Murabaha

Murabaha, İslam hukukunda bir satış türüdür. Alış fiatı veya maliyet üzerine bir miktar kâr ilâvesiyle yapılan satış muamelesidir.İslâm hukukunda murabahalı satış akdi, güven esasına dayalı akitlerdendir.

}

Murabaha, İslam hukukunda bir satış türüdür. Alış fiatı veya maliyet üzerine bir miktar kar ilavesiyle yapılan satış muamelesidir.

İslam hukukunda murabahalı satış akdi, güven esasına dayalı akitlerdendir. Bu tür akitlerde alıcı, satıcının beyanının doğruluğuna itimad etmekte ve akdi buna bina etmektedir. Bundan dolayı müşterinin rızasına engel olabilecek en küçük yalan beyan veya açıklanması gereken bir hususun açıklanmaması, akdin oluşmasına engeldir.

Şartları

Alış fiyatı veya maliyetin belli olması gerekmektedir. Murabahalı satışta müşterinin malın ilk fiyatını veya maliyeti bilmesi akdin sıhhat şartıdır. Bu şart tevliye, işrak ve vedi`a suretiyle yapılan akidleri de kapsar. Çünkü bu tür akitler ilk bedel esas alınarak teşekkül etmektedir. Birinci bedel veya maliyet bilinmediğinde akit meclisinde bu durum açıklığa kavuşuncaya kadar akit fasittir. Meclis bu şekilde dağılırsa akit batıl olur.

Kar miktarı belli olmalıdır. İslam hukuku, alış-verişlerde belli bir kar sınırı koymamıştır. Bundan dolayı alış fiyatı veya maliyet üzerine eklenen kar miktarının müşteri tarafından bilinmesi gerekir. Çünkü kar, satış bedelinin bir kısmım teşkil etmektedir.

İlk bedel misliyyattan olmalıdır. Çarşı-pazarda benzeri bulunabilen, birimleri arasında tüccarın ve muamele yapanların hoş görecekleri kadar az fark bulunan mallar misli mallardır. Ölçü, tartı ve sayı ile muamele gören mallar bu sınıfa girer.

Şayet ana bedel kıyemi ise -arsa gibi-; mal, elinde kıyemi mal bulunmayana murabahalı olarak satılamaz. Kıymeti ile de murabahalı olarak satılamaz. Çünkü bedel kıyemi olduğundan ona biçilen değer tahmine dayanır. Tahminler ise farklıdır. Böylece ana bedel meçhul kalmış olur.

Malın, elinde ve mülkünde kıyemi bir mal bulunan şahsa satılması durumunda, ana bedelden ayrı, belli miktarda bir kar tesbit edilirse bu satış caizdir. Elbise karşılığında alınan bir saat şeklinde yapılan alışverişte elbisenin bir üçüncü şahsa elbise ve şu kadar kar şeklinde satılması gibi.

Karın ana paranın bir cüz`ü olarak belirlenmesi caiz değildir. Mesela elbise karşılığında alınan bir saati %5 karla satmak caiz değildir. Çünkü kar ana para cinsinden tahakkuk eder. Bu durumda saatin fiyatı belirli olmadığı için, kar oranı meçhul kalmaktadır. Bu saata konulan değer de zan ve tahmine dayanır. Ancak taraflar akit meclisini terketmedikleri halde malın ana değeri tesbit edilirse, murabahalı satım istihsanen caizdir. Fakat alıcı muhayyer olup dilerse satım akdine razı olmayabilir.

Aralarında riba cereyan eden mallar (aynı miktar ve peşinen) misli misline trampa edilmiş ise, bu maddeler murabahalı olarak satılmaz. Aralarında ölçü, tartı ve cins birliği bulunan mallar kendi cinsi ile mübadele edilmek istendiğinde aynı miktarda ve peşin olarak mübadele edilirler. Aksi takdirde aradaki fark faiz olur. 1 kg. Bağdad hurması ile 1 kg. Medine hurması peşin olarak mübadele edilebilir. Burada herhangi bir fazlalık faiz olur ve bu mal murabahalı olarak satılamaz. Çünkü murabaha ana değere kar ilavesiyle yapılan satıştır. Kendisinde riba cereyan eden -altın, gümüş, buğday, arpa gibi- mallarda ki fazlalık ise kar değil ribadır. Ancak cinsleri ayrı olan misli mallar murabahalı olarak mübadele edilebilir.

Önceki satış akdi sahih olmalıdır. Çünkü fasit satış akdinde malın mülkiyeti bedel ile değil, malın kıymeti veya misli karşılığıyla gerçekleşmektedir.

Alış Bedeline İlave Edilebilecek Olan Masraflar

Malın değerinde veya kendisinde bir artış meydana getiren masraflar ve harcamalar alış bedeline eklenebilir ve böylece maliyet ortaya çıkar. Bu özelliği taşımayan masraflar ana bedele eklenemez.

