[[Resim:MustafaKemalATATURK.jpg|100px|thumb|Atatürk]]
[[Atatürk]]`e göre Avrupa uluslar topluluğunun fiziki sınırlar dışında, bu sistemin üstünlüğüne karşı mücadeleler mutlaka ulusçu nitelikte olmalıydı.<ref>Oral Sander, ‘`Siyasi Tarih``, İmge Yayınevi, Nisan 2002, ...

Milliyetçilik (Atatürk İlkeleri)

100px|thumb|Atatürk Atatürk`e göre Avrupa uluslar topluluğunun fiziki sınırlar dışında, bu sistemin üstünlüğüne karşı mücadeleler mutlaka ulusçu nitelikte olmalıydı.<ref>Oral Sander, a€˜`Siyasi Tarih``, İmge Yayınevi, Nisan 2002, s:416 </ref> Atatürk`ün amacı ulusal ve savunulabilir sınırlar dahilinde, bir Türk ulus-devletini kurmak için Türk milliyetçiliğini öne çıkarmaktı.Atatürk milliyetçiliği din ve ırk ayrımından uzak, ortak yurttaşlık temelindedir. Kemalistlerin anlayışına göre milliyetçilik temelde Türkiye Cumhuriyeti`nin bütünlüğünü korumayı ve ülkenin birliğini tehdit edebilecek ayrılıkçı akımları engellemeyi amaçlıyordu.<ref>Paul Dumont (1999). Kemalist İdeolojinin Kökenleri. Jacob M. Landau (Yay. Haz.) (1999). Atatürk ve Türkiye`nin Modernleşmesi, İstanbul: Sarmal, ISBN 975-8304-18-6 (s. 49-72) içinde. s.55.</ref> Recep Peker 1931 yılında bu sorunu şöyle anlatıyordu:
``"Bizim aramızda yaşayan, politik ve sosyal bağlarla Türk milletine ait olan tüm vatandaşlarımızı biz kendi insanlarımız olarak düşünürüz: aralarında `Kürtçülük`, `Çerkezlik` ve hatta `Lazlık` gibi fikirler ve duygular yerleşmiş olsa bile, onlar bize aittir. Mevcut yanlış anlayışlar ancak mutlakiyet yönetimlerinin ve uzun süren tarihsel baskıların ürünüdür ve biz en içten çabalarımızla bunları ortadan kaldırmayı görev sayıyoruz."`` <ref>Paul Dumont, a.g.e., s. 55.</ref>


Kemalistler böylece teorik düzlemde ırk, din ve etnik köken konularını vurgulamaktan çok, dil ve kültür üzerinde durarak bir ulus tanımı yapmaya çalıştılar ve o zamana kadar Türk ulusu içinde asimile olmamış etnik grupların böylesi bir Türkleştirme politikası ile kaynaşacaklarını umdular.<ref>Paul Dumont, a.g.e., s. 55.</ref> Ulus tanımı yapılırken dil birliği üzerine bu vurgu, daha önceleri Ali Suavi, Şinasi, İsmail Gaspıralı, sonraları Ziya Gökalp, Ahmet Ağaoğlu, Yusuf Akçura, Fuat Köprülü ve Mehmet Emin Yurdakul tarafından ön plana çıkartılmıştı. Bu anlamda tümüyle özgün değildi.

İslam`ı imparatorluğu bir arada tutmanın bir aracı olarak gören Jön Türkler`den farklı olarak Kemalistler sekülerdi. Ancak yine de uygulamada dine belirli oranda önem veriyorlardı. Türkleştirilmiş bir İslam üzerinde durarak, bunun milli Türkiye fikrinin oluşmasında pekiştirici bir etkisi olacağını düşünüyorlardı.<ref>Paul Dumont, a.g.e., s. 57.</ref>

Yine Jön Türkler`in tersine Kemalistler hem Enver Paşa`nın temsil ettiği Turancılık`ın askeri-siyasi sonuçlarını görmüş olduklarından, hem de SSCB ile ilişkilerini bozmak istemediklerinden ırk kavramını kendi ulus tanımlamasında ön plana çıkartmıyorlardı. Ancak dönemin yayın organları gibi ders kitapları da ırk düşüncesi üzerinde duruyordu. Ayrıca Turancılık 1944 yılına kadar yasaklanmamıştı.

Paul Dumont Kemalist milliyetçiliği şöyle özetlemektedir:
``"Kemalizm dil ve kültür birliği kartlarını oynamaya karar vermişti; henüz toplumla kaynaşmamış azınlıkların sorunlarını çözmek için dil ve kültürleri fethetme ilkesine dayanıyordu. Ancak bu arada, gerekli olduğu zaman kullanabilmek amacıyla bazı belirsiz kartları da koz olarak saklamaktaydılar."``<ref>Paul Dumont, a.g.e., s. 57.</ref>

Referanslar

<div class="references-small"> <references /> </div>

Vikisöz|Milliyetçilik Atatürk İlkeleri

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar