün kurulmasından 75 yıl sonra Menderes hükümeti zamanında çıkarılan toprak reformu kanunu ile her aileye_50_ dönüm olarak artık orman vasfını yitirmiş hazine arazisi ve meralardan verilmiştir.
  Kurttepe ismi ise o zaman tepede ve sık ormanlık olan bu bölgeye yerleşen kişilerin sürülerine sık sık kurt saldırıları olduğu için verilmiştir.O zamanlar kurtlar hayvancıların korkulu rüyasıdır.Kurttepe köy ismi olarak tescil edildikten sonra Edirne ili,Ergene ilçesi,kırcasalih bucağı`na idari açıdan bağlanmıştır.Ergene ilçesinin ismi 1873tarihinde tren garı yapılınca ilçenin ismi Ergene olduğu halde Uzunköprü istasyonu yazılmış,1917 yılında çıkan devlet salnamesinde Uzunköprü olarak değiştirilmiştir. Ancak 1920 yılında Uzunköprü`yü işgal eden Yunanlılar kentin adını Makrifere`ye çevirdi. İki yıldan fazla bu adla anıldı. 18 Kasım 1922`de kurtuluştan sonra, kentimiz Uzunköprü olan özgün adına kavuştu


 Kurttepe köyü 1877-78 Osmanlı-Rus savaşını,1912-13 balkan savaşların ,1914-18 birinci dünya savaşını ve kurtuluş savaşını görmüş.Ordumuza asker ve malzeme desteğinde bulunmuştur.
  Birinci dünya savaşında köyümüzden şehit olan Murat oğlu Hacı Mustafa(1896_10.09.1917) inimsi genelkurmay kayıtları ve Uzunköprü şehitliğinde vardır.
araştıran:şahin şengül sahinsengulum@hotmail.com 05324341237 Meşel yolu mezarlığı(kurttepede yaşadılar hicrilerde+582 Güllü şengül 1886 1975 Hasan şengül 1904 1322 21.01.1974 Zeynep şengül 1906 1980 Halil şengül 1923 25.06.1996 Mustafa şengül 1928 1991 Mehmet şengül 1931 25.03.1989 Ahmet şengül 1936 19.09.1996 Emine (çetin) şengül 1952 1982 Galip şengül 1953 1978 Sabriye şengül 1964 1992 Sütce çavuş 1872 1290 12.03.1945 Hüsnü Yörük 1895 1313 16.03.1973 Seher Yörük 1905 11.09.1985 mahmut(sütce oğlu) Yörük 1907 1966 Havva Yörük 1909 05.10.1977 Ülfet Yörük 1923 1341 05.07.2003 Fatma (Mahmut kızı) Yörük 1926 1954 Nahit Yörük 1932 20.11.2004 Mehmet(hüsnü oğlu) Yörük 1933 1994 Fatma Yörük 1957 12.10.1989 Zati Yörük 15.07.1944 ? Hasan(Mahmutp.oğ. arda ? 1951 Hacer (emin kızı) arda 1899 08.10.1981 Emin arda 1905 1323 1987 Emine arda 1905 14.08.1988 Ahmet arda 1927 1986 Safiye arda 1927 20.03.2003 Remziye arda 10.07.1928 16.06.1995 Sevdiye arda 1933 26.12.1985 Zeynep yıldız 1897 27.11.1980 Aziz yıldız 1914 1954 Ayşe yıldız 1309 1943 Mehmet ali yıldız 1917 13.04.2001 Hasan Ahmet yıldız 1933 17.05.1993 Rami yıldız 1938 14.03.1997 Hasan(Bekir oğlu) Filibeli 1304 1886 1304 22.01.1956 Rüstem Filibeli 1304 1918 1336 04.03.1971 Nuri Filibeli 1304 1923 1341 04.09.1974 Hatice Filibeli 1304 1923 1341 01.10.2001 Hatice Filibeli 1304 1917 03.06.2007 Nazmiye Filibeli 1304 1922 18.06.2001 Bekir Filibeli 1304 1933 19.07.1971 Cemi Cahit Filibeli 1304 1945 19.06.1998 Fatma çakır 1873 1949 Halil çakır 1890 1969 Adile çakır 1897 1970 Zeynep çakır 1928 14.12.2000 Seher çakır 1930 04.01.1975 Osman çakır 23.06.1957 23.05.2000 Mehmet sürücü 1915 1972 Ayşe sürücü 1914 1332 03.04.1997 Mahmut çelik 1908 09.06.1994 Ayşe çelik 1910 03.06.1993 Hüseyin çelik ? 1947 Şerif(Süleymanoğ) avcı ? 1959 Hediye avcı 1897 1977 Osman avcı 1309 1961 Osman şen 20.01.1927 12.01.1995 Gülvedia şen 22.08.1929 14.11.1990 Ülkü şen 08.04.1962 26.02.2000 İzzet özer 1911 08.08.1987 Zehra özer 1917 07.11.1998 Hafize tunç 1903 1964 Ayşe çalışır ? 05.04.1946 Hüseyin çalışır 1913 ? Ahmet çalışır 1949 ? Mihrem(hasankızı) meriç Meriç 1903 1321 1964 Adem Meriç ? 16.10.1995 Bahriye Meriç 1917 05.07.1974 Akif şahin 1926 03.11.1993 Serbülent şahin 09.08.1973 05.07.1974 Gülümser şentürk 14.08.1945 20.03.1965 Remzi şentürk 10.12.1936 15.03.1999 Şaban çetiner 1909 1981 Ümmügül çetiner 1910 19? Lütfü güler 1936 1979 Müeddet güler 1937 1978 Adem güner 1935 1999 Tahsin aydın 1904 1970 İdris mercan 1911 1990 Mehmet taşkıran 1902 1972 Yaşar sarı 1904 1978 Muhsin arı 1938 10.01.2006 Kazım Özkan ? 10.01.2006 araştıran:şahin şengül sahinsengulum@hotmail.com 05324341237

Kültür

Kurttepe köyünde yörük ve çıtaklar
Türkler`in Balkanlara yerleşmesi çok eski tarihlere dayanmaktadır. Türkler Balkanlar`a iki ayrı yoldan gelmişlerdir. Birincisi Hazar Denizi-Karadeniz kuzeyinden, ikincisi ise güneyden Anadolu üzerindendir.
Bu gün Trakya`da bulunan yerli Türklerin kökeni bu göçlerle gelenlerdir. Bunların bir çoğu önce Balkanlara yerleşmiş bir zaman sonrada bugünkü Türkiye`deki yaşadıkları yerlere gelip,orada kalmışlardır.Anadolu üzerinden balkanlara gelmiş olanlara yörük denilmektedir. Hazar Denizi-Karadeniz kuzeyinden balkanlara gelmiş olanlarada gacal,çıtak,pomak,amıca,karabacak gibi isimler vermiş tirmiş tir.Osmanlılar Rumeliyi feth edip Yörükleri buralarda iskan etmeye başladıklarında Çok daha önceleri bu bölgeye Hazar-Karadeniz kuzeyinden gelmiş bu Türklerle karşılaşmışlar ve kaynaşmışlardır.
Evlad-ı fatihan yörükleri Evlad-ı fatihan: Osmanlı Devleti`nde Rumeli fatihlerinin çocuklarına ve Rumeli`ye sonradan yerleştirilenlere verilen addır.köydeki Yörükler bunla rın torunlarıdır. Yörük deyimi, iyi çabuk yürüyen, Anadolu`nun çadırda oturan Türkmenleri, bir yerde yerleşmeyen göçebe halkı anlamlarina gelir. Bunlar, Anadolu`ya ve oradan da Rumeli`ye yayılmış Türkmen topluluklarıdır Balkanlardaki Türk kültürel varlığı iki koldan gerçekleşen kitlevi göçler sonucunda oluşmuştur. Kuzeyden Onogur-Bulgar, Peçenek, Uz, Kuman-Kıpçak göçleri, güneyden de Oğuz Türklerinin göçleri ve yerleşmeleriyle Balkanlar Türkleşmeye başlamış, 14 ve 15. y.y. da tamamen Türk kültürünün hakim olduğu bir bölge haline gelmiştir.
  Tabii bunların bir kısmı Türkiye üzerinden göçerek Balkanlarda iskan edilen Evlad-ı Fatihan torunları, Oğuz Türkleridir. Diğerleri de yine kuzeyden gelerek yerleşen, Onogur-Bulgar, Peçenek, Uz, Kuman-Kıpçak Türkleridir.Bütün bu Türk toplulukları günümüzün Türk kültür varlığını teşkil etmekle beraber aralarındaki çok küçük farklılıklar bulunur.
 Balkanlar`a gelen ilk Türk kavimleri MS 300 yıllardan itibaren Karadeniz`in kuzeyden geçerek bölgeye yerleşmişlerdir. Bunlar Oğur (Utrugur, Kutrugur), Bulgar, Peçenekler, Oğuzlar, Kumanlar (Kıpçaklar) gibi Türk boylarıdır. Ancak bu Türk kavimlerinin büyük bir çoğunluğu hıristiyanlığı kabul ederek Slavlaşmışlardır. Sayıları yediyi bulan bu Türk boyları tarihçiler tarafından "Kayıp Türk Kavimleri" veya "Asimile Kavimler" "olarak adlandırılmıştır. Tarihçilere göre Orta Asya`daki göçebe hayatını devam ettiren, bir türlü yerleşik ve organize olmayan bu boyları birbirleri ve/veya bölgedeki Bizans, Slav, Latin vb. gruplarla girdikleri amansız çatışmalar, özellikle Slav ve Bizanslıların ideolojik baskıları sebebi ile kimliklerini kaybetmişlerdir.
