Pompei

İtalya'da Vezüv yanardağı eteğinde eski bir şehir. Eskiden Roma zenginlerinin dinlenme ve eğlence şehri idi. 79 yılında bütün şehir, ...

Pompei

Pompei, lat. Pompeii, Napoli eyaleti Campania’da Vezüv’ün eteklerinde kurul­muş italyan şehri, 19 100 nüf. önemli bir ziyaret yeri. Madonna del Rosario’nun tapı­nağı. İtalya'da Vezüv yanardağı eteğinde eski bir şehir. Eskiden Roma zenginlerinin dinlenme ve eğlence şehri idi. 79 yılında bütün şehir, Vezüv yanardağının püskürmesi sonucu tamamen lavlar altında kalmıştır. 1748 yılında bir köylünün Pompeide heykeller bulması üzerine kazılar yapılmış ve eski şehrin beşte ikisi meydana çıkarılmıştır. Bugün şehrin harabeleri, turistlerin başlıca gezi yerlerinden biridir.

İtalya’daki Vezüv Yanardağının patlaması ile lavlar altında kalan şehir. Napoli’nin 25 km kadar uzağında olan bu şehir, miladi 63 yılında şiddetli bir zelzele ile yıkılmış, şehrin onarımı bitmeden 79 yılında Vezüv Yanardağından çıkan metrelerce yükseklikteki lav ve küllerin atında kalarak kaybolmuştur.

Arkeol. M.ö. VI. yy.’da Osk’lar tarafın­dan kurulan şehir Yunanlıların etkisi altına girdi; birkaç yıl da Samnit’lerin işgali al­tında kaldı (M.ö. 425-420). 290′da Roma’nın mütefiki oldu, Sınıf kavgası sırasında ayak­landı. Sulla tarafından ele geçirilerek (M. ö. 89) sömürge oldu ve M.S. 62′de «Colonia Neroniana» adını aldı. Deniz kenarın­da (o zamandan beri, volkan küllerinin bi­rikmesi sonucunda kıyı yer değiştirmiştir) verimli toprakların üzerinde ve güzel bir ülkede kurulmuş olan Pompei, çevredeki Yu­nanlıların etkisiyle helenistik bir şehir gö­rünüşü aldı. M.S. I. yy.da Romalılar bura­ya akın edince şehri bir zevk ve eğlence ye­ri haline getirdiler. Bu yüzyılda (59), Pom­pei, Nucerini’lerle çıkan bir anlaşmazlık yü­zünden karıştı ve kan dökülmesine yol açan bu durum imparator tarafından şiddetle kı­nandı. Daha sonra 62′de bir deprem sonu­cunda yıkılan şehri kısmen yeniden inşa et­mek gerekti. Pompei, yüzyıllar boyunca top­rak altında kalmasına yol açan 79 felaketi sırasında, surlarla çevrili, elips şeklin­de 30 000 nüfuslu bir şehirdi. Liman çok faaldi, fakat birçok işsiz güçsüz de vardı. Çok yaygın olan latin dilinin yanı sıra yu­nan kültürü de etkisini sürdürüyordu. Daha o zamanlar bile şehirde birkaç hıristiyan vardı.

Volkanın püskürmesi çok ani oldu. Belediye seçimlerinin yapıldığı bir dönemdi. Tiyatro­da Plautus’un Casina adlı eseri oynuyordu. Küller ve yanardağ taşları yağmağa başla­dığı zaman halkın çoğu başlarında birer yastıkla kırlara kaçtı. Birçok kişi de evlerin­de her şeylerini olduğu gibi bırakarak ale­lacele çıktı, geç kalan ya da değerli eşya­larını almak için geri dönenler ise bunu hayatlarıyle ödediler. Kazı yapanlar, katılaş­mış kül yığınları içinde, cesetlerden arta ka­lan boşlukların alçıdan kalıplarını çıkararak bu kimselerin son andaki durumlarını tes­pit ettiler. Misena’da bulunan filonun ku­mandanı Büyük Plinius yanardağın püskür­mesini yakından görmek istedi ve boğularak öldü. (Yeğeni Küçük Plinius ise olayları anlatmıştır.) Şehir metrelerce kalınlıkta vol­kanik artıklarla örtüldü. Bazı kimseler de­ğerli eşyalarını almak için geri döndüler, ama bir süre sonra şehir kendi haline bı­rakıldı. 1600′e doğru bilgin Fontana bura­daki yıkıntılara dikkati çekti. 1748′de bir köylü bazı heykeller buldu; 1860′tan sonra da gittikçe artan bir hızla kazılara başlandı. Kazı tekniği geliştirildi ve çalışmalar ara­lıksız sürdürüldü. Bugün şehrin deniz ta­rafında bulunan, toprağın yüzeyine yakın ve açılması en kolay olan üçte biri, XX. yy.da çok dikkatle yapılan kazılar sonunda da, özellikle Strada dell’ Abbondanza (Bere­ket caddesi) ortaya çıkarılmıştır. Şehrin kendine bas bir görünüşü vardır. Çok düzensiz bir şekilde döşenmiş ve kenar­larında yüksek yaya kaldırımları bulunan caddelerde yayaların geçmesini kolaylaştır­mak amacıyle yer yer çıkıntılar meydana getiren kaldırım taşı yığınları vardı. Çeş­melerin suyu bir kanalizasyon şebekesinden sağlanır. Dükkanlar pek çoktur: jüllonicae (kumaş boyama), thermopolia (kabareler). Bunların yol boyunca birer tezgahları vardı. Arkada da, hiç bir özelliği olmayan basit birçok evle, yüksek burjuva sınıfının evleri (Casa) yer alır. Bunlardan bazıları freskleri ve heykelleriyle ünlüdür: Casa del Citharista, Casa dei Diadumeni, Casa del Criptoportico, Casa del Larario. Casa dei Menandro, Casa delle Nozze d’Argento, Ca­sa degli Amorini Dorati, Casa del Fauno ve eski sahiplerinin adlarıyle anılan Vettius’ların (Casa dei Vettii), Loreius Tibuatinus’un Casa de Loreia Tiburtino ve bankacı «Jucundus»un (Casa di Jucundo) evleri. Bunlar, bir atrium, arkada ise bir neustil çevresinde kurulan o devrin tipik ev planını çizmeğe imkan vermiştir.

Bahçeler kısmen yeniden düzenlenmiştir, özellikle mitolojik konulu ve balmumu yahut kazeinle yapıl­mış duvar resimleri, etkisi çok canlı olan bir dekor meydana getirir.

Bununla birlikte konular hep aynıdır ve seri halinde iş çıkaran sanatçılar tarafın­dan birbirinden kopya edilmiştir. Bu resim­lerden bazıları oldukları yerde, camların al­tında muhafaza edilmiş, bazıları da Napoli müzesine konmuştur. Bunlarda dört ayrı üs­lup görülür: mermer panoları örnek olan samnit üslubu (M. ö. 200-70), aldatıcı bir görünüşü olan perspektifleri kapsayan üslup, Augustus devrinde değişik manzaralarla çeşitli mitoloji sahnelerini işleyen üslup ve Neron devrinde barok tarzına doğru bir eği­lim gösteren üslup. Süslemeler mozaik ve yalancı mermerle yapılmıştır. Ayrıca, bu­lunmuş olan çeşitli eşyalar da vardır: mut­fak eşyası, ne işe yaradığı pek anlaşıla­mayan kaplar, borular, tabletler (mumlu tahtadan yapılmış ve iyice kömürleşmiş olan bankacı Jucundus’un tabletlerinde bir dizi sözleşme metni) vardır. Resmi binalar oldukça eskidir. Etrüsk ve Samnit devrin­den kalma surlar içinde, M.ö. II.yy.dan kal­ma üç yanı kemeraltılı ve arabalarla yasak­lanmış olan bir forum görülür. Bu forum imparatorların ve ünlü kişilerin heykelle­riyle süslüdür. Kuzeyde Jüpiter tapınağı, doğuda da kapalıçarşı vardır. Çok klasik olan bazilika M.ö. II. yy.’dan kalmadır ve batıda bir Apollon tapmağının yanında yer alır.

Ayrıca burada «üç köşeli» adı ve­rilen, etrüsk devrinden kalma ikinci bir fo­rum, hamamlar (Stabiae hamamları), iki ti­yatro, bir basamaklı tiyatro (M.Ö. I. yy.), bir Pompei Venüsü tapınağı (Venüs’e hal­kın özel bir sevgisi vardı), bir gladyatör kışlası v.b. bulunur. Duvarların dışında anayollar boyunca mezarlar, daha ötede de birkaç villa yer alır. Bunlardan, bir tepe­nin yanında bulunan Diomedes’in villası ve bir tarım işletmesi merkezi olan Villa dei Misteri, muhtemelen Dionysos ayinlerine ait sahnelerin yer aldığı freskleriyle ünlüdür. Şehirde yapılan incelemeler, grafitti’ler sa­yesinde roma taşra hayatının bütün dekoruyle günlük yaşantısını ortaya çıkardı. Bu duvarlarda zamanın şairlerinin mısraları, küçük haberler, yergi yazıları ve tanrıya ya­karışlar görülür.

Antik şehir M.Ö. 6. yüzyılda Osk’lar tarafından kuruldu. M.Ö. 89 yılında Romalılar tarafından işgal edilerek koloni haline getirildi. M.S. 1. yüzyılda Romalılar buraya gelince şehri eğlence merkezi haline getirdiler. Yapılan kazılardan anlaşıldığına göre, zenginliğin, debdebenin akıl almaz boyutlara yükseldiği bu yer, görünce insanların yüzünü kapatacağı, gözlerini yumacağı bir eğlence pazarı haline gelmişti. Düşünülemeyen, tasavvur edilemeyen ahlaksızlıkların yapıldığı belde M.S. 63 yılında bir zelzele geçirdi. Buna rağmen insanların gittikçe azgınlaşması, eğlence adı altında türlü ahlaksızlıkların devamı sonunda Vezüv Yanardağı Ağustos ayında büyük bir gürültüyle patladı. Kimsenin farkında olmadığı bir sırada havadan taşlar, kaya parçaları ve toprak yağmaya başladı. Bunu gören, o gün için 30.000 civarında olan, Pompei halkı, ne yapacağını şaşırdı. Panik arasında hiç kimsenin aklına ihtiyarları, sakatları, hastaları kurtarmak gelmiyor, herkes yalnız kendini düşünüyordu. Yer yer kalınlığı 3-4 metreye varan küller, kükürtlü buharlar insanı hareket edemez hale getiriyordu. Şarap pazarında toplananlar ise çöküntü sonunda ağırlıkların altında kalıp öldüler. İki gün süren korkunç patlamalar, taş, kül yığınlarının sonunda şehir kalınlığı yer yer sekiz metreyi bulan lav yığınının altında kaldı. Tahmini olarak 2000’den fazla insan öldü.

Felaketin daha dramatik tarafı ölen insanların bulundukları durumlardı. Bulunan 2000’in üzerindeki iskeletlerin durumlarından çoğunun çirkin işler yaparken evlerinin harabesi altında kaldığı veya kül yığınlarının ağzına burnuna dolarak onu boğduğu anlaşılmaktadır. Bu felaketle ilgili hatıralar, Roma komutanlarından Pliny the Elder’in yeğeninin, tarihçiTacitus’a yazdığı iki mektupta geniş yazılmıştır.

1711 yılında köylünün birinin, toprağını kazarken ortaya çıkardığı gerçek, insanlara, o günkü felakete uğrayanların hallerini ortaya koyması bakımından önemlidir. Pompei’deki kazılara düzenli olarak 1748 yılında başlanıldı. Bundan sonra devam edilen kazılarla düzenli bir plana sahip Pompei şehrinin büyük bir kısmı ortaya çıkarıldı. 1860’ta İtalyan ilim adamı Giuseppe Fiovelli taşlaşan küllerin arasında bir boşluğa tesadüf edince buraya açılan delikten sıvı alçı döktürerek içerdeki boşluğun kalıbını aldırıyordu. Böylece lavların altında kalmış olanların gerçek durumlarını aksettiren haller tesbit edilmiş oluyordu. İlim adamının ölümünden sonra da bu çalışma devam etti. Günümüzde Pompei’nin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. Bugün gezen insanlar 2000 yıl önceki şehri olduğu gibi görebiliyorlar. Lavlar altından çıkarılmış evler, sokaklar, tapınaklar ve diğer eşyalar herkesin ilgisini çektiğinden burası önemli bir turistik bölge haline gelmiştir.

Pompei

Almanca Pompei kelimesinin İngilizce karşılığı.
npr. pompeii

Pompei

İtalyanca Pompei kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. Pompeii, ancient city in southwestern Italy (destroyed in 79 A.D. by the eruption of Mount Vesuvius)

Pompei

İtalyanca Pompei kelimesinin Almanca karşılığı.
n. pompeji

İlgili konuları ara

Yanıtlar