Narayama Türküsü (Film, 1983)

Kısaca: ''Narayama Türküsü'' 1983 Japonya yapımı dramatik filmdir. Özgün adı ''Narayama Bushiko'' (楢山節考) olan film uluslararası festivallerde ve İngilizce konuşulan ülkelerde ''The Ballad of Narayama'' adıyla gösterilmiştir. ...devamı ☟

Narayama Türküsü (film, 1983)
Narayama Türküsü (film, 1983)

Narayama Türküsü 1983 Japonya yapımı dramatik filmdir. Özgün adı Narayama Bushiko (楢山節考) olan film uluslararası festivallerde ve İngilizce konuşulan ülkelerde The Ballad of Narayama adıyla gösterilmiştir. Japon yönetmen Shohei Imamura'nın yönettiği filmin senaryosunu da yine Imamura, Shichirô Fukazawa'nın 1956 yılında yazdığı aynı adlı çok satan ödüllü romanından uyarlayıp yazmıştır. "Narayama Bushiko" Fukazawa'nın ilk romanıydı. "Narayama Türküsü", Japon kadın yönetmen Keisuke Kinoshita'nın yönettiği, 1958 tarihli aynı adlı filmin yeniden çevrimidir. İlkine kıyasla daha sert sahneler içeren bu yeni çevrim, Mayıs 1983'te Cannes Film Festivali'nde festivalin büyük ödülü olan Altın Palmiye'yi kazanmıştı. Ancak birçok sinema eleştirmeni gibi, sinema yazarı Rekin Teksoy da Imamura'nın 1983 tarihli Altın Palmiye'li yeniden yapımının, Kinoshita'nın 1958 yapımı ilk filminin düzeyini tutturamadığını belirtmiştir.

Konusu

19. yy'da Japonya'nın uzak bir dağ köyünde geçen film Obasute geleneği veya Ubasuteyama olarak adlandırılan eski bir Japon geleneğine dayanmaktadır. Bu geleneğe göre, bölgede hüküm süren kıtlığın ve yoksulluğun yarattığı şartlar sonucunda 70 yaşına gelmiş aile bireyleri, aileye daha fazla yük olmamaları için gönüllü olarak uzak bir dağın tepesine götürülerek orada açlık ve soğuktan ölüme terkedilmekteydiler. Konusu Film 19. yy'da Japonya'nın kuzey bölgesindeki uzak bir dağ köyünde geçer. Sert doğa ve iklim koşulları bu bölgenin insanlarının yaşam tarzlarını derinden etkilemiştir. Yeterince tarım ürünü elde edemeyen köy ahalisi hayatta kalmak ve soylarını sürdürebilmek için başta insanlık dışı gibi görünen birçok acımasız örf ve adet geliştirmişler ve yüzyıllardır bu geleneklerine katı bir sadakatle uymuşlardır. İnsanlık duygusundan uzak bu geleneklerden en çarpıcısı da bu filmin de ana temasını oluşturan Obasute (veya Ubasuteyama) geleneğidir. Bu geleneğe göre, köyde 70 yaşına gelmiş ve artık üretime katkıları olmadığı düşünülen tüm bireyler, aileye daha fazla yük olmamaları ve arkadan gelen gençlerin yaşama şanslarını arttırmak için kendi rızalarıyla ailenin gençleri tarafından civardaki Nara dağının (Narayama) zirvelerinden birine götürülüp bırakılmakta, burada soğuk ve açlıktan ölüme terkedilmektedirler. Büyükanne Orin (Sumiko Sakamoto) de 69 yaşına gelmiştir ve bir süredir kanıksadığı bu son yolculuğuna kutsal bir hac ziyaretine hazırlanır gibi hazırlanmaktadır. Köyde bu geleneği uysallıkla kabullenmemiş olan yaşlılar da vardır, ancak onların direnmeleri de boşuna olacaktır. Zamanı gelince Orin'i dağa taşıma görevi büyük oğlu Tatsuhei (Ken Ogata)'ye düşecektir. Tatsuhei'nin karısı ölmüştür, iki oğlu ve annesi Orin'le aynı evi paylaşırlar. Nüfusu sabit tutmak için başvurulan bir başka insanlık dışı uygulama da özellikle erkek bebeklerin öldürülmeleridir.(kızlar parayla satılabildiği için daha değerlidir!) Risuke, pirinç tarlasında bir bebek cesedi bulup babasına gittiğinde, "..daha iyi ya, bana minnettar olmalısın, tarlan gübrelenmiş olacak." cevabını alır. Risuke Orin'in diğer oğludur, hiç yıkanmaz ve bu yüzden kötü kokar. zaten ahırda yatıp kalkar. Girdiği kavgaları rakibine kokmuş nefesini üfleyerek kazanır. Haliyle köyde kendisiyle seks yapacak kadın bulamadığı için hayvanlarla cinsel ilişkiye girer. Tatsuhei'nin büyük oğlu Kesakichi (Seiji Kurasaki)'nin de cinsel iştahı fazladır. Önüne gelenle zorla da olsa cinsel ilişkiye giren Kesakichi, kız arkadaşlarından en gözde olanı Matsuyan (Junko Takada)'ı eve getirir. Gebe olan Matsuyan'ın tembel ve hırsız olma gibi iki kusuru vardır. Çaldıklarını kendi ailesine verir. Oysa bu toplumda yiyecek hırsızlığının cezası ölümdür. Matsuyan, hırsızlıkla geçinen Amaya (Akio Yokoyama)'nın kızıdır. Amaya'nın evinde çalıntı yiyecek bulan köy ahalisi, Amaya ve ailesini çoluk çocuk ayırt etmeden bir çukura gömerek öldürürler, o sırada Orin tarafından (belki de bilerek) ailesinin yanına gönderilmiş olan Matsuyan da onlarla birlikte ölür. Orin son yılını ailesinin yeni düzenini kurmakla geçirir. Dul oğlu Tatsuhei için civar köylerden yeni dul kalmış bir kadın olan Tamayan (Aki Takejo)'ı bulur. Matsuyan'ın aksine bu gelin çok çalışkan ve ahlaklıdır. Köyün en usta balık avcısı olan Orin yeni gelin Tamayan'a balık tutmanın sırlarını öğretir. Kokan oğlu Risuke'ye de burnu koku almayan yaşlı bir kadın bulur ve onu hayvanlarla ilişkiden kurtarır. Son olarak da kendi ön dişlerini taşa vurarak kırar, amacı kendisinin hala üretken bir kadın olduğunu hatırlatan sağlam dişlerini yok ederek, vakit gelip dağa götürülürken oğlu Tatsuhei'nin daha az üzülmesini sağlamaktır. Filmin hayli dokunaklı olan son bölümünde ise Orin, büyük oğlu Tatsuhei'nin sırtında Narayama'ya doğru eziyetli ve uzun kutsal yolculuğuna başlar. Bir gece önce köyün ihtiyar heyetiyle yapılan törensel bir toplantıda zirveye giden gizli patikaların güzergahı öğrenilmiştir. Bir de kural olarak ana oğul yol boyunca tek kelime konuşmayacaktır. Zirveye yaklaştıkça sağda solda daha önce bırakılmış kurbanların vücut artıkları ve bunlardan arta kalanları didikleyen yırtıcı kuşlara rastlamaya başlarlar, nihayet zirveye ulaştıklarında sayısız insan iskeleti görürler. Annesini istediği yere bıraktıktan sonra başka bir kural gereği arkasına bakmadan oradan uzaklaşan Tatsuhei birkaçyüz metre ilerlediğinde birden kar yağmaya başlar. Sevinçle geri dönen Tatsuhei annesine bu durumu haykırarak müjdeler, çünkü efsaneye göre yaşlıların bırakıldığı gün kar yağarsa bütün acıları dinecektir. Tarzı Tamamına yakın bölümü stüdyoda ve dekorlar önünde çekilen ve Kabuki tiyatrosunun anlatım kalıplarını kullanan 1958 versiyonunun düşsel anlatım tarzına karşılık, doğal mekanlarda çekilmiş 1983 yapımı bu ikinci versiyon vahşet içeren sert ve acımasız sahneleriyle kaba bir gerçekçilik arzeder. Filmde seks sahnelerine fazlasıyla yer verilmiştir. İnsanlar arasında geçen tuhaf cinsel ritüellerin yanı sıra, doğadan alınmış, hayvanlar arasındaki cinsellik sahneleri hatta insanlarla hayvanlar arasındaki cinsel ilişkiler de gösterilmiştir (Risuke'nin komşunun köpeğiyle cinsel ilişkiye girmesi gibi). Daha çok mizahla harmanlanmış karakterler sanki aktörler tarafından değil de sıradan insanlar tarafından canlandırılmış gibi durmaktadır. Bu da filme fazladan bir gerçekçilik duygusu katmaktadır. * "Narayama Türküsü", önce 7-20 Nisan 1986 tarihleri arasında yapılan 5. Uluslararası İstanbul Film Festivali çerçevesindeki Uluslararası İstanbul Sinema Günleri '86'da ve sonra 13-28 Nisan 2002 tarihleri arasında yapılan 21. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin Ustalara Saygı adlı bölümünde gösterilmişti. Oyuncu Kadrosu Dış bağlantılar * * allmovie.com'da "The Ballad of Narayama"

Kaynaklar

Vikipedi

Bu konuda henüz görüş yok.
Görüş/mesaj gerekli.
Markdown kullanılabilir.