Lev Nikolayeviç Tolstoy

Kont Lev Nikolayeviç Tolstoy Rus yazar. Fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana’da doğdu. Çok küçük yaşlarda önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı.

Lev Nikolayeviç Tolstoy



Tolstoy çalışma masasında (1870 yılı)
Tolstoy çalışma masasında (1870 yılı)
Kont Lev Nikolayeviç Tolstoy (9 Eylül 1828 - 20 Kasım 1910, Miladi Takvim) Rus yazar. Fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana’da doğdu. Çok küçük yaşlarda önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova’ya gitti. Çalışkan, zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire’i , J.J. Rousseau’yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetle etkisinde kalmıştır. Yasnaya-Polyana’ya döndü, yoksul köylüler arsına katıldı. İlk eseri olan “Çocukluk”’u bu dönemde yazmıştır. Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya’ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarından aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikayelerini yazdı. 1854’te Kırım Savaşı’na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg’a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir geziye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre’de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana’ya yerleşti. Asalet unvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzuruna kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra 1862’de Sonya Bers ile evlendi. Tolstoy on üç çocuk sahibi olduğu bu evlilik hayatının ilk yıllarında ömrünün en mutlu, en rahat, devresini yaşadı. Eserlerinin en kuvvetlisi olan iki romanını; “Savaş ve Barış” ve Anna Karanina”’yı, bu sıralarda yazdı. 1880’den sonra eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Ortodoks Kilisesi’ne, ölümsüzlük düşüncesine ve siyasal erke karşı çıktığı yeni bir düşünsel döneme girdi. Geniş halk yığınlarının, özellikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kasabada giyiniyor, giydiği her türlü elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek taraf, bıkıp usanmadan yazmasıydı. Öte yandan bu dönemdeki yazıları nedeniyle Kilise tarafında aforoz edildi. İçine düştüğü bunalımlı dönemlerde birkaç kez uzaklaştığı çiftlik evinden son kez yeniden ayrılarak değişik bir yaşam kurmak amacıyla uzun bir tren yolculuğuna çıktı. Ancak yolda hastalandı ve çok kısa bir süre sonra da bir tren istasyonunda zatüreden öldü.



Tolstoy'un 1887, yılında Ilya Repin tarafından yapılmış portresi
Tolstoy'un 1887, yılında Ilya Repin tarafından yapılmış portresi
Sanatçı kişiliği ve yapıtlarıyla yaşadığı döneme damgasını vuran Tolstoy, dünyanın en büyük yazarlarından sayılır. Yer yer Homeros’un destanlarındaki epik yapıyı anımsatan bir üsluba ulaşır. Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine dokunan Tolstoy’un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal, siyasal çalkantılarını, halkın yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden biri olduğu kadar, bir filozof ve eğitimci olarak da ün kazanmıştır. Amacı ahlaksal bir yaşam felsefesinin yapıtları aracılığıyla yükseltilmesi ya da belirlenmesidir. Yine de tüm yapıtlarında inişli çıkışlı yaşamının etkileri görülür.

Eserleri

Savaş ve Barış, Anna Karanina, Gençlik, Hacı Murat, Ayaklanış, Sergey Baba, Tanrı bizim içimizdedir, Tesadüf, İki süvari, Kazaklar, Ivan Ilyiç’in ölümü, Kroyçer Sanat, Diriliş, Dogmatik Teolojinin Eleştirisi, Sanat Nedir, İtiraflar.

Savaş ve Barış

Yazar, Çarlık Rusyası aristokrasisinin zaaf ve çelişkilerini, Rus halkının bakış açısından, ele alır. Savaşın yıkımlarını, soylu sınıfın geçirdiği sarsıntıyla bağlantılı olarak sunarken, tarih-birey ilişkisinde (Nikolay Rostov - Nataşa - Sofia - Piyotr Bozukov - Prens Andrey), bireye hep acıların düştüğünü söyler. Savaşta da barışta da dürüstlüğü ilke edinmiş kahramanlar... Hep aykırı bir tıp olan Bozukov ve onun şahsında iyiliğin üstünlüğü... Kadınların genel konumları ye çıkar çevrelerinin ince hesaplan... "Kanlı sargılar içindeki bütün bu bozuk insan etleri..." sözüyle özetleyebileceğimiz 'savaş", balolar, partilerle süslenen 'barış'." Napolyon Savaşları sırasında yazılan roman, yaşanma sunulan bir destan olarak nitelendirilir. Romanda geniş bir süreçten bahsedilmesi, beş yüzü aşan kişiyi içermesi, öykünün dallanıp budaklanarak ilerlemesi romanı başyapıtlardan biri haline getirmiştir.



1848 yılında (20 yaşında)
1848 yılında (20 yaşında)
Tolstoy, Rusyanın yetiştirdiği büyük yazarlardan; fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana'da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetle etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı.

Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikayelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi.



1856 yılında askeri üniforma ile
1856 yılında askeri üniforma ile
Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs 16 yaşında idi. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Karısına; önceki yaşamı, özelliklede yanlarında çalışan kadın kölelerle olan cinsel ilişkileri anlattığı günlüklerini evlendikleri gün okuması için vermiş ve önceki hayatındaki yaptığı yanlışları öğrenmesini istemiştir. Fakat cinselliğe düşkünlüğü evlilikleri boyunca sürdü. Bu evlilkten 12 çocukları oldu; bu çocuklardan 5'i öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı", bu sıralarda yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ı 12 kez düzeltmelerini yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir.

Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır.

82 yaşında vefat eden Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı, İslam'a olan merakı sebebiyle bir gece trene binip İstanbul'a gitmeye karar verdi, ancak tren istasyonunda fenalaştı. Oradaki görevlilerden birinin evinde geceyi geçirdi, ertesi gün hayata gözlerini yumdu."İnsan Ne İle Yaşar" kitabının arka kapağı..

Romanları



Öyküleri





Masalları



Günlük ve Mektuplar



Eğitim



Din ve Ahlak



Sanat ve Edebiyat



Halk İçin Kısa Öğretici Hikayeler

right|thumb|200px|Tolstoy, çalışma ofisinde 1908

Sosyal ve Siyasi Denemeler



Oyunlar

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar