NEYZEN AZİZ DEDE(1840 ?-1905)Aziz Dede, çok eski yıllarda yaşamış olmamakla birlikte, hayatı hakkındaki bilgilerimiz oldukça sınırlıdır. Takriben 1840 yılında Üsküdar’da, Doğancılar parkından Ahmediye’ye inen yolun sağındaki evlerden birinde doğdu. Çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını nasıl geçirdiğini, hangi okullarda okuduğunu bilmiyoruz.

Neyzen Aziz Dede

NEYZEN AZİZ DEDE(1840 ?-1905)

Aziz Dede, çok eski yıllarda yaşamış olmamakla birlikte, hayatı hakkındaki bilgilerimiz oldukça sınırlıdır. Takriben 1840 yılında Üsküdar’da, Doğancılar parkından Ahmediye’ye inen yolun sağındaki evlerden birinde doğdu. Çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını nasıl geçirdiğini, hangi okullarda okuduğunu bilmiyoruz. Gençliğinde Mısır’a giderek Kahire Mevlevihanesi’nde

“Sivaslı” takma adı ile bilinen bir şeyhten ney ve ilk musiki derslerini aldı. Mısır’dan Gelibolu’ya gelen Aziz Dede, buradaki mevlevihanenin şeyhi Hüsameddin Dede’ye intisab ederek çilesini tamamladı ve “Dede” oldu. Gelibolu’dan İstanbul’a naklederek Üsküdar’a yerleşti.

O yıllarda Salim Bey, ünü İstanbul’a yayılmış usta bir neyzendi. Aziz Dede bu ustadan yararlanmak ve neyzenlik sanatının inceliklerini öğrenmek istiyordu.

Neyzen Emin Efendi, ünlü hattat Sami Efendi’den naklen şunları anlatıyor:

“. . . Aziz Dede, ney’ini ilerletmek için Salim Bey’e başvurunca(Biraz üfle bakalım demiş !) demiş. Aziz Dede’nin ney’ini işitir işitmez(Sen benimle alay etmeye mi geldin ?) diye söylenmiş. Daha sonra gerçekten heveskar olduğunu öğrenince öğrenciliğe kabul etmiş. Hatta eserlerini Aziz dede’ye çaldırır zevkle dinlermiş. ”

Çok yetenekli bir sanatkar olarak kısa sürede ilerledi;gittikçe ustalaşarak virtüözlük derecesine yükseldi. Önceleri Üsküdar ve Galata mevlevihanelerinde neyzenbaşılık yaptı. Daha sonra Bahariye Mevlevihanesinde de çalıştı. Bu sonuncu görevini kabul etmesi şu şekilde olmuştur:

Hüseyin Fahreddin Dede, Aziz Dede’yi çok beğenip takdir ettiği için, bir gün Ahmed Celaleddin Dede’ye rica ederek, “Ben Aziz Dede’yi davet etsem gelmeyecek;fakat , sizi sever ve kırmaz. Lutfen söyleyiniz bizim dergahın da neyzenbaşılığını kabul etsin ” demiş. Bu rica Aziz Dede’ye iletilince, “Ben şişman bir adamım;Eyüb’e kadar gidip dönmek benim için hayli zor oluyor” diyerek kabul etmek istememişse de ısrarlara dayanamayarak bu tekkenin de neyzenbaşılığını yapmıştır.

Aziz Dede yetmiş yaşlarında 7 Mart 1905 tarihinde öldü ve Üsküdar Mevlevihanesi’nin bahçesine defnedildi. Hayatının son yıllarında Ahmediye’de bir aktar dükkanı açmış, bu dükkan çağının ünlü musikişinaslarının uğrak yeri olmuştu. Türk Musikisi’nin tanıdığı en kudretli neyzenlerdendir. Öğrencisi Neyzen Emin Efendi(Yazıcı) bu sazın iyi bir ustası olmanın yetkisiyle,

“Ben böyle neyzen görmedim;belki eslafda da gelmemiştir. ”diyor.

“Hatırat-ı Ömer Vasfi Dede” isimli eserde ise şu kayıda rastlanmaktadır:

“Aziz Dede on adamın üflediği sesi, orta boyu ve şişman karnı ile bir üflerdi ki, dinleyenler bir mislini görmüş değildir. Vaktiyle Mısır’lılara çok gitmiş, gelmiş, zevk ve tarab meclislerinde demler çekmiş, taksimler eylemiştir. ”

Bu cümlelerden Hidivlerin konak ve yalılarına devam ettiği anlaşılmaktadır.

Aziz Dede’nin bestekarlıktaki başarısı, saz musikimize ait olan eserlerinden anlaşılır. Herbiri ince ve hassas bir zevk ve tabiatın mahsulleri olan bu eserler bugün, en çok çalınan ve dinlenen eserler arasında yer almıştır. Özellikle makamlarımızı anlayışı ve kavrayışı, bunları bütün hususiyetleriyle eserlerinde belirtmesi bakımından , Aziz Dede’yi bu devrin Tanburi Osman Bey, Neyzen Salim Bey gibi ünlü bestekarların arasında saymak ve anmak gerekir.

Aziz Dede’nin en tanınmış öğrencileri Neyzen ve Hattat Emin Yazıcı, Santuri Ziya Bey ve kısa bir süre ders alan Rauf Yekta bey’dir. Saz eserlerinin bir bölümü kayıptır, bir peşrevi ile altı saz semaisi bilinmektedir.

Musikimize hizmetleri geçmiş bu değerli Neyzen’imizi saygıyla ve rahmetle anıyoruz. . . Hazırlayan:Tahir AYDOĞDU

Kaynak:Türk Musikisi Tarihi. . . . Dr. Nazmi ÖZÂLP

Yanıtlar