Lade Deniz Muharebesi

Kısaca: Lade Deniz Muharebesi, İyon Ayaklanması sırasında MÖ 494 yılında gerçekleşen bir deniz muharebesidir. Muharebe, Midilli Adası'nın da katıldığı İyon kent devletleri ittifakı ile I. Darius'un Akamenid imparatorluğu arasında yapıldı ve Pers donanmasının açık zaferiyle İyon Ayaklanması'nı kesin biçimde sona erdirdi. ...devamı ☟

Lade Deniz

Muharebe

si
, İyon Ayaklanması sırasında MÖ 494 yılında gerçekleşen bir deniz muharebesidir.

Muharebe

, Midilli Adası'nın da katıldığı İyon kent devletleri ittifakı ile I. Darius'un Akamenid imparatorluğu arasında yapıldı ve

Pers

donanmasının açık zaferiyle İyon Ayaklanması'nı kesin biçimde sona erdirdi. Batı Anadolu'ya kadar genişleyen

Pers

hakimiyeti, özellikle İyon kent devletlerinin deniz ticaretini sınırlandırmıştı. Her yıl

Pers

Sarayı'na ödemek zorunda kaldıkları haracın üstüne bir de

Pers

Sarayı'nın Önasya'nın

Grek

kent devletleri yönetimine atadığı tiranlar halk arasında yaygın bir hoşnutsuzluğa yol açıyordu. İyon Ayaklanması'nı tetikleyen görünürdeki neden bu tiranlara karşı duyulan hoşnutsuzluktu. Bu tiranlardan biri olan Milet tiranı Arıstagoras, MÖ 499 yılında

Pers

Satrabı Artaphernes'ı da yanına alarak, daha doğrusu ikna ederek Nakşa Adası'nı ele geçirmek amacıyla bir sefer başlatmıştı. Aristagoras'ın böylesi bir istilaya girişmesindeki temel neden Milet'deki durumunu güçlendirmekti. Bu seferin başarısız olmasıyla Aristagoras, bir tiran olarak durumunun sallantıda olduğunu gördü ve tüm İyon kent devletlerini

Pers

hakimiyetine karşı ayaklanmaya kışkırttı. Ayaklanmanın ilk yılı olan MÖ 498 yılında İyon kuvvetleri, Atina ve Eretria'dan gelen kuvvetleri de takviye olarak alarak Satraplık başkenti Sard'a taarruz ettiler. Aşağı kenti ele geçirmelerine karşın yayılan bir yangın yüzünden yukarı şehrin kuşatmasını kaldırarak Milet'e geri çekildiler. Toparlanarak Sard'a yardıma gelen

Pers

kuvvetlerince izlenen bu kuvvetler, Efes dışında

Pers

kuvvetleriyle muharebeye girdiler. Efes

Muharebe

si İyon, Atina ve Eretriya kuvvetlerinin bozgunuyla sonuçlandı. Bu yenilgiye karşın daha sonra Karya ve Kıbrıs da ayaklanmaya katıldılar. İzleyen üç yıl boyunca Önasya'daki

Pers

askeri harekatları kesin bir sonuç getirmemiştir.

Pers

ordusu ve donanması MÖ 494 yılında yeniden düzenlenip, dosdoğru ayaklanmanın merkez üssü durumundak Milet'e gönderildi. İyon kuvvetleri Milet'i Miletliler'in savunmasına bırakarak Milet yaklaşımını denizden savunmaya karar verdiler. İyon filosu bu amaçla Milet Körfezi dışındaki Lade Adası'nda toplandı. Ada, günümüzde Büyük Menderes Nehri'nin körfezi doldurması sonucu, ovada bir yükselti halinde kalmıştır.

Pers

filosu komutanlığı, Lade açıklarında girişilecek bir deniz muharebesinin sonucundan emin olamadığı için dolaylı bir yol seçerek bazı İyon birliklerini çekilmek konusunda ikna etmenin yollarını aramıştır. Girişimler başlarda herhangi bir olumlu sonuç sağlamadı. Fakat daha sonra

Pers

kuvvetleri İyon birliklerine saldırınca Sisam Adası

Pers

teklifini kabul etmeye yanaşmıştır.

Pers

ve İyon filoları muharebeye girdiklerinde Sisam gemileri muharebe hattından ayrıldılar. Bu durum İyon hatlarının çözülmesine neden oldu.

Muharebe

hattında kalan Sakız Adası ve diğer İyon gemileri cesaretle savaştılarsa da savaş kaybedildi. Lade Deniz

Muharebe

si yenilgisi üzerine İyon Ayaklanması son bulmuştur. Bir sonraki yıl

Pers

kuvvetleri ayaklanmanın son direnek noktalarını da ezdi ve hemen ardından bölgeye barış getirme sürecini başlattılar. İyon Ayaklanması

Grek

dünyası ile

Pers

İmparatorluğu arasındaki ilk geniş çaplı çatışmaları temsil etmektedir. Bu nedenle Yunan-

Pers

Savaşları
'nın ilk evresi olarak kabul edilir. Lade Deniz

Muharebe

si'yle her ne kadar İyon Ayaklanması bastırılmış olsa da I. Darius, ayaklanmaya destek sağladıkları için Atina ve Eretria'yı cezalandırmaya and içmişti. Öte yandan Yunanistan'daki çok sayıda

Grek

kent devletinin varlığının, İmparatorluğu için bir tehdit olmaya devam ettiğini gördüğünden Yunanistan'ı bütünüyle istila etmeye karar vermiştir. Yunanistan'a yönelen ilk

Pers

genel saldırısı
MÖ 492 yılında başlatıldı. Bu genel saldırı Yunan-

Pers

Savaşları'nın İyon Ayaklanması'ndan bir sonraki evresidir.

Kaynaklar

Esas itibariyle İyon Ayaklanması konusunda birincil kaynak Karyalı tarihçi Herodot'tur. "Tarihin babası" olarak bilinen Herodot, MÖ 484 yılında Halikarnas'da dünyaya gelmiştir.

Grek

çe Historia, Tarihler adlı çalışmasını yaklaşık olarak MÖ 440-430 yılları arasında kaleme almıştı. Tarihler, esas olarak Yunan-

Pers

Savaşları'nın nedenlerini irdelemek üzere çalışılmış bir eserdir ve halen geçerli bir kaynak sayılmaktadır. Herodot'tan sonraki, Tukididis gibi bazı tarihçiler, her ne kadar onun tarzını izlemişlerse de eleştirmekten geri kalmamışlardır. Bununla birlikte Tukididis kendi tarih çalışmasını, Herodot'un bıraktığı yerden, Sestos Kuşatması'ndan başlatmayı seçmiştir. Muhtemelen, Herodot'un çalışmasının düzeltilmeye ya da yeniden yazılmaya gerek duyulmayacak kadar doğru olduğunu kabul etmişti. Sonuç itibariyle Rönesans Avrupa'sında çok okunmaya devam ediyor olsa da Herodot hakkında olumsuz bir yargı sürmüştür. Ancak 19. yüzyıla gelindiğinde, bir kısım arkeolojik bulgularla defalarca desteklenince Herodot'un değeri kabul edilir olmuştur. Günümüz yaygın görüşü, Herodot'un çalışmasının son derece değerli bir tarih kaydı olduğu yönündedir. Bununla birlikte, özellikle birliklerdeki mevcutlar ve tarihler konusunda verdiği ayrıntıların yer yer kuşkuyla karşılanması da söz konusu olmaktadır. Herodot'ta

Pers

karşıtlığı yanında ilginçtir ki özellikle İyon Ayaklanması konusunda İyonlara karşı olan bir tarafgirliğe işaret eden çağdaş araştırmacılar vardır. Örneğin George Beardoe Grundy, Herodot'un "yaşamın herhangi bir bölümünde İyonya'lılar hakkında söylenecek hemen hiçbir sözü" olmadığını yazmaktadır. Andrew Robert Burn ise "kin doludur ve dürüst değildir" demektedir. Yakın geçmiş Bronz Çağı Çöküşü ardından Antik Yunanistan'da saray ekonomileri çökmesiyle nüfusun önemli bir bölümü, daha güvenli bulunan Önasya'ya göç ederek oralarda yerleştiler. Bu yerleşimciler Antik Yunanistan'ın dört ana kabilesinden üçü olan Aioller, İyonlar ve Dorlardır. İyon boyları, Lidya ve Karya kıyılarına yerleşerek İyonyayı oluşturacak 12 kent devleti kurdular. Paniyonya Birliği olarak bilinen bu birliğe daha sonra Smyrna da katılmıştır. İyon kent devletleri ünlü Lidya kıralı Krezüs tarafından MÖ 560 yılı civarında boyun eğdirilene kadar bağımsız kalmaya devam etmişlerdi. Bu tarihten Akamenid İmparatorluğu'nu kuran II. Kiros tarafından yıkıldığı tarihe kadar (MÖ 564) Lidya hakimiyetinde kaldılar. Bu dönemde, Karadeniz, Çanakkale ve İstanbul Boğazları'nın batı kıyılarıyla Trakya kıyıları

Pers

kontrolüne geçmişti. Bu durumda Yunanistan ve Batı Anadolu kentlerinin bu bölgelerle ticareti kesilmişti. Karadeniz kıyılarında özellikle Milet'in yaygın bir kolonileşmesi mevcuttur. Bu kıyılardaki

Pers

hakimiyetinin yarattığı ve ticareti ilgilendiren diğer bir sorun ise bu kolonilerden gelen buğdayın kesilmesidir. Diğer yandan

Pers

Sarayı, boyun eğdirdiği Batı Anadolu'daki tüm kent devletlerinden haraç alınyordu. Ancak

Pers

İmparatoroluğu için İyon kentlerini hakimiyet altında tutmak, istila edilmiş olan diğer imparatorluk bölgelerine oranla bazı güçlükler göstermektedir. II. Kiros, İmparatorluğun diğer bölgelerinde Musevi din adamları gibi, "seçkin" grupları, hakimiyetini güçlendirmek amacıyla desteklemiş, kollamıştı. Bu yüzden

Pers

ler İyon kent devletlerinde bir tiranın yönetime gelmesini, kendilerini İyonya'nın iç çatışmalarına sürüklese de desteklemek durumunda kalmışlardır. Bir başka risk de bazı tiranların kendi yönetimlerini olabildiğince bağımsız kılma girişimleri olabilecekti ve bunların bir şekilde değiştirilmesi zorunluydu. Bu sıralarda Nakşa'dan sürgün edilmiş olan aristokratlardan bazıları MÖ 500 yılında Aristagoras'a baş vurarak Ada'yı ele geçirmesi için teşvik ettiler. Nakşa'yı istila etmekle Milet'teki durumunu sağlamlaştırmayı planlayan Aristagoras, Lidya Satrabı Artaphernes'e başvurmuş, bir ordu istemiştir. Artaphernes bu teklifi kabul etmiştir. Birleşik orduyu taşıyan gemiler MÖ 499 yılının baharında denize açıldılar. Fakat Nakşa'yı kuşatmalarına karşın sefer başarısızlıkla sonuçlandı. Dört ay süren Nakşa Kuşatması, bu sürenin sonunda maddi kaynakların tükenmesi nedeniyle kaldırılmak zorunda kalındı. Donanma ve ordu çaresiz olarak Önasya kıyılarına geri döndüler. Bu durumda,

Pers

Sarayı'nın Aristagoras'ı görevden alması kaçınılmaz gibi görünmektedir. Sarsıntıda gördüğü durumunu düzeltmek için yaptığı güçlü hamlenin başarısızlıkla sonuçlanması Aristagoras'ı, sarsıntıda gördüğü durumunu bıçak sırtına getirmesiyle sonuçlanmıştı.

Pers

Sarayı'ndaki itibar ve güven kaybını gidermek için yapabileceği hiçbirşey yoktu. Kendi halkına yöneldi ve

Pers

boyunduruğuna karşı duyulan hoşnutsuzluğu körükleyerek yeniden bir güç oluşturmayı denedi. Herodot her ne kadar ayaklanmayı Aristagoras ve Histiaeus'un kişisel ihtiraslarına bağlıyorsa da, İyonya'nın iç dinamiklerinin ayaklanmak için olgunlaşmış olduğu açıktır. Herodot, bu koşulları olgunlaştıran ilk etmenin

Pers

Sarayı tarafından atanan yöneticilere karşı duyulan hoşnutsuz olarak gösterir. Bu yüzden Aristagoras'ın girişimleri, bir kuru ot yığınına düşen kıvılcım gibi hızla yayılan etkilerle ayaklanmayı ateşlemiştir. Hemen her kent devletinde tiranlık yerine demokrasi hükümet şekline geçilerek ayaklanma başlatılmış oldu. Diğer ifadeyle İyonlar,

Pers

Sarayı tarafından atanmış tiranları yönetimden uzaklaştırarak siyasi erki ele geçirmişlerdir. Aristagoras Önasya'daki tüm

Grek

dünyasını ayaklanma içine çekmeyi başardı. Fakat,

Pers

kuvvetleriyle savaşabilmek için başka müttefiklere de ihtiyaçları olduğunu fark etmiştir. Bu düşünceyle MÖ 499 kışında deniz yoluyla, savaş konularında en atak

Grek

kent devleti olan Sparta'ya gitmiştir. Ancak Aristagoras'ın tüm israrına karşın Sparta Kralı I. Cleomenes,

Pers

lere karşı

Grek

liderliği yönündeki teklifi geri çevirmiştir. Aristagoras bunun üzerine Atina'ya ve Eretria'ya gitti. Atina da Eretria da, Aristagoras'ın ayaklanmasını destekleme kararı vermiştir. Bu filo esas İyon kuvvetleriyle Efes yakınlarında birleşti. Daha sonra Artaphernes'in Satraplık başkentine ilerleyen bu kuvvete Sard dağlarını aşarken Efesliler rehberlik etti. Önasya'daki

Pers

kuvvetleri Sard'a doğru yürüyüşe geçmiş ancak kente ulaştıklarında

Grek

birliklerinin çekildiğini öğrenmişlerdir. İzlemeye geçen bu kuvvetler

Grek

ordusuna Efes yakınlarında yetiştiler. Moralsiz ve yorgun

Grek

kuvvetleri

Pers

ordusu için kaçınılmaz olarak zayıf bir rakipti. Yine de muharebeden kaçınma olanakları yoktu ve savaşa girdiler. Bu yenilgiye karşın ayaklanma yine de yayılma göstermiştir. Bir İyon filosu Çanakkale Boğazı üzerinden Marmara Denizi civarına ilerledi. Bu kuvveler Byzantium'u ve civar kentleri istila ettiler. Aynı filo daha sonra Güney Ege'ye yelken açmış ve Karya ayaklanmaya katılmasını sağlamıştır. Diğer yandan ayaklanmanın genişlediğini gören Kıbrıs Kralı, herhangi bir dış teşvik olmadan

Pers

hakimiyetine başkaldırdı. Sonraki üç yıl boyunca

Pers

ordusu ve donanmasının büyük kısmı Karya ve Kıbrıs'da, bu bölgelerdeki ayaklanmayı ezmekte kullanılmıştır. Bu yıllarda İyonya'nın geri kalanında görece durgun yıllar yaşanmıştır. Karya'yı ve Kıbrıs'ı hedef alan

Pers

karşı saldırılarının en güçlü olduğu bu evrede durumunun savunulmasının güçlüğünü gören Aristagoras, Milet'in ve ayaklanmanın liderliğinden çekilmiştir. Herodot bu tutum karşısında olumsuz bir yaklaşım sergiler. O'na göre Aristagoras bütünüyle soğukkanlılığını kaybetmiş ve mücadeleden kaçmıştır. İyon Ayaklanması'nın altıncı yılı olan MÖ 494'de

Pers

kuvvetleri yeniden harekete geçmiştir İyon Ayaklanması'nı bastırmak için tahsis edilen tüm kara güçleri bir ordu olarak teşkillendi. Orduya destek olacak filo ise Mısır, Kilikya, Fenike ile yeniden boyun eğdirilen Kıbrıs 'dan sağlanmıştır. Bu şekilde düzenlenen

Pers

kuvvetleri, diğer kentler üzerinde durmayarak İyon Ayaklanması'nı merkez üssünde boğmak üzere doğrudan doğruya Milet'e yönelmişlerdir. I. Darius bu kez,

Grek

ler konusunda deneyimli bir

Pers

Generali olan Datis'i orduya komuta etmek üzere atamıştır. Bu bağlamda Datis'in

Pers

taarruzunun genel komutasını üstlenmiş olması mümkündür. Ada, Büyük Menderes Nehri'nin getirdiği alüvyonlar nedeniyle günümüzde ova içinde bir yükselti haline gelmiştir. MÖ V. yüzyılda deniz savaşları MÖ 5. yüzyılda Akdeniz'de deniz savaşlarında kullanılan en gelişkin savaş gemileri triremelerdir. Uzunlukları 36 metre, genişlikleri ise 6 metre olan bu gemiler üç sıra kürekçi takımına sahiptir. Uygun rüzgar olduğunda toplam alanı 175 metrekareyi bulan yelken takımıyla hareket edebilirlerdi. Ancak yeterli rüzgar olmadığında ve muharebelerde kürekçi takımına dayanmak zorundadırlar. Bu gemilerde 170'i kürekçi olmak üzere 200 mürettebat istihdam edilmektedir. O dönemde Akdeniz'de temel deniz muharebesi taktikleri gemilerin pruvasında bulunan mahmuzu kullanarak düşman gemisini mahmuzlayarak batırmaktı. Eğer bu mümkün olmazsa trireme düşman gemisine olabildiğince yakın geçiş yapmaya ve bir taraftaki kürekleri kırarak gemiyi manevra yapmaz hale getirmeye çalışırdı. Her iki tarafın savaş gemilerinde bu tür olası bir çatışma için asker bulunmaktadır.

Grek

İttifakı Donanması'nda tam silahlı hoplitler,

Pers

Donanması'nda ise hafif piyadeler. MÖ VI. yüzyıl (500'lü yıllar) öncesinde mahmuzlu savaş gemileri olduğuna ilişkin herhangi bir kanıt günümüze ulaşmış değildir. Mahmuzlu savaş gemilerine dair ilk kanıt MÖ VI. yüzyıl ortalarına denk gelen Herodot'un kaydıdır. Mahmuz, düşman gemisinin bordasını parçalayabilmesi için tunç kaplamayla sağlamlaştırılırdı. Bu yüzden geminin en pahalıya mal olan bölümüdür. Mahmuzlu gemiler, her şeyden önce çarpışmanın darbe etkisine dayanacak kadar güçlü inşa edilmeliydiler. Dahası mahmuz için gereken tunç hem oldukça pahalıdır, hem de tek parça halinde dökülen bu kısımn için uzman dökümcülere gerek duyulacaktır. Mahmuzlama, oldukça ustalık gerektiren bir manevradır. Mahmuzlama doğru yönde yapılmalı ve uygun vuruş durumuna kadar olabilecek en yüksek hızda ilerlemelidir. Bu anda kürekçilere emir verilir ve mahmuzlama hızına düşülür. Bu mahmuzlama hızı iyi belirlenmeli, etkili bir vuruş yapmaya yeterli olduğu gibi darbeden sonra düşman gemisinden kurtulmayı sağlayacak bir hız olmalıdır. Aksi takdirde düşman gemisine takılınıp kalınırdı. Bu durum ise, her iki geminin de aynı kaderi paylaşmasına yol açacaktır. Bu nedenle mahmuzlamanın hemen ardından kürekçilere verilen emirle geriye kürek çekilirdi.

Pers

ler ve Asya'da yerleşik

Grek

ler bu dönemde diekplous olarak bilinen bir manevrayı da kullanmaya başlamışlardır. Çok kesin olmamakla birlikte bu manevra, düşman hatlarının belirlenen bir kesiminde güç konsantrasyonu sağlayarak bir gedik açmaya dayanmaktadır. Savaş gemileri bu gedikten geçerek düşman hatlarının gerisine sarkar ve düşman gemilerini geriden mahmuzlar. Gemilerin ağır oluşu diekplous manevrasını uygulayabilme konusunda güçlük yaratıyordu. Bu durumda,

Grek

lerin mahmuzlama taktiğinden çok bordalama taktiğini tercih ettikleri söylenebilir. Kuvvetler

Grek

İyon kent devletleri bu savaş için bir Aiol yerleşimi olan Midilli Adası ile ittifak içinde kuvvet oluşturdular. Herodot her kent devletinin gemi olarak katkısını vermektedir. Herodot'a göre savaş düzeni içinde yer alan kent devletleri Milet, Priene, Myus, Teos, Sakız, Erythrai (günümüzde Ildırı), Phokaia (günümüze Foça), Sisam ve Midilli'dir. Öte yandan Smyrna da önceleri bir Aoil yerleşimi iken Kolofon tarafından istila edilmişti. Zaten bağımsız bir kent devleti değildi.