Balkanlar`a giren ikinci Türk kuşağı ise Anadolu üzerinden olmuştur. Orta Asya`dan gelip Anadolu`ya yerleşen Türkler, Osmanlı Beyliği zamanında Çanakkale boğazını geçerek Balkanlar`a ayak basmış, 1526 yılında kazanılan Mohaç zaferi ile Balkanlar`da kesin ve mutlak Türk egemenliği başlamıştır. Anadolu`dan seçme aileler Batı Trakya, Bulgaristan, Makedonya, Eski Yugoslavya ve Romanya`ya yerleştirilmiştir. XIX.nci yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun zayıflamaya başlaması ile Balkanların yavaş yavaş yitirilmesi ve 1830 yılında Yunanistan`ın, 1878 Berlin Anlaşması ile Sırbistan, Romanya ve Karadağ`ın bağımsızlığının kabulü, 1909 yılında yapılan Petersburg anlaşması ile Bulgaristan`ın, 1911-12 Balkan Savaşı esnasında Arnavutluğun bağımsızlığını kazanması sonucu Balkanlar Türk hakimiyetinden çıkmıştır. Özellikle 1830 yıllarından sonra Balkanlar Türk insanı mezbahası haline gelmiş, Türk şehirleri yakılıp yıkılmış, Türk mal varlığı yağmalanmış, Anadolu`ya akın akın göç başlamıştır. Yörüklerin Rumeli`ye geçirilmesi ve fethedilen yerlere yerleştirilmesi, daha sonra Osmanlı Devletinin umumi bir siyaseti oldu. Ancak, sonraki devirlerde, Yörüklerin Rumeli`ye yerleştirilmesi yavaşladı. Fakat 18. yüzyılın sonlarına kadar devam etti. Bu göçlerin bir kısmı, isteğe bağlı olduğu gibi, bir kısmı ise devlet siyaseti doğrultusunda mecburi olmuştur Rumeli`deki Yörükler, Tekirdağ, Naldöken, Kocacık, Vize, Selanik, Ofçabolu Yörükleri, Aktuğ ve Oktav Tatarları adlarını taşımaktaydılar Uzun müddet Rumeli`de kalan, fetihler sırasında Osmanlı ordularına yardımcı olan bu Yörükler, zamanla azaldılar. Osmanlılar`ın, Rumeli`den çekilmeleri üzerine, onlar da Türkiye`ye göç ederek, çeşitli yerlere yerleştirildiler Yörüklerde Çobanlıkla ilgili Atasözleri, Batıl İnançlar a€¢ Çobanın gönlü olursa keçeden sütü çıkarır. a€¢ Çobanın gönlü olursa tekeden telemeyi çalar. a€¢ Kurda boynun neden kalın diye sormuşlar, kendi işimi kendi gördügümden kalın demiş. a€¢ Seytan işi diye ocakta soğan kabugu yakılmasi iyi sayılmaz. Su veya yemek kazanları ters çevrilerek kapanmaz. Ocağin üzerinde tutulup içine biraz su konur ve agzı açik tutulur. a€¢ Ölü suyu ısıtılan kazanlar ters çevrilmektedir Gacallar ve Çıtaklar Osmanlı İmparatorluğu 16.17 yüzyılda Balkanlar`da yayıldığı dönemde fethedilen topraklara Orta Anadolu`dan Türk nüfus ikame ederdi. Giden Türk nüfus bir süre sonra yerlilerle kültürel alış-verişte bulunurlardı. Karşılıklı birbirini etkilerlerdi. Boşnaklar, Pomaklar bu şekilde oluşmuş toplumsal kesimlerdir. İçlerinde İslamiyeti kabul eden Türkçe konuşan yerli halklarda var.Rumca,Bulgarca,Boşnakça v.s. öğrenen Müslü manTürk ler`de var. Öyle bir dönem olmuşki adeta birbirini ayırt etmek imkansız hale gelmiş, kim Türk? kim müslüman? Kim sonradan Müslüman veya Türk olmuş fazla belirgin değil. İşte Gacallar`da bu toplumsal gelişmeler sonucu oluşmuş, bir kimliktir.Şumnu ve Razgrad Bulgarları bütün Türk köylülerine Gacal” ya da “Çitak” adı vermiş. Bu isim biraz küçültücü anlam, aşağılama anlamı taşıyormuş. Deliorman Türkleri bazı durumlarda Dobruca Türklerini “Gacallar” diye isimlendirmiş. Dobruca ve Karadeniz boylarına yerleşen Oğuz Türkmenleri, İlk Bulgarlar ve Gagavuzlar arasında Hıristiyanlık yayılmış. Deliorman`a yerleşen Peçenekler süreç içinde Gacallar ve Çitaklar adı verilerek Müslüman olarak kalmışlar. Bulgarlar, Türkler`e, Gacallar veya Çıtaklar diyorlarmış.Daha çok tarımla uğraşmışlara gacal,ormanlık bölgede yaşadıkları için daha çok hayvancılık,odun ve ağaç ürünleriyle uğraşanlara çıtak denmiştir. Evliya Çelebi 17. yüzyıldaBulgaristan`ı gezerken, Gacallar veya Çitaklar denilen topluluğun, Tatar, Ulah, Moldavan ve Bulgarlar`ın sentezinden oluşmuş olabileceğini yazıyor. Bu gün Çıtak kelimesi hala Rumeli`de Çıtak, Orta Asya`da ise Çatak veya Çotak şeklinde kullanılıyor. Deliorman Türkleri, Dobrucalıllar`a Gacal diye seslenir.Bulgarlar ise ``Çitak``diye seslenirlermiş. Çıtak ifadesinin bu insanların elbiselerinin beyaz çit(kumaş)tan yapılmış olması nedeniyle çiti-ak,çıtak olarak adlandırıldıkları yada Yörükler balkanlara yerleştirince karşılaştıkları bu insanların ev,bahçe,saya havlularını (hatta ev ve ambarlarını) çit ile yapıp kireçle de boyadıklarını görünce onları çiti-ak,çıtak olarak adlandırdıkları rivayet edilir Çıtakların inanç ve adetlerine göre kandil geceleri ölülerin ruhları çıktıkları evin bacalarına konarmış.Evdeki yakınlarından yağ kokusu istermiş.Bu nedenle kandil geceleri yağda hamur lokması veya helva pişirilip komşulara dağıtılırmış. Pomaklar Pomaklar, Balkanlar`da Pomakça konuşan Müslümanlara deniliyor. Pomak sözcüğüne 1877-78`de Balkanlar`dan gelen göçlerle rastlanılıyor. Göçlerle gelen Pomaklar`ın çoğu Türkçe bilmezmiş.Pomak`ı dil, gelenek ve ırk bakımından Türkler`den çok Slavlara yakın bulanlar var. Pomaklar`ın, Traklar olduğu savı da var. Pomaklar`ın 11. yüzyılda Rodoplar`a yerleştirilmiş Kuman Türkleri`nin torunları olabileceğide savlar arasında bulunuyor. Bulgar yazarlardan bazıları ise, Pomaklar`ın Müslüman Bulgarlar ya da Bulgarca konuşan Müslümanlar olabileceğini savunuyor. Özetleyecek olursak günümüzde Trakya`da yaşayan Yörükler Oğuzların Bozoklar kolunun kayı boyunun torunları,gacal,çıtak ve Pomaklar da Oğuzların Üç oklar kolunun peçenek boyunun torunlarıdır.yani hepsi öz ve öz Türklerin ataları Oğuz Türklerindendir. Kurtepe köyünde yaşayanların yarıya yakını evlad-ı fatihan Yörüklerinden,diğer yarısıda çıtaklardandır. Yok denecek kadar az sayıda Pomak bulundugundan bu konu dafazla bilgi derlenmedi.Köyde sadece bir aile Pomak göçmen olarak cumhuriyet kurulmasında sonra gelmiş onun bugüne kadar var olan torunları ile evlenmek için Pomak kız alan Yörük ve çıtakların, kırma tabir edilen torunlarıdır araştıran:şahin şengül
         dil
Kurttepe köyünde dil ve konuşma özellikleri Bölgede Türkçe`nin Trakya şivesi konuşulur.Fonetik ve cümle kurulumu bakımından günümüz Gagavuzca`sına büyük benzerlik göstermektedir. Konuşma dilinde genellikle devrik cümleler kurulmaktadır.:<Ben seni seviyorum.> yerine <Ben seviyim seni.>,<Bayramda geliyoruz.> yerine<Geliyiz bayramda>,vb Be,Bre,Beya kelimeleri ünlem olarak sıklıkla kullanılır. BE:Hey,ey,yahu anlamında kullanılır.<Aman be!>,<Yapma be!>,<Bakışın çok yaman be kardeşim.vb BEYA:Ey,hey,yahu anlamında kullanılır.Cümlenin daha vurgulu olması için<be>ve<ya>nın birleşİmİ gibidir.<Yapma be!>ve <yapma ya!>nın birleşimi <yapma beya! >gibi.<Çok yürüdüm beya.>,<Hadi beya!>vb. BRE:Ünlem olarak çeşitli şeklerde kullanılır . 1.Hey.ey anlamında.<Bre Hasan ne doymazmışşın.>,<Bre kavat gel buraya 2.Be! yerine kullanılır.<Hadi bre!>,<Anlat bre!>vb 3.Vay anlamında şaşma sözü olarak kullanılır.<Bre bu ne büyükmüş.>,<Bre sende mi?> 4.Tekrarlanan iki emir kipi arasında bağlaç olarak kullanılır.<Dün tarlada gez bre gez yoruldum.>,<Öyle uzak ki git bre git bitmiyi> 5.Şaşkınlık ve çoşku belirtmek için kullanılır.<Bree ne çok bunlar.>,<Deme bre>,<Bre anasını be!> A) H Harfinin birkaç kullanım şekli vardır 1.Bu harf ile başlayan kelimelerde genelde H söylenmez Asan(hasan),alka(halka),ayvan(hayvan),ac(hac),oşçakal(oşçakal),ay-ır(hayır)vb 2.Bu harf eğer kelimenin içinde ise H söylenmez Feti(Fethi),Etem(Ethem),cumur(cumhur),Nuran(Nurhan),vb. 3.H harfi kelimenin sonunda ise a:. H söylenmez Sali(Salih),vb. b:H tan önceki sesli harf uzatılarak söylenir.seyaa(seyyah),cerraa(cerrah) c: H harfi son sesli harften önce geliyorsa iki sesli birlikte söylenirir.mezbaa(mezbaha),vb 4:kelime han,hen,hın,hin,hun,hün,hon,hön ile bitiyorsa a: H söylenmez.Turan(Turhan),taan(tahan),Oran(Orhan), b: H harfi Y olarak söylenir.Ceyan(Ceyhan),Beyan(Beyhan)vb 5.Kelime sonu -hane ile bitiyorsa ha atılır.birane(birahane),postane(postahane)vb B)İki sessiz harf yan yana geldiğinde araya uygun sesli harf ilave edilerek söylenir. Pilak(pilak),Tırakya(Trakya),bulok(blok).bülöf(blöf)vb C) J HARFİ 1.j harfi kelime başında ise C olara söyle nir.ct(jant),cokey(jokey),cilet(jilet 2. j harfi kelimenin sonunda ise genellikle ş veye c olarak okunur.garac-garaş(garaj),patinac-patinaş(patinaş)barac-baraş(baraj)vb. D)Bazen ö harfi ü olaraksöylenir. süvme(sövme),düüme(dövme) düven(döven), vb E)Sonu -eş ile biten kelimeler -ej Şeklindesöylenir.belej(beleş),bej(beş),esrarkej(esrarkeş) vb F)Kelime sonu -cı ile biten bazı kelimeler cu olarak söylenir.avcu(avcı),savcu(savcı)vb G) 1-Ğ harfi kelimesonunda veya içinde bazen söylenmez son sesli harf uzatılarak söylenir.buzaa(buzağı),ouuz(oğuz).otaa(otağ)vb 2. ğ harfi bazen y olarak söylenir.biyendik(beğendik),deyirmen(değirmen),diynek(deynek)vb Ğ:Bazen -e yerine -i ,bazende -i yerine -e seyrek teolarak -ü söylenir.iişi(ekşi),iişili(ekşili), ekiz(ikiz),büber(biber)vb FİİL ÇEKİMLERİNE ÖRNEK Sevi-yim=sevi-yorum bakı-yım=bakı-yorum Sevi-yin=sevi-yorsun bakı-yyın=bakıyorsun Sevi-yi=seviyor bakıy-ysınız=baakıyorsunuz Sevi-yiz=sevi-yoruz otlu-yu=otlu-yor Sevi-sevi-yiniz=sevi-yorsunuz dürtü-yü=dürtü-yor

araştıran:şahin şengül

İSİMLERİN SÖYLENİŞİ Ayan(Ayhan),Alpaslan(Alparslan,Azze(azize),Alosman(Ali Osman),Akduvan(Akdoğan),Alettin(Alaaddin),Akkı(Hakkı),Alil(Halil),Ayati (Hayati),Aydar(Haydar),Ayrettin(Hayrettin),Aşim(Haşim),Aluk(Haluk),Aldun (Haldun),Atçe(Hatice),Asan(Hasan),Ava(Havva),Abbe(Habibe),Amdi(Hamdi),Amdiye(Hamdiye),Amit(Hamit),Acer(Hacer),Afize(Hafize),Alisan(Ali ihsan) Beyce(Behice),Beyan(Beyhan),Baari(Bahri),Bariye(Bahriye)Buran(Burhan), Ciyangir(Cihangir), Duvan(Doğan),Denizan(Denizhan), Erduvan(Erdoğan),Etem(Ethem), Emne(Emine), Ediye(Hediye),Ercep(Recep) Fatme(Fatma),Fayik(Faik),Feti(Fethi),Ferat(Ferhat),Firdes (Firdevs),Feziye(Fevziye), Gülvediye(Gülvedia), Gökan(Gökhan), Ismayıl(İsmail), İlan(İlhan),İbraam(İbrahim),İsak(İshak),İdayet(Hidayet),İlal(Hilal), Koran(Korhan), Lebbe(Lebibe),Lütfü(Lütfi),Lütfiye(Lütfüye), Mıstan(Mestan),Mürvet(Mürüvvet),Möddet(Müeddet),Müzeyen(Müzeyyen),Miğrem-Miryem(Meryem), Mamut(Mahmut), Memet(Mehmet), Mehmet Emin(Memedemin), Nezami(Nizamettin),Nayit(Nahit),Nurtin(Nurettin),Nuran(Nurhan),Nurayat(Nurhayat),Niyat(Nihat),Niyal(Nihal),Nilşa(Nilşah), Ovuzan(Oğuzhan),Ovuz(Oğuz), Öri(Huri) Penbe(Pembe), Reyan(Reyhan), Sakin(Sakim),Selatin(Selahattin),Seyer(Seher),Sali(Salih),Süleyla(Süheyla),Semiyat(Semihat),Sülman(Süleyman),Serat(Serhat),Sena(Seniha), Şayin(Şahin),Şayip(Şuayip), Tayir(Tahir),Turan(Turhan), Umman(Ümmihan),Uriye(Huriye),

Üsmen(Hüsmen),Üseyin(Hüseyin),Üsamettin(Hüsameddin),Üsnü(Hüsnü), Üsniye(Hüsniye),Ülya(Hülya),Üveyde(Hüveyda),Ümügül(Ümmügül),Ümit(Üm-üt), Vayide(Vahide),Vayit(Vahit),Vayittin(Vahdettin), Yakıp(Yakup), Züüre(Zühre),Zinep-Ziynep(Zeynep),Zela(Zeliha),zayide(zahide)araştıran:şahin şengül AZ BİLİNEN SÖYLEYİŞ VE DEYİMLER Şişirgen(balon),güvez(bordo),yalabık(parlak),Gırla(bol),sıçan(fare) kukumak(baykuş) Kızan(çocuk), papu(dişsiz) ,motor(traktör) Yavuklu(sevgili),kavrama(küçük orak), bıldır(geçen yıl) Yelve(gömlek), Bibi(hindi), Goldur(erkekhindi), Babu(yaşlıgavurkarısı) kopil(gavurçoçuğu),Cırcır(fermuar),Gıygıy(Keman) Göcen=Tavşan yavrusu, Dirfil(tirfil)=yonca,Şarpa(eşarp) Kukumak(kukumav) gibi oturmak=Geceleri tek başına geç saatlere kadar oturmak Kukumak(kukumav)gibi düşünmek=Çok üzüntülü durumda düşünmek Kaput=Kalın kumaşlarla yapılan uzun erkek mantosu Çapar= Saç,kirpik,kaş ve yüz derisi kirlibeyaz olan kişi,albino Gırgır (süpürge)=Elektiriksiz basit el süpürgesi Kodoş(godoş)=pezevenk(ermenicedir) Şırlağan yağ=önceleri sadece susam yağı için kullanılan kelime günümüzde tüm sıvı yağlar için kullanılır. Ağşak(ağırşak)=yün,iplik eğirileneleceğin(iğ) ağırlaştırılması içinalt ucuna yüzük gibi takılanyarım küre biçiminde ortası delik ağaçtan alet Tınaz= Dövülerek savrulmaya hazır ekin yığınları Tınazmakinesı=Tınazdurumundaki ekinleri yabancı nesnelerden savurarak ve eleyerek ayıran ilkel tarım aleti Ellik=Ekin biçerken sol el parmaklarına geçirilen eldiven biçiminde tahtadan tarım aracı Bocuk=Hristiyanlarca 25 aralıkta kutlanan İsa`nın doğum günü yortusu Talika= Dört tekerlekli,üstü kapalı,yaylı at arabası Kalbur=Tahıl ve başka iri taneli ürünleri elemek için iri gözlü deri elek Gözel= Tahıl ve başka iri taneli ürünleri elemek için iri gözlü telden elek Kız kızan=Çoluk çocuk,ev halkı Öreke=Eğrilmekte olan yünü tutturulduğu bir ucu çatal değnek Anasının örekesini görmek=Argoda anasının -mını görmek.çok zor durumda kalmak Kulak(yemek ismi)=kalın yufkanın üçgen şekilde kesilmesiyle oluşan eriştenin makarna gibi pişirilmesi ve üzerine sarımsaklı yoğurt ilave edilmesiyle oluşan bir yöresel yemek Gündendi=Gündöndü=ayçiçeği Katı(katıca)=kanatlı hayvanların taşlığı Pazen=dokuması kalın sık ve yumuşak bir tür kumaş Gündendi(gündöndü) teklemek=Ayçiçeklerini tarlada rahat büyüyebilecek şekilde seyreltmek Gündeleğe gitmek=Başkasına para karşılığı çalışmak için tarlaya gitmek Aydamak=motorlu araç sürmek veya hayvanların yürümesini sağlamak Bocuk kabağı=Rumların is anın doğum günü kutladığı günler de domuz kavurmasının kokusunu bastırmak için müslümanlarca pişirilen kabak Bocuk domuzuna dönmek=çok semiz ve besili olmak Peçka=yemek ocağı olarak,fırın olarave ısınmayı birlikte saglayan bir çeşit soba,kuzine Pınik=fazla büyümeyen cinsten olan köpek,süs köpeği Çöpelek=Mısırın tanelerini taşıyan odunsu çubuk kısmı Deşkel=Fazla kilolu,hantal Yaygı=Genellikle ilkel tezgahta dokunmuş yün veya kumaş tan kilimlere dendiği gibi her türlü halı ve kilimede denilir Loda= Taneli veya tanesiz ekin veya ot yığını Üvende(övende)=Tarlada sabanla çift sürerken koşum hayvanlarını yönetmeye yarayan bir ucu dürtmek için sivri diğer ucu sabanı temizlemek için yassı demirle desteklenmiş uzun sopa Bokluk=Hayvan pislikleri ve çöplerin atıldığı yer,çöplük Gebeş=yavaş hareket eden bodur, kilolu ve uyuşuk kimse Kazal=Sonbaharda meşe ağaçlarından dökülen yapraklar veya oluşturdukları kümeler(önek kullanım=kazaltepe mevki) Güvem=Olgunlaştığında tatlı ve buruk bir tadı olan yabani erik Bulamaç(yemek ismi)=su,un ve salça ile yapılan cıvık hamur yemeği Tokurcun(dokurcun)=Ot ve ekin demetlerini ıslanmasın ve hayvanlar,rüzgar dağıtmasın diye başakları içte kalacak şekilde örerek sıra şeklinde yığma Gıcır (bitki ismi)=Tırmanıcı ve çalı görünümlü bitki topluluğu Panta gibi=gördüğünü hırsız gibi kapan,hareketli Gocuk=İçi kürklü yada peluş kalın mont Elecek=Pamuk,yün vb şeyleri eğirmekte kullanılan ortası şişkin,iki ucu sivri,çentikli ağaçtan araç Fışkın=Bir ağacın dibinde sürenince dal,sürgün,filiz veya bundan yapılan ince sopa Şıpşık=Naylondan yapılmış ince terlik Kepe(kepenek)=Keçeden kolsuz çoban giysisi Domuz arabası=Tahtadan yapılan ,önünde tek tekerleği olan ,arkada iki tutma sapıyla öne kaldırılarak ilerletilen,üzeri düz el arabası(yakın zamanlarda metal el arabaları için de kullanılmaktadır) Böğlek(böğelek,büğelek)=Özellikle büyük baş hayvanları arka butlarından ısırarak hayvanların kuyruklarını kaldırıp deli gibi ordan oraya koşmasına neden olan asalak Pestil =İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyva ezmesi Kara gazoz=Kolalı içeceklere verilen ad Sarı gazoz=Tutunçgiller tadında ve renginde gazozlara verilen ad Gacı=Çingene dilinde karı,kadın,dost,metres Pale=Ufak yaşta,toy,genç çocuk Göbel =Tarla sınırlarını ayırmak için tarla kenarlarında yapılan küçük tepecikler Gerdel=Süt,su gibi sıvıları taşımaya ve saklamaya yarayan çember halkalarla sağlamlaştırılmış tahtadan kova Kefeke=Kolay dağılabilen bir cins yumuşak taş Gökgöz =gözleri alacalı ,sert bakışlı kişi Enter motor=İnternacionel marka traktör Çetik=Çorap üzerine giymeye yarayan ,yarım bot şeklinde renkli ve desenli yün patik Düzgün=Cildi pürüssüz göstermek ve renklendirmek için kullsnılsn yüz kremleri Burgu=Ağaçtan malzemeleri delmek için kullanılan elle çalışan matkap Dikel=Pancarı tarladan sökmeye yarayan ucu çatal şeklinde çapa Porta kapı=Evlerin bahçeye girişteki araç giriş kapısı Bürgü(giysi)=genelde kara çarşaf yerine söylenir Yağrık= Üzerinde odun parçalamak için odunlukta bulunan kütük Cambaz=Kesilecek büyükbaş ve küçükbaş hayvan satın alan kişi Karık=Bahçede sulama veya ürün ekmek için açılan küçük kanal Delice(bitki)=Buğdaygillerden genellikle buğday tarlasında yetişen,tohumları zehirli,yabani bitki Devetin(divitin)=Bir yüzü havlu gibi yünlü kumaş Don yağ=normal sıcaklıkta katı durumda olan, hayvanların iç organ yağlarının eritilip dondurulmasıyla yapılan yağ Değirmi=Eni boyuna eşit kumaş parçası,yazma Çözgü=dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler Düzen=Elle çalışan ilkel dokuma tezgahı Çepiş(cebiş)= Bir yaşındaki keçi yavrusu Çotuk=Bağ kütüğü,kesilen ağacın toprak üstünde kalan kısmı Kombaldak=Meşelerde bazen oluşan küre şeklinde odunsu madde Torlak=Belden aşağısı tamamen çıplak Çuvaldız=Çuval ağzı dikmeye yarayan büyük iğne Düven(döven)=Harmanda ekinlelerin saplarından ayrılması için koşulu hayvanlarla çekilen alt yüzüne dikine çakmak taşlı ağaçtan tarım aleti Pırnik=Çok küçük,izmarit,bir fırttan az yudum Partal=Eski kumaş parçası Sırtmaç(sığırtmaç)=köyün büyükbaş hayvanlarını güden sığır çobanı Susak=ağaçtan yada su kabağından yapılan su tası İğşimik(ekşimik)=yağı alınmış sütten yapılan peynir,kesmik,keşik,lor Kopça=Bir giysinin iki yanını birleştirmeye yarayan metal bir halka ile bir çengelden oluşan tutturucu,ağraf(örn:sutyen kopçası) Potur=Arkatarafında kırmaları çok bacakları dar keçeden yapılan pantolon Harar=Kıldan dokunan ,saman koymaya yarayan büyük çuval Zelve=Koşum Öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boynunun iki yanından boyunduruluğa geçirilen çubuk Kerrat cetveli= Çarpım tablosu Kancık köpek=Dişi köpek Yalabık=Parlak Ötürük=İshal Mayasıl=Basur Şıllık=Uçarı ,serbert kadın Ayak yolu=wc Popaz=Papaz Palaz=Kabarık Batos(patoz)=buğdayın tanelerini ayıran ilkel ,yarı otomatik tarım makinesı Kırkmak=koyun ve keçilerin yününü kırkma denilen büyük makasla keserek almak Güyüm=Metal malzemeden yapılmış büyük kova Çile=Örme ve dokuma işlerinde iplik kangalı Evlek=Dönüm (1000m2)ün dörte biri kadar tarla Kapçık=ayçiçeğinin çitlendikten sonra kalan kabukları,bir şeyin dış örtüsü,kaplama Susta durdurmak= Karsışındakini konuşturmamak,emredici davranmak Cinifit olmak=Çok kızmak,öfkesini zor zaptetmek Boğsak(boğarsak)=sığırların cinselli olma durumları,kızışmak Devresi gün=Bağsedilen günden sonraki gün Masır=üzerine ip dolanan yaklaşık bir karış uzunluğunda kamış makara Kepir=işlemesi çok zor sert ve yüzeyi kuru toprak Güme=Göl,gölet ve nehir kıyılarına çoğunlukla tahtadan yapılan 2-3 kişinin sığabileceği baraka Balya=Buğday saplarının preslenip telle bağlanması oluşan saman Gücü=bez tezgahında ipliği aralayan tezgah tarağı Ayat=İki oda arsındaki ocaklı salon Sundurma=Ev boyunca uzanan gömme balkon tarzı yapı Tiğtili kuşu gibi=çok zayıf kimse Gaknik= çok zayıf kim Aretlik=arkadaş kakaç= zayıf At hırsızı=kılık kıyafeti ve davranışlarıgüven vermeyen kimse Arasta=aynı işi yapan dünkanların bir arada bulunduğu kapalı karşı Şilte=oturmak için yapılan küçük yer döşeği Çardak=üstü örtülü dinlenme yeri

araştıran:şahin şengül

Coğrafya

Edirne iline 81 km, Uzunköprü ilçesine 14 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, Trakya Karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

|- 
Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 214 1997 198


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
2004 -cevat sarı
1999 -irfan yıldız
1994 -irfan yıldız
1989 -irfan yıldız
1984 -sakim şengül
    -akif şahin
    -mustafa şengül


Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Linkler



köy-taslak Uzunköprü belde ve köyleri

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar