Nöroloji ve cinsel yönelim

Cinsel yönelim cinsellik konusundaki insanların davranışlarından, fikirlerinden ve/veya duygularıyla ilgili kişisel fikirlerinden bahseder. İnsanların cinsel yöneliminin gelişiminin nasıl olduğu ve mekanizmaları belirsizliğini sürdürmektedir. Bu konuda ortaya atılan birçok teori kurgusal ve tartışmalıdır. Ama nöroloji bilimindeki gelişmeler sonucu cinsel yönelimle bağlantılı karakteristikler açıklanabilmektedir. Araştırmalar insanların cinsel yönelimiyle ilgili yapısal sinirler bağlantılar, fonksiyonel ve/veya bilişsel ilişkiler keşfetmiş ve gelişimsel teoriler ortaya atmıştır. == Gelişimsel nöroloji == Cinsel yönelimin gelişimiyle ilgili birçok teori fetüsteki nöral gelişimle ilgilidir. Ortaya atılan faktörler doğum öncesi hormonal etkiyi, annesel bağışıklığı ve gelişimsel dengesizliği açıklamaktadır. Diğer ortaya atılan faktörler cinsel yönelim üstündeki genetik kontrolü içermektedir. Çevresel faktörlerin atipik cinsel yönelimin oluşumundan sorumlu olduğuna dair kesin bir kanıt yoktur. === Doğum öncesi androjen modeli === Omurgalılardaki beyindeki seksüel dimorfizmlere ve davranışlara neden olarak son on yıldaki hayvan örneklerinde gösterilen steroid yapıda olan androjenlerin etkisi gösterilir. Doğum öncesi androjen modeli fetüsün bu hormonlara maruz kalmasındaki nörogelişimsel etkileri açıklar. ==== 2D;4D parmak oranı ==== Doğum öncesi maruz kalınan hormonların işaretlerinden biri işaret parmağı uzunluğunun yüzük parmağı uzunluğuna oranıdır. (Erkekler kızlara göre daha düşük 2D;4D oranına sahiptir.) Aşırı derecede androjen hormonuna maruz kalan hastaların (örneğin Congenital Adrenal Hyperplasia’ya sahip kişiler) düşük 2D;4D oranına sahip olması doğum öncesi androjenin 2D;4D oranıyla bağlantılı olduğunu desteklemektedir. Androjen duyarsızlığı sendromuna sahip genetik yapısı XY kişiler tahmin edildiği gibi feminenleşmiş 2D;4D oranına sahiptir. Bu aynı zamanda 2D;4D oranındaki cinsiyet farklılığın Y kromozomunun kendisiyle ilgili olmadığını göstermektedir. Amniyotik sıvıdaki testoronun östrojene oranıyla 2D;4D oranı arasında negatif bir korelasyon vardır. Eşcinsel erkeklerse hem maskülenleşmiş hem de feminenleşmiş oranlar göstermektedir. Bu bulgular doğum öncesi androjen modelinin insan eşcinselliğinin gelişimiyle bağlantılı olduğunu desteklemektedir. Doğum sırası efekti teorisine göre anne her erkek bebek doğurdukça yeni erkek bebeğe karşı bağışıklık kazanmaktadır. Bu da sonraki erkek çocuklarında eşcinsel yönelim görülme ihtimalini arttırmaktadır. Bu mekanizma annenin erkek fetüslerdeki erkeğe özgü antijenlere karşı antierkek antikorlarını üretmesiyle ilgilidir. Bu antikorların fetüsteki erkek beyninin tamamen maskülenleşmesini engellediği ve buna bağlı olarakta maskülenleşmiş cinsel tercihi de engellediği düşünülmektedir. Erkek bebeğin eşcinsel olma ihtimali bir önceki erkek bebeğinkinin yaklaşık %33’ü kadar artmaktadır. eşcinsel erkeklerin sol yanlı olma ihtimalinin heteroseksüel erkeklerinkinin %34’ü kadar daha fazla olduğu, eşcinsel kadınların sol yanlı olma ihtimalininse heteroseksüel kadınlarınkinin nerdeyse iki katı (%91) olduğu bulunmuştur. Simon LeVay hipotalamus bölgesindeki INAH3’ün cinsiyete göre değil cinsel yönelime göre dimorfik olduğunu bulmuştur. Bu sonuçlar heteroseksüel ve eşcinsel hastaların hipotalamus çekirdeğinin otopsi incelemesi sonucu bulunmuştur. Bulgular cinsel yönelimin hipotalamus bölgesindeki androjenleri östrojene çeviren önemli bir enzim olan aromatazın aktivitesiyle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Memelilerin preoptic bölgesindeki aromatazın aktivitesi perinatal ve neonatal dönemde yüksek seviyededir. Bu aktivite cinsel farklılıkla bağlantılıdır ve cinsel yönelimin gelişiminde rol oynayan yapısal ve fonksiyonel farklılıkların temeli olabilir. === Önkomissur === Allen ve Gorski önkomissurun eşcinsel erkek ve heteroseksüel kadınlarda heteroseksüel erkeklere göre daha büyük olduğunu bulmuştur. Son fonksiyonel nörolojik görüntüleme deneylerinde AND’ın heteroseksüel erkeklerin beyninin olfactory bölgesini (koklama duyusuna ait bölge), eşcinsel erkek ve heteroseksüel kadınlarınsa hipotalamus bölgesini aktivite ettiği bulunmuştur. EST’inse eşcinsel erkek ve heteroseksüel kadınların olfactory bölgesini, heteroseksüel erkeklerinse hipotalamus bölgesini aktivite ettiği bulunmuştur. Eşcinsel kadınların beyinlerinin verdiği tepkilerinse heteroseksüel kadınlardan farklı olup heteroseksüel erkeklerinkine bir parça benzediği ama bu benzerliğin heteroseksüel kadınlar ve eşcinsel erkekler arasındaki benzerlik kadar güçlü olmadığı gözlenmiştir. === Fonksiyonel beyinsel asimetri === Cinsel yönelimle ilgili nöral süreçte ve bilişsel görevlerde farklılıklar bulunmuştur. 1997’de Sanders ve Ross-Field doğum öncesi hormonların cinsel yönelimle bağlantılı fonksiyonel beyinsel asimetrilere yol açtığını öne sürmüştür. Bilişsel görevler seksüel olarak dimorfik olarak bilinir. Kadınların sözlü yeteneklerinin erkeklere göre daha gelişmiş olması indirgenmiş lateralizationla (bir fonksiyonun beynin sağ veya sol yarımküresinde yerleşik olması prensibi), erkeklerin uzaysal görevlerde kadınlara göre daha başarılı olmasıda belirgenleşmiş lateralizationla bağlantılıdır. Son çalışmalar cinsel yönelimin bu yeteneklere etki ettiğini göstermektedir. Fonksiyonel beyinsel asimetriyi ölçen Vincent Mekanik Diyagramlar testinde hem eşcinsel erkekler hem heteroseksüel kadınlar heteroseksüel erkeklerden daha düşük skorlar elde etmiştir. Sözel performansı ölçen Wechsler Yetişkin Zeka Ölçeği’nde ise eşcinsel erkekler heteroseksüel erkeklere göre daha yüksek skorlar elde etmiştir. 2004’teki bir araştırma eşcinsel erkeklerin hipotalamusundaki glikoz metabolizmasının heteroseksüel erkeklere göre önemli ölçüde daha az olduğunu bulmuştur. Prefrontal korteks ve singulat korteks dahil olmak üzere beynin diğer bölgelerinde de ölçülen aktivasyonda da farklılıklar bulunmuştur. == Ayrıca bakınız == *Biyoloji ve cinsel yönelim *El yanlılık ve cinsel yönelim *Doğum sırası ve erkeklerin cinsel yönelimi *Doğum öncesi hormonlar ve cinsel yönelim *Çevre ve cinsel yönelim *Cinsel yönelim

Kaynaklar

Vikipedi

Yanıtlar