Pers

Herodot'a göre

Pers

donanmasında 600 savaş gemisi bulunmaktaydı. Bu donanma Fenike, Mısır ve yakın zamanda yeniden boyun eğdirilen Kıbrıs'tan sağlanmıştır. Tiranlar bu mesajı vatandaşlarına ilettilerse de İyonlar bu teklifleri geri çevirdiler. Esasen bu tehditlerin ciddiyeti ve kararlığı pek fark edilmemiş gibi görünmemektedir. Herodot, bu tekliflerin başka kentlere de götürüldüğünün bilinmediğini, her kentin sadece kendilerine yapıldığını sandıklarının yazmaktadır. Hatta bu teklifleri görüşmek, tartışmak için bir toplantı yapılmış bile değildir. İyonlar sadece savaşın sevk ve idaresini görüşmek için toplantılar yaptılar. Phokaialı General Dionysius,

Grek

kuvvetlerine savaş eğitimi vermeyi ve komuta etmeyi önermiştir. Dionysius, durumun "ustura sırtında" (Türkçe'de bıçak sırtı) olduğunu söylemiştir, ya köle olacaklar, ya da özgür kalacaklardır. Şimdi bir takım sıkıntılara katlanırlarsa düşmanlarını yenecek güce sahip olacaklar ve özgür kalacaklardır. Bu sıkıntıdan kastı, kendisinin yöneteceği sıkı bir askeri eğitimdi. Bu teklifin kabul edilmesi üzerine Dionysius her gün yoğun bir askeri eğitim programı uygulamaya koydu. Her sabah gemiler sıra sıra açık denize çıkıyordu. Kürekçileri düzenli olarak çalıştırırken bordalama manevraları ve denizde piyade çatışmaları talimleri yapıldı. Bu çalışmalar yedi gün boyunca sürdürüldü. Ancak bu yorucu talimler bu sürenin sonunda askerlere ağır geldi ve bitkin düştüler. Üç gemiyle gelip talimlere katılmayıp kamplarında kaldılar. Üç gemiyle çıkıp gelen Phokaialının kendilerine eziyet etmesine katlanmak istemediler. Kamplara çekilip bir kara ordusu gibi gölgede yattılar, gemilere çıkmadılar. Uzun süre hızlı ve güçlü kürek çekmenin her insanın el ve kaba etlerinin su toplamasına yol açması kaçınılmazdır. Herodot'a göre İyon ordusundaki bu disiplinsizliği ve umursamazlığı gören Sisamlılar,

Pers

teklifine olumlu bakmaya başlamışlardı. Bu durumda

Pers

kuvvetlerine üstün gelmenin olanaksız olduğunu düşünmeye başlamışlardı. Dahası

Pers

Donanması'nı yenseler bile arkasından bu kez beş katı güçte bir başkasının geleceğinden emindiler. Ancak günümüzde bazı tarihçiler

Grek

kamplarındaki bu ayrışmayı kabul etmemektedirler. Herodot'un bu konuda yanlı düşündüğü ve yazdığı ileri sürülebilir. Sisamlılar'ın ihanetini mazur gösterecek bir bahane arama çabası da olabilir. Yine de Sisamlılar savaş başlayana kadar

Grek

kampında kalmaya devam etmişlerdir. Muharebe Askeri talimlere katılmamak yönünde General Dionysius'a bu başkaldırıdan kısa bir süre sonra

Pers

donanması muharebe için düzen alarak harekete geçti. Herodot, İyonlar'ın deniz muharebesinde cesurca mı yoksa korkakça mı savaştıkları konusunda, birbirlerini suçladıkları için birşey söyleyemeyeceği açıkça itiraf etmektedir. Bununla birlikte Sisam gemileri muharebe hattından çark ederek uzaklaşmıştır. Yine de 11 Sisam savaş gemisi İyonlar'ı terk etmeyip muharebe hattında kaldılar. Herodot'un verdiği rakamlara göre, 49 Sisam triremesi muharebe hattından çekilmiş, İyon ittifakı 304 gemiyle muharebeye katılmış olmalıdır. Daha sonraki tarihlerde Sisamlılar bu muharebedeki vatandaşlarının yürekli ve özverili mücadelesi anısına pazar yerlerine anıtsal bir sütun dikeceklerdir. İyon muharebe hattının batı kanadındaki Midilli gemileri de Sisam filosunun çekildiğini görerek muharebe hattını terk ettiler. Böylece 70 geminin daha ayrılmasıyla filo mevcudu 234 gemiye düşmüştür. Sonuç olarak İyon muharebe hattının bir kanadı bütün bütün çökmüş oldu. Bu durum üzerine bazı İyon gemileri de durumun bir anda umutsuz hale geldiğini görünce çekildiler. Herodot, denizde izlenmekte olan bu gemilerin Mykale Dağı eteklerine geldiğini ve karaya çıktıklarını yazmaktadır. Karadan ilerleyerek Efes topraklarında ilerlediler. O sırada Efesli kadınlar Demeter ve

Pers

ephone
onuruna düzenlenen Thesmophoria Festivali'ni kutlamaktaydı. Gece vakti topraklarına giren silahlı bir grubu haber alan Efes'in bunları kadınları kaçırmaya gelen bir grup haydut sandılar ve üzerlerine asker saldılar. Tümümünü kılıçtan geçirdiler. Sonuç olarak muharebede sadece Sakız'ın adam kaybı, gemi başına 200 mürettebat Yenilgi ise Sisamlı generallerin savaş alanından çekilmesine bağlanabilir. Bununla birlikte Leda

Muharebe

si'nden hemen önce durumu umutsuz gördükleri ileri sürülmektedir. Herodot'un da İyon Ayaklanması'nı talihsiz bir macera olarak gördüğü konusu halen tartışılmaktadır. Öte yandan Sisam'da, generallerinin Lade'deki tutumunu ihanet olarak değerlendiren "vatansever" bir grup ta vardı. Lade açıklarındaki muharebenin kazanılmasından sonra

Pers

kuvvetleri karaya çıktılar ve Milet, duvarlar ele geçirilene kadar her türlü araçtan yayarlanılarak ve taşlar sökülerek yakın kuşatma altına alındı. Herodot'un anlatığına göre erkeklerin çoğu öldürüldü, kadınlar ve çocuklar köle edildi. Milet'te günümüzde yapılan arkeolojik kazılar, Lade

Muharebe

si sonrasında yaygın imha izleri ve kentin büyük ölçüde terk edildiğini gösteren somut kanıtlar vermektedir. Ancak bazı Miletliler'in kentte kalmasına ya da kısa süre sonra geri dönmelerine karşın Milet hiçbir zaman eski ihtişamına ve zenginliğine kavuşamamıştır. kent ve sahil bölgesi

Pers

ler tarafından alındı. Pedasa'dan Karya'ya kadar olan topraklar da Pedasalılara bırakıldı. Tutsak Miletliler önce Susa'ya I. Darius'un sarayına götürüldüler. Oradan Basra Körfezi'nde Dicle'nin denize döküldüğü bir bölgede zorla iskan edildiler. Aslında Sisam

Pers

ler tarafından, Lade

Muharebe

si'nde muharebe alanını bırakıp çekilmelerinin bir karşılığı olarak yakılıp yıkılmamışdır. Bu arada General Dionysius Sicilya'ya yerleşerek Kartaca ticaret gemilerine avlayan bir korsan grubu kurmuştur. Dionysius'un Lade'de donanmayı yönetmemiş olduğu, çünkü daha önce üst komuta görevinin iptal edildiği ileri sürülmektedir.

Pers

filosu ve ordusu kışı Milet'de geçirdi. MÖ 493 yılında, İyon Ayaklanması'nın son direnek noktalarını da kırmak için harekete geçti. İlk saldırıları Sakız Adası, Midilli ve Bozcaada'ya yönelmiştir. Daha sonra Önasya kıyılarına yönelerek geri kalan İyon kentlerini de aldılar. Tüm İyon kentleri benzer akıbete uğradılar. Hemen hepsi Milet'in kaderini kısmen paylaşmamışdır. Lade önlerinde sürülmüş tiranlarla İyonlara bildirdikleri tehditlerin hepsini gerçekleştirdiler. Bir kent üzerinde hakimiyet kurduklarında Milet'teki gibi, en yakışıklı erkek çocukları ve çocuk yapabilecek durumdaki erkekleri toplayarak hadım ettiler, en güzel genç kızları da

Pers

Kraliyet Haremi'ne gönderdiler. Bu arada kentler ve tapınakları ateşe verildi.

Pers

Sarayı yönünden, İyon Ayaklanması'nı destekledikleri için Atina ve Eretria'yı cezalandırma politikası, MÖ 493 yılı sonuna kadar sonuçlandırılmamış bir meseleydi. İyon Ayaklanması I. Darius'un imparatorluğunu istikrar içinde yönetmesi yönünde ciddi bir tehdit yaratmıştı. Ayaklanma bastırılmıştı ama Yunanistan'daki kent devletleri halen bu yönde bir tehdit oluşturmaya devam ediyorlardı. Bu tehdit I. Darius'u, Atina ve Eretria'nın ele geçirmeyi ve devamında tüm Yunanistan'ı istila etmeyi düşünmeye başlamasına neden olmuştur. Bu harekatla İyon Ayaklanması sırasında

Pers

hakimiyetinin gevşemiş olduğu Trakya yeniden boyun eğdirilirken Makedonya Krallığı da

Pers

Sarayı'na bağlı bir krallık haline getirildi. Ancak denizde uğranılan bir yıkım General Maronius'un tüm hareketini kesintiye uğratmıştır. Notlar
Dış bağlantılar * Herodot, Terpsikhore ( 5. Kitap) * Herodot, Erato ( 6. Kitap)

Kaynaklar

Antik kaynaklar

*Herodot : * Histories İngilizce : * Herodotos, Tarih - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları *Thucydides, History of The Peloponnesian Wars *Diodorus Siculus, Library *Cicero, On the Laws

Çağdaş kaynaklar

* The Cambridge Ancient History, vol. 5. Cambridge University Press (1988) * D. Fehling, Herodotus and His "Sources": Citation, Invention, and Narrative Art (1989) * JVA Fine, The Ancient Greeks: A Critical History. Harvard University Press (1983) * Moses Finley, Thucydides – History of the Peloponnesian War Penguin (1972) * Tom Holland,

Pers

ian Fire: The First World Empire and the Battle for the West
Doubleday (2006)

Kaynaklar

Vikipedi

Bu konuda henüz görüş yok.
Görüş/mesaj gerekli.
Markdown kullanılabilir.

MÖ 550'ler
3 yıl önce

Efes Muharebesi MÖ 499-493 Lade Deniz Muharebesi MÖ 494 Maraton Muharebesi MÖ Ağustos/Eylül 490 Termopylae Muharebesi 8 – 10 Eylül 480 Artemision Deniz Muharebesi...

Mykale Muharebesi
6 ay önce

için de geçerlidir. Tüm istila kuvvetlerinin triremelerle taşınmış olması mümkündür. Diğer yandan Sakız Adası'ndan triremeler Lade Deniz Muharebesi sırasında...

Usame Bin Ladin
6 ay önce

c Ömer bin Laden, Necve bin Laden, Sasson 2010, s. 293. ^ Ömer bin Laden, Necve bin Laden, Sasson 2010, s. 293-294. ^ "Osama bin Laden's family 'stranded'...

Usame bin Ladin, 10 Mart, 11 Eylül 2001 Saldırıları, 1930, 1957, 1968, 1979, 2003 İstanbul Saldırıları, El Kaide, ISI, Kişi
Eretria Kuşatması
3 yıl önce

Atina ve Eretria'dan öç almaya yemin etmiştir. İyon Donanması Lade Deniz Muharebesi'nde ağır bir yenilgiye uğradığında İyon Ayaklanması da kesin olarak...

Nakşa Kuşatması (MÖ 499)
3 yıl önce

bu kez ayaklanmanın merkezi sayılan Milet üzerine yüklendiler. Lade Deniz Muharebesi'nde İyon donanmasının ağır bir yenilgiye uğraması İyon Ayaklanmasını...

Maraton Muharebesi
6 ay önce

Yunanistan'daki en büyük iki kent devletiydi. İyon Ayaklanması, Lade Deniz Muharebesi'nde elde edilen Pers zaferiyle bastırıldığında I. Darius Yunanistan...

Norveç hükümdarları listesi
3 yıl önce

Norveç hükümdarları listesi 872'de başlamaktadır. Geleneksel olarak anlatıya göre bu tarihte Hafrsfjord Muharebesi yapılmış ve bu muharebede galip gelen...

Norveç hükümdarları listesi, 872, 933, I. Harald (Norveçli), II. Hí¥kon, V. Magnus, Sverre Sigurdsson, Oystein Haraldsson, İnge Krograyg, IV. Harald, Sigurd Munn
Usame bin Ladin'in ölümü
3 yıl önce

Osama bin Laden". The Australian (İngilizce). 31 Ekim 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Mayıs 2015.  ^ a b c "Bin Lade: Mole may...