Nakliye masrafları, cila, boya, yıkama, dikiş, komisyoncu giderleri israfa kaçmaksızın verilen yem, sulama masrafları gibi malın değerinde veya bizzat kendisinde artış meydana getiren giderler ana paraya eklenir ve malın maliyeti ortaya çıkar. Ancak ana paraya eklenen bu masraftan da sonra satıcı bu malı şu fiyata aldım demek yerine, bana şu kadara mal oldu ve şu kadar kar ilavesiyle satıyorum demelidir.

Mal sahibinin malın alımı, nakli ve pazarlaması esnasında şahsı adına yaptığı yeme-içme vb. masraflarla, tedavi giderleri, eğitim masrafları, çoban, bekçi ücretleri ana paraya eklenemez. Çünkü bunlar malın değerinde veya kendisinde artış meydana getirecek nitelikte değildir.

Müşteriye Açıklanması Gereken Hususlar ve Bunları Gizlemenin Doğurduğu Neticeler

Güven esasına dayanan akitlerde akdin esasını, satıcının malı aldığı fiat veya maliyeti teşkil etmekte, müşteri bu hususta satıcının beyanına güvenmekte ve inanmaktadır. Bu durumda onun güven ve itimadına hıyanet sayılan en küçük bir yalan veya eksik beyan, akdi bozan hile olarak değerlendirilmekte; satıcının, akde mevzu otan malı nakit ile mi, yoksa alacağına karşılık olarak mı aldığını; alacağına karşılık aldıysa, tamamına karşı mı yoksa -sulh yoluyla bir kısmına karşı mı- aldığını; malı aldıktan sonra bozulmadan aynen kalıp kalmadığını vb. müşterinin rızasına tesir edecek her hususu açıklaması gerekmektedir.

Maldaki kusur semavi bir afetle (kendiliğinden) meydana gelmiş ise, Hanefilerin çoğunluğuna göre, bu kusur söylenmeksizin mal murabahalı olarak satılabilir. İmam Züfer ve Fukaha çoğunluğuna göre ise hıyanet şüphesini ortadan kaldırmak için bu durum açıklanmalıdır. Zira insanlar, kusura itibar etme konusunda farklı yapıya sahip oldukları gibi, ortaya çıkan kusurla da malın değeri veya kendisi eksilir. Şayet kusur birinci müşterinin veya yabancı birisinin fiiliyle meydana gelmişse, ittifakla bu kusur açıklanmadan mal murabahalı olarak satılamaz. Malda yavru, meyve, yün, süt vb. gibi bir artış meydana gelmiş ise, bu durum açıklanmalıdır. Çünkü mal hükmünde olan bu artış, kusur sebebiyle malı geri iade etmeye bir engel oluşturur. Maldan doğmayan artışlar -kira bedeli gibi- beyan edilmeksizin murabahalı satış caizdir. Veresiye alınan bir mal, bu durum açıklanmadan murabahalı olarak satılamaz. Çünkü veresiye yapılan alış-verişlerde satış bedeli genellikle yüksek olur. Peşin yapılan alış-verişlerde ise indirim yaptırma imkanı vardır. Mal bir alacak karşılığında alınmış ise, bu durum açıklanmaksızın murabahalı satış caizdir. Fakat mal, alacak karşılığında sulh yoluyla alınsa bu açıklanmalıdır. Çünkü sulhta indirim ve kolaylık gösterme söz konusudur. Yine hibe, miras, vasıyyet yoluyla elde edilen bir mala bilir kişinin belli bir değer biçmesi halinde, bu kıymet üzerine bir kar ilavesiyle murabahalı satım caizdir.

Şayet hıyanet, satış bedelinin sıfatında ortaya çıkmışsa -veresiye alınan malın açıklanmadan satımı gibi-, Hanefilerin ittifakıyla, müşteri muhayyer olup dilerse malı alır ve dilerse geri verir. Hıyanet malın bedelinde ise, Ebu Hanife ve İmam Muhammed`e göre, müşteri muhayyer olup dilerse malı bedelin tamamını vererek alır; dilerse akdi fesheder, malı almaz. Ebu Yusuf`a göre ise müşterinin muhayyerlik hakkı yoktur. Ancak hıyanet miktarı ve kardan hissesi düşülür ve satımı anlaştıkları esasa getirir. Güvene dayalı satım akitlerine ait hükümler genel hatlarıyla Şafii ve Mafikilerde de aynıdır. Hanbeliler, Ebu Yusuf gibi hıyanet miktarının bedelden indirileceği esasını kabul etmişlerdir.

Kaynaklar

Vikipedi

Diğer anlamları

murabaha

1 . Bir malı çok fazla kârla satma.
2 . Tefecilik.

murabaha

bir malı çok fazla kârla satma. yasanın izin verdiği sınırdan aşkın faiz alma, tefecilik.

Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.

Murabaha
murabaha