Patrona Halil İsyanı

Târihte Lâle devri olarak bilinen döneme son veren isyan hareketi. Patrona ihtilâlini hazirlayan çesitli; siyâsî, ekonomik, sosyal ve idâri sebepler vardir. Merkezde sadrâzam Nevsehirli Dâmâd ibrahim Pasa'ya karsi olan devlet adamlari, bilhassa devlet içerisinde yapilan idarî ve sosyal islâhatlarin askerî teskîlât içerisinde de yapilacagini öne sürerek, yeniçeri ocagini isyana tesvik ediyorlardi. Bu arada uzun süren ve Lâle devri denilen sulh devresinde istanbul'u güzellestirmek amaci ile girisi

Patrona Halil İsyanı



Patrona Halil İsyanı'na şahit olan Fransız ressam Jean Baptiste Vanmour tarafından yapılmış tablo (1730)
Patrona Halil İsyanı'na şahit olan Fransız ressam Jean Baptiste Vanmour tarafından yapılmış tablo (1730)
Patrona Halil İsyanı 28 Eylül 1730 tarihinde Patrona Halil’in önderliğinde İstanbul’da çıkarılan isyan. Lale Devrindeki idari, sosyal ıslahat ve mimari yeniliklere askeriyenin de ilave edilmesi, yeniçerileri telaşlandırdı. İran’a sefer hazırlığı içinde bulunulması, yeni tarzda kurulacak Asakir-i nizamiyye ordusu için Fransa’dan uzmanlar getirtilerek Üsküdar’da bir kışla kurdurulması, bozulmaya yüz tutmuş yeniçerileri ve yenilikleri yanlış anlayanları ve Osmanlı Hanedanı düşmanlarını harekete geçirdi.

Tarihte Lale devri olarak bilinen döneme son veren isyan hareketi. Patrona isyanını hazirlayan çesitli; siyasi, ekonomik, sosyal ve idari sebepler vardir. Merkezde sadrazam Nevsehirli Damad ibrahim Pasa'ya karsi olan devlet adamlari, bilhassa devlet içerisinde yapilan idari ve sosyal islahatlarin askeri teskilat içerisinde de yapilacagini öne sürerek, yeniçeri ocagini isyana tesvik ediyorlardi. Bu arada uzun süren ve Lale devri denilen sulh devresinde istanbul'u güzellestirmek amaci ile girisilen saray, konak, yali ve bahçe gibi insaatlari da, lüks ve israftan sayarak halki kiskirtmaktan geri durmuyorlardi.

Son olarak 1723 iran seferinin baslangiçta muvaffakiyetli neticeler alinmasina ragmen, sonradan Osmanli Devleti aleyhine dönmesi ve bozgun haberlerinin istanbul'a gelmesi üzerine, yeniçeriler ile birlikte istanbul halki ve esnafinin da ibrahim Pasa idaresine karsi hosnutsuzluk belirtmeleri, isyan için firsat kollayanlari harekete geçirdi. Bunlarin basinda. Patrona lakabiyla taninan ve o tarihe kadar ufak tefek disiplinsizlikleri yaninda, Nis ve Vidin'de meydana gelen yeniçeri ayaklanmalarina katilarak daima menfi davranislarda bulunan ve kapdan-i derya Abdi Pasa'nin tavassutuyla idamdan kurtulan, Halil adinda bir serseri gelmekteydi. Patrona Halil, etrafinda topladigi istanbul'daki gayr-i Türk serseri takimindan meydana gelen avanesi ile isyan hazirliklarina basladi. Bu arada sultan üçüncü Ahmed Han, bizzat iran seferine çikmak üzere Üsküdar'a geçmis bulunuyordu.

Nitekim Padisah'in istanbul' dan ayrilmasini firsat bilen Patrona Halil, Muslu Pasa, Ali Usta, Kara Yilan, Emir Ali, Çinar Ahmed, Oduncu Mehmed, Laz Mustafa, Tursucu ismail. Gavur Ali, Cigerci Ramazan gibi asilerle 28 Eylül 1730 Persembe günü isyan etti. isyani Bayezid'de baslatan asiler, esnafdan, dükkanlarini kapayip kendilerine katilmalarini istediler. Patrona Halil, daha sonra bir mikdar asiyle Aga kapisina gitti. Yeniçeri agasi Hasan Aga, üç yüz kisi ile karsi koydu ise de tutunamayip geri çekildi. Yeniçeri agasinin geri çekilmesi, asileri cesaretlendirdi ve Aga kapisindaki ve baska hapishanelerdeki mahkumlari serbest birakip, kendilerine kattilar. Sipahi çarsisi ve Bit pazarinda bulduklari silahlari yagma ederek, Saraçhane'yi kapattilar.

Istanbul kaymakami Mustafa Pasa, isyani haber alir almaz, hadiselerden Padisah'i haberdar etti. Sultan Ahmed Han ve devlet adamlari istanbul'a geldiler ise de, Lale devrinin sulh, sükun ve huzuruna alisan devlet adamlarinin isyani bastirmak için uzun müzakereler ile vakit geçirmeleri, asilerin iyice kuvvetlenmesine sebeb oldu. Asiler ikinci gün bir liste yapip kirk bir kisinin kendilerine teslim edilmesini istediler. Listede; sadrazam Damad ibrahim Pasa, kapdan-i derya ve istanbul kaymakami Mustafa Pasa, sadaret kethüdasi Mehmed Pasa, seyhülislam Abdullah Efendi ile otuz yedi kisinin isimleri vardir. Sultan Ahmed Han, asilerin istedigi sahislari vazifeden alip, istanbul'dan uzaklastirarak, hadiselerin önüne geçmek istedi. Vezirlige silahdar Mehmed Pasa tayin edildi. Seyhülislamin öldürülmesi dinen caiz olmadigina dair ulemanin fetva vermesi üzerine, asiler seyhülislamin öldürülmesinden vazgeçtiler. Ancak diger üç vezirin basini istemede ayak direttiler. Padisah, asilerin istegine bas egmek mecburiyetinde kaldi. Damad ibrahim Pasa, asilerin eline geçince, Kaymakam Mustafa ve Mehmed pasalarla beraber hunharca öldürüldü. Pek çok hayir ve hasenat, saheser mimari ve ilmi eserlerin banisi Nevsehirli Damad ibrahim Pasa'nin öldürülmesiyle, asiler daha da simararak kendilerince tayinler yaptirip gittikçe cesaretlendiler, ilk önce sadakatle bagliliklarini ve Padisah'dan hosnud olduklarini bildiren asiler, asil niyetlerini ortaya koyarak sultan üçüncü Ahmed Han'in hal'ini istemeye basladilar. Sultan üçüncü Ahmed Han, tahttan çekilmedikçe asilerin isteklerinin tükenmeyecegini anlayinca, isyanin önüne geçmek ümidiyle, kardesinin oglu sehzade Mahmud adina saltanattan feragat etti. 1/2 Ekim 1730 gecesi veliahd sehzade Mahmud, Osmanli sultani oldu.

Birinci Mahmud, üçüncü Ahmed Han'in feragati ve asilerin arzulariyla Osmanli sultani oldugu zaman, hakimiyet tamamen asilerin elinde idi. Asilerin reisi Patrona Halil ve avanesi devletin önemli mevkilerine kendi taraftarlarını getirtmişti. Asiler, istediklerini yapiyorlardı ve Sultan Mahmud, buna mani olmak için Patrona Halil ve adamlarini ortadan kaldirmaya karar verdi. Âsilerin devlet kadrosuna tayin ettiklerini vazifeden alip, onlari istanbul'dan uzaklastirma çarelerini araştırdı. Birinci Mahmud Han, asileri ortadan kaldirabilecek devlet adamlarını dikkat çekmeden önemli yerlere getirdi. Sonra Patrona Halil'e Rumeli beylerbeyligi rütbesini verdi ve hil'at giymek için geldigi Revan köskünde, on yedinci bölük agasi Halil Aga'ya boğdurttu. Dışarıda bekleyen asi elebaşları da; "Hil'at giydirilecektir" denilerek birer birer içeri aliındı ve hepsi öldürüldü (15 Kasim 1730). Böylece istanbul'da asayisi yeniden te' min eden sultan birinci Mahmud, devlet otoritesini kuvvetlendirdi.

Patrona Halil İsyanı Sonrası

İsyancı asiler daha önceki devirden elde kalan en önemli binaların bulunduğu Saadabat'daki köşkleri yakıp kule döndürmeyi arzu etmekteydiler. Fakat I. Mahmud bu yangına izin vermedi. Ama yine de buraların yıkılmalarına engel olamadı.

I. Mahmud ayaklanmayı ortaya çıkartan elebaşılarını birer görevle İstanbul'dan uzaklaştırmayı denedi. Patrona Halil Yeniçeri Ağası tarafından yapılan 10 bin altın maaşla nerede isterse vali olması teklifini retedip; amacının mal, mülk ve ünvan edinmek olmadığını ve bozuk düzeni kaldırmak ana hedefi olduğunu belirtti. Güvenilir adamları aracılığıyla I. Mahmut, Kapıkulu asker ocaklarındaki isyancıları ve Patrona Halil etrafındaki kalabalığı kendi safina çekmekde biraz başarı kazandı. Patrona Halil, Şeyhülislam ve kazaskerin kefil olmaları ile, bu yoldaşlarının ayrılmasını kabul etti.

Fakat yine bir ay boyunca Patrona sık sık Etmeydanı karargahından ayrılıp silahlı olarak Sultan'ın huzuruna çıkıp istek ve önerilerde bulunmakta ve ayrıca çarşı pazarda denetimde bulunmaktaydı. Kasım 1730 ortasında (çoğu Arnavut asıllı olan) Patrona Halil erkanı ile kapıkulu askerleri arasında, özellikle Patrona Halil erkanına sağlanan ayrıcalıklardan doğan hoşnutsuzluk dolayısıyla, uyuşmazliklar başladı. Bunu önlemek için Patrona Halil Sadaret Kaymakamı görevini yüklenmek istediğini Sultan'a bildirdi. Bunun zararını anlayan Sultan hemen Kaptan-ı Derya Canım Hoca Mehmed Paşa'ya bir plan hazırlatıp uygulamaya koydu. 23 Kasım'da genel gündemli bir Divan-Hümayun toplantısı hazırlanıp Patrona Halil ve bütün erkanı bu toplantıya çağrıldı. Burada 25 Kasım'da bir gizli toplantı yapılması kararlaştırıldı. Bu gizli toplantiya gelen Patrona, erkanı ve muhafızlerı birbirinden ayrıldı. Silahlarından arındırılan Patrona Halil ve erkanı Sünnet Odası'ndan alinarak bir baskınla öldürüldüler. Dışarıda bekleyen muhafızlar ise birer ikişer ayrı ayrı idam edildiler. Endurun avlusu ve Sofay-i Hümayun bir savaş meydanı sonunan döndü. Patrona, erkanı ve mufahızlarının kelleleri ve cesatleri Saray'dan arabalarla çıkarılınca zorba kalabalıkları da hemen dağıtıldı.
bende "katre-i matem"i okudum.dün bitti.kitap bana çok sıkıcı vedili ağır geldi.lale devrini ve patrona halil olayını anlatışı,gerçekliği gayet net ve hoş olsada;bu konu kitabın yan konusu.ana konu ise meçhul şehzade ahmetin hayatını esas almakta...bir de der kenar olarak verilen alt başlıklar oldukça saçmaydı.dedemin bana çocukken anlattığı gibi "bir dilberi şeyda görüp tutulmuş,önce yürek yanmış,sonra beden tutuşmuş,sonrada külleri havaya savrulmuş" babından tasvirler çok abartılı ve saçma...gerçek bir tarih kesitini masalsı bir divan edebiyatı ağırlığı boğmuş...yinede bir tarih olayını yaşarmış gibi anlatan "iskender pala" ya teşekkür ederim.objektif olmak gerekirse,benim puanım 10 üzerinden 6.5 ancak olabilir!divan edebiyatından hoşlananlara tavsiye edilebilinir.
olay üç gün sürdü bu yok ayrıca ortadan kaldırılışları tam olarak yansıtılmamış
Katre-i matem de (iskender pala) bu konuyla ilgili derin ve ince meseleler gün yüzüne çıkıyor.tavsiye ederim mutlaka okunup irdelenmesi gereken bir eser.
evet romanı okudum ve gerçek bilgilerle karşılaştırdım İskender Pala gerçeklerle örtüşen ve devri anlamaya yardımcı güzel bir eser ortaya koymuş okunmasını bizler de tavsiye ederiz
ancak osmanlıdevletinin düştüğü şu durum hem devlet erkenı hem tebea yönüyle gerçekten içler acısı

İlgili konuları ara

Yanıtlar