--}}

Postmodern Feminizm

“Das Unbehagen der Geschlechter” (cinsiyetlerin huzursuzluğu) kitabının yazarı Judith Butler’ın öncülüğünde eşitlik feminizmi üzerine kurulmuş; ancak bir adım daha da ileriye giderek “toplum cinsiyeti” ve “biyolojik cinsiyet” olmak üzere iki cinsiyetten bahsetmiştir. Cinsiyet kimliklerinin ortak kabul edilebilmesi, cinsiyetler arasındaki farklılıkların daha az güçlü olmasıyla bağlantılıdır.

Feminizm Postmodern feminizm, feminizmin 20. yüzyıl felsefesinde ve postmodern durum içinde aldığı teorik ve pratik konumla şekillenmesini ifade eder. Feminist teori ile postyapısalcılık arasında kurulan bir bireşimin ürünü olarak gerçekleşir.

Bu konum grift ve tartışmalıdır; çünkü bir yandan feminizmin modernizm-postmodernizm tartışmasına dair söyleyecek fazla bir şeyleri olmadğı düşüncesi vardır, öte yandan postmodern düşüncenin oluşumunda ve postmodernizme dair söylemin kuruluşunda feminizmin yer aldığı iddiası sözkonusudur. Yakından bakıldığında pek çok kadın yazar ve teorisyenin hem feminist hem de postmodernist bir konum içinden konuştuklarını görmek mümkündür. Bu konum içinde üretilen feminizm genel olarak ``postmodern feminizm`` adlandırılmaktadır.

Tarihçe ve konum

`in bir kitabı] 70`li yıllardan itibaren gerek feminizm gerekse postmodernizm teorik/felsefi alanda olduğu kadar, kültürel ve siyasal alanda da etkili akımlar ve yönelişler ortaya koymuştur. Mary Joe Frug`un postmodernizmi ve feminist teorinin birleşimini dile getiren Manifestosu ("``A Postmodern Feminist Legal Manifesto"``) bir anlamda postmodern feminizmin yasal ilanı olarak kabul edilmektedir.

Bu isimlerin üretikleri çalışmalara bakılırsa, hem feminizmin hem de postmodernizmin en önemli kaynaklarında yer almışlardır. Her iki yöneliminde ortak paydaları olduğu belirtilebilir; bunlar yeni bir toplumsal eleştiri alanı açmaları ve geleneksel felsefe ile eleştirel bir ilişki kurmaları şeklinde özetlenebilir. Ancak aralarında temel farklar da sözkonusudur.Feminizm ve postmodernizm akımları kolayca bir araya gelebilir nitelikte değildirler. Bu bakımdan 70`ler sonrası, postyapısalcı felsefe ve psikanaliz ekseninde gelişme gösteren feminizmler, modernite eksenli feminizmlerin eleştirisini de gerçekleştirirler.

Özellikle toplumsal eleştiri konusunda postmodernizm fazlasıyla spekülatif bir görünüm sunarken, feministler özellikle toplumsal eleştiri konusunda ısrarcıdırlar. Öte yandan postmodernistler özcülük ve temeldencilik konusunda hassas bir dikkate sahip olurlarken, feministler buna düşme eğilimi gösterirler. Her iki yönelimin, feminizm ve postmodernizm bu tür farklarını silmeye ya da ortadan kaldırmaya yönelik girişimler de sözkonusudur ki, bunları ``postmodern feminizm`` olarak eddetmek uygun görünmektedir. Postmodern feminizmler özcü ve temeldenci olmayan bir feminizm yönünde konumlanmakta ısrarcıdırlar.

Önemli isimler

- href="/postmodernizm" >postmodernizm bağlamlarında feminizm üzerine özgün bir çalışma] Postmodern feminizm ekseninde belli başlı isimleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
Julia Kristeva
Julia Kristeva
] Bu isimler genel anlamda ne feminizmle ne de postmodern söylemle tamamen bağdaşır görünmemektir, ancak her iki alanın ögelerini üzerlerinde taşıdıkları ve kendi zeminlerinde bu alalnların her ikisini birden geliştirdikleri ve genişlettikleri söylebilir.Geleneksel felsefi ve kuramsal argümanlara dayanmayan yen bir toplumsallık eleştirisi, hem feminizmden hem de postmodernizmden gelen bir yönelim olarak buradaki postmodern feministler tarafından geliştirilmeye ve belirli şekillerde temellendirilmeye çalışılır.

Bununla birlikte genelde özcü ve temeldenci olmayan bir yönelimle feminist kuramın tamamen uzlaşması olanaklı görünmemektedir. Ancak postmodern feministler bunu, feminist felsefenin genel özelliklerini değişime uğratarak aşmaya yönelirler. Böyle yaptıkları için geleneksel feminist felsefelerden (Radikal, markscı, ya da sosyalist vb.) itirazlarla karşılanırlar. Sömürge sonrası feminizm teorisiyle (en önemli ve oldukca etkili bir düşünür olan Spivak bu yönelimin temsilcisi sayılmaktadır) postmodern feminist teorisyenler arasında paralellikler ve özgün bağlantılar sözkonusudur.

Modernite eksenli feminizmler, postmodern feminizm için iktidar, öznelik, cinsiyet vb. konularda sorunludurlar ve dahası mevcut gerçekliği yeniden üretmekten öteye gidememektedirler. Önemli ya da belirleyici olan, kadınlar için mevcut toplumsal alanda eşit haklar elde etmek ya da belirli noktalara kadınların getirilmesi sağlamak değil, süregiden kadın söylemini ve mevcut hiyerarşik düzenlemeleri, iktidar yapılarını dönüştürebilmektir.
Julia Kristeva
Julia Kristeva
]Postmodern feminizm bu anlamda yeni bir siyasal ve toplumsal eleştiri geliştirme arayışıyla ortaya çıkar. Dil, söylem ve kültür alanında mevcut yapıları sorunsallaştırmaya, bozmaya ve yerinden etmeye yönelmek, bunlara karşı yeni bir öznelik, söylemsellik ve kültür değerleri üretmek daha önemlidir. Bu anlamda modern ve postmodern feminizmler arasında, keskin ve köklü ayrımlar ve teorik çatışmalar sözkonusudur.

Nancy Fraser ile Linda Nicholson, feminizm ve postmodernizm karşılaştırması içerisinde ("``Felsefesiz Toplum Eleştirisi``") bir değerlendirme sunmaya yönelirler ve burada feminizmin özcülüğe ve temelldenciliğe düşmelerini örneklerler. Onlar bu değerlendirmeden hareketle, feminist felsefenin asıl olarak postmodern olmaları gerektiğini söylerler. Postmodern feminizm onların düşüncesine göre pragmatik temelde kurgulanmalıdır, özcülüğün ve temeldenciliğin yeniden üretimi konusunda dikkatli olmalıdır. Evrenselci olmayan bir girişim olmalıdır. Onlara göre, psikanaliz dayanaklı Fransız feminizmi, yani Irigaray, Cixous ve Kristeva, reddediyor gibi görünselerde özcülük hatasına düşmektedirler.

Göz at



Kaynak



Felsefe

Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara


Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.