Muzaffer Tekin 1972 Harp Okulu mezunu emekli bir subaydır. Baba tarafından 7 göbek asker bir aileye mensuptur. Dedesi Ahmet Rıza Bey Atatürk`ün sınıf arkadaşıdır.

Muzaffer Tekin

}

Muzaffer Tekin 1972 Harp Okulu mezunu emekli bir subaydır. Baba tarafından 7 göbek asker bir aileye mensuptur. Dedesi Ahmet Rıza Bey Atatürk`ün sınıf arkadaşıdır. Büyük dedesi Çanakkale Boğaz Komutanı Cevat Paşa, daha büyük dedeleri Gelibolu Sancak Beyi Ali Naşit Bey ve Yeniçeri Ağası Örneksiz Mustafa Ağadır. Babası Salih Raci Tekin Emekli Albay olup, gazeteci İlhami Soysal olayına karıştırılmış ve bu olaydan kendisi beraat etmiştir.

Muzaffer Tekin 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatına Komando Tugayı ile Teğmen rütbesinde iştirak etmiş olup, üstün cesaret ve feragat madalyası (Altın) ile taltif edilmiştir.

Meslek hayatı boyunca, Türkiye`nin çeşitli birliklerinde görev yapmış olup başarılarından dolayı bir çok ödül almıştır. 1985 yılında Tuzla`da Piyade Okulunda görevli iken 4 teğmenin dövülmesi hadisesinde bilahare olayın geçtiği yerde meydana gelen tahribatla ilintilendirilerek askeri mahkemeye sevk edilmiş ve daha sonra görevine iade edilmiştir. Askeri Mahkeme süreci devam eder iken neticesi beklenilmeden Askeri Şura kararı ile - O yıl mümtazen terfi durumunda iken- re`sen emekliye sevk edilmiş, müteakiben konu sivil mahkemeye intikal etmiş ve kendisi bu olaydan beraat etmiştir.

Emekli olduğu günden itibaren bu güne kadar ayrılmış olduğu kuruma (TSK) büyük bir sadakatle bağlı kalmıştır. Hiçbir sivil toplum örgütü ve siyasi parti mensubu değildir.

Danıştay Saldırısı (Cinayeti) ve Cumhuriyet Gazetesi`ne Mayıs ayında bir haftada gerçekleştirilen 3 ayrı saldırının azmettiricisi ve saldırıyı düzenleyen çetenin lideri olmakla suçlanan kişi. Eski Yüzbaşı. lakaplarından biri `Albay`. Diğer lakabı ise `Kızılelmacı`.

Radikal milliyetçi gruplar ile sol grupları uzlaştırmaya çalışan bir kişi olarak tanımlanıyor. Derin devletin Türkiye`de ve KKTC`de uzantısı olarak tanımlanıyor.[1]

Alparslan Arslan tarafından gerçekleştirilen Danıştay Saldırısı`ndan sonra kayıplara karıştı. Olaydan birkaç gün sonra kalbi civarından bıçaklandı ve bazı kişilerce hastaneye bdırakıldı. Getiren kişiler polis gelmeden kaçtılar. Muzaffer Tekin ilk sorgusunda saldırganı tanıdığını açıkladı.

Danıştay`a ve Cumhuriyet Gazetesi`ne yönelik saldırıların kilit ismi olarak aranırken esrarengiz bir şekilde göğsünden bıçakla yaralanmış halde hastaneye kaldırılan ve intihar etmek istediği öne sürülen eski yüzbaşı Muzaffer Tekin`in kimliği Radikal gazetesine göre, solun ve sağın milliyetçi kesiminin oluşturduğu `Kızılelma` koalisyonunu işaret ediyor.[2]

12 Eylül döneminde ordudan ihraç edilen Tekin`in `Türkeli` dergisine yazılar yazdığı belirlendi, evinde `Türk Solu` dergisinin tüm sayıları bulundu. Tekin`in, derin devletin KKTC`deki örgütlenmesi olarak bilinen Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ile de bağlantılı olabileceği belirtiliyor.

Harp Okulu`ndan 1972 yılında mezun olan Tekin, JİTEM`in kurucusu olarak bilinen ve JİTEM`in yasadışı faaliyetlerini açıkladıktan sonra faili meçhul cinayete kurban giden Cem Ersever`in de sınıf arkadaşı.

Tekin`in Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti`ndeki cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`a destek için hazırlanan `Milli davamızın ve Rauf Denktaş`ın arkasındayız` isimli bildiriye `emekli subay` sıfatıyla imza koyduğu belirlendi.

Bildiride eski Başbakan Bülent Ecevit, Yekta Güngör Özden, Vural Savaş ve emekli orgeneraller Edip Başer, Doğu Aktulga, Tuncer Kılınç gibi isimlerin de imzası bulunuyor. Denktaş`a destek kampanyası kapsamında sık sık KKTC`ye gidip gelen Tekin`in Kıbrıs ilgisinin bununla sınırlı olmadığı, Tekin`in 1957 yılında faaliyete geçen Türk Mukavemet Teşkilatı`yla (TMT) bağlantısının bulunduğu iddialar arasında.

TMT`nin adı, Ankara`da ortaya çıkarılan ve devlet bağlantılı olduğu ileri sürülen `Sauna Çetesi` soruşturmasında da geçmişti. Sahte Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kimliğiyle yakalanan çete lideri Kasım Zengin, şikeden haraç almaya kadar birçok konuda suçlanan `sauna çetesi`nin `Türk Mukavemet Teşkilatı` adı altında örgütlendiğini, çetede emekli ve halen görevdeki bazı subaylar, MİT görevlileri ve Emniyet mensuplarının da yer aldığını ileri sürmüştü. Küre Operasyonu`nda eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır ve Özel Kuvvetler Komutanlığı`nda (ÖKK) görevli yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır`ın da adı geçiyor.

Tekin polisten kaçtığı dönemde emekli başçavuş Mahmut Öztürk`ün evinde saklandı. Öztürk`ü komşuları, cumhuriyetçi biri olarak tanımlıyor. Tripleks villanın geniş bir bahçesi bulunuyor. Çevredeki emlakçılar, evin bedelinin yaklaşık bir milyar YTL olduğunu ifade ediyor..[3] İsminin açıklanmasını istemeyen bir komşusu Radikal gazetesi`ne (22 Mayıs 2006) şunları söyledi:

"Sohbetlerimizde Atatürk`ten, Cumhuriyet`in değerinden bahseden bir insandı. Nasıl böyle bir olaya karıştığını aklım almıyor. Öztürk`ün bu olay ile ilgisi olamaz. Bu villayı da üç yıl önce metruk bir halde iken aldı. Yavaş yavaş onardı ve tamamladı. Burası köy tapulu olduğu için ucuz bir araziydi. Ama ben bu evi yapmak için çok borca girdiğini biliyorum" dedi.

Tekin Susurluk Skandalı`nın kilit isimleri ile de görüntülendi ve bu fotoğraflardan hareketle Susurluk ile bağlantısı olduğu iddia edildi.



Linkler





İç Bağlantılar

